EMRAH SERBES’İN DERBEDER’İN EL KİTABI ÜZERİNE
Burak Soyer
“Derbederin El Kitabı”nın omurgasını oluşturan mevzular, insanlığın binlerce yıllık kadim yüzsüzlüğünden ileri gelse de Emrah Serbes, bütün bunları günümüze uyarlayarak “modern derbeder”in koftiliğinde yatan iki yüzlülüğe karşı en çıplak hâliyle dimdik duruyor.

Derbederlik, illa garibana, umutsuz aşığa, yetime öksüze, berduşa, ayyaşa iliştirilebilecek bir “hâl” değildir. Derbeder kendi omzundaki yüküyle hemhal olmuşken dünyanın çamurla sıvanmış ahval ve şeraiti karşısında pek çok farklı biçime bürünebilir. Bazen derviş misali köşesine çekilir bazen o sahte kalabalığın içine karışıp yanından yöresinden geçip gidenlerin yüzlerine gözünü dikip kemiksiz dilinden çıkan sözcüklerle o suratların ifadesini alabilir. Emrah Serbes’in İletişim Yayınları’ndan çıkan yeni kitabı “Derbederin El Kitabı” da bu minvalde yol alan, dünyanın, insanın hâl ve gidişatını kendine dert edinmiş “gerçek” derbederin zihin dünyasında yolculuğa çıkan denemelerden oluşan bir kitap.
Parayı, pulu, riyayı, yalanı dolanı şiar edinen “modern “derbederlerin” aksine, gözü gönlü sokakta akan içi dışı bir derbederlerin fikriyatından yola çıkarak kaleme alınan denemelerde Emrah Serbes, yaşamın kılcal damarlarına kadar işlemiş meselelere el atarak, derbederin varoluşundan gündelik hayatına kadar pek çok konu hakkında fikir beyan ediyor. Ancak bunu üstten bir bakıştan ziyade, olduğu gibi en saf biçimde yapan Serbes, insani şartları sonuna kadar zorlayarak derbederin kabuğundan sıyırıyor ve onu tamamen üryan bir şekilde yaşamın tam göbeğine salıyor.

Emrah Serbes’in derbederi, haybeye konuşmayan, yeri geldiğinde lafı ve tavrı yerine koymaktan geri kalmayan harbici bir karakterin vücut bulmuş hâliyle okur karşısına çıkarken, gördüğünü, duyduğunu asla yutup sindirmeye çalışmayan, bilakis, gözüne çarpan falsoyu en kallavi şekliyle sahibine iade etmeyi kendine adeta bir görev olarak görüyor.
“Derbederin El Kitabı”nın omurgasını oluşturan mevzular, insanlığın binlerce yıllık kadim yüzsüzlüğünden ileri gelse de Emrah Serbes, bütün bunları günümüze uyarlayarak “modern derbeder”in koftiliğinde yatan iki yüzlülüğe karşı en çıplak hâliyle dimdik duruyor.
Wilhelm Reich’ın “Dinle Küçük Adam”ını andıran, Emrah Serbes’in aşina olduğumuz dilinden farklı olarak daha kalender bir anlatı biçimiyle yazdığı “Derbederin El Kitabı”, birer derbeder olsak da olmasak da bize söyleyeceği pek çok şeyi olan bir kitap olarak hâli hazırda hepimize ayna tutmanın peşine düşüyor.

Burak Soyer
Gazeteciliğe 2005 yılında Radikal Gazetesi Kültür Sanat Servisi ve Kitap Eki’nde başladı. Şimdiye kadar Milliyet, Hürriyet, Hürriyet Kitap Sanat, BirGün, BirGün Pazar, BirGünKitap, Taraf, Cumhuriyet Pazar, T24, Gazete Duvar, sendika.org, solhaber.org’a, siyaset, edebiyat, müzik, sinema, tiyatro yazıları yazdı. Halen Gazete Pencere, Bianet, Gazete İkinci Yüzyıl ve OT dergisine kültür sanat, K24, Edebiyathaber.net, Oggito, Ne Okuyorum?, Ajandakolik, Mahal Dergi, Romanoku internet sitelerine de edebiyat yazıları yazıyor. 2017 yılında ilk kitabı Zıvana Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı. Zıvana’nın devamı olanBuji de 2019 yılında aynı yayınevinden çıktı. Son romanı Ring ise, geçtiğimiz Eylül ayında Karakarga Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olan Burak Soyer, halen Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Sanat Tarihi bölümündeki eğitimine devam etmektedir.


