Uzun süredir merak edilen bir şehre yapılan yolculuk bazen beklentinin ötesine geçer. Avusturya’nın Graz kenti, sakin ritmi, kişilikli mimarisi, sanatı günlük hayatın içine sızdıran yaklaşımı ve şaşırtıcı kültürel deneyimleriyle böyle bir yer. Mur Nehri kıyısında başlayan bu yolculuk; Dante’nin İlahi Komedya’sının opera binasında bedenle yeniden yorumlandığı sıra dışı bir sahne deneyimine, müzelerde zamanla kurulan sessiz diyaloğa ve beklenmedik bir gastronomi keşfine uzanıyor. Kaostan uzak, derinliği olan şehirleri sevenler için Graz, yalnızca bir gezi değil; hafızalarda kalacak önemli bir durak.
SAYIM ÇINAR

Uzun süredir gezi listemdeydi. Avusturya’nın Graz şehrine gitmek istiyordum ve de gitmeyi başardım. 2005 yılında kentin merkezi, UNESCO tarafından dünya kültür mirası ilan edilmiş. İçinde büyük üniversiteleri var. Tramvay ve otobüsle tüm şehri rahatlıkla gezebilirsiniz.
İçinden Mur Nehri geçiyor, dikkat çekici bir mimariye sahip Kunsthaus, Graz Operası, şehrin ortasındaki tepede bulunan saat kulesi, en sevdiğim yerler oldu. Tüneli, temiz sokakları, huzurlu insanları ile sakin bir şehir. Kişilikli bir şehirde olmanın keyfini yaşadım. Gerilim ve kaostan hoşlananların pek keyif alamayacağı yer.
Graz’da tanıdık ama her zaman taze bir esinti esiyor. Kafeleri oldukça keyifli bu kentin. Mur Nehri’nin sağ kıyısını, Kunsthauscafé’de iyi vakit geçirdim. İyi kahve, akılda kalıcı lezzetler burada da yerini almış. Burada çalışan Türkler de Graz’ı seviyorlar.
Philip Glass ile Arvo Pärt’in müzikleri eşliğinde İlahi Komedya

Graz Opera Binası’nda, “Dante’nin İlahi Komedya” (Divina Commedia) operasını da izledim. “İlahi Komedya”, İtalyan şair Dante’nin (1265–1321) başyapıtıdır ve İtalyan edebiyatının en önemli eseri ve modern İtalyan dilinin temellerinden biri olarak kabul edilir. Bu önemli eser, Philip Glass ile Arvo Pärt’in müzikleri eşliğinde, Graz Balesi dansçıları tarafından “iç organları” keşfedilen devasa bir insan vücuduna dönüştürülüyor. Şilili koreograf Estefania Miranda, Cehennem ve Araf’tan Cennete uzanan yolculuklarında sadece sahneyi değil, opera binasının tüm fuayelerini de kullandı. Oyun çok farklı şekilde başladı, ilk yarım saati oyunu opera binasında gezerek izledim. Hayatımın en ilginç tecrübelerinden biri oldu. Operadan sonra kendimi şanslı hissettim.
Graz’da mutlaka görün dediğim müzeler de şunlar; Kunsthaus Graz, Graz Museum Schlossberg, Tramva Müzesi, Graz Tarih Müzesi. Graz şehri; Orta Çağ döneminden kalma tarihi yapılarıyla da Avusturya’nın tarihini modern binalarla bir arada sentezlediği önemli bir gezi durağı.

Graz’da yeni bir Japon restoranıyla tanıştım: Sakana
Bu mutfağı sevenlere iyi bir mekan önermek istedim, unutulmaz bir gastronomi yolculuğuna çıktım. Aslında suşi lüks bir tüketim değil, Avrupa’da halkın yediği bir yemek. Bizdeki fiyat dengesizliklerini anlayamıyorum! Suşi seven biri olarak, sayısız Japon lokantalarına gittim. Burası da aklımda kaldı. Graz’daki Sakana, bence bölgedeki en iyi suşi restoranı. Suşiler taze hazırlanıyor, lezzetli mi lezzetli! Sake Nigiri, Sashimi, California Roll, Tempura Roll’ü bir de burada yerin derim!


