BURAK SOYER
Sinirbilim ve gelişim psikolojisi alanında yaptığı ezber bozan çalışmalarla tanınan Amerikalı Prof. Dr. Marc Lewis’in yazdığı “Bağımlılığın Biyolojisi”, bilimsel yaklaşımla nöroplastisiteyi daha anlaşılır hâle getiriyor.Lewis,kişisel hikâyelerin de katkısıyla gerek literatürde gerek de günlük kullanımda “bağımlılığı” tekrar ele alırken, beynin normal işleyişiyle dirsek temasında olan ancak yenilenmeye de kapısını kapatmayan bir model sunuyor.

Geleneksel tıp ve psikiyatride (Batı dünyası diyelim); “bağımlılık”, kesin ve net tanımlamalarla ve bir beyin hastalığı olarak nitelenir. Biraz daha açacak olursak; bağımlı olan kişi sadece zihinsel değil fiziksel olarak da biyolojik sisteminin işleyişini kaybetmiştir ve profesyonel bir yardım alması gerekmektedir. Nörobilim alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Marc Lewis’in yazdığı, Say Yayınları’ndan Elif Okan Gezmiş çevirisiyle yayımlanan “Bağımlılığın Biyolojisi” ise bu genel ve temel görüşte bilimsel, aynı zamanda da etik bakımdan sorunlu olduğunu anlatıyor. Buna karşılık da yine bilimsel verilerle hem de Lewis’in kendini tecrübelerine yer vererek bağımlılığı yeniden tanımlıyor bu kitap.

Marc Lewis, kitabında, bağımlılığı bir hastalık olarak değil, öğrenme süreci olarak tanımlayıp bu iddiadan yola çıkar. Lewis, bağımlılığın beynin doğal öğrenme sisteminin azami düzeyde ve sürekli tekrar eden bir şekilde bir seviyeye ulaşmaya başlamasıyla meydana gelir. Ödülle haz mekanizmaları arasında yinelenen davranış biçimleri bu biçimleri daha güçlü hâle getirir. Alkol, uyuşturucu, kumar veya diğer bağımlılık türleri, dopamin dengesini her defasında yüksek miktarlarda tekrarlayarak “dirençli” tutar ve bu da tekrar edilmeye neden olur.
Bağımlılığın biyolojik çerçevesini dopamin sistemi, prefontal korteks, ödüller, motivasyonlar, limbik gibi nörobilimsel kanatlarla ele alan Lewis, bağımlığın merkezindeki sistemin zayıflamasıyla ödül işleyişinin de narinleştiğini ifade eder ve bu durumun alışkanlık biçiminde sinir ağlarına geri dönüş yaparak onları güçlendirdiğini savunur. Bu tezini de öğrenme biçiminin, yeni öğrenmelerle değişebileceğini destekler.
“Bağımlılığın Biyolojisi”, bilimsel yaklaşımla nöroplastisiteyi daha anlaşılır hâle getirerek, kişisel hikâyelerin de katkısıyla gerek literatürde gerek de günlük kullanımda “bağımlılığı” tekrar ele alırken, beynin normal işleyişiyle dirsek temasında olan ancak yenilenmeye de kapısını kapatmayan bir model sunar. İyileşmesi zor, hatta imkânsız olarak tanımlanan bağımlılığın iyileşmesini değişimle mümkün kılan Lewis, “Bağımlılığın Biyolojisi”nde konuya sadece teorik değil; aynı zamanda ahlaki, etik ve politik bir pencereden bakarak aradaki fark üzerinde cesaretle duruyor ve okuru da bağımlılık hakkında yeniden düşünmeye teşvik ediyor.

Burak Soyer
Gazeteciliğe 2005 yılında Radikal Gazetesi Kültür Sanat Servisi ve Kitap Eki’nde başladı. Şimdiye kadar Milliyet, Hürriyet, Hürriyet Kitap Sanat, BirGün, BirGün Pazar, BirGünKitap, Taraf, Cumhuriyet Pazar, T24, Gazete Duvar, sendika.org, solhaber.org’a, siyaset, edebiyat, müzik, sinema, tiyatro yazıları yazdı. Halen Gazete Pencere, Bianet, Gazete İkinci Yüzyıl ve OT dergisine kültür sanat, K24, Edebiyathaber.net, Oggito, Ne Okuyorum?, Ajandakolik, Mahal Dergi, Romanoku internet sitelerine de edebiyat yazıları yazıyor. 2017 yılında ilk kitabı Zıvana Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı. Zıvana’nın devamı olanBuji de 2019 yılında aynı yayınevinden çıktı. Son romanı Ring ise, geçtiğimiz Eylül ayında Karakarga Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olan Burak Soyer, halen Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Sanat Tarihi bölümündeki eğitimine devam etmektedir.


