Close Menu
    Son Eklenenler

    Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

    Mayıs 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Cuma, Mayıs 1
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      1 KAVRAM 10 DÜŞÜNÜR: Varoluşun On Yüzü

      Ağustos 2, 2025

      Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

      Temmuz 12, 2025

      Institut français, Fransız yazar, felsefeci ve filolog Barbara Cassin’i ağırlıyor

      Şubat 25, 2025

      Sade Yaşamın Gücü: Epikür ve Tao’nun izinde sadeleşmek

      Aralık 7, 2024

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Yeni Eril: Dr. Nil Keskin’den kapsamlı bir dönüşüm rehberi

      Mart 4, 2025

      Cansel Oruç’un ‘Başarmaktan Korkma’ kitabı okuyucuyla buluştu

      Aralık 26, 2024

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      “Bir ‘teselli’ ver…”

      Nisan 20, 2026

      Sandviç Kuşağı: Arada Kalmışlık

      Nisan 19, 2026

      Var ol! Kelime büyücüsü çok yaşa!

      Nisan 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

      Mayıs 1, 2026

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026

      MECBURİYET

      Nisan 27, 2026

      Filiz Çiçek’ten adalet ve intikam romanı: Kayıp Ada ve Şeytanları

      Nisan 22, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MART AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mart 8, 2026

      İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar konserleri devam ediyor

      Ocak 15, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

      Mart 16, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lll

      Mart 16, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Río Sur, Pera Müzesi’nde

      Ekim 16, 2025

      Dalí’nin Tavşan Deliği: Bir romanın resme dönüşen rüyası

      Haziran 12, 2025

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ücretsiz sergi turları

      Şubat 20, 2026

      Isabel Muñoz’un Göbeklitepe fotoğrafları Berlin’de

      Şubat 10, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Palu Ailesi skandalı belgesel oldu

      Nisan 10, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan’da sinemaseverlerle buluşuyor

      Mart 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

      Mart 19, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

      Mayıs 1, 2026

      EDİTÖR’DEN

      Mayıs 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      Ebru Karaayvaz’dan ağlarken güldüren kitap: Reçeteye Mizah Ekledim

      Mart 9, 2026

      Bozkurt: Yeni nesil yayıncı Toros, kitabı sadece basılı ürün gibi görmüyor!

      Mart 2, 2026

      “Gençler Nereye?” kitabının yazarı Tuğçe Tatari: Türkiye gençlerini duymuyor ve görmüyor

      Şubat 27, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Pablo Neruda: Aşkın, kavganın ve sessiz coğrafyaların şairi

      Temmuz 12, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      İMDAT POLİS

      Mayıs 1, 2026

      KİNGU

      Mayıs 1, 2026

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » OYUNBAZ İSYAN
    Melek Toksoy

    OYUNBAZ İSYAN

    Mayıs 1, 2026Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Melek Toksoy

    Nergis, yüzünde oluşmuş bir sivilceye şaşırdı, aynaya iyice yapıştırdı yüzünü. “Off” diye mırıldandı. “Tabii beslenmene önem vermezsen olacağı buydu şekerim” diye söylendi kendine. Pudrasına uzandı, hafif darbelerle rötuş yaptı.

    Tam o sırada mis gibi kahve kokusu geldi burnuna. Ardından Tayfun’un sesi: “Haydi, kahveler hazır!”

    “Hıh, garanti, en sevdiğin çikolatayı da servis ettim yanında, diyecek hem de sabah sabah” diye Tayfun’u da taklit ederken buruşturdu yüzünü.

    “Ah ellerine sağlık, sadece beş dakika oturabilirim valla, işe yetişmem lazım.” Uzatılan kahveyi alırken yanındaki çikolatayı ahşap bardak altlığının üstüne bıraktı. Masa örtüsünde, ısırılarak bırakılmış başka bir çikolata parçası fark etti. “Eh yani ne bu böyle! Yemediğini at bari. Hem bu bilinçsiz bir tüketicilik, al al at!”

    “Başlama yine, tadı berbattı, idare et atarım işte.”

    “Tabii canım atarsın, ütünü de kendin yaparsın.”

    “Öğreniyorum ütüyü de, zaten daha şu gömleği halledip anca çıkacağım.” Başını sıkıntıyla salladı.

    “Eh, olduğu kadar artık, hem koltuklara fırlattığın eşyalarını da topla” diye sözünü kesti genç kadın. “Neyse, çıkıyorum ben, hadi bye.”

    Tayfun kalktı, sakin sinirleri alınmış bir insan duruşunda gülümseyerek uğurladı sevgilisini. “Araca binerken pencereden bak ama” dedi Nergis merdivenlerden koşarken.

    Tayfun’un hemen pencereye koşacağından emindi Nergis, kaldırımda servisi bekliyor, bir yandan yukarı bakıyor, bir yandan elinin biriyle diğerinin tırnak etlerini kazıyordu.

    “Hayır, hayır, ellerini özgür bırak.”

    Tayfun’un bunu demesine kalmadan servis geldi. Nergis bindi. “İyi adam ya valla, ne güzel ilgileniyor benimle,” diye mırıldandı.

    Firma binasına girer girmez gülümseme yerleşti yüzüne. Herkesle selamlaştı. Önce hatırını sorduğu kadına “Bir çay alırım” dedi. Odasına girdi ki telefon çaldı. Bina içinden bir kız arkadaşıydı arayan. “İş çıkışı buluşalım, diğerleriyle hep beraber kafa dağıtalım” dedi. Nergis kabul etti. İyi gelecekti, ihtiyacı vardı buna aslında.

    Gün yoğun ama her şey yolunda ilerliyordu. Akşamüstü Tayfun’a haber vermek aklına geldi, neredeyse unutuyordu. Telefonda genç adam, “Nasıl yani, ben gelmeyecek miyim?” derken hep aynı tepkisine yapışmış bir vurguyla sesi yükselmişti.

    “Canım, biz bir grubuz bu firma içinden ve eşlerimiz bu gruba dahil değilse katılamıyor, biliyorsun bunu…”

    “Biliyorum. Peki. Gelirken haber et, alayım seni.”

    “Tamam” dedi Nergis. Cama yaklaştı.

    Yine aynı şey.   Onsuz bir yere gitmeme alışamıyor. Ne yapabilirim ki, mahkum muyum ben?  Hem onsuz arkadaşlarla buluşmanın tadı ayrı, o da olursa rutine giriyorki pek çok şey!

    Bu şehre geldiğinde tek başına bir ev tutup kalmak ona zor gelmişti. Mahalle ilgiliydi, işi iyiydi. Ama akşam olup kapısını kapattığında derin, karanlık bir yalnızlık çörekleniyor; bir odadan bir odaya geçerken korkuyordu.

    Bir akşam izlediği bir dram filminin etkisiyle nefesi daraldı. Filmde tüm aile bir sabotajla çıkartılan yangında kül oluyor, sadece genç bir çocuk kurtuluyordu. Hayatı bir film şeridi gibi odayı sardı. Kalktı, astım ilacını çekti içine. Kalbi atışlarıyla fırlayacak seviyeye gelince acili aradı. Bir süre sonra yine hastanedeydi. Başında doktor, telkinlerle müdahaleyi özetliyordu.

    “Canım Nergis, daha iyi misin? Korkuttun vallahi.”

    Kapıdan aydınlık yüzüyle koşan arkadaşı Melis, ellerini tuttu arkadaşının. “İyiyim, merak etmeyin. Bu defa nabzım 170 olmuş!”

    Başını okşarken eğildi Melis, “Bak, o çocukla buluşma ayarlayalım, kabul et artık. Bakarsın anlaşırsınız, zaman içinde aynı eve taşınırsınız. Sen henüz yalnız kalmaya hazır değilsin, düşün bunu,” dedi.

    O günleri takiben Nergis, Tayfun’la tanıştı. Çabuk kaynaştılar. Tayfun, müşfik, anlayışlı bir gençti. Henüz hazır olmadığı halde, hızlı bir şekilde çoğu hafta onun evinde kalmaya başladı.

    Ütü beklentisiyle başlayan hareketler, zamanla “her yere beraber gitmeli, bu yakışır” beklentisine döndü. Bir çok şeyi tolere etti Nergis. Bir çok şeye de karşı çıktı, anlattı. Tayfun da “Her şey iyi olacak” diyor, itaat ediyordu genç kadına… ya da öyle görünüyordu.

    Acaba gerçekten itaat mi ediyor yoksa idare mi ediyor? Ben onu idare mi ediyorum yoksa ona mı itaat ediyorum? Hangimiz kime ne yapıyoruz?

    Şu günlerde evlilik ve evlilikten beklentilere dönüyordu ilişkileri. İşte tam bu noktada Nergis, bu çok efendi, uyumlu ama bir o kadar ailesinden gelen alışkanlıklarını kesip atamayacağını düşündüğü bu adamla ne yapacağını bilemiyor, bu da krizlerini daha da tetikleyecek görünüyordu.

    “Bilemiyorum ki ya off “ diye yüksek sesle konuşunca hemen dosyalarına yöneldi.

    Abur cubur yemeyi seven bir adamdı Tayfun. Tırnaklarını salonda kesiyor, gelişi güzel topluyordu. Nergis titizdi: sağlıklı beslenme, bakımlı olmak, ve arada ayrı gezmek, bunlar onun olmazsa olmazıydı. Yemek zaten başlı başına çocukluktan gelen temel bir alışkanlıktı ama genç adam tencere yemeğine bile yüz vermiyordu. Evin temizliğini ortak yapmaları gerekiyordu, onun doğrusuna göre. Tayfun tam bu noktada temizlikçi ayarlayıverdi. Ama yine ardından toplamak zorunda kalıyordu Nergis.

    Temizlikçi ayarladı diye iş bitmiyor ki. Arkasını toplamak yine bana kalıyor. Peki ben ne zaman kendime kalacağım?

    “Evlenince çalışmazsın, her şeye vaktin olur” düşüncesindeydi Tayfun. “Çocuklarımız olur, mutlu mesut yaşarız” diyordu. Bunları duyunca kanı başına toplanıyordu.

    Çalışmazsam ne yapacağım? Bütün gün senin ardını mı toplayacağım? Iyy tırnaklarını mı toplayacağım? Yakında ‘sen kessene’ bile der bu! Oldu canım kölen de olayım! Off geç kalmadan uzaklaşmalıyım senden de, bi başarabilsem!

    Nergis böyle söylenirken hemen ayrılma kararı alıyorken; kalbi hızla çarpıyor; yalnız gecelerine dönme hayalleri, kabuslu gecelerine evriliyordu. Taviz verdikçe kendini de duyamıyor, içindeki ışığı yitiriyor, sesini hem dinliyor hem susturuyor, hem karar verip uygulayacakken erteliyordu.  

    Kendi seçimiyle ve birlikte oluşturdukları bu beraberliğe itaat ederek devam etmek… ya da onu bir şey için sık sık ikna etme çabası, hepsi yormuştu artık. Kendine isyan ediyor: “Ben böyle beraberlikte gelecek görmüyorum ki!” diyordu kendine. Ama harekete de geçemiyor, kendi çaresizliğinde, korkularında, alışkanlıklarında, yalnız kalmama arzusuna teslimiyetinde boğuluyordu işte.

    Ve en acı tarafı: Nergis, aslında Tayfun’a değil, kendi çıkmazına itaat ettiğinin çoktan farkındaydı. Kendine isyan etmeliydi bir an önce. Lakin oyunbazdı içindeki isyan.

    Oyunbaz isyan, neredesin? Hadi kıvrıl dolaplarından çık. Melankolimi al, endişelerimi al, dışarıdaki kaoslarla buluştur. Çarpıştır, erit, bütünleştir. Daireler çizdir duvarlara, çarpa çarpa sesler büyüsün. Ruhumun şarkısı yükselsin, isyan şarkısı olsun. Sonra ayaklarıma bakayım, adım atayım kapıya. Bu kadar kolay aslında. Ama itaate dönüşmüş yalnızlık endişesi bastırıyor ayaklarımı. O şarkı ayaklarıma dolansın istiyorum, topuklarıma dokunsun, notalarını üflesin, zorlasın beni, vuruşlarıyla kapıya yürütsün. Yürümek istiyorum. Yürüyemiyorum. Yürümeliyim…

    O gece eve döndüklerinde Nergis alkollüydü, kontrollü de olsa patır patır konuştu. Tayfun ise sadece onu yatıştırıyor, “Dinlen, yarın konuşuruz” demekten başka bir şey bilmiyordu. Bu kadar itaatkar olması, aksine ona güven hiç vermiyordu. Doğal gelmiyordu genç kadına.

    Neden bağırmıyor? Neden bir şey demiyor? Bu kadar sakin olmak da normal değil ki. Ya gerçekten hiçbir şey umurunda değilse? Ya da beni idare ediyor kendini saklıyorsa?

    Nergis bağırdı ve bir atak daha kapladı tüm vücudunu. Kendini yine hastanede buldu. Tayfun yanındaydı, elini tutuyordu hep olduğu gibi.

    “Her şey düzelecek, zamanla bir şeyin kalmayacak” dedi, alnından öptü, saçlarını okşadı.

    Nergis gözlerini açtı ağır ağır, seçtiği adamın yüzüne baktı. Doğruldu, oturur pozisyonda yerleşti yatağında. Buruk bir tebessümle, “Teşekkür ederim desteğine canım” dedi, derin bir iç geçirme ile uzun uzun baktı karşısında endişeyle kendine bakan yüze.

    “Ne oldu söyle, bir şey diyecek gibisin?”

    “Evet, diyeceğim de nasıl başlayacağımı bi bilsem…”

    “İçinden geldiği gibi başla, dinliyorum?”

    “Evet… Sen çok iyi niyetli birisin, görüyorsun ki ben zor bir insanım. Dur, sözümü kesme lütfen.”

    Direk yüzüne, gözlerine daha derin baktı Tayfun’un.

    “Bildiğim yolda yani seninle, renksiz yaşıyorum, sanki sadece soluk alıyorum ben. Sıralı ölümü bekleyen sıradan insanlar gibi hissediyorum kendimi. Zor koşulları, riskleri kucaklamam lazım, ışığımı kaybetmiş gibiyim”

    “Nerden çıktı bu şimdi, ben senin ışığını mı söndürüyorum? Biraz ağır olmadı mı bu”

    Söndürmüyorsun, ama onu görmeme de izin vermiyorsun. Evlenirsek kendi ışığınla kalanı da yok edeceksin belli!

    “Anlasana, bitirmeliyiz! Zaten zorlu bir ilişki. Sana da yazık, sürekli birbirimize açıklama yapıyor, anlayış gösteriyoruz ama herkes kendi hedefini bekliyor bana göre.”

    “Ne hedefi Nergis? Sana karşı samimi olmadığımı mı düşünüyorsun? Değişecek miyim yani gelecekte?”

    “Hayır, sen değişmeyeceksin. Sadece rahat değilsin. İçindeki gerçek Tayfun’u bastırıyor gibisin. Benimle kendin değilsin,bence.”

    “Bundan eminsin yani. Peki sen?”

    “Ben de değişemem. Kimse kimseyi de değiştirmesin lütfen. Notalar uyumlu ses çıkarırsa müzik devam eder.”

    “Bizden iyi müzik çıkmaz diyorsun yani”

    “Kendi seslerimizi duyamıyoruz diyorum anlasana…”

    “Peki, şimdi dinlen, hastaneden çıkalım. Tekrar konuşuruz.” Yavaşça toparlandı genç adam. Yanağı seğiriyordu, kadının yüzüne bakmadan “kafeteryaya ineyim biraz” dedi. Kapıya yürüdü yavaşça, çıktı odadan.

    Nergis ellerini kavuşturmuş, tam tırnak etlerini kazıyacaktı ki bıraktı kapanan kapıya bakarken…

    Kazıma kızım kazıma. Ellerini özgür bırak. Her şeyi özgür bırak. Ataklar gelirse gelsin, yollarsın çabalarsan. Ohh kendimi şu anda özgür hissediyorum, o da hissedecek, o da anlayacak bunu…


    Melek Toksoy, Antalya doğumlu. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi’nde okudu. Turizm ve otelcilik alanından emekli oldu. Yaratıcı yazarlık atölyelerine katıldı; insanlar, hayvanlar, doğa her daim ilgisini çektiğinden, sandığından günlük ve karamalarını çıkartarak  yazın hayatına başladı. Beş kolektif kitapta öyküleri yer aldı, çeşitli dergilerde yazıları yayımlandı. 

    DİĞER YAzıları oku
    melek Toksoy suaremag yazar

    Related Posts

    Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026 Ayın Filmleri

    Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026 Ayın Şarkıları

    Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

    Mayıs 1, 2026 Ayın Kitapları

    SuareMag Mayıs 2026

    Mayıs 1, 2026 Manşet
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026 Ayın Filmleri

    İTAAT VE İSYAN TEMASINI HİSSETTİREN FİLM SEÇKİSİ Hazırlayan: Sevin Bayrı Dördüncü duvarı yıkıp kameradan sana bakan…

    Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

    Mayıs 1, 2026

    EDİTÖR’DEN

    Mayıs 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    SPİNOZA’NIN TANRISI

    Ekim 1, 2025 Kenan Doğru

    “Zamansız Meraklar” sergisini görmek için son günler!

    Ağustos 1, 2024 Sergi

    YİNG YANG

    Temmuz 1, 2025 Belgin Ulutay
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

    Mayıs 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.