Close Menu
    Son Eklenenler

    The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

    Ağustos 24, 2026

    Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

    Ağustos 24, 2026

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

    Ağustos 17, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Salı, Ağustos 25
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 2. MODÜL

      Ağustos 2, 2026

      MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 1. MODÜL

      Ağustos 2, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Canavar’ın ‘saf’ değişimi ve dönüşümü

      Ağustos 12, 2026

      Elsa Morante’nin iki eseri aynı anda Türkçede

      Ağustos 5, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Bir yasın izinde: Tanrıların Tahtında

      Temmuz 31, 2026

      Klasik Müziğin çağdaş yorumcularından Janoska Ensemble Bodrum’da

      Ağustos 7, 2026

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – VII

      Temmuz 25, 2026

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – V

      Mayıs 9, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

      Ağustos 17, 2026

      İBB Beyoğlu Sineması’nda Ağustos Boyunca Ücretsiz Film Şöleni

      Ağustos 4, 2026

      Obsession: Bir Dileğin Etik Bedeli

      Temmuz 27, 2026

      THE ODYSSEY ÜZERİNE DÜŞÜNCELER: EN FAZLA TANRILAR KADAR KUSURLU

      Temmuz 26, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

      Ağustos 24, 2026

      Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

      Ağustos 24, 2026

      Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

      Ağustos 17, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      TUZ DENİZİ

      Ağustos 1, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » Tanıyan unutmaz! Zamanımızın Bir Kahramanı: Peçorin
    Edebiyat

    Tanıyan unutmaz! Zamanımızın Bir Kahramanı: Peçorin

    KİTAP ANALİZİ
    Ağustos 7, 2023Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Lermontov: “Zamanımızın Bir Kahramanı, bir tek kişinin portresi değildir; kuşağımızın gittikçe artan kötülüklerinden yaratılmış bir portredir.”

    Nilgün Karataş

    Haftalardır bir öykü yazmaya çalışıyorum; her şey kafamda netleşmiş gibi görünüyor, ancak yazmaya oturunca işler karışıyor. Öykümün kahramanı tuhaf, acayip bir adam. Bir müzik dehası. Ama hayat ona pek iyi davranmamış, o da susmayı tercih etmiş. Bir de ara sıra kaçıp gidip, kendi olmaya çalıştığı zamanlar var… 

    Ne zaman bu öyküyü yazmaya koyulsam, bir başka acayip adam geliyor beynimi kemirmeye başlıyor. Yahu diyorum git, senin bu hikaye ile bu kahramanla uzaktan yakından bir alakan yok. Tek ortak noktanız, benim kahramanın kendisini “acayip bir adam” olarak tanımlaması, senin için de başkaların öyle demesi.

    Baktım kurtuluş yok, yıllar önce okuduğum kitabın ve yıllar önce tanıştığım kahramanın peşine düştüm. Biraz aradıktan sonra kitaplığımda İletişim Yayınları’ndan çıkmış bir baskısını buluverdim, yeniden okumaya başladım. İkinci kez okuma yapınca, yazmam gerektiğini de düşündüm. Hem bu tuhaf beyefendi bunu hak ediyor hem de belki yazarsam kendi takıntımın nedenini bulmuş olurum. Öyle ya ben kendisine Oğul diyen birini yazmaya çalışırken günlerdir onu düşünüyorum…

    Sözünü ettiğim bey, Peçorin. İngilizce adı Pechorin, Rusça orijinal adı Печорин olarak yazılan bu ünlü roman kahramanı sanırım en çok tartışılan, üzerine konuşulan karakterlerden biri. Bilenler bilir Peçorin; çelişkili duyguları ve içsel çatışmalarıyla karmaşık bir anti-kahramandır. Bir yandan varlıklı ve entelektüel bir genç portresi çizer, diğer yandan umursamaz ve duyarsız bir adam.

    Toplam 2 romanı bulunan Mihail Yuryeviç Lermontov’un ünlü romanı “Zamanımızın Bir Kahramanı” baştan sonra Peçorin’i anlatır. Lermontov aslında bir şairmiş ama hayatı 27 yaşında bir düelloda sonlanmasından önce öyle bir roman yazmış ki, biz bugün hala bu karakteri çözümlemeye Kitabın yayınlandığı yıl 1840. Aradan 183 yıl geçmiş! 27 yaşında bir düelloya girip de bizi, Tolstoy’la ya da Dostoyevski’nin eserleri gibi klasikleşecek onca romandan mahrum bıraktığı için biraz kızgın olduğum yazar, zamanında Peçorin yüzünden epey eleştirilmiş. Ama kitabın önsüzünde görebileceğiniz gibi kahramanını öyle güzel savunmuş ki, sözü burada ona bırakmam gerekir:

    “Zamanımızın Bir Kahramanı bir tek kişinin portresi değildir; kuşağımızın gittikçe artan kötülüklerinden yaratılmış bir portredir. Bana bir insanın bu kadar kötü olamayacağını söyleyeceksiniz yine; ben de diyeceğim ki, madem bir sürü trajik ve romantik haydutun varlığına inandınız, neden Peçorin gerçeğine inanmıyorsunuz? Yoksa bu kişideki gerçek payı sizin istediğinizden daha mı fazla?”

    Sizi kitaptan altı çizilesi cümlelere yönlendirmeden önce Peçorin’i birazcık anlatmayı deneyeceğim. Kahramanımız Grigory Aleksandrovich Peçorin, soylu bir aileden geliyor ve askeri bir kariyere sahip. “Harika özellikleri” ve “tuhaf yanlarıyla” okuru etkisi altına alan Peçorin, bir yandan ihtişamlı hayatı diğer yandan duygusal karmaşıklığı ile unutulmaz bir anti kahramana dönüşüyor.

    Roman, Peçorin’in karmaşık iç dünyasındaki çatışmaları, hayal kırıklıklarını ve toplumsal uyumsuzluğu yansıtan beş farklı hikayeden oluşuyor. Bu 5 bölüme her biri aynı kahramanı farklı bakış açılarıyla, farklı dönemlerini anlatan 5 öykü bile diyebiliriz. Her bir bölüm, Peçorin’in farklı insanlar ve farklı ortamlarla ilişkilerini ve çatışmalarını ele alarak, onun edebiyat dünyasında unutulmaz bir anti-kahraman olarak yerini pekiştiriyor.

    Eserde anlatıcı Kafkasya’da yolculuk ederken Yüzbaşı Maksim Maksimiç ile tanışıyor. İlk iki bölüm; anlatıcı ile Maksim Maksimiç arasında geçen konuşmalar oluşuyor. Daha sonra anlatıcının eline Peçorin’in günlüğü geçiyor ve roman öyle devam eder. İlk bölümün adı “Bella” yani “Sevgili” yani “Бэла” ve güzellerler güzeli bir kızın adı. Bu bölümde anlatıcı Kafkasya yolculuğu sırasında tanıştığı Yüzbaşı Maksimiç ile sohbet ediyor. Anlatıcı soruyor,  Yüzbaşı Maksim Maksimiç de bir gölge yazar gibi anlatıyor. Anlatıcı bu bölüme “gezi notları” dese de Maksimiç’ten Peçorin ve Bella’nın aşkını merakla dinliyor. Tabi Yüzbaşı da Peçorin’den öyle bir söz ediyor ki kim olsa ola merak eder.

    “Adı… Grigoriy Aleksandroviç Peçorin’di. İnanın, harika bir gençti. Yalnızca bazı tuhaf huyları vardı. Örneğin, yağmur çamur, soğuk dinlemez, bütün gün avda olurdu. Herkes donardı soğuktan, yorgun düşerdi, ama onun umurunda olmazdı. Başka bir gün odasından çıkmaz, rüzgâr estiği için üşüttüğünü söylerdi. Pencerenin panjuru çarpacak olsa korkuyla sıçrardı yerinden, yüzü bembeyaz olurdu. Öte yandan, tek başına yaban domuzunun üzerine yürüdüğünü de görmüştüm. Kimi zaman saatlerce tek sözcük alamazdın ağzından, kimi zaman da bir konuşmaya başlardı, gülmekten kasıklarınız ağrırdı. Evet, gerçekten tuhaf yanları vardı. Sanırım zengin bir ailedendi de. Değerli çok eşyası vardı çünkü!”

    Bu bölümde o kadar çok alıntı yapılacak cümle var ki, yazmaya kalksam bölümü neredeyse olduğu gibi buraya aktarmam gerekir. Ergin Altay’ın çevirisi ile okuduğum kitaptan alıntıları bir başka yazıya bırakacağım ama bu kitabı okurken, tanıdık insanlar, tanıdık cümlelerle karşılaşmak çok olağan. Çünkü Peçorin, 1800’lü yıllarda ortaya çıksa da hemen çağa uygun bir karakter.  Haliyle okurken bir sürü çağrışımlar, yakıştırmalar yapmanız olası… Mesela; daha ilk bölümde “Eninde sonunda benim olacaksın” cümlesini okuyunca aklıma “Gül Döktüm Yollarına” şarkısı gelmesi… Acaba Tarkan, Peçorin’e selam mı çakmış bu şarkıyla diye düşünmem… Romanı okurken böyle tuhaflıklar yaşamak olası.

    İlk bölümde anlatıcı Yüzbaşı’ndan Bella ile Peçorin aşkının sonunu dinlemek ister, Yüzbaşı da anlatır. Ben anlatmayacağım ama genel olarak aşk maceralarına tanık olduğumuz Peçorin’in sevmeyi pek bilmeyen bir adam olduğunu söyleyebilirim.

    İkinc i bölüm olan Maxim Maksimych (Maksim Maksimiç) ise Peçorin’in orduda görev aldığı askeri kampın atmosferinde geçer. Peçorin, kamp arkadaşlarıyla ve üstleriyle olan ilişkilerinde manipülatif ve soğuk bir tutum sergilerken, çevresindekilerle olan ilişkilerinde de yüzeysel ve samimiyetsiz görünür.

    Üçüncü bölümde “Peçorin’in Defterleri” devreye girer. Evet bizim Peçorin’in bir günlüğü var! Okur olarak biz de yazar kadar heyecanlanıyoruz burada. Gerçi anlatıcı bu konuda biraz fırsatçı davranıyor ama neyse… Bizi heyecanlandıran başkalarının gözünden tanıdığımız kahramanın kendisi hakkında neler düşündüğü… Üstelik artık kahramanın öldüğünü biliyoruzdur…

    Defterlerin devreye girdiği bölümün ilk hikayesi “Taman”, kahramanımızın bambaşka bir dönemini anlatır. Pecorin’in Kafkasya’da yer alan Taman’da geçirdiği zamanlar arlatılırken, yeni bir aşktan da haberdar oluruz. Tabi ki tam bir hayal kırıklığı. Pecorin, o yıllarda içsel çatışmalarının arttığı ve duygusal karmaşanın doruğa çıktığı bir dönem yaşar.

    Defterlerin ikinci bölümüne “Prenses Mary” adını verir anlatıcı. Peçorin’in Moskova’da bir soylu prenses olan Mary ile olan ilişkisini ele alınan bu bölümde kahramanımız Mary’nin dikkatini çekmeye çalışır ve onun kalbini kazanmak için oyunlar oynar. Detaylarına girmeyeceğim ama yine hayal kırıklığı olduğunu söyleyebilirim.

    Adı “Kaderci” olan son bölümde ise Peçorin, Grushnitski ile arkadaşlık kurar. Grushnitski, kendi kaderini önemsemeyen bir tavrı benimserken, Peçorin kader konusundaki inançlarını sorgular ve düşüncelerini dile getirir. Bu bölümde, Peçorin’in kendi içsel çatışmaları ve toplumsal konumu daha derinden ele alınır.

    Bu arada Lermontov’un Peçorin’i, Rus edebiyatının büyük ustalarından Puşkin’in Yevgeni Onegin karakterine benzetilir. Hatta denir ki; Lermantov, Onegin’i geliştirmiş ve ortaya Peçorin çıkmış. Lermantov’un dediği gibi; “Zamanımızın Kahramanı gerçekten de bir portre, ama tek bir kişinin değil, tüm neslimizin kusurlarından oluşan bir portre…”

    Bu aralar o kadar çok narsist kişilik bozukluğundan söz ediliyor ve o kadar çok benzetme yapılıyor ki; hemen herkes kendisine kötü davranan herkese narsistik kişilik bozukluğu tanısı koyuyor. Bu tanının sadece konunun gerçek uzmanlarınca konulabileceğini hatırlatmakla birlikte, onlara bu kitabı okumalarını ve Peçorin’le tanışmalarını tavsiye ederim. Bakalım tanıdıkları narsist Peçorin ile ne kadar örtüşüyor?

    Bu yazıyı burada bitirirken, benim henüz doğum aşamasına olan kahramanım Oğul’un neden bana Peçorin’i hatırladığını bulduğumu da söylemeliyim!.. Yazının böyle sihirli bir yönü var işte, aradığınız yanıtını bulup, bir nevi aydınlanma yaşıyorsunuz!.. Kafamda dönüp duran ama yazmayı beceremediğim öykümde meğer bilinçaltım kahramanım Oğul ile Peçorin’i bir araya getirmiş! Çünkü -bir gün okurla tanıştırmayı umduğum- öykü kahramanım Oğul, kendisine ait olmayan bir hayat yaşarken kendisi gibi davranması gerektiği zamanlarda, özellikle de kadınlarla olan ilişkilerinde Peçorin’i taklit ediyormuş! Gerçek bir narsist değil, sadece taklitçi! Böylece zihnimdeki taşlar da yerine oturdu, teşekkür ederim Lermantov, teşekkür Peçorin…

    *Bu arada Peçorin nasıl sinemaya uyarlanmadı diye söylenirken, Pechorin’in Kavkaz seyahatini anlatan bir film buldum. “Geroy Nashego Vremeni” (Zamanımızın Bir Kahramanı) adıyla Alexandr Kott’un yönettiği, Igor Petrenko’nun Peçorin’in canlandırdığı filmi henüz izlemedim ama Peçorin’i bize kanlı canlı sunduğu için kapak görselini oradan seçtim. Peçorin tuhaf olduğu kadar yakışıklı da değil mi? Bazıları Peçorin’i ironik romantik buluyor, aktörümüzün havası da öyle görünüyor… 🙂

    H. Nilgün Karataş

    Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden “gazetecilik yapmayacağım” diyerek mezun oldum ve yıllarca Milliyet, Dünya, Günaydın, Akşam, BusinessWeek Dergisi, Para Dergisi ve Hürriyet Gazetesi’nde “çok severek” çalıştım. Uzmanlık alanım ekonomi gazeteciliği olmasına karşın kitaplar ve filmler beni her zaman büyüledi, hayatı onlar üzerinden çözümlemeyi sevdim. Hep yazdım, çok yazdım; ilk yayımlanan romanım Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar oldu, Halen Suare Dergi, Bianet, Distopya ve Yeni Sinema Dergisi için yazarken öykü, roman ve senaryo çalışmalarımı da sürdürüyorum. Bu arada ikinci üniversite olarak İstanbul Üniversitesi’nde Felsefe Bölümü öğrencisiyim.

    YAZARIN TÜM YAZILARI
    edebiyat kitap peçorin

    Related Posts

    Canavar’ın ‘saf’ değişimi ve dönüşümü

    Ağustos 12, 2026 BURAK SOYER

    Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

    Ağustos 10, 2026 Edebiyat

    Klasik Müziğin çağdaş yorumcularından Janoska Ensemble Bodrum’da

    Ağustos 7, 2026 Etkinlik

    Elsa Morante’nin iki eseri aynı anda Türkçede

    Ağustos 5, 2026 Edebiyat
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

    Ağustos 24, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    Çağdaş cazın özgün topluluklarından The Bad Plus, 12 Eylül’de Fiba Salon İKSV sahnesine konuk oluyor.…

    Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

    Ağustos 24, 2026

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

    Ağustos 17, 2026

    Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

    Ağustos 13, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    YER ÇEKİMİ

    Ağustos 1, 2026 SUAREMAG

    Mary Wollstonecraft: Feminizmin Asi Annesi mi, Filozofların Kara Koyunu mu?

    Ağustos 25, 2025 KÜLTÜR - SANAT

    BAFTA 2023 ödülleri sahiplerini buldu

    Şubat 21, 2023 KÜLTÜR - SANAT
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

    Ağustos 24, 2026

    Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

    Ağustos 24, 2026

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

    Ağustos 17, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.