Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazar, Temmuz 5
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » Zamanı Sahiplenenin Dünyayı Yönetmesi Üzerine
    Makale

    Zamanı Sahiplenenin Dünyayı Yönetmesi Üzerine

    Aralık 1, 2025Yorum yapılmamış6 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    FÜSUN ESEN GÜNAYDIN

    Zamanı yöneten dünyayı yönetir.
    Aslolan kadrandır.
    Akrep ve yelkovan hikayedir.
    HAKAN AKDOĞAN

    “Zamanı yöneten dünyayı yönetir.”

    Zaman insanlığın üzerinde gerçek hakimiyeti sorgusuz sualsiz kurabilen en eski güçtür. Görünmez, geri alınamaz hatta üzerinde tartışılamaz bile. 

    Her ne kadar tarih boyunca devletlerin takvimleri, imparatorlukların saat kuleleri olsa da hiçbirisi zamana hükmetme becerisine sahip olamadı. Fakat buna rağmen sürekli bir akış halindeki zamanı yönetebilen, bölümlere ayırabilen, yaşam hızını kendi iç ritmine göre düzenleyebilen, en azından kendi evreninde dünyayı yönetme kudretine sahip olur.

    Modern toplumlarda zaman yalnızca ölçülen bir nicelik değil; bireysel davranışları düzenleyen, toplumsal yapıları biçimlendiren, iktidar ilişkilerini kuran bir düzenek hâline gelmiştir.

    Kapitalizm zamanın, yaşamın varoluşsal gerçeklikleri, sosyalliği ve evreni kavrayışımızı şekillendirmesinden yararlanarak onu günlük hayatımıza belli bir formasyonda yerleştirir. Zamanı sahiplenmek tanımı, bir erk sahibi olarak dakikalara hükmetmek değil, geçip giden dakikaların yaşamı ve bireyi ezmesine izin vermemektir.

     ZAMANA SAHİP OLMAK EN TEMEL İKTİDAR BİÇİMİ

    “Zamana sahip olan dünyayı yönetir” ifadesi, zamanın yalnızca fiziksel bir kategori değil, aynı zamanda bir iktidar alanı olduğunun da altını çizer. Michel Foucault’nun disiplin toplumlarına ilişkin analizleri, zamanın yaşamları biçimlendirmedeki rolünü açıkça gösterir: İşçiler vardiya saatleri içinde üretken, öğrenciler belli zaman aralıklarında itaatkâr, yurttaşlar ise kamusal yaşamın saatlerine göre davranışlarını düzenler, düzenlemek zorundadır.  

    Bu yaklaşım, zamanın yalnızca pasif bir arka plan olmadığını; iktidarın mikro-pratikleri içinde aktif olarak üretildiğini gösterir. Dolayısıyla zamanı “sahiplenmek”, bir takvime hâkim olmak kadar basit değildir; toplumsal ritimleri belirleme ve davranışı yönlendirme gücüne işaret eder.  

    Burada Max Weber’in sosyolojik düşüncesindeki iki rasyonellik tipi arasındaki ayrıma değinmek istiyorum.  

    • Siyasi muhalefet, eylemlerini salt bir maliyet–fayda analizine dayandıran araçsal rasyonaliteye (Zweckrationalität) hapsederse, baskıcı rejimlere karşı muhalefet etmenin yüksek maliyetleri karşısında eylemsizlik “rasyonel” bir sonuca dönüşür. Böylece zaman “rasyonelleşmiş modernliğin” yani iktidarın en görünmez fakat en etkili aracı haline gelir. 
    • Weber’in tanımladığı ikinci kavram değer rasyonalitesi (Wertrationalität), ise siyasi mücadeleyi “milli onur ve haysiyet” gibi taviz verilemez değerlere dayandırır. Bu durumda yüksek maliyetler anlamsızlaşır ve fedakârlık rasyonel bir zemine taşınır. 

    E.P. Thompson’ın klasik çalışması “Time, Work-Discipline, and Industrial Capitalism” de      İngiltere’de sanayileşme sürecinde çalışma disiplininin ve «iş-zamanı» anlayışının dönüşümü, toplumsal davranışların kronometrik olarak biçimlenmesine nasıl etkili olduğunu anlatır. 

    Thompson, saat ve fabrika zamanının işçi gündeliklerini nasıl yeniden yapılandırdığını belgeleyerek, zamana ilişkin, insan yaşamını «sahiplenme»nin ekonomik ve toplumsal boyutunu ortaya koyar.

    “BÜTÜN YOLLAR KADRANA ÇIKAR”: TOPLUMSAL YAŞAMIN KRONOMETRİK MANTIĞI

    Modern dünyada nereden bakılırsa bakılsın, saat olmadan bir yaşam sürdürmek imkansızdır. Randevular saatle verilir, işler süreyle yapılır, hiçbir şekilde kendisine söz geçirilemeyen aşk bile “vaktimiz yok” cümlesini ciddiye almak zorunda kalır. İnsanın hep peşinde koştuğu kadim duygu mutluluk için kullanılan ifade “tam zamanında “ iken, mutsuzluk, “çok geç”  sözleriyle ifade edilir.

    Biraz düşününce insan, içinden geçip gittiği, tüketip bitirdiği sandığı yolların tek bir kadran etrafında döndüğünü fark eder. Bu farkındalıkla birlikte hayatın tam merkezine bireyin öznel ritmi yerleşir. Kadran üzerinde herkes farklı hızlarda yürüse de kaçınılmaz bir şekilde herkes aynı merkeze, “kendi varoluşsal merkezi”ne bağlıdır.

    Kadran metaforu, modern toplumun her düzeyde zamana endeksli bir yapıya sahip olduğunu gösterir. Zaman, artık doğal ritimlerden (mevsimler, gün döngüsü, biyolojik ihtiyaçlar) koparak tamamen yapay, mekanik bir ölçüm sistemine dönüşmüştür. 

    Hartmut Rosa’nın hızlanma analizine göre modern insan, tüm kararlarını kadranın soyut talimatlarına göre verir. Çalışma saatleri, ulaşım planlaması, iletişim süreleri, dijital çağın “anlık” tepkiler dayatması…

    Böylece kadran, bireylerin yaşamlarında en önemli merkez hâline gelir. Bütün yolların kadrana çıkması, zamanın yaşamı biçimlendiren bir altyapı hâline geldiğini; gündelik pratiklerin, ilişkilerin ve duygusal deneyimlerin kronometrik bir mantığa göre organize edildiğini gösterir. Bu durum bir “zaman rejimi” yaratır.

    Rosa içinde bulunduğumuz modern toplumu hızlanma toplumu olarak tanımlar. Hızlanma toplumunda temel amaç daha fazlasını daha hızlı yapmaktır. Hız, başarı ve verim kriteri olarak tanımlanır. Sürekli hızlanan temponun bireylere çıkardığı fatura ise yabancılaşma ve anlamsızlık hissidir.

    Rosa’ya göre bu durum ekonomik ve teknolojik sorun olmanın ötesinde varoluşsal, duygusal ve zihinsel bir sorun ortaya çıkarır. Bu aşamada Rosa zamanın tüketilecek bir kaynak olarak değil, deneyimlenecek bir alan olarak tanımlanmasını önerir. Böylece acelecilik yerine ritim, tekrar ve bekleme gibi kavramlar önem kazanmalıdır. Yavaşlık sadece temponun düşmesi gibi düşünülmemeli, anlamlı bir bağ kurmanın ön koşulu olarak ele alınmalıdır.

     “AKREP VE YELKOVAN HİKÂYEDİR”: SAATİN KURGUSAL NİTELİĞİ

    Zamanın gerçek doğası, akrep ve yelkovanın gösterdiği çizgisel ilerleyiş değildir. Zaman, insan zihninin birdenbire kavrayıp, taşıyamayacağı kadar akışkan, parçalı, döngüsel özelliğe sahiptir. Akrep ve yelkovan bu kaotik düzlemi sistemli ve kullanışlı bir hale getirir. Fakat varoluş, asla akrep ve yelkovanın ritmine uymaz. Acı, bir dakikada bir ömür yaşatır. Hoş bir zaman dilimi, saatlerce sürer ama “çabucak geçti” diye anılır. Hasret, aynı anda hem dün hem bugün hem yarına yayılabilir. Mutluluk, hiçbir süre birimi ile ölçülemeyen anlık bir oluşumdur.

    “Akrep ve yelkovan hikâyedir” ifadesi, zamanın algısal ve fenomenolojik boyutuna dair önemli bir eleştiriyi içerir. Saatin iki ibresi, zamanın doğrusal ilerleyişinin nesnel bir temsilcisi gibi görünse de aslında kurgusal bir düzenlemedir.  Bergson’un zaman anlayışı göz önüne alındığında, insan deneyimindeki zaman sürekli akış halindedir; geçmiş ve şimdi birbirine içkindir, gelecek ise daima bir beklenti ufkudur.

    Saat bu akışı böler, sınıflandırır ve disipline ederek “okunabilir” bir hale dönüştürür. Akrep ve yelkovan, zamanın gerçekliğini değil, zamanın insan için düzenlenmiş versiyonunu temsil eder.

    Bu nedenle saat göstergeleri, gerçek zamanı değil; toplumsal yaşamın kurduğu ortak anlatıyı gösterir.

    Bu aşamada Henri Bergson’un «durée» (süre) kavramına bir göz atılması yerinde olur. Bergson saat ibrelerinin sunduğu soyut, nicel zaman anlayışını dönüştürmeye çalışır.

    Bergson için düzlemsel zaman ile yaşanan zaman birbirinden farklı şeylerdir. Somut zaman; bilincimizin oluş hâllerinden birisidir ve yaratıcı bir evrimsel mekanizmadır. Canlı zaman ancak bilinçte görülebilir. Onun her anında değişme ve yenilik vardır. Sürenin ölçülüp parçalanamamasının nedeni de budur.

    Bergson felsefesinde zaman ve süre ayrımı, en hassas noktalardan biridir. Zaman saatin ölçtüğü objektif bir gerçekliğe karşılık gelirken, süre öznenin yaşadığı zamandır.

    Gerçek zaman; ölçülebilen, saat kadranının çevresine indirgenen, mekâna dönüştürülen zaman ile aynı şey değildir. Gerçek zaman, yaşanan zamandır.  Bu yaşanan zamana Bergson “süre” demiştir.  

    Gerçek süre, bilincin algıladığı süredir. Şu hâlde sürenin ne olduğunu anlamak için bilinç hâllerinin akışını bilmek gerekir. Bilinç hâllerinin akışında hiç kesinti bulunmaz. Bütün değişmeler hissedilemeyecek derecede, yavaş yavaş meydana gelir.  

    KRONOPOLİTİK VE ZAMANIN POLİTİKASI: GÜNCEL TARTIŞMALAR

    Son 20 yılda  «chronopolitics/chronopolitics» (zaman-politikası) kavramı hızla yayıldı; bu alanda, zamanın nasıl siyasi bir araç, çatışma ve düzenleme nesnesi olduğunu inceleniyor. Çalışmalar, devletlerin ve kurumların zaman üzerinde egemenlik kurma stratejilerini; göç, acil durum yönetimleri, ekonomik krizler ve seçim süreçleri gibi alanlarda zamanın nasıl manipüle edildiğini analiz ediyor. Kronopolitik çalışmaları, «zamana sahip olmak» metaforunun pratik sonuçlarını güncel ve bağlamsal örneklerle somut olarak ortaya koyuyor.

     ASIL ÖZGÜRLÜK KENDİ ZAMANINA SAHİP OLMAKTIR

    Zamana hükmeden değil, onun akışını kendi merkezinden yöneten kişi gerçekten özgürdür.
    Bir bakıma gerçek iktidar dakikaları yakalamak değil, dakikalara kendi hızını kabul ettirebilmektir.  Dünyayı yönetmek, kalabalıkları yönetmekten değil; kendi kadranını okuma, kendi ritmini kurma, kendi zamanının efendisi olma yetisinden doğar. Herhangi bir ritmi yönetebilmenin ün koşulu kendi ritmini yönetmektir.  

    Ve belki de en önemlisi: Zaman kimseye ait olmamasına rağmen onu fark edip, yön verebilen, kendi ömrünün senaryosunu zamana göre değil kendine göre yazabilir.

    KENDİ KADRANINA SAHİP OLMAK

    Zamanı sahiplenen birey, toplumsal ritmin pasif bir taşıyıcısı olmaktan çıkarak kendi öznel ritmini kurma cesareti gösterir. Böylece kendi varoluşunda yaşamının anlamına uygun bir zaman algısı geliştirmektir.

    Bu noktada asıl iktidar, zamanı dışsal bir zorunluluk değil; içsel bir kılavuz hâline getirebilmektedir. Bütün yolların kadrana çıktığı bir dünyada, öznenin kendi “iç kadranı”nı inşa etmesi hem direniş hem de özgürlük niteliği taşır.


    makale zaman

    Related Posts

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

    Temmuz 1, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    Ayın Filmleri: TEMMUZ AYINDA NE İZLEYELİM?

    Temmuz 1, 2026 Ayın Filmleri

    Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

    Temmuz 1, 2026 Ayın Kitapları
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Dilsiz, dudaksız binlerce söz söyler Tanrı: Kübra

    Ocak 23, 2024 Elif Gülünay

    Dünyaca ünlü keman virtüözü Suna Kan, ebediyete uğurlandı

    Haziran 12, 2023 KÜLTÜR - SANAT

    ARASIZ

    Eylül 1, 2025 Ebru Eren
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.