BETÜL ÇAKIROĞLU
Booky Kitabevi’nin kapısını sorularla sizin için aralıyoruz. Buyurun içeri…
Buket Tanrıverdi Erol tarafından kurulan ve pandeminin bize kazandırdığı bir hediye. Booky Kitabevi bir kitap seçme ya da okuma alanından öte bir buluşma mekânı.
Kimi yerler vardır bir fikrin, bir hayalin samimi gülüşlerle paylaşıldığı bir yuvadır. Booky Kitabevi de böyle bir yer.
Booky’nin kurucusu Buket Tanrıverdi Erol ile butik bir kitabevi açmanın hikâyesini, okurlarla kurulan bağı ve kitapların etrafında büyüyen topluluğu konuştuk.

• Aslında klasik bir soru ile söyleşiye başlamak istiyorum. Ben biliyorum demek istemezdim ama öncesinde araştırma yaptığım için biraz biliyorum. Bir pandemi dokunuşu var. Booky Kitabevi’nin doğuşu nasıl oldu? Bu yolculuk nasıl başladı?
Buraya gelip bizimle böyle bir söyleşi yaptığınız için öncellikle çok teşekkür etmek istiyorum. Biz diyorum çünkü tek başıma değilim burası artık bir kulüp. Pandemide ben çocuk kitapları ile ilgilenmeye başlayınca onların yolunda giderken şunu düşündüm. “Çocuk kitabı nasıl yazılır? Neden yazılır? Neden okumalıyız? Neden yetişkinler çocuk kitabı okumalı?” Ve bunlarla ilgili eğitimler aldım. Atölyelere katıldım. Bu eğitimlerle birlikte yayınevlerinin farkına vardım. Yayınevi, çevirmenler, editörler, kitabın yolculuğu bunların hikayeleri beni çok etkiledi. Bunun sonrasında “bir yer açsam acaba nasıl olur” diye düşündüm. Aslında ciddi bir karardı. Pandemiden sonra bir evden kaçış düşüncesiydi. Bu dükkânı görünce hayal etmeye başladım. Barcelona’da çok beğendiğim bir kitabevi var. Ona benzesin istedim. Küçük, butik, kendi seçkimin olduğu, çocuklara yönelik bir kitabevi tasarladım. Yolculuğum böyle başladı.
• Girişte koliler halinde kitaplar gördüm. Kolilemeye de devam ediyorsunuz. Gelen değil giden bir şeyler var. Bunu biraz anlatır mısınız? Bu bir proje mi?
Bu çok yeni bir proje. Hatay’da Serinyol El Ele Derneği ile beraber oluşturduğumuz bir hikâye. Bu dernek üyeleri Hollanda’dan geliyor. Orada da benim dayım sosyal sorumluluk projelerini yönetiyor. Hatta Kraliyet Nişanı aldı. Deprem bölgesine çok destekleri oldu. Benden bir kreş için kitaplık rica etti. 4-6 ve 6-8 yaş için olacak şekilde resimli kitaplar ve ilk okuma kitapları olacak. Çok heyecanlandım. Yapabilir miyim diye düşündüm ve kulüp üyelerimle paylaştım. Hepsi destek oldu. Yeni kitaplar da var, artık okumadığımız temiz kullanılmış kitaplarımız da var. Hatay’a kitaplığı gönderdik. Şimdi kitapların organizasyonunu yapıp onları yolluyoruz. Booky Kitaplığı artık Hatay’da. Açılışı 20 Haziran’da olacak. İnstagram hesabında paylaşacağız.
• Kitaplarla ilişkinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Benim açımdan çocuk kitapları ile ilişkim anne olduktan sonra başladı. Sizde de böyle bir durum var mı? Bir oranlama yapsanız çocuk kitabı mı daha çok okursunuz yoksa yetişkin mi?
Çok güzel bir soru. Ben bu soruyu kendime sorduğum gün bu işe başladım. Çünkü çocuk kitapları okumadığımı -çocukluğumu düşündüğümde farkına vardım. Atölyelerde sorulan bir soru vardır. “İlk okuduğun çocuk kitabı nedir?” Bende bunun cevabı “hiçbiri” oluyor. Kardeşime okunan kitaplar vardı. Ama kendi kendime okuduğum kitap hatırlamıyorum. Ben de bunun yoksunluğunu çocuklarımdan sonra fark ettim. Onlara aldığım, almaya çalıştığım kitaplar derken kendimi bu noktada buldum. Tabi bundan on bir yıl önce burada fazla kitap yoktu. Kitaplarımızı hep aynı yerden alıyorduk. Bu eksikliği yurtdışında biraz tamamlıyorduk. Türk yazarları hiç bilmiyordum. Türk çocuk edebiyatı ile ilgili bildiklerimi de atölyelerde öğrendim. Şu anda en yakın dostum Can Göknil. Kirpi Masalı’nın ilk baskısını onun evinde gördüğümde çok iyi bir şey yaptığıma bir daha inandım. Çocuklarımdan sonra eksikliği kendimde fark edip okumaya başladım. Duygularım, hayata karı mücadelem, buluğum yerdeki duygu durumunu yönetme şekli bunların hepsini çocuk kitaplarında buldum. Yetişkinden daha fazla çocuk kitabı okuyorum. Çünkü beni daha çok besliyor. Şunu da soruyorum. “Biz çocukluğumuzu nerede bıraktık?” Çocuklar gerçek. Kirlenmemişler. Ben de böyleydim. Bu hırslar, egolar, kibirler biz bu duyguları ne zaman aldık? Bir söz var. Çocukluk gökyüzü gibidir. Gerçekten çok doğru. Aslında hiçbir yere gitmiyor. Çocuk edebiyatı ile tanışmak yetişkinlerin kendilerine yapabilecekleri en iyi terapi yöntemi. Evlerinde yavrularına aldıkları bir kitapla -mesela Can Göknil kitaplarından örnek vermek gerekirse Kirpi Masalı, Annem Beni Yavruladı, Babamın Başka Bir Evi Var gibi zor konuları bile kendi kendimize konuşabileceğimiz bir etkisi var. Belki bir çocuk kitabı ile yas döneminden geçerken karşılaşabiliriz, ölümü onun üzerinden konuşabiliriz. Bana çok iyi geliyor. Booky’de“neden yetişkinler çocuk kitabı okumalı” diye sürekli anlatmak istiyorum.

• Kitabevi, etkinlik alanı, kitap kulübü bir Booky’den bu kadar şey nasıl çıkıyor?
Bende bu kadar şey nasıl oluştu diye kendime soruyorum. Üç buçuk yıl oldu. Booky’nin yolcuğunu ben de izliyorum. Nereden nereye geldi? Bu kapıdan giren insanlarla Booky çok değişti. Başladığım noktadan beni aldı bambaşka bir yere taşıdı. İçimdeki bu birlik enerjisi ile bir çığ gibi büyüdü. Atölyeler yapıyoruz. Çocuk ve yetişkin kitap kulüplerimiz var. Bibliyoterapi ve online kulüpler var. Yazarlarla buluşturma hikayem beni asıl canlı tutan taraf. Çünkü yaşayan çağdaş yazarlara ulaşma fikri beni çok heyecanlandırıyor. Bu dükkânda bunu isteyen, bekleyen okurlarla karşılaştım. Ben de onlar için daha ne yapabilirim diye de coşkuluyum bu konuda. Booky’de hem çocuğa hem yetişkine hem kadına hem erkeğe hem anneye hem babaya atölyeler ve etkinlikler sunabiliyoruz. Babalar gününde babalarla güzel bir etkinliğimiz oldu.
–Kızım aradı. Ses kaydı biraz kesildi-
• Kitabevinizdeki ve kulüp için kitapları seçerken nelere dikkat ediyorsunuz? Sizden listeler istendiğini duymuştum. Bunu da biraz anlatır mısınız?
Seçkilerde öncelikle kendi iç sesimi dinliyorum. Kulüp için altı aylık program hazırlıyorum. Bu kulübün enerji ile de ortak bir liste oluyor. Burada görmek istediğim yazarları seçiyorum diyebilirim. Son çıkan kitaplara da dikkat ediyorum. Irmak Zileli gelecek yakında. Kendi içimizde moderatör oluyor. Bazen ben de oluyorum. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Kulüpten bir arkadaşımız iş olarak moderatörlük yapıyor. Bu da bizimle doğup, gelişen bir şeydi. Burada yapılan bir şey iş koluna dönüştü. Aynı şekilde yazar menajerliği yapan arkadaşım da var. Bu da çok anlamlı. Kulüp seçkilerini bu şekilde yapıyoruz. Dışardan biri seçki istediğinde kendi listesi üzerinden konuşuyoruz. “Ne okumak istersin? Ne yapmak istersin? Bu seçkinin içinde şunları da okusan iyi olabilir.” Şeklinde birlikte karar veriyoruz. Onları da ben burada hazırlıyorum. Buradan alabiliyorlar. Ya da kargo yapabiliyorum. Yeter ki okunsun. Kitabevi denilince son kitapları göreceğimiz bir yer gibi algılanıyor. Aslında bağımsız kitabevlerinde kurucunun seçkisine bakıyoruz. Çok satanları değil, hiç görmediğiniz kitapları bulabiliyorsunuz. Kitabevinin en keyifli tarafı da bu. “Bu da mı varmış, yazar bunu da mı yazmış, ben bunu görmemiştim, sen ne diyorsun” bu sorular benim seçkiyi hazırlamamda yardımcı oluyor. Yaz okuma listesi için de İnstagram’dan takip ederek ulaşabilirsiniz. Kulüpte Rus Edebiyatı, Türk Edebiyatı, yeraltı edebiyatı yeni dönemde çok farklı türler olacak.
• Yerli yazarları ve bağımsız yayınevlerini desteklemek konusunda özel bir yaklaşımınız var mı?
Destek kesinlikle olunmalı. Burada da onu biraz yapıyorum gibi hissediyorum. Biraz önce de dediğim gibi yaşayan Türk yazarları desteklemekten öte bir tarafı var. Şu anda yaşıyorlar ve onlara sorabileceğimiz bir sürü soru var. Kitapları okurken bile bir an önce gelmelerini ve sorularımı cevaplamalarını istiyorum. Yayınevleri konusunda da benimle aynı fikirde olduğunu düşündüklerime çok sıkı bağlıyım. Onların yazarlarıyla çalışmak, iş birliği yapmak, buradaki okurlara onları tanıtmaktan da mutluluk duyuyorum. Şöyle bir şey de var. Çağdaş yerli yazarın bizdeki karşılığını bulmak çok rahat. Yani kendi örf, adet ve geleneklerimizi hikâyedebulmak, esprilerini yakalamak çok keyifli. Sokaklar, yaşam alanı bize yakınlığı beni çok etkiliyor. Bunun bize de iyi gelen bir şey olduğunu düşünüyorum. Bence daha da fazla destek olunmalı. Ben işin ufacık bir fayda sağlayabiliyorsam ne mutlu bana. Booky’de yüzden fazla yazarla beraber olduk. Yüzün üzerinde okurla buluştuk. Tabi bu okur yazar buluşmalarının önemli aktörü de yayınevleri. Onların da çok destekliyorum. Buna çok ihtiyaçları var. Onlar gibi bizim de yani bağımsız kitabevlerinin de çok desteğe ihtiyacı var.
-Bu arada bahçe içindeki Booky’e bir arı misafir oldu. Bence kitap okumak istemişti. Ama söyleşi onu sıkmış olacak ki hemen çıktı.-
• Ben başlıkta kocaman topluluk dedim. Çünkü görsellerden öyle bir enerji geçiyor. Buradaki ruhu oluşturan nedir?
Birleştirici gücümün olduğunu söylemek istiyorum. Biz görünmez iplerle bağlıyız. Yüz yıldır birbirimiz tanıyormuş gibiyiz. Buraya gelen her ayrı misafirle bunu yaşama fırsatım oldu. Bu büyüdü ve artık her şeyi beraber yapar olduk. Seçkiyi beraber yapıyoruz, yazarlarla yemekler yiyoruz, sohbetlere katılıyoruz, tatilde bir aradayız. Birbirimize hastalık halinde destek oluyoruz. Deprem olduğunda hepimiz çok üzgündük. Buraya gelemedik ama o zaman da evlerde buluştuk. Hiçbir zaman kopmayan bir bağ var. Bu arada da şunun altını çizmek istiyorum. Kulüp üyelerim önceden tanıdığım insanalar değil. Tanıdık vasıtasıyla gelen kişiler. Yüzden fazla kadınla bir aradayız. Onların hayatına dokunabildiğim için de çok mutluyum. Seçtiğim kitaplarda onları yaralayacak, yaslarını hatırlatacak, iyi gelemeyecek bölümler varsa mutlaka not alıp onları arıyorum. Bilgilendirme yapıyorum. Burası sadece yazar geliyor ve onu dinliyoruz dediğimiz bir yer değil. Burada biz hayatı paylaşıyoruz. Konuk yazarımız da bizimle çok özel hikayeler paylaşıyor. Biz fotoğraf ve video konularında da hassas davranıyoruz. Yazarımıza sormadan fotoğraf çekmeyiz. Mutlaka videolarda müzikler olur ki konuşmanın özelliği biz de saklı kalsın. Burası şu anda ben olmasam da kulüp üyelerimiz tarafından işleyecek durumda. Ben olmasam da biz buradayız. Booky bir kitabevinden çok daha fazlası.
-Booky’nin kurulma sebeplerinden Buket Hanımın kızı takılıp düşünce ufak bir mola oldu. Hemen ilkyardım çantasından çıkan kremle müdahale gerçekleşti. Zaten bir şey yokmuş. Düşen yaprakları toplama oyununa devam edildi.-

• Booky’nin kitap kulübü fikri nasıl ortaya çıktı, nasıl işliyor? Sizce birlikte okumanın bireye ve topluluğa katkıları sizce neler?
Booky çok fazla insanın görüp gelebileceği bir yerde değil. Ben de çok görünür olmak istemedim. Sizin gibi kültür sanat tarafını besleyen, destekleyen, ona hitap eden insanlarla bir arada olmak istiyorum. Çocuk kitapevi olarak pek yazar burada ağırladık. Ama sonra annelere nasıl ulaşacağımı düşündüm. Daha önceden tanımadığım şimdi arkadaşım olan Hande dedi ki: “Kitap kulübü oluşturmaya ne dersin?” Ben de neden olmasın diye düşündüm. Aslı Perker Hande’nin yakın arkadaşı olunca onunla başladık. Onun tanıdığı, benim tanıdığım derken buraya kadar geldik. Ayda bir yazar, üç kere biz buluşuyoruz. Bir kitapla bir bağ kurup, bunu grup içinde paylaşmak, kendi hikayelerimizi ortaya koymak, başka kitaplardan referanslarla o kitaba yönlenmek çok besleyici. Bir hikâyenin içinde beraber ağladık, güldük, şaşırdık. Kafamızda yazara soracağımız sorular şekillendi. Ritüellerimiz oluştu. Kadınlık ve şifalanmakla ilgili bize ön ayak olan bir kitap üzerinden ahtapot gibi kollar çıkmaya başladı. Bunu görenler kulübümüze katılmak istedi. Çünkü bu bize iyi geldi. Bize iyi geldikçe yakın çevremize de iyi geldi. Dalga, dalga büyüdük. Birlikte okumanın keyfini bence herkes yaşamalı. Kitaba tekrardan bağlanma, kitapla iyileşme için birlikte okumak çok önemli. Bir firmayla da kendi iş kitaplarını okuyoruz. Onlara bir kulüp açtım. Her hafta onları bir liderle buluşturdum. Okudukları bölümleri moderatör eşliğinde liderle konuştular. Bu altı haftalık bir programdı ve bitti. Yeni sezonda tekrar yapacağız. Birlikte okumak iş insanına da iyi geldi. Bu kitap iş kitabıydı ve ceza gibiydi. Ama okuyamama kısmında yalnız olmadıklarını görmeleri çok değerliydi. “Kitap nasıl okunur” başlığı ile bazen konuşma için dernekler davet ediyor. Kendi okuma ritüellerimi anlatıyorum. Eşimi anlatıyorum. Hiç okumazdı, artık okuyor. Bu benim için aslında bir iyileşme süreci. Okuyabilirsin ama okuyamadığın kısımda da yalnız değilsin. Bu kitabı okumak zorunda da değilsin. Mutlaka senin sevebileceğin bir kitap vardır. Toplulukla okumaya geri dönersek sosyalleşmek, farklı insanlar tanımak, onlarla bir araya gelmek, onların faydalandığı bölümleri fark etmek bize her zaman yeni bir bakış açısı kazandıracağına inanıyorum.
• Bu söylediğinizi aslında çocuklara da uyarlayabiliriz. Her kitabı okumak zorunda değil. Ama bu dayatmanın sonucu kitap sevgisizliğine yol açıyor. Siz ne dersiniz?
Booky’de bir yaş bölümü yok. Çocuk istediği kitabı hatta bir yetişkin romanını bile eline alıp bakabilmeli. Bizim evimizdeki kitaplıklarımızda çocuklarımıza açık olmalı. Annesinin, babasının okuduğu kitaplara çocuk dokunmalı. Okuyan bir çocuk kendi seçkisini oluşturmalı diye düşünüyorum. Bakalım çocuk ne seçecek? Seçsin, baksın, okusun. Okuyan çocuk sonra ne okuyacağını da bilir. Çocuğumuzla beraber kitabevi gezip, ona izin verirsek bunu sağlayabiliriz. Benim bu işi yaparken en sık gördüğüm şey ebeveynlerin seçime izin vermemesi. Örnek vermek gerekirse 8 yaşında bir çocuk resimli bir kitaba gittiğinde engelleniyor. Kitabevinden çok anne olarak konuşursam ben bunu asla yapmam. Bana bile iyi gelen çocuk kitapları varken çocuğu yaşla sınırlamak doğru gelmiyor. Sessiz kitaplarda da çocuk kendinden çok şey bulabiliyor. Onun sesi olabiliyor. Ama tabi buna da izin verilmiyor. Okumak isteyen çocuğa bu sana uygun değil dediğimizde çok farklı bir tohum atarız. Büyüdüğünde ilk oy vermeye gittiğinde ne yapacağını bilemeyen birini yetiştirmiş olabiliriz. Çünkü seçemez. Bunu bu kadar ileri düşünebilirsek bir kitap seçkisi yapmanın ne kadar kıymetli olduğunu anlarız.
-Bizim zamanımızda bu kadar kitap yoktu isimli bir nostaljik konuşmaya biraz daldık. Sonra söyleşiye devam ettik.-
• Bağımsız bir kitabevi işletmek zor. Sizi en çok ne zorluyor? En çok ne mutlu ediyor? Yine bir klasik unutamadığınız bir anınızı sormak istiyorum.
Beni en çok kitap alınmaması zorluyor. Kitabevi kültürünü oluşturmak çok zor. Bunun için çok emek sarf ediyorum. Yine de bu kültür bizim yurt dışında olabileceğini düşündüğümüz bir kültür. Açıkçası burayı açana kadar ben de öyle zannediyordum. Bu işe girerken de bütün zorlukları düşündüm. Ama kitap satamamayı hiç düşünmemiştim. Çok güzel okurlarım var. Ama şimdi bile dükkânın kitap satılan bölümüne hiç geçmeyenler var. Burada kitap mı satılıyor, diye soran var. O yüzden bu kültürün daha fazla konuşulması gerektiğini düşünüyorum. İnsanlar kitabevlerinden kitap aldıklarını konuşsunlar. İnternet satışları beni üzen bir taraf. Çünkü ben o paralara satın almıyorum. Bununla ilgili olarak Türkiye Yayıncılar Birliği genel sekreteri Nazlı Berivan ile konuştuk. Kendisi de kulübümüzün bir üyesidir. Bu arada kitap fiyatlarının da yüksek olmadığını düşünüyorum. Kahve içmek mi, kitap okumak mı? Neye ihtiyacı var? Verilen emekle karşılaştırılamayacak fiyatlar bence. Yazar, editör, yayınevi. Tabi yayınevi demişken yayınevleri de bize verdikleri iskontoda biraz daha cömert olabilirler. Bana “burası müze mi, burayı gezebilir miyiz” gibi sorularda gelmişti. Bunları da yine kitabevi kültürünün konuşulmasıyla aşabiliriz diye düşünüyorum.
• Booky için kurduğunuz bir hayal var mı? Gelecekte neler yapmak istersiniz?
Hayalim her bölgede bir kitabevi. Booky değil Zuki. Hepsine destek olmak isterim. Booky özelinde değil de kitabevlerinin çoğalması desteklediğim bir şey. Hayallerimden birisi de yurtdışındaki Türk çocuklarını buradaki yazarlarla buluşturmak. Bunu da yapıyoruz. Hollanda ile bir iş birliğim var. Yayılsın çok istiyorum. Kulüple ilgili hayalimde beraber yurt dışını gezmek.
• Kitabevinizin ruhunu yansıtan sizden bir cümle alabilir miyim? Ve Neden bu cümle. Cümle zorlayacaksa kelimede olabilir.
Kelime söyleyebilirim: Yuva. Girişte paspasta da yazıyor. Kadın girişimcileri kulübümde destekleme fikrini asla bırakmayacağım. Bunu yaptıkça pek çok eve ulaşıyorum. Evden çalışan kadınlarımız var. Onların çocukları var. Hep nasıl destek olabilirim diye düşünüyorum. Eğitimolarak kulübümde öğretmenler ücretsiz destekler veriyorlar. Bu ağı kurabilmek benim için çok değerli. Burada bizimle olmak isteyenlere şunu söylemek isterim. Kitap okumayı bırakmış, kitap okumaktan yorulmuş, vakit ayıramayan kadınları da özellikle bekliyoruz. Çünkü unuttum ve artık başlayamam dedikleri noktada 4-5 kitap okuyan üyemiz var. Çok mutlular. Booky’de anılarımıza ortak olmak isterseniz bekliyoruz.
Buket Tanrıverdi Erol’un kişisel tutkusu ve emeğiyle şekillenen bu butik kitabevi, her rafında özenli bir seçim, her etkinliğinde ortak bir heyecan taşıyor.
Kitap kulüpleriyle büyüyen bu topluluk, bize şunu hatırlatıyor: Okumak bireysel bir eylem gibi görünse de toplulukla okumanın keyfi bir başkadır.
Booky Kitabevi samimi bir hayalden doğan, her okurun kendinden bir parça bulabileceği bir dünya.
Raflarda sevdiğim kitaplara rastladım ve güzel bir kitap alarak (buraya gelen herkes kitap alsın tabi) Booky’den ayrıldım.

Betül Çakıroğlu
Gelibolu’da doğdum ve 2002 yılından bu yana İstanbul’da mimar olarak çalışıyorum. Kızımın doğumundan sonra çocuk kitapları tekrar hayatıma girdi. Yazmayı ve okumayı çok seviyorum. Fantastik kurgular ve mitoloji özel ilgi alanlarım. Göçebe, Karşılaşma ve Ayna Meselesi kolektif öykü kitaplarında öykülerim yayınlandı. Nevzat Süer Sezgin’in Yetişkinler İçin Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Atölyesi’ni bitirdim. Eksi 18 Edebiyat Açık Kürsü platformunda deneme yazılarımı paylaşıyorum. Yine Eksi 18 Edebiyat grubuna ait Kıpırtı Çocuk Dergisi’nde gönüllü olarak çalışmaktayım.


