Close Menu
    Son Eklenenler

    The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

    Ağustos 24, 2026

    Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

    Ağustos 24, 2026

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

    Ağustos 17, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Salı, Ağustos 25
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 2. MODÜL

      Ağustos 2, 2026

      MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 1. MODÜL

      Ağustos 2, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Canavar’ın ‘saf’ değişimi ve dönüşümü

      Ağustos 12, 2026

      Elsa Morante’nin iki eseri aynı anda Türkçede

      Ağustos 5, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Bir yasın izinde: Tanrıların Tahtında

      Temmuz 31, 2026

      Klasik Müziğin çağdaş yorumcularından Janoska Ensemble Bodrum’da

      Ağustos 7, 2026

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – VII

      Temmuz 25, 2026

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – V

      Mayıs 9, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

      Ağustos 17, 2026

      İBB Beyoğlu Sineması’nda Ağustos Boyunca Ücretsiz Film Şöleni

      Ağustos 4, 2026

      Obsession: Bir Dileğin Etik Bedeli

      Temmuz 27, 2026

      THE ODYSSEY ÜZERİNE DÜŞÜNCELER: EN FAZLA TANRILAR KADAR KUSURLU

      Temmuz 26, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

      Ağustos 24, 2026

      Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

      Ağustos 24, 2026

      Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

      Ağustos 17, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      TUZ DENİZİ

      Ağustos 1, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » SUSKUN BEDENİN İSYANI
    Arzu Kurt

    SUSKUN BEDENİN İSYANI

    Temmuz 1, 2025Yorum yapılmamış6 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    arzu kurt
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Arzu Kurt

    Rüya Atlası’ma bu ay bir sessizlik senfonisi işlemek istiyorum. Bunun bir rüya, gündüz düşü olmadığı kesin, bir kâbus ya da hepsi.

    Marina Abromović’in 1974’te gerçekleştirdiği bir seri performansın son etabından; Rhythm 0 performansından bahsediyorum: Nesne haline gelmiş bir beden, kontrolden çıkan bir kalabalık, suskunluk, sessizlik, acı ve zamana direnerek sabırla bekleme ve yüzleşmenin arenası.

    Performanslarında sınırlarda dolaşan, bedenini, kendini, izleyenleri zorlayan, ötekini, içimizdeki ilkeli ortaya çıkaran bir duruş sergiliyor Marina. İzleyiciyi gözlemci olmaktan çıkarıp, sürecin aktif bir parçasına dönüştürüyor. Bu biraz da provakatif bir eylem. Ama aynı zamanda edilgen olurken, bedeni, sessizliği ve direnci ile karşı koyuyor. Kafamda kocaman bir soru işareti. Neden? Sizinle bu yazının sonunda cevabı bulacağımıza inanıyorum.

    *

    Marina, kulağına fısıldanan ‘süre doldu’ sesiyle altı saat süren bu kâbustan uyandı. Tek bir noktaya sabitlenmiş bakışlarını seyircilere döndürdü. Bir iki adım attı. Az önce hareketsiz, sessiz duran bu nesne, ete kemiğe bürünmüş, göz teması kurmuştu. Kalabalık; o elbise giyinmiş ilkel hayvan, kaçışarak dağıldı.

    Uykuyla uyanıklık arasındaydı. Gözleri masanın üzerindeki nesnelerde dolaştı. Haz ve acı simgelerinde… Gül, tüy, parfüm, bal, ekmek, üzüm, şarap, makas, neşter, çivi, metal bir çubuk, silah ve mermi vardı. Belli belirsiz talimat yazısını okudu. Bunu kim yazmıştı?

    Talimatlar:
    Masada, istenildiği gibi üzerimde kullanılabilen 72 adet nesne bulunmaktadır.
    Performans:
    Ben nesneyim. Bu süre zarfında tüm sorumluluğu üstleniyorum.
    Süre:
    6 saat (20:00 – 02:00).

    Bir sis bulutu içinde yüzer gibiydi; yumuşak bir dokunuş hissetti. Biri onu çevirdi, diğeri kollarını havaya kaldırdı, gül yapraklarıyla ona samimi bir şekilde dokundu, gecesi giderek ilginçleşiyordu. Üçüncü saatin sonunda haz, önce acıya sonra korkuya dönüştü. Bu bir rüya olmalı, bu bir rüya olmalı, diye sayıkladı. Dokunuş gül yapraklarından karnına batırılan dikenlere evrilmişti. Giysileri jilet gibi keskin bıçaklarla kesilmişti. Biri aynı bıçakla teninde gezinmeye başladı. Boğazında ince bir sızı hissetti. Belli belirsiz irkildi. Sessizliğin derin çukuruna yuvarlanmış, bedeni bir oyuncak bebeğe dönmüştü.

    Kalabalıktan belli belirsiz ahh sesleri duyuldu. Tüm gözler ona dikilmişti. Sessiz beden kasıklardan yükselen cüreti arttırdı. Biri -tabii ki erkek- kanını emdi. Vücuduna çeşitli küçük cinsel saldırılar yapıldı. Biri tecavüze yeltense direnebilir miydi? İradesi beynini terk etmiş gibiydi. Nesneleşen bedenine içeriden baktı. Uyanmakla yüzleşmek arasında, arafta bir an asılı kaldı. Çok sonra ona sorulduğunda ‘Hareket etmeden var olmak da bir tür direniş biçimidir’ diyecekti.

    Rüyasında renkler birbirine karışmıştı. Siyah, gri, beyaz. Mor bir sise tutundu. Birisi yarasına bant yapıştırmış, diğeri gözyaşını siliyor, bir başkası üzerini örtüyordu. Yabancı olduğu bu şefkat duygusunun içini ısıtmasına izin verdi. Dışardaki düşman sanki bu ânı bekliyordu. Bir anda başına silah dayandı; içindeki hayvan çığlık attı, kaç, kaç, kaç. Donmuş kalmış gibiydi. Silahın soğuk demirini elinde hissetti. Yüzü yok insan Marina’nın parmağını tetiğe doğru koydu. Bir an, kısacık bir an o tetiği çekebilirdi. Uğultulu bir gürültü kulaklarına ulaşıyor ama ne dediklerini duyamıyordu.

    *

    Kendisi veya seyircilerden birisi tetiği çeker miydi, bilmiyorum. Beni dehşete düşüren hem performansı gösterenin içine düştüğü kaotik fanus hem de bir bağları olmamasına rağmen grup dinamiğiyle bu kaosun müsebbibi haline gelen modern bireylerin dışarı çıkan ilkel benlikleriydi. Marina o tetiği çekebileceği sınıra çok yaklaşmıştı. Eline o silahı tutuşturan kişi de o ana gelene kadar diğer materyalleri kullananlar da cehennemin taşlarını tek tek döşemişti. Korktum. Ben dahil, hiç gözünü kaçırma sen bile öyle, böyle bir habitatta, savaşta, düştüğün adada, kavgada, insanlığımızı kaybetmeden ne kadar dayanabilirdik. İçimdeki ilkel hayvandan ürktüm.

    İlk şoku atlattıktan sonra düşünmeye başladım. Performans, sanat, canavara ayna tutma, provokatif eylem, ne derseniz deyin; bir kişi neden böyle bir yöntem seçer. Kendi şeytanlarımı yatıştırıp, Marina’nınkilerin peşine düştüm. İfşa mı ediyordu? Ne kadar güçlü ve dayanıklı olduğunu, büyüdüğünü, bunları aştığını. Yoksa kendine kanıtlamaya mı çalışıyordu? Belki de bildiği, tanıdık acılarla yakınlık kurmaya çalışıyordu.

    Kalbime batan bu kıymık, hayat hikayesini araştırmaya itti beni. Ben neden onu yazıyordum, o neden sessiz bir kabulle bedenini nesne konumuna indirgiyordu. Kristeva’nın kadın bedeninin nesneleştirilmesi üzerine çalışması düşüncelerimin arka zemininde karıncalanırken Marina’nın nesne olarak sunduğu bedenini çelik bir zihinle kapladığını anladım. Nesne gibi sunduğu bedeniyle çoktan bir özneye dönüşmüştü. Fiziksel ve zihinsel sınırlarını zorladı. Herkes şimdi ve buradaydı. An, hiç olmadığı kadar geçmiş ve geleceği üzerinde toplamıştı. İradesini kıramadığınız hiçbir şeye hükmedemezsiniz. O kırılmamıştı. Marina transtan çıkıp, gözlerini sabitlediği noktadan güruha diktiğinde, fanus parçalandı. Az önce o nesne üzerinde tepinen ilkel hayvan, hareketlenen nesnenin özne halinde gelişiyle kaçıştı.

    Sanatla ilgilenen, müzede bir performans izleyecek kadar entelektüel merakları olan bu kitle nasıl olur da şiddete varan bir davranış sergilerdi?

    Gerekli koşullar sağlandığında, oluştuğunda insan doğası ilkel dürtülerine geri dönüyordu.

    Sessiz kalmadan bağırmak istedim.

    “Çekin kadın bedeninden ellerinizi.”

    Bu performansın psikolojik, sosyolojik, toplumsal pek çok çözümlemesi çalışılmış. İsteyen onlara göz atabilir. Ben hâlâ en başta sorduğum soruda takılı kalmıştım. Neden?

    Abromović hakkında çalışırken merak ettim; bir insan neden sessizlikle var olur, acı ve sabrın sınırlarında gezinir. İkinci Dünya Savaşı sonrası Belgrad’da doğan Maria Yugoslavya partizanlarından soylu bir aileye mensuptu. Politik bir ortamda büyüdü. Ruhsal ve bedensel bir dönüşüm sürecine girmesi anlaşılır olsa da yüzleşme, bakış, görme ve görülme çabası daha derinlere çağırıyordu.

    Bob Wilson’s un Life & Death Of Marina Abromović belgeselini bu sırada izledim. Willem Dafeo’nun harika performansı ve Antony Hegarty’nin ruha işleyen sesi başka bir yazının konusu. Wilson bu belgeseli sanki benim kafamdaki soruları yanıtlamak için çekmiş. Bu belgeseli daha önce izleseydim böyle bir yazı yazar mıydım emin değilim. Ama yazının başında size verdiğim sözü tutmuş olacağım.

    Maria hayatını anlatmaya “Çocukluğum hayatımda ve işimde her şeyi oluşturan bir şeydi” cümlesiyle başlıyor. Çocukken o kadar çok ceza alırmış ki vücudunun her yerinde morluklar olurmuş ve genelde tokat yedikten sonra burnu kanarmış. Hemofili yüzünden bir yıl hastanede kalmış. “Bu, çocukluğumun en mutlu zamanlarıydı” diye anlatıyor o günleri.

    O küçük kız çocuğunun sessiz duruşlarını daha iyi anlıyorum şimdi. Yutkunarak izlemeye devam ediyorum.

    Fark ettim
    Benim için en iyisini izlemek istemediğini
    Sonra da fark ettim
    Beni özgür görmek istemediğini.
    Beni ezmek istiyorsun
    Hayallerimi yıkmak istiyorsun
    Birisinin sana yaptığı gibi.

    Belgesel çekimleri sırasında Bob’un ona ‘kendini oynayacaksın’ dediğini anlatıyor bir röportajda. ‘Ama anneni de oynayacaksın.’ Bunun en büyük korkusuyla yüzleşmek olduğunu onun sessinden duymaya gerek yoktu.

    Tanrı onu seviyor mu?
    Yoksa ondan nefret mi ediyor?

    Annesi yatağının düzenli olduğundan emin olmak için gece yarısı odasına gelirmiş. Düzgün değilse düzeltmesi için onu uyandırırmış. Sözleri kulaklarında çınlıyor.

    Cinsellik kötü
    En iyisi hemen hamile kalmak
    Ve bunu bir daha yapmamak
    Asla bunu bir daha yapma.

    Tam bu anda anladım. Sanatı onu kurtarmıştı. Bu edilgen performansla karşısındakinin gözünün içine bakarken, sadece kendini değil ötekini de iyileştiriyordu. Sınırlarda dolaşmaktan korksam da gözlerinin içine bakabilmeyi diledim.

    ‘Yaralarımın içindeki tuz’ diye bahsediyordu acılarından. ‘Soyut bir biçimde sızı. Sanki seçeneğim varmış gibi, sanki kontrol bendeymiş gibi.’ Kontrolü başkalarının eline bırakmasındaki deliliğin sınırlarına dokunmuş oluyorduk bu cümlelerle. Böylelikle her şeyle arasına mesafe koyduğunu söylüyordu. Onun repliği ile söylemek isterim.

    Acıdan çıkıyorum.
    Sanki rüyada gibi.
    Sanki seçeneğim varmış gibi
    Sanki kontrol bendeymiş gibi.
    Acı benden sarkıyor.

    Babasını daha şefkatli anıyor. “Hep beyaz atının üzerindeydi. Amaç uğruna her şeyi feda edebilmenin en büyük temsilcisiydi. Çok gürültülü ve ardından sessiz bir an.”

    Sanırım sessiz limanını bulmuştu.

    Marina’nın belgeselin sonuna doğru attığı bir çığlık var. Aaaah! Aaaah! Aaaah!

    Gürültü değil bu.
    Munch’ın Sessiz Çığlığı.

    İLGİLİ OKURA…
    * Marina Abramovic on performing “Rhythm 0” (1974)
    * Bob Wilson’s Life and Death of Marina Abramovic


    Arzu Kurt, Karabük doğumlu, evli, iki çocuk annesi. İstanbul’da yaşıyor. Denize ve kitaplara aşık. Uludağ Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunu. Bir kamu bankasında şube müdürü olarak rakamlarla geçen yılların ardından emekli olup kelimelere yöneldi. Yaratıcı yazarlık atölyelerinde başladığı ikinci kariyerinde kolektif kitaplarda altı öyküsü ve iki dergi yazısı yayımlandı. Yazı yolculuğuna Suaremag’da devam ediyor.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI

    SuareMag – Temmuz 2025
    SuareMag – Haziran 2025
    SuareMag – Mayıs 2025
    SuareMag – Nisan 2025

    arzu kurt suaremag temmuz yazar

    Related Posts

    AYIN FİLMLERİ: AĞUSTOS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Ağustos 2, 2026 Film

    AYIN KİTAPLARI: AĞUSTOS AYINDA NE OKUYALIM?

    Ağustos 2, 2026 Ayın Kitapları

    AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

    Ağustos 2, 2026 Ayın Şarkıları

    SuareMag Ağustos 2026

    Ağustos 1, 2026 Manşet
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

    Ağustos 24, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    Çağdaş cazın özgün topluluklarından The Bad Plus, 12 Eylül’de Fiba Salon İKSV sahnesine konuk oluyor.…

    Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

    Ağustos 24, 2026

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

    Ağustos 17, 2026

    Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

    Ağustos 13, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    İklim Tamkan ve Türkü Yavuz’un müziği İstanbul’un Tarihî Kiliselerinde yankılanacak

    Kasım 26, 2025 Konser

    DOPAMİN AKBABALARI

    Ağustos 1, 2025 Hakan Akdoğan

    Pera Müzesi’nde iki fotoğraf sergisi

    Ağustos 27, 2023 Sergi
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

    Ağustos 24, 2026

    Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

    Ağustos 24, 2026

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

    Ağustos 17, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.