BURAK SOYER
Judith Schalansky, kendisine Wortmeldungen Eleştirel Kısa Metinler Edebiyat Ödülü’nü getiren “Yalpalayan Kanaryalar”da, yukarıda bahsettiğim kanarya metaforunu kitabının merkezine alıp, dilin ve edebiyatın ebedi gücünden faydalanarak kısa ama yoğun bir metin içinde düğümlenmiş bir sorunu, imgelerle görünür ve hissedilir hâle getirip insanlığın önüne koyuyor.

Ekolojik kriz, iklim krizi, küresel ısınma, adına ne derseniz deyin, insanlık kendi yarattığı ve artık sonun da bir atım ötesine geçmiş olan, dönüşü ise pek mümkün görünmeyen bir felaketin kucağında yaşıyor. Konuyla ilgili en ehil kişiden tutun, en alakasız biri bile dünyanın girdiği bu geriye dönülemez virajdan haberdar. Ancak yılda bir iki defa küresel çapta ses getiren eylem dışında yaptığımız herhangi bir şey yok. Bu krizden alacağımız darbeyi en aza indirmek içinse aldığımız hiçbir önlem yok. Herkes, her şeyin farkında ama icraata gelince karaya oturmuş bir gemiyi yürütmek gibi amansız işlerle uğraşmaya yanaşmıyoruz. 2019 yılında Türkçeye çevrilen ve yine Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan “Zürafa Boynu” ile ülkemizde hatırı sayılır bir okur kitlesine ulaşan Judith Schalansky’nin, yine Ayrıntı Yayınları etiketi, Levent Bakaç çevirisiyle yayımlanan yeni kitabı “Yalpalayan Kanaryalar”, tam olarak bu soruna işaret eden, bunu yaparken de bir zamanlar aniden susarak maden ocağındaki işçilerin oksijen oranının azaldığını ifade etmeye çalışan kanaryalardan yola çıkarak, bu metaforu edebiyat üzerinden şekillendirip ekolojik krize dikkat çekmeye çalışan bir kitap.
“Yalpalayan Kanaryalar”, her ne kadar deneme tarzında olarak lanse edilse de Schalansky’ninsağlam bir kurgu içerisinde ayakları basan yazım biçimiyle bir roman havasıyla ilerliyor. Özellikle dikkat çekmek istediği ivedi ancak yetersiz önlem mekanizmalarına değinirken sık sık Aristoteles’in “Poetika”sına sırtını yaslıyor ve meramını anlatmaya da onun aynı eserindeki, “Gerçekten vuku bulan değil, tam tersine vuku bulması mümkün olan şeyin duyurulması gerektiği” tespitiyle başlıyor. Bunu ekolojik krizle harmanlayan Schalansky, insanlığın bir “dönüm noktasında” olduğunu da yine “Poetika”nın “midpoints”i (dönüm noktası) olarak gördüğü, “bilgisizlikten bilgiye ve bunun sonucu olarak, katılımcıların mutluluğa veya mutsuzluğa tayin edilmesine göre dostluk veya düşmanlığın meydana gelmesine,” sözüne ithafen kendisinin ve dahi insanlığın ne için tayin edildiğine dair kafa patlatırken yakaladığını söyleyip bunun cevabını da kendi veriyor:
Ve önümde bir rüzgâr hızıyla defalarca çağrılan bir kıyametin yeterince bilinen senaryoları, ardında gökyüzünün aldatıcı bir şekilde renklendirdiği büyük yangınlardan ve dalgalardan, parçalanmış buz kütlelerinden ve gök gürültüsü, toz veya duman bulutlarından oluşan şatafatlı bir görseller dizisi belirdi. Bu, dizginlerinden kopan, pranga ve felaketleri umursamayan, kendisini afetler karşısında hiç şüphesiz o yüce güç olarak tezahür eden ve katışıksız kudretinde karşı ne bir kahramanın durabileceği ne bir çarenin bulunduğu ne de bir güvercinin devreye girebileceği bağlarını koparmış doğaydı. Gerçek hayatta böyle bir şey yaşayan herkes hiç kuşkusuz hayatını kurtarmak için koşarak kaçardı. Ancak ben bunları düşünürken bir ulunun, bana her türlü aktivist çabadan çok daha bilindik gelen huzurlu ürpertisinden başka bir şey hissetmiyordum. Benim bu sonuncusunda yadırgadığım şey, hâlâ yoğun suçluluk bilinci içeren ve kurtuluşa muhtaç olup “dünyanın kurtarılması”ndan daha azını talep etmeyen ve böylece tam da mahkûm etmeyi amaçladığı o insani kibri çağırıyordu.
Judith Schalansky, kendisine Wortmeldun genel eştirel kısa metinler edebiyat ödülünü getiren “Yalpalayan Kanaryalar”da, yukarıda bahsettiğim kanarya metaforunu kitabının merkezine alıp, dilin ve edebiyatın ebedi gücünden faydalanarak kısa ama yoğun bir metin içinde düğümlenmiş bir sorunu, imgelerle görünür ve hissedilir hâle getirip insanlığın önüne koyuyor.

Burak Soyer
Gazeteciliğe 2005 yılında Radikal Gazetesi Kültür Sanat Servisi ve Kitap Eki’nde başladı. Şimdiye kadar Milliyet, Hürriyet, Hürriyet Kitap Sanat, BirGün, BirGün Pazar, BirGünKitap, Taraf, Cumhuriyet Pazar, T24, Gazete Duvar, sendika.org, solhaber.org’a, siyaset, edebiyat, müzik, sinema, tiyatro yazıları yazdı. Halen Gazete Pencere, Bianet, Gazete İkinci Yüzyıl ve OT dergisine kültür sanat, K24, Edebiyathaber.net, Oggito, Ne Okuyorum?, Ajandakolik, Mahal Dergi, Romanoku internet sitelerine de edebiyat yazıları yazıyor. 2017 yılında ilk kitabı Zıvana Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı. Zıvana’nın devamı olanBuji de 2019 yılında aynı yayınevinden çıktı. Son romanı Ring ise, geçtiğimiz Eylül ayında Karakarga Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olan Burak Soyer, halen Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Sanat Tarihi bölümündeki eğitimine devam etmektedir.


