BURAK SOYER
Murat Menteş, son romanı “Tanpınar’a Huzur Yok”da, bütün kitaplarından aşina olduğumuz sarmaşık gibi anlatı dilini tavan yaptırarak başta Ahmet Hamdi Tanpınar olmak üzere Türk edebiyatına bir saygı duruşunda bulunuyor. Diğer yandan da Menteş, kesintisiz bir muziplikle Sevin Okyay’ın nokta atışı tespitiyle, “Tanpınar’ın Tarantino’yla buluştuğu” bir eser ortaya koyuyor.

Ahmet Hamdi Tanpınar üzerine yazılacak çok şey var ancak kendisi gerek kişiliği gerek kalemiyle edebiyatımızda naif ve “sakin” bir figür olduğu için birkaç cümle bile kendisini anlatmaya yetecektir. Fakat Tanpınar’ın konu olduğu bir konuda yetki Murat Menteş gibi bir yazardaysa o zaman “birkaç cümle bile” nitelemesi elbette ki, yok hükmündedir! Zira Menteş, ilk romanı “Dublörün Dilemması”ndan bu yana tüm kitaplarında kalabalık sözcükler, cümleler ve karakterlerle birkaç olayı birden kurgusuna katarak pervane gibi döndürdüğü olay örgüleriyle perçinlenmiş eserleri okura sunar.
Murat Menteş, Everest Yayınları’ndan çıkan son kitabı “Tanpınar’a Huzur Yok”ta da âdetini bozmayıp şarjörünü fulleyerek, “Şikago daktilosu”ndan çıkanları üzerimize boca etmekten geri kalmıyor. Murat Menteş’in alışkın olduğumuz sarmaşık gibi anlatı dilini “Tanpınar’a Huzur Yok”da tavan yaparken, aynı zamanda roman, anlatısı itibariyle de başta Ahmet Hamdi Tanpınar olmak üzere Türk edebiyatına bir saygı duruşu niteliği taşıyor.

1959 yılında geçen “Tanpınar’a Huzur Yok”, felekten bir gece çaldıktan sonra hafiften dumanlı kafayla evlerinin yolunu tutmakta olan bir köşe yazarının, eski mebus bir kumaş tüccarının ve varlıklı bir ailenin varisinin Ahmet Hamdi Tanpınar’la ilgili aralarında çıkan tartışma sonucunda, genç centilmen varisin Tanpınar’a asla ve kat-â toz kondurmaması nedeniyle diğer ikisini hançerle öldürmesiyle başlıyor. Durum kolluk kuvvetlerine intikal edince, soruşturmayı alan cevval polis Fatin Fantom, “ne içinde zamanın ne de büsbütün dışında” yaşayıp giden Ahmet Hamdi Tanpınar’ı zanlı ilan edip onun peşine düşer. Fakat eserleri o sıralar pek de ilgi görmeyen muharrir Ahmet Hamdi Tanpınar, vaktini “huzur”suzlukla geçirirken, tesadüfen tanıştığı gizemli koleksiyoner Bahtiyar Kont’un kendisini, zarafeti üzerinde bir pelerin gibi taşıyan Nermin Mermi’yle tanıştıracağı günü beklemekle geçirmektedir. Randevu günü gelip çattığındaysa Nermin Hanım önceden belirlenmiş saat ve mekâna gelmez. Üstüne üstlük Bahtiyar Kont da bir cinayete kurban gider. Bunun üzerine tüm dikkatleri üzerine çeken Ahmet Hamdi Tanpınar, ne yapıp edeceğini bilemez hâlde düşünüp durmakta, diğer yandan da cinayetleri kimin işlediği üzerinde fikirler üretmektedir. Fatin Fantom da boş durmamakta, Tanpınar’ı bir an evvel kıstırıp tevkif etmek için her yerde onu aramaktadır. Ancak Ahmet Hamdi Tanpınar’ı asıl bekleyen tehlike hapse düşmek değildir…
“Tanpınar’a Huzur Yok”un konusu kaba taslak bu şekilde. Fakat kitapta, konunun orijinalliğinden daha ön planda olan mesele Murat Menteş’in olay örgüsünde, mizaha yaslanan absürt bir polisiyeyle birçok konuyu ve karakteri bir araya getirerek ortaya çıkardığı bütünsellikte yatıyor. Ruh çağırma seanslarına karışan kaçak radyo yayınlarından Dostoyevski karakterlerine, Türk edebiyatının en mühim yazarlarından dönemin filmlerine ve “misafir sanatçı” Ethem Onur Bilgiç’in görselleriyle gerçek bir kültürel şölene dönüşen “Tanpınar’a Huzur Yok”, Murat Menteş’in muzipliğiyle birleşerek Sevin Okyay’ın nokta atışı tespitiyle, “Tanpınar’ın Tarantino’yla buluştuğu” bir roman olarak kayıtlara geçiyor.

Burak Soyer
Gazeteciliğe 2005 yılında Radikal Gazetesi Kültür Sanat Servisi ve Kitap Eki’nde başladı. Şimdiye kadar Milliyet, Hürriyet, Hürriyet Kitap Sanat, BirGün, BirGün Pazar, BirGünKitap, Taraf, Cumhuriyet Pazar, T24, Gazete Duvar, sendika.org, solhaber.org’a, siyaset, edebiyat, müzik, sinema, tiyatro yazıları yazdı. Halen Gazete Pencere, Bianet, Gazete İkinci Yüzyıl ve OT dergisine kültür sanat, K24, Edebiyathaber.net, Oggito, Ne Okuyorum?, Ajandakolik, Mahal Dergi, Romanoku internet sitelerine de edebiyat yazıları yazıyor. 2017 yılında ilk kitabı Zıvana Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı. Zıvana’nın devamı olanBuji de 2019 yılında aynı yayınevinden çıktı. Son romanı Ring ise, geçtiğimiz Eylül ayında Karakarga Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olan Burak Soyer, halen Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Sanat Tarihi bölümündeki eğitimine devam etmektedir.


