Sevin Bayrı
Bugün 27 Mart Dünya Tiyatro Günü. Kadife perdenin, hayata açılan birer pencere olduğunu hatırladığımız o gün. Bu yıl 27 Mart, Türk tiyatrosu için her zamankinden biraz daha buruk ama bir o kadar da gururlu. Çünkü bu kıymetli günü, Türk tiyatrosunun ebedi şövalyesi Haldun Dormen’in bıraktığı o devasa boşluğa rağmen bir o kadar da görkemli mirasının gölgesinde kutluyoruz.

Dijitalleşen, ekranlara sıkışan ve her geçen gün biraz daha mekanikleşen dünyamızda tiyatro, nefes alıp veren, terleyen, ağlayan ve anında reaksiyon veren yaşayan tek sanat olarak bir kale gibi duruyor. Tiyatro belki de yapay zekaya en son yenilecek olan sanat dallarından biri. İşte bu en eski en köklü sanat dalında Haldun Dormen, bu kalenin en disiplinli, en zarif ve en yenilikçi şövalyesiydi.
Haldun Dormen’in Türk tiyatrosundaki yeri, sadece sahnelediği oyunlarla ölçülemez. O, tiyatromuza zarafeti ve profesyonelliği bir karakter olarak giydiren isimdir. Yale Üniversitesi’nden getirdiği vizyonla, Türk tiyatrosunu alaylı ruhundan koparmadan akademik bir titizliğe kavuşturdu.
“Bu topraklarda müzikal tutmaz” diyen yel değirmenlerine karşıBroadway ışıltısını İstanbul’un arka sokaklarıyla, Lüküs Hayat’ın neşesini Hisseli Harikalar Kumpanyası’nın samimiyetiyle birleştirdi. O, devrilen bir tiyatro binasının enkazından bile yeni bir oyun çıkarabilecek kadar inatçı, her “perde kapandı” denildiğinde o perdeyi daha şık bir selamla açacak kadar mağrurdu. Halkın kalbine giden yolun, kaliteli bir eğlenceden geçtiğini kanıtladı. Tiyatro sevgisi ile bu sanata emek verenleri hiç unutmadı ve son anına kadar bu sanata emek vererek, en son kurucusu olduğu Dormen Akademi emekçileri ile beraber sahne sevdalılarını eğitti, onlara ışık oldu, fırsat yarattı. Akademi’nin kapısından giren her genç, sadece diksiyonu ya da sahne duruşunu değil; kulis adabını, meslektaşının başarısını alkışlamayı ve en önemlisi asla pes etmemeyi öğrendi.
Haldun Dormen’in şövalyeliği tiytroda her alanda devreye girdi.Afife Jale’nin o hüzünlü ve yarım kalmış hikayesini bir onur nişanesine dönüştürdü ve Afife Tiyatro Ödülleri bu topraklarda tiyatroya hayatını verenlere sunduğu en büyük teşekkür törenine dönüştürdü. Şunu çok iyi biliyordu, bir toplum ilk kadın sanatçısına sahip çıkmazsa, gelecekteki sanatçılarını da yaşatamazdı. Afife Tiyatro Ödülleri’ni kurarak, sahne emekçilerinin birbirini alkışladığı bir gelenek yarattı. O, sadece kendi alkışıyla yetinmeyen, meslektaşının başarısını da kutsayan bir şövalyeydi.
Dormen’in en büyük başarısı, yetiştirdiği binlerce öğrencidir. Bugün hangi tiyatro sahnesine baksanız, hangi başarılı diziyi izleseniz, orada Dormen’in tornasından geçmiş, onun disipliniyle yoğrulmuş bir yetenekle karşılaşırsınız. O, her öğrencisine birer Sancho Panza sadakatiyle sanata sarılmayı, ama her birini birer bağımsız Don Kişot olarak yetiştirmeyi bildi.
Bugün 27 Mart. Haldun Dormen belki bu kez kuliste bizi izliyor, o meşhur gülümsemesiyle gençlerin heyecanını süzüyor. Onun bize bıraktığı vasiyet belli, tiyatro her şeye rağmen devam etmektir.
Türk tiyatrosu, Haldun Dormen sayesinde bugün daha dik, daha renkli ve daha cesur. Onun attığı tohumlar, bugün 27 Mart’ta açılan her perdede yeniden çiçek açıyor. Tiyatro şövalyesi belki atını sonsuzluğa sürdü ama onun açtığı yolda yürüyen binlerce yürek, her gece olduğu gibi bu gece de o sihirli cümleyi kurmaya devam edecek;
“Yaparsın Şekerim.”
Dünya Tiyatro Günü’müz, büyük ustanın hatırasıyla kutlu olsun…



1 Yorum
Çok güzel, büyüleyici bir yazı. Tebrik ederim.