Başak Ertunç Bıyıklı, ilk kitabı Mayın Tarlası ile okurla buluştu. Mayın Tarlası, bireyin en yakın ilişkilerinde yaşadığı kırılmaları, kuşaklar boyunca aktarılan sessizlikleri ve bastırılmış hikâyeleri odağına alan öykülerden oluşuyor.

Pazarlama araştırması sektöründe uzun yıllardır çalışan Başak Ertunç Bıyıklı, ilk öykü kitabı Mayın Tarlası ile edebiyat dünyasına adım atıyor. Kitap, okuru uzak ve yabancı hikâyelere değil; tam aksine en tanıdık alanlara, evlerin içine, sofraların ortasına ve aile ilişkilerinin görünmez katmanlarına davet ediyor.
Mayın Tarlası, gündelik hayatın sıradan akışı altında biriken sessiz gerilimleri odağına alan öykülerden oluşuyor. Bıyıklı, bireyin en yakın ilişkilerinde yaşadığı kırılmaları, kuşaklar boyunca aktarılan suskunlukları ve bastırılmış hikâyeleri görünür kılarken; okuru tanıdık mekânların içinde yabancılaşma duygusuyla karşı karşıya bırakıyor.
Kitaptaki öykülerde, dışarıdan bakıldığında sıradan görünen hayatların altındaki çatlaklar yavaş yavaş belirginleşiyor. Her hikâye, okuru adım adım ilerleyen bir gerilim hattına davet ederken, aynı zamanda içsel bir yüzleşmenin kapısını aralıyor. Bu yönüyle Mayın Tarlası, yalnızca anlatılan hikâyelerle değil; okurun kendi hafızasıyla kurduğu ilişki üzerinden de etkisini derinleştiriyor.
Bıyıklı’nın dili yalın ama yoğun; sakin ama sarsıcı bir atmosfer kuruyor. Anlatı, olayların gürültüsünden çok anların ağırlığına, söylenmeyenlerin gücüne ve suskunlukların bıraktığı izlere odaklanıyor. Bu tercih, kitabı yalnızca bir öykü toplamı olmaktan çıkarıp, modern bireyin içsel coğrafyasına dair bir keşif alanına dönüştürüyor.
Bir ilk kitap olmasına rağmen güçlü bir anlatı sesi ve belirgin bir atmosfer kurma becerisiyle dikkat çeken Mayın Tarlası, okura şu soruyu yöneltiyor: En güvende hissettiğimiz yerler gerçekten ne kadar güvenli?
Başak Ertunç Bıyıklı’nın Mayın Tarlası, insanın en yakın olduğu alanlarda bile kendine yabancılaşabileceğini hatırlatan, sarsıcı ve akılda kalıcı bir başlangıç olarak öne çıkıyor.

Banliyö Kitap etiketiyle yayımlanan Mayın Tarlası’nın arka kapak yazısında usta yazar Hakan Akdoğan şöyle diyor:
Bir mahallede yağmur yağıyor; bir kadın, aradığı dili bulmak için kapı kapı dolaşıyor. Başka bir yerde, bir duvarda bir kelime beliriyor ve biri ilk kez ‘okuyabildiğini’ fark ediyor. Bir çekmecenin içinden çıkan bir bilet, bir topuklu ayakkabı, bir küçük not… Bazen bir insanın bütün hayatını geri çağırmaya yetiyor. Mayın Tarlası, tam da bu küçük anlardan büyüyor. Büyük trajedileri bağırarak anlatmıyor; sessizce gösteriyor. O yüzden daha çok dokunuyor.
Başak Ertunç Bıyıklı, sıradan olanı disiplinler arası arka planla güçlü bir anlatıya dönüştürüyor. Rahatsız edici bir gerçeklik dolanıyor satırlarının arasında. Dildeki ince mizah ve tekinsizlik dengesi, metinleri ağırlaştırmadan derinleştiriyor.


