H. Nilgün Karataş ile
Suare Dergi & Atölye Bütünsel Edebiyat çatısı altında hazırlanan bu atölye, yazmaya yeni başlayanlar ya da yeniden başlamak isteyenler için tasarlandı.
Burada yazmak yalnızca bir ilham meselesi olarak ele alınmaz. Yazıyı anlaşılabilir, geliştirilebilir ve sürdürülebilir bir yapı olarak kurmayı öğreniriz. Çünkü iyi bir hikâye, sadece hissettirmez aynı zamanda kurulur.

BU ATÖLYEDE NE YAPIYORUZ?
- Yazının temel yapı taşlarını öğreniyoruz,
- Usta metinler üzerinden çözümleme yapıyoruz,
- Yazdığımız metinleri birlikte geliştiriyoruz,
- Sezgisel yazıyı teknik bilgiyle güçlendiriyoruz.
Dört hafta boyunca katılımcılar yalnızca dinleyen değil, aktif olarak yazan ve üreten bir sürecin parçası olur.
YAZMAYA NASIL YAKLAŞIYORUZ?
Bu atölyenin temel yaklaşımı şudur: Yazmak sadece bir yetenek değil, bir kurma biçimidir.
Bir hikâyeyi güçlü yapan şey:
- Ne anlattığı kadar,
- Nasıl kurulduğudur.
Bu yüzden odak noktamız:
✔ teknik
✔ yapı
✔ anlatım biçimi
✔ alt metin
ATÖLYE İÇERİĞİ
1. HAFTA: KARAKTER – TİP – ARKETİP

Bir hikâyeyi okutan şey sadece olay ya da durum değil, karakterdir. Okur, karakteri takip eder, onunla bağ kurar.
Ama çoğu metinde karakter yüzeyde kalır. Hatırlanmaz.
Bu bölümde karakteri bir isim ya da özellik listesi olmaktan çıkarıp hikâyeyi taşıyan bir merkez haline getirmeyi öğreniyoruz.
Bu hafta:
- Karakter, tip ve arketip farkını netleştiriyoruz. Her karakter neden “benzersiz” hissettirmez sorusuna yanıt arıyoruz.
- Bir karakterin sadece ne yaptığıyla değil, neden öyle davrandığıyla ilgileniyoruz.
- Protagonist ve antagonist ilişkisini “iyi-kötü düzleminden çıkarıp, çatışma üretme gücü üzerinden kuruyoruz.
- Yan karakterlerin hikâyeyi doldurmadığını, ana karakteri açığa çıkardığını görüyoruz.
Bu bölümün temel meselesi şudur: Karakter anlatılmaz, kurulur.
Katılımcılar bu haftada bir karakter fikrini alıp, onu davranışları, çelişkileri ve motivasyonlarıyla birlikte inşa etmeye başlar.
2. HAFTA: ZAMAN – MEKÂN – ATMOSFER

Hikâye sadece ne olduğu değildir. Nerede ve nasıl olduğu da en az o kadar önemlidir.
Çoğu metinde zaman ve mekân ya çok yüzeysel kalır ya da gereksiz detaylarla boğulur. Bu bölümde dengeyi kurmayı öğreniyoruz.
Bu hafta:
- Zamanın sadece kronoloji olmadığını, anlatının ritmini belirleyen bir araç olduğunu inceliyoruz.
- Mekânın sadece dekor olmadığını görüyoruz.
- Atmosfer kurmanın tekniklerini çalışıyoruz.
- “Şimdi”, “geçmiş” ve “kırılma anı” kavramları üzerinden hikâyenin nasıl derinleştiğini görüyoruz.
- Mekânın bir arka plan değil, karakteri ve duyguyu etkileyen aktif bir unsur olduğunu çalışıyoruz.
- Atmosfer kurarken “betimleme yapmak” yerine okura hissettirme yollarını ele alıyoruz.
Katılımcılar bu haftada bir sahneyi yeniden yazarak, aynı olayın farklı zaman ve mekân kurgularıyla nasıl değiştiğini deneyimler.
Finalde şunu fark ediyoruz: Aynı hikâye, farklı bir mekânda bambaşka bir hikâyeye dönüşür.
3. HAFTA: OLAY ÖRGÜSÜ – ÇATIŞMA – TEMA

Bir hikâyeyi ayakta tutan şey olaylar değildir. Olaylar yalnızca görünen yüzdür. Hikâyeyi ilerleten şey; çatışma ve onun yarattığı gerilimdir.
Bu bölümde “hikâye anlatmak” ile “hikâye kurmak” arasındaki farkı açıyoruz.
Bu hafta:
- Olay örgüsünü kurmayı öğreniyoruz. Olay örgüsünün rastgele gelişmediğini, neden-sonuç ilişkisiyle kurulduğunu inceliyoruz.
- Çatışmanın hikâyedeki yerini netleştiriyoruz. Çatışmanın sadece dışsal değil, karakterin içinde de kurulduğunu görüyoruz.
- Temanın doğrudan söylenmediğini, metnin içinde kendiliğinden açığa çıktığını çalışıyoruz.
- Alt metnin ne olduğunu ve nasıl işlediğini somut örneklerle çözümlüyoruz
- Hikâyenin bitişinin, sadece bir son değil, okurda kalan etki olduğunu öğreniyoruz. Açık uçlu ya da etkili bir finalin ne olduğunu tartışıyoruz.
Çünkü iyi hikâye şunu yapar: Söylemeden söyler.
Katılımcılar bu haftada kendi hikâyelerinin çatışmasını netleştirir ve metnin altındaki “asıl mesele”yi görmeye başlar.
Bu bölümün temel meselesi: Hikâye anlatılmaz, okura yaşatılır.
4. HAFTA: ANLATICI – BAKIŞ AÇISI

Aynı hikâye, farklı anlatıcıyla tamamen değişir. Çoğu yazan kişi, anlatıcıyı fark etmeden seçer. Ama aslında anlatıcı, hikâyenin en kritik kararlarından biridir.
Bu bölümde yazının “sesini” kuruyoruz.
Bu hafta:
- Anlatıcının kim olduğunu ve hikâyeye nasıl müdahale ettiğini inceliyoruz.
- Yazar ile anlatıcının aynı şey olmadığını örneklerle netleştiriyoruz.
- Anlatıcıyı bilinçli seçmeyi öğreniyoruz.
- Bakış açısının metni nasıl dönüştürdüğünü görüyoruz.
- Bakış açısının bilgi, mesafe ve duygu üzerindeki etkisini çalışıyoruz.
- Güvenilir / güvenilmez anlatıcı farkını inceliyoruz.
- Anlatıcının neyi sakladığını, neyi söylediğini bilinçli bir tercih haline getiriyoruz.
Katılımcılar bu haftada aynı metni farklı anlatıcılarla yeniden kurarak, bakış açısının etkisini doğrudan deneyimler.
Ve şunu anlıyoruz: Hikâyeyi kim anlatıyorsa, gerçek odur.
BU ATÖLYE KİMLER İÇİN UYGUN?
- Yazmaya başlamak isteyenler,
- Yazan ama ilerleyemeyenler,
- Metnini geliştirmek isteyenler,
- Teknik öğrenmek isteyenler.
Eğer “yazmak istiyorum ama…” diyorsan, bu atölye tam o eşik için.
📅 PROGRAM DETAYLARI
🗓️ Başlangıç: 13 Mayıs 2026
📆 Süre: 4 hafta (haftada 1 gün)
⏰ Saat: 20:00 – 22:00
📍 Zoom / Online
KAYIT
Kontenjan sınırlıdır.
Bilgi almak ve kayıt olmak için:
WhatsApp: 0533 280 58 90
SON SÖZ
Yazmak için ilham yeterli olabilir. Ama bir hikâyeyi bitirmek için kurgu ve bilgi gerekir.
Bu atölye, tam olarak o yapıyı kurmak içindir.
Bu dört hafta sonunda katılımcılar:
✔ Bir hikâyenin nasıl kurulduğunu bilecek seviyeye gelir. Bir hikâyeyi parçalara ayırarak okuyabilir.
✔ Kendi metnini teknik olarak değerlendirebilir. Yazdığı metni nasıl geliştireceğini öğrenebilir.
✔ Nerede hata yaptığını kendi fark edebilir; tekrar tekrar yazmanın gücünü kavrar.
✔ Yazmaya devam edebilecek bir altyapı oluşturur.
Ve en önemlisi; “Yazıyorum ama olmuyor” noktasından çıkar. Yazmayı sürdürebilecek bir disiplin kurar.


