Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazartesi, Temmuz 6
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » COMO: BİR GÖL. ÜÇ ŞAİR. ÜÇ FARKLI DÖNEM. ÜÇ FARKLI YAŞAM
    Melis Melek

    COMO: BİR GÖL. ÜÇ ŞAİR. ÜÇ FARKLI DÖNEM. ÜÇ FARKLI YAŞAM

    Temmuz 1, 2025Yorum yapılmamış11 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Melis Melek

    Bu yazımda sizi Como Gölü’ne götüreceğim; İtalya’nın kuzeyine, Alpler’in güney ucuna yerleşmiş bir kartpostalın içinde gezintiye çıkacağız… Yolculuğa ise Milano’dan başlayacağız.

    Daha önce birçok kez farklı nedenlerle gittiğim Milano’ya bu kez sadece dolaşmak için arkadaşım Gülümser ile yaptığım üç günlük bir gezinin, oldukça gürültülü bir kutlamadan nasıl sessiz bir inzivaya dönüştüğünü anlatacağım; sizlere ilham vereceğini umarak.

    Belki tatili uzatmak isteyebiliriz diyerek dönüş bileti almadan gittiğimiz Milano’nun sanırım en kalabalık dönemlerinden birine denk gelmiştik. Tam da o hafta Duomo di Milano/Milano Katedrali’nde kutlanacak Corpus Domini /Corpus Christi (Katolik Yortusu Kutlaması) ile bizim tatilin ilk günü çakışmıştı. Şehir daha önce görmediğimiz kadar ilginçti: İtalya’nın, hatta dünyanın ne kadar Katolik rahip ve rahibesi ve hatta ne kadar koyu Katolik insanı varsa ordaydı sanki. O hafta herkes sabah 8’de otellerinden hep beraber çıkıyor, sonra diğer ara sokaklardan, ana caddelerden topluca yürüyen rahibelerle bir ordu seli oluşturup Milano Katedrali’ne doğru akıyordu, biz de onlara uyduk. 

    Bir ilginçlik daha, taksiler o hafta greve girmiş; kutlama nedeniyle otobüs ve metrolar normalin üzerinde kalabalık. Neyse ki şehir merkezindeyiz, herhangi bir araca ihtiyacımız yok. Zaten şehir dümdüz, hangi sokaktan çıkarsan çık Duomo Katedrali’nin en yüksek tepesindeki Meryem Ana’nın altın renkli heykeli Madonna’yı görüyorsun. Otelimiz katedrale yani şehir merkezine o kadar yakın ki aheste aheste yürüsek bile sadece 15 dakikada oradayız. Her sokaktan çıkan ve sadece tek bir yöne yürüyen dünyalar dolusu Katoliğe uyarak kendimizi akışa bıraktığımız gün, katedralin dışına kurulmuş bir etkinlik alanında bulduk kendimizi, sıra sıra dizilmiş sandalyelere oturduk. Biraz sonra rahipler çıktı ortaya, İncil’den kısa kısa okumalar yaptılar. Ruhani bir huşu içindeydik. Sonra katedrali gezmek ve günah çıkarmak için saat on biri bekleyeceksiniz, dediler ve gittiler. 

    Bol bol vaktimiz var; katedralin dış cephesindeki heykelleri incelemeye adadım kendimi. Ruhum katedralin yapılmaya başlandığı 1386’ya gitti. Mimar-mış edasındayım; sanki anlayacakmışım gibi ‘bu heykeli nasıl yaptıların cevabını bulmaya çalışıyorum. O insan kalabalığının içerisinde katedralin duvarlarındaki heykelleri tek tek, sıra sıra incelerken kendi içinde bir sessizliğe gömülüyorum. 

    İki saatin nasıl geçtiğini anlamadan aynı ruhla katedralin içini dolaşmaya başlıyorum. İşimizin en durgun zamanı olduğu için tasasız bir gezgin gibi, tatilimin bir gününü Milano Katedrali’nde ve hemen yanındaki Galleria Vittorio Emanuele II’de geçirmemizin önünde bir engel yok. En iyi yemek nerede yenir? En güzel şarap, en güzel kahve nerede içilir? Tüm bu araştırmaları yapıp gelen gustosu yüksek arkadaşım sayesinde Vedat Milor gibiyiz. Yedik, içtik ama dilek tutmadan olmaz; Galeria’nın ortasındaki boğanın üzerinde ayağımızın topuğuyla tam 360 derece döndük, hayatımız hep böyle güzel tatiller yapabilecek rahatlıkta olsun, istedik. Avucumuzu yüzümüze sürdük. Besmelemizi çektik. Aminimizi içtik.

    Bu kadar gürültü yeter! Şehrin kalabalıklığına doyduk. Ertesi gün Como Gölü’ne gitmeye karar verdik. Erkenden kalktık; trenle 40 dakika yol gideceğiz. İstasyon tıklım tıkış o saatte ama Como Gölü treni bomboş. Bizimle birlikte trene binen ve bizden uzak bir köşeyle oturan çiftle göz göze geliyoruz zaman zaman. Genç kadın sürekli bir şeyler anlatıyor, tren o kadar gürültülü yol alıyor ki sesi sadece uğultu olarak geliyor kulağımıza. 

    Sessizlik zamanı yavaşlatıyor sanki; yol bir türlü bitmiyor. 

    Nihayet tren durdu, indik. Peşimizden genç çift de indi. Ama o da ne? Küçücük bir tren garı. Henüz gişesi bile açılmamış, ne personel var ne de başka bir insan! Koskoca Como Gölü treninden aynı anda inen biz 4 kişiden başka kimsenin olmaması tuhaf değil mi? En iyisi çiftimize sormak. 

    İngilizce olarak “Bu durak Como Gölü durağı değil mi? Acaba yanlış mı indik?” derken, kadın eşine aynen şöyle demez mi: “Burak hayatım ne diyor, bu kadınlar?”

    Çiftimiz Türk çıktı!

    Balayını İtalya’da geçirmek için gelen bu tatlı çiftle arkadaş olduk bu şekilde. Anladık ki Como sınırındaki istasyondayız ama henüz Como’da değiliz. Bir sonraki treni beklerken, bir hareket fark ettik. Durak yüksekte olmasına rağmen rayların üzerinden yürüyerek biri geliyor. Elinde poşeti, pek de keyifli. Durağa çıkması için elini uzatan Burak, İngilizce sordu: “Tehlikenin farkında mısın?“
    Hep birlikte onayladık ve asıl sorumuza geldik: “Como Gölü’ne nasıl gidebiliriz? Bir sonraki trene mi binmeliyiz?“
    Yanıt: “Ben anlamıyor, no İtalyan!“
    Şaka mı bu? 
    İtalya’da Como Gölü’ne yarım saat uzaklıktaki bir tren garında karşılaşan 5 kişi, 5’i de Türk!

    Neyse ki genç adam biliyor buraları, Como Gölü’nden bir durak öncesinde bulunduğumuzu, saat başı gelen trene binmemiz gerektiğini anlattı bize. Kendisinin de o saatte tren olmadığı için evden işe en kestirme yol olan rayları kullandığını söyledi. Biz sormadan hayatının kısa bir özetini de geçti: Evliymiş, 2 çocuğu varmış, Amasralı’ymış. İki ay önce turist vizesi ile gelmiş İtalya’ya, kayınçosu burada yaşıyormuş. İnşaatlarda tadilat işine sokmuş onu, vizesi bitmiş ama Türkiye’ye dönmeyecekmiş!

    Amasralı’ya bol şanslar dileyerek yolcu ettik, biz 4 arkadaş (!) bir sonraki trene bindik. Como şehir merkezinde birlikte indik, hep beraber otobüse bindik, ikinci bir aracın geçemeyeceği daracık yolları geçtik ve yarım saat sonra Como Gölü’ne ulaştık. Nihayet!

    Mutluyuz; daha yolda sardı bizi Como Gölü’nün mavisi, yeşili. Muhteşem bir manzara. Muhteşem güzellikte bir görsel şölen. Yukarıdan bir şatonun resmini yakaladım. Bulutlarla beraber yol alıyoruz. Dağlar sise gömülmüş. Her taraf çiçek. Her yer yeşil. Camdan elimi uzatsam mor salkımlara dokunacağım. Kulaklarımda Simge’den bir şarkı melodisi: “Prens & Prenses”, sözler önemli değil, melodi başlıbaşına huzurda saklı.

    Her şeye rağmen, bugün de son buldu
    Sustu tüm sesler, güneşle kayboldu

    Tüm düşünceler sahile vurdu
    Ah, neler neler bi’ rüzgârla uçtu

    Yaz yaz bitmez, ömrüm yetmez
    Anlat şarkı, anlat son kez…

    Yaz yaz bitmez derken Como Gölü’ne ulaştık. Milano’daki kutlamalar nedeniyle Como olduğundan daha da sessiz. Önce genç çiftle ayrıldık, sonra arkadaşımızla biz. Ben fotoğraf aşığıyım, onun tahammülü yok. O oturan kadın heykeli gibi, göle hayran hayran bakmayı seviyor, eminim her bir detayı zihnine işliyor.

    Ben hiçbir şeyi unutmamak için habire fotoğraf çekiyorum, giden bir feribot, dağlardaki sis bulutu, zeytin ağaçları, defne ağaçları, peşime düşen kazlar, mavinin, yeşilin çeşitli tonları. Kartpostal gibi ya da bir ressamın fırçasından çıkmış gibi görünüyor her şey. Huzur akıyor her yerden. İtalya’nın en uzun, Avrupa’nın en derin gölü Como, zamanın bir yerinde kalmış, olabildiğince güzelliği ile öylece duruyor, başka bir boyutta gibiyiz. 

    Como’yu öyle çekiyorum, böyle çekiyorum ancak kendimi de o karelerde görmek istiyorum. Kimi bulsam rica ettim, Como’nun sağında, solunda her yerinde fotoğraflattım kendimi. Yüzlerce yıllık bir ağacın kovuğuna girince beni çekmesini rica ettiğim beyefendi; profesyonel bir fotoğrafçı çıktı. Beyaz dizi karakterleri kadar zarif ve şık 60 yaşlarındaki bir çiftin fotoğraflarını çekiyormuş. Fransız çiftle tanıştık bu arada; bir hafta önce evlenmişler, balayı için Como’ya gelmişler, üç gün kalacaklarmış.

    Üç gün! Kafamda bir şimşek çaktı: Biz neden kalmıyoruz burada?

    İstiyorum ki Como sokaklarında daha fazla yürüyeyim, Como’nun huzurundan bolca nasipleneyim. Ama otelimiz Milano’da, burada kalmak demek ekstra masraf demek! Arkadaşımı nasıl ikna etsem?

    Gülümser’i bıraktığım sakin kafede buluyorum. Zaten kafelerin, restoranların çoğu yarı kapalı. Esnaf Milano’daki Corpus Domini kutlamasına gitmiş, her yer sakin, sessiz. Turla gelmediğimiz için her şeyi sorarak öğrenmek durumundayız; mecburen garsondan rehberlik hizmeti alıyoruz. 

    Buraya gelmişken, ne yapmalıyız?

    Yan sokaktaki basamaklardan yukarı çıkın, dedi garson. Burada kalacaksak, en yukarıdaki otele yerleşmeliymişiz, manzara daha da güzelleşiyormuş. 

    Harika! Böylece Como’da kalma fikri benden çıkmadı, garson önerdi.

    Sorularımıza aldığımız cevapların karşılığı olarak bir ara kahvaltı satın alarak, garson rehberimizin tavsiyelerine uyarak tırmanmaya başladık. 

    Matthew Bellamy, Madonna, George Clooney, Gianni Versace, Ronaldinho, Sylvester Stallone, Julian Lennon, Richard Branson, Ben Spies ve Pierina Legnani’nin evleri varmış yolumuzun üstünde ama biz sadece şöhretlerin evlerinden George Clooney’in sattığı Oleandra Evi’ni gördük.

    Ancak anladık ki sadece ünlüler değil, yönetmenler de seviyor Como’yu. Star Wars II – Klonların Saldırısı ve James Bond’un Casiono Royale’inin çekildiği Villa del Balbian’ın önünden geçtik, ancak Uma Thurman‘ın rol aldıgı Göl Kenarında Bir Ay, George Clooney, Brad Pitt ve Julia Roberts’in rol aldıgı Ocean Twelve, Adam Sandler ve Jennifer Aniston’ın başrollerini paylaştığı Netflix komedisi Murder Mystery , Antonio Banderas‘ın başrol oynadığı dram The Other Man filmlerinin çekildiği Villa del Balbianello ve Villa Erba’yı gezdik. 

    Tüm bunları öğlen yemeğinden önce yaptık. Zaman akmasa da biz yorulduk bile. Hal böyleyken daha uzun kalmak istiyorum burada, Como akşamını, akşamın huzurunu merak ediyorum. Garsonların iyi bir işbirlikçi olduğunu keşfettim bir kere, oturduğumuz restoranın garsonu ile sohbete koyuluyorum, maksat arkadaşımın kulağına su kaçırmak.

    “Bu akşam burada kalmak isterdik ama otelimiz ve eşyalarımız Milano’da…”

    Hangi otelde kaldığımızı sordu garson ve bingo! Otelimizin Bellagio’da şubesi varmış, gidip konuşursak indirimli kalabilirmişiz. Dediği gibi de oldu, sakin bir döneme rast geldiğimiz için yüzde 50 indirim yaptılar. Artık bir odamız ve bir günümüz daha var Como’da!

    Biraz dinlenip kendimizi attık sokağa, bu kez arkadaşım da gezmeye niyetli, kaybolma korkumuz da yok nasılsa: Çünkü nereye gidersen git göl arkanda kalıyor. Her türlü aşağı dogru inişe geçiceksin. Pitorex ve renkli sokaklarda dolaştık, her yerde gölü başka açılardan da görmek için durmayı ve arkama bakmayı ihmal etmedim. Gezdik, yedik, içtik. 

    Bellagio, Y şeklinde akan Como Gölü’nün oluşturduğu benzersiz güzellikte. Lüks restoranlardan, salaş kafelere; şarap evlerinden, ipek satan dükkanlara İtalya’ya özgü aradığınız her şey var. Burası sakinliği sevenlerin hafta içinde uğrak noktasıymış. Menaggio sahilinde yürüyüş yaptık. Fort Montecchio – Lusardi kalesini gezdik.

    Ben gezerken çok konuşmam. İtalyan esnaf ise çok konuşkan. Sürekli bir şeyler anlatıp, tavsiyelerde bulunuyorlar. Aslında bizi tursuz ve rehbersiz gören esnaf, turist iki kadına tüm iyi niyetiyle yardımcı olmak istiyor. Bu işi çok iyi beceriyorlar üstelik, size kendinizi değerli hissettiriyorlar. Söz bir şekilde şairlere, şiirlere geliyor. 

    Burada şair olmana gerek yok. Kendiliğinden akar kelimeler, dedim ortamın havasına kapılarak.

    Evet insanın içindeki sanatçıyı uyandırıyor Como Gölü. Devamında öğrendik ki, her yıl Laura Garavaglia, Como’da bir festival düzenliyormuş: Festival Internazionale Europa in Versi. Şiire gönül vermiş Comolu bir gazeteci olan Garavaglia, bu festivalde genç şairler arasında bir de şiir okuma yarışması yaparak gençleri teşvik ediyormuş.

    Kesinlikle doğru bir iş. Como, film çekmek için ne kadar uygunsa; şiir, roman gibi edebi eserler üretmek için de o kadar uygun. Şairler, yazarlar burada üç ay yaşasalar, kim bilir neler çıkar?

    Benden öne birileri de düşünmüş bunu elbette, tam da hayal ettiğimi yapmışlar.

    Wordsworth, Longfellow, Landon: 3 şair. 3 farklı dönem. 3 farklı yaşam. Como’nun büyüsüne kapılmış, duygularını unutulmaz şiirsel sözcüklere dönüştürebilmiş üç yaratıcı ruh yaşamış, bu huzurun kendisi gölde.

    İlk şairimiz Como aşıklarından ünlü İngiliz şair William Wordsworth. Şair 1770 doğumlu, 1790 yılında kısa bir süre Como gölünde yaşamış ve hemen bir şiir yazmış. Wordsworth zaten hemen hemen tüm şiirlerinde tabiat sevgisini anlatmış, doğada ebedi güzellikle iyiliğin görünmeyen varlığını aramış. Şair Lake of Como adlı şiirine şöyle başlıyor:

    And, Como! thou, a treasure whom the earth
    Keeps to herself, confined as in a depth

    Ve, Como! Sen dünyanın hazinesisin
    Derinliklerinde kendine sakladığı

    İkinci şairimiz; 1887 – 1882 yılları arasında yaşamış olan Amerikalı şair, akademisyen Henry Wadsworth Longfellow gençliğinde yaptığı Avrupa gezisinde Como gölünden o kadar etkilenmiş, o kadar inanılmaz bulmuş ki, hayali bir cennet gibi her an kaybolabileceğinden endişe etmiş, tıpkı bu hayattaki her türlü mutluluk gibi.

    Varenna with its white cascade.
    I ask myself, Is this a dream?
    Will it all vanish into air-?
    Is there a land of such supreme
    And perfect beauty anywhere?
    Sweel vision! Do not fade away;    
    Linger until my heart shall take
    Into itself the summer day,
    And all the, beauty of the lake. 
    Linger until upon my brain
    Is stamped an image of the scene,
    Then fade into the air again,
    And be as if thou hadst not been.

    Bu şiiri İngilizce’den çevirmeye çalışacağım.

    Beyaz şelalesiyle Varenna. 
    Kendime soruyorum, bu bir rüya mı? 
    Hepsi havaya mı karışacak-? 
    Böylesine yüce ve mükemmel güzelliğe sahip 
    bir ülke var mı herhangi bir yerde? 

    Görkemli bir görüntü! Solup gitme; 
    Kalbim yaz gününü içine alana kadar 

    Ve gölün tüm güzelliğini. 
    Beynimin üzerine bir sahnenin damgalanana kadar 
    Sonra tekrar havaya karışıp 
    Ve sanki hiç olmamışsın gibi ol.

    Ve sıra üçüncü şairimizde… 1802-1838 yılları arasında yaşamış İngiliz şair Letitia Elizabeth Landon. Daha çok isminin kısaltması olan L.E.L adıyla tanınan şair, bitmek bilmeyen söylentiler, spekülasyonlar, tartışmalar, abartılar, gizemler derken, o zamanki magazin dünyasının popüler isimlerinden biri. Ancak L.E.L için Como Gölü melankoli anlamına geliyor. Şairin The Lake of Como adlı şiirinin ilk iki ve son iki dizesini Türkçeye çevirmeyi deneyeceğim. Böylece L.E.L’i de anmış olalım.

    I am beside the lake,
    The lonely lake which used to be
    The wide world of the beating heart
    When I was, love, with thee.

    Gölün kenarındayım,
    Eskiden yalnız olan göl 
    Kalbin atan engin dünyasında 
    Ben, sevgili, seninleyken. 

    I see the quiet evening lights
    Amid the distant mountains shine;
    I hear the music of a lute,
    It used to come from thine.

    Görüyorum sessiz akşam ışıklarını
    Uzaktaki dağların arasında parlıyor; 

    Duyuyorum bir lavtanın müziğini,
    Eskiden seninkinden gelirdi. 

    …

    False beauty haunting still my heart, 
    Though long since from that heart removed;
    These waves but tell me how thou wert
    Too well and vainly loved.

    Sahte güzellik hala kalbimi rahatsız ediyor, 
    Gerçi o kalpten çoktan ayrılmış olsam da; 
    Bu dalgalar ama bana nasıl olduğunu söyle 
    Çok ve boşuna sevildin. 

    Fair lake, it is all vain to seek
    The influence of thy lovely shore—
    I ask of thee for hope and love—
    They come to me no more.

    Güzel göl, aramak boşuna 
    Senin güzel kıyının etkisini— 
    Senden umut ve sevgi istiyorum— 
    Onlar artık bana gelmiyor.

    Güzel göl, güzel L.E.L… Genç şair, asi yazar… Döneminde çok konuşulmuş, çok yorulmuş L.E.L. Yalnız yaşayan, geçimini yazarak sağlayan bir kadın olarak çok eleştirilmiş, hayatı didik didik edilirken kim bilir ne acılar yaşamış?

    Olur da yolunuz Como Gölü’ne düşerse sadece ünlülerin evlerini değil, Wordsworth, Longfellow ve L.E.L’in dizelerini de hatırlayın lütfen… Belki bir şiir de siz yazarsınız. 

    Bizim Como Gölü maceramıza dönersek; sadece iki gün sürdü. Bolca duygu yüklenerek, bir gün daha uzun kalmayı umarak bu şehre, günün en son feribotuyla veda ettik. Suya vuran ışıkları, gökyüzü ile suyunun rengi birbirine karışan Como geceye hazırlanırken, yarım kalan bir yolculuğun hüznü ile sessizliğe gömüldük… Aklımda kalan akşamın kızıllığı ve huzur…

    Dedim size, Como’da şair olmanıza gerek yok; kendiliğinden akar kelimeler…


    SuareMag – Haziran 2025
    SuareMag – Mayıs 2025
    SuareMag – Nisan 2025

    gezi melek Melis sanatın izinde sanatın izinde gezmek suaremag temmuz yazar

    Related Posts

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026 Manşet

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan

    Ayın Filmleri: TEMMUZ AYINDA NE İZLEYELİM?

    Temmuz 1, 2026 Ayın Filmleri
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    KENDİ RENGİNİ KAYBEDEN RESSAM

    Nisan 1, 2026 Benan Bilek

    Kanki: Neyin gerçek olduğuna kim karar veriyor?

    Şubat 21, 2025 Betül Çakıroğlu

    Özlem Yıldırım’ın “Kırgın Bir Gezgin” kitabı çıktı

    Kasım 4, 2025 Kitap
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.