Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazar, Temmuz 5
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » VAR EDEMEDİĞİNİ YOK ETME
    Funda Torunlar

    VAR EDEMEDİĞİNİ YOK ETME

    Ağustos 1, 2025Yorum yapılmamış6 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Funda Torunlar

    “Neden buradayız?” 
    “Var etmek için…”

      ****

    “Neden buradayız?” 
    “Yok etmek için…”

      ****

    Dünya, bin yıllar boyunca birbirinden farklı inançlara, kültürlere, dillere, vs. ev sahipliği yaptı. Her toplum kendi kabullerini yaşadı, kendi göğünün altında hayaller kurdu. Ama neredeyse hepsi, o ya da bu sebeple acı çekti. Savaşlar, sürgünler, kıyımlar, yıkımlar… Ve hepsi çoğu zaman kendilerini en çok acı çeken sandı. Oysa acı kimsenin tekelinde değildi.

    Kimi zaman farklılıklar yüzünden, kimi zaman aynı-lıklar yüzünden, insanlık defalarca çeşitli işkencelerden geçti.

    Çünkü insan,
    Var edemediğini yok etti.
    Anlayamadığını reddetti.
    Sevemediğini aşağıladı.
    Ve sahip olamadığını düşman belledi.

    Bugün geriye dönüp baktığımızda, sadece yıkılmış şehirler değil, susturulmuş insanlar, kaybolmuş diller, yok sayılmış kimlikler görüyoruz. Hepsi bir ortak sorunun sessiz tanıkları.

    “Benimle aynı değilse, yaşamamalı.”

    Bu düşüncenin arkasında yalnızca korku değil, aynı zamanda anlayışsızlıkla beslenen bir kibir yatıyor.

    Tarihsel örneklerin neredeyse tümü yalnızca geçmişin tozlu raflarında kalmış trajediler değil. Bugün de, mikrodan makroya kadar her yapıda aynı dinamik devam ediyor. Bir okul sınıfında dışlanan bir çocuk, bir ailede bastırılan bir birey, bir mahallede istenmeyen bir yaşam biçimi, bir ülkede yok sayılan bir kimlik… Tüm bunlar, aynı sorunun yeni biçimleri.

    İnsan hâlâ, anlayamadığını reddediyor, susturuyor ve bazen de yok ediyor. Bu yüzden birey düzeyinde başlayan dışlayıcılık, toplumlar arasında duvarlara, savaşlara, soykırımlara dönüşebiliyor. Küçük bir “öteki” algısı, büyüyerek koca bir insanlık krizine dönüşebiliyor.

    Bu yüzden yok etme “kolaycılığı” yalnızca tarihte değil, şu anda da bir yerlerde hâlâ sürüyor.
    Her birimizin günlük hayatında verdiği küçük kararlarla, dünyanın büyük çehresi şekilleniyor.

    Tarih boyunca, insanın anlamlandıramadığı şeyleri yok saymanın da ötesinde yok etmeye çalıştığını gösteren yaşanmış sayısız olay var. En acılarından biri; Hypatia.

    Mısır’ın İskenderiye kentinde, bilimin ve felsefenin ışığıyla çevrili bir hayatı vardı Hypatia’nın. Erkeklerin hüküm sürdüğü bir çağda, bir kadının kürsüye çıkıp düşünceyi savunması, o çağ için neredeyse imkansızdı. Hypatia matematik anlatıyor, yıldızların hareketini öğretiyor ve ruhun doğasını sorguluyordu. Ancak onu dinlemeyen, ne dediğini anlayamayanlar ve kendi şartlanmışlıkları dışında herhangi bir fikre tahammül edemeyenler onun varlığına öfke duymaya başladılar. O öfke artarak büyümeye, büyütülmeye devam etti ve bir gün kanla taştı.

    Hypatia’yı sokak ortasında sürüklediler ve acılar içinde yok ettiler. Ama ironiktir -yok ettikleri şey, gerçekte hiç ölecek bir şey değildi. Hypatia’nın bedeni toprağa karıştı belki, ama düşünceleri, aydınlık çağrısı olarak yüzyıllar sonra bile yankılanmaya devam etti.

    Bugün hâlâ aynı çıkmazdayız.
    Birbirimize benzemediğimiz yerde kırılıyor bağlarımız.
    Belki de artık şu soruyu daha sık sormalıyız:

    “Ben onu anlamıyor muyum, yoksa anlamaya çalışmıyor muyum?”

    “Var edemediğini yok etme” sözü, insanın içindeki zorba ile bilge arasındaki savaşın özüdür.
    Her gün, her karşılaşmada, her farklılıkta yeniden sorulur:

    “Bunu sahiplenemediğin için mi yok etmek istiyorsun? Yoksa kendi dar evreninin dışına çıkmaya cesaretin mi yok?”

    Zor olan anlamak değil belki, zor olan önce kendini fark etmek.

    Gerçek varoluş, ancak yok edemediklerinle barıştığında başlar.

    Jilu tanrılara ve ölülerin ruhlarına hizmet etmek hakkında soru soruyordu, ama Usta şöyle yanıtladı: “Henüz başka insanlara hizmet edemiyorsan, ölülerin ruhlarına nasıl hizmet edebilirsin?” Sonra ölüm hakkında sordu ve Usta, “Henüz yaşamı anlamıyorsan, ölümü nasıl anlayabilirsin?” dedi.

    Bu sözler, Konfüçyüs’e atfedilen metinlerden birinde geçer. Söz konusu diyalogda öğrencisi Jilu, hem ölülerin ruhlarına hizmet etmeyi hem de ölümü anlamayı sormaktadır. Konfüçyüs ise onun dikkatini yaşama ve insanlara hizmet etmeye çeker.

    Kısacası, bu söz bize şunu hatırlatır:

    “Ruhani olanı anlamadan önce, insani olanı yaşa. Bilinmeyeni anlamaya çalışmadan önce, bilinebilir olanı hakkıyla yaşa.”

    Konfüçyüs’ün “Henüz yaşamı anlamıyorsan, ölümü nasıl anlayabilirsin?” sözü, varoluşun temel koşuluna işaret eder… anlam arayışı.

    Birçok yıkım, bireysel ya da toplumsal, aslında yaşamın içindeki anlamı kavrayamamaktan, onun yerine geçecek bir “anlam sanrısı” ile yaşamaktan kaynaklanır. İnsan, yaşarken neden yaşadığını bilmezse yaptığı yıkımlar da sadece fiziki değildir, ruhsaldır da aynı zamanda. Yaşamı anlayamayan, neyi yıkmakta olduğunu da bilmez. Anlamdan kopan birey, yıkıma kendini yok ederek başlar, toplumu yok ederek bitirir.

    “Ölülerin ruhlarına hizmet etmekten önce insanlara hizmet etmeyi öğrenmelisin,” der Konfüçyüs.

    Bu söz, yıkım karşısındaki en insani direniştir aslında -yaşayanı korumak, ona kıymet vermek, ona hizmet etmek. “Ölüyü yüceltmeden önce yaşayanı onurlandır.” Mezarlara çiçek bırakmak kolaydır; ama bir insanın kalbine dokunmak gerçeğe yapılan bir hizmettir.. 

    Varoluşçuluk, özellikle Camus ve Sartre’da olduğu gibi, yıkımın içinden doğar; anlamsızlık, boşluk, tanrısızlık, ölüm korkusu. Konfüçyüs ise varoluşa başka bir kapıdan girer. Anlamı yaşamın içinde bulmaktır bu, şimdide ve ilişkilerde. Yaşamak, sadece hayatta kalmak değil; anlamlı ilişkiler kurmak, sorumluluk almak ve hizmet etmektir. Yıkım, anlamı yitirince gelir. Varoluş, anlamla kök salınca başlar.

    Bugün birçok insan, yaşarken bile ölü gibidir. Duyarsız, hissiz, anlamsız adımlarla sürüklenir yaşamın içinde. Çünkü yaşamı anlamak, emek isteyen bir iştir. Yaşamı anlamayanın kurduğu dünya da, kaçınılmaz olarak yıkıma gebedir.

    Yıkım, yalnızca şehirlerin taş üstünde taş kalmaması değildir. Bir dostluğun bozulması da yıkımdır. Bir çocuğun hayal kırıklığı, bir toplumun vicdanını kaybetmesi, bir insanın kendine yabancılaşması…

    İşte o yıkımlar, yüzeyde kalan bir yaşamdan, özü kavranmamış bir varoluştan doğar.

    İmam Gazali: “Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen, cevizin hepsini kabuk zanneder.”

    İnsan çoğu zaman hakikatin sadeliğini küçümser. Söz ne kadar yalınsa, kalbin taşıdığı anlam da o kadar berraktır oysa ama bizler, kırılmaktan korkarız. Kabuğumuz çatlarsa, içimiz görünür diye… Bu korkuyla hakikatin hafifliğinden kaçar, yalanın, gösterişin ve karmaşık olanın ağırlığına sığınırız.

    Çünkü zihin, yük ne kadar ağırsa onu o kadar değerli sanmaya meyillidir. Gürültüyü derinlik zanneder, karmaşayı bilgi… Sade olanı yüzeysel, sessiz olanı zayıf, hafif olanı önemsiz bulur.
    Böylece yalanı taşırız sırtımızda, çünkü onun kabuğu kalındır; düşsek bile bizi korur sandığımız bir yanılsama yaratır.

    Fakat gerçek, yumuşak bir içle saklanır kabuğun gerisinde. Ona ulaşmak için kırılmak gerekir, hem içimize, hem dünyaya karşı. Kırılmak, savunmasız kalmaktır. Belki de yalnızca savunmasız kaldığımızda, yaşamın özüne temas edebiliriz.

    Özü kavramayan, yıkımı da, varoluşu da yalnızca görüntüde yaşar. Gerçek derinlik, kabuğu çatlatmadan anlaşılmaz. Yıkım, çoğu zaman başka bir insana “dokunamamanın” sonucudur ve bu dokunamama hâli, bir insanın kendi özüne de yabancı kalmasıyla başlar.

    Kendine yabancılaşan, dünyaya da yabancılaşır. İşte o an, yıkım sadece dış dünyada değil, insanın içinde de başlar.

    Bazen bir yıkım, bir insanın içindeki o derin, görünmeyen boşluğun son çırpınışı olur.

    Bir kadın… Yıllar boyunca eşi tarafından şiddete uğruyordu. Hem bedeninde, hem kalbinde ezilen, susturulan, yok sayılan bir hayatın içindeydi. Bir gün artık canına tak etti ve adamı öldürdü.

    Bir gecekonduda yaşıyorlardı… Bahçesinde, teneke kutular içinde büyüyen birkaç çiçek vardı. Kadın, kocasını öldürdükten sonra dışarı çıktı ve çiçekleri suladı… Yakalandıktan sonra çıkarıldığı mahkemede hakime şöyle dedi:

    “Keşke önce çiçekleri sulasaydım… Belki de onu öldürmezdim.”

    İşte bu cümle, yıkımın sınırında durmuş bir ruhun en saf, en çıplak sesidir. Çünkü belki de çiçekleri sulamak, o son anda yaşamla bağ kurmaktı. Toprağa dökülen bir damla su, içine gömülmüş bir çaresizliği, bir acıyı, bir şiddet zincirini bir anlığına durdurabilirdi.

    Varoluş bazen yüksek düşüncelerle değil, en basit eylemle anlam bulur. Bazen bir bardak suyla, bir bakışla, bir çiçeği hatırlamakla…

    Ve bazen yıkımı önleyecek tek şey, tam da unuttuğumuz o inceliktir.


    Funda Torunlar Trabzon’da doğdu. Yükseliş Koleji’ni ve Hacettepe Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünü bitirdi. Çeşitli özel okullarda İngilizce öğretmeni olarak çalıştı. Çocukluğunda başlayan ‘kavramlara’ olan ilgisi, çocuk oyunları, hikayeler, denemeler, roman denemeleri, tiyatro metni yazarlığı çalışmalarına zemin hazırladı. 2018 yılında, Joyland İngilizce ders kitabı serisinin ortak yazarı oldu. Ayrıca D.H Lawrence’nin  “Lady Chatterley’in Aşığı” adlı eserini Türkçeye çevirdi. Emeklerine müteşekkir olduğu iki güzel insanın evladı, Zeynep ve Cemre’nin de annesi olan Torunlar, halen İngilizce öğretmenliği yapıyor ve yazmayı sürdürüyor.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI

    SuareMag – Temmuz 2025
    SuareMag – Arşiv

    Funda Torunlar suaremag yazar

    Related Posts

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026 Manşet

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    OUROBOROS’UN HALKASINDA

    Eylül 1, 2025 Funda Torunlar

    “Yüzüklerin Efendisi: Rohirrim’in Savaşı”nın ilk fragmanı heyecan yarattı

    Ağustos 26, 2024 Sinema

    “Aşk Hikayen Düşmüş” İstanbul seyircisiyle buluşmaya devam ediyor

    Ekim 17, 2023 Tiyatro
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.