Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazartesi, Temmuz 6
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » MEZARLIĞA DÜŞEN EVİN GÖLGESİ
    Alperhan Benlioğlu

    MEZARLIĞA DÜŞEN EVİN GÖLGESİ

    Kasım 1, 2025Yorum yapılmamış9 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Alperhan Benlioğlu

    – Abi ben olaya gerçekten anlam veremedim. En üst katının ışığı yanıyor diye eve bakmaya gidilir mi?

    Sürücü koltuğunda oturan diğer polis, iki farın aydınlattığı karanlık sokaktaki gölgelere bakarken cevap vermeden bir süre düşündü.

    – Olayı anlattı bana, bizim amir. Biraz karışık nasıl toplasam, nereden başlasam?

    – Abi ben olayın geçmişi olduğunu bilmiyordum. Çömez buldular görev kitlediler sandım. İkimiz de yeniyiz meslekte ne de olsa.

    Araba dar sokaktan, bir başka dar sokağa döndüğünde asfalt yol önce dökük betona, sonra da yavaş yavaş toprağa dönüşmeye başlamıştı.

    – Öyle ya, doğru söylüyorsun. Yeniyiz biz. Düşününce kendimi çömez gibi hissetmiyorum yine de.

    – Abi doğru diyorsun da benim sanki ilk görevim. O kadar kendimi acemi hissediyorum. Hani izin versen geri döneceğim.

    – Nereye döneceksin?

    – Bilmiyorum ki abi. Uzaklaşacağım işte buradan. Hoşuma gitmedi burası benim. Bir de sen ne dedin az önce telsizden adresi alırken. Mezarlık mı dedin bir şey dedin?

    – Evet mezarlık varmış evin karşısında.

    Bu kez susma sırası diğer polisteydi. Sinirle bacağını yukarı aşağı hareket ettirdikten sonra ısırarak koparttığı işaret parmağının kenarındaki deriyi yere doğru fırlattı. Suskunluk uzun sürünce, diğer polis olayı anlatma gereği hissetmiş gibi, gözünü yoldan ayırmadan, tekrar konuşmaya başladı.

    – İki kız kardeş bu evdeki kadına fal baktırmaya geliyorlarmış.

    İlk cümle beklenen etkiyi uyandırmıştı. Parmağını ısıran ufak yapılı sevimli polis koltuğunda dik oturmaya çalışarak diğer polise döndü. Arabayı süren ekip arkadaşı kemikli yüzü ve kel kafasıyla sanki devriye polisi olmak için doğmuş gibi duruyordu. Onun aksine oldukça güçlüydü. Zaten onu ilk gördüğünde ikisini bilerek bir ekip yaptıklarından emin olmuştu.

    – Birkaç gün önce kız kardeşlerden bir tanesi panik içinde evden çıkmış. Ablasına durumu gelince açıklayacağını, falcı kadınla görüşmesi gerektiğini söylemiş. Ablası onunla gitmek istese de, yalnız gitmek zorundayım diyerek bu teklifi reddetmiş.

    Gözünü hala yoldan ayırmadan, hızlı bir bakış atarak ekip arkadaşının dinlediğinden emin olarak anlatmaya devam etti iri polis.

    – O gün eve dönmemiş. Ablası hemen polisi aramış. Allah var, bizimkiler Amerikalılarınki gibi yok 24 saat geçmeden arayamayız filan dememişler gitmişler eve. Ev zifiri karanlık kapıyı açan yok. Sonra komşulardan biri çıkmış. Falcı için bir akrabası vefat etti o yüzden Almanya’ya gitti dün demiş. Tabii ablası kız kardeşinin falcıyla görüşeceğinden emin halde evden çıkmasından bunun bir yalan olduğunu düşünmüş. Bizim çocukların da kapıyı kırıp evi basacak halleri yok geri dönmüşler. Bir daha gelmemiş eve küçük kız kardeş. Ablası da kadının evinin etrafından ayrılmamaya başlamış. Bu olay olalı 3 gün oluyor ve biraz önce evin ışığı yandığı bildirmiş kadın.

    – En üst katın?

    – Aynen öyle. Zaten evin adı bizim birimde mezarlığa bakan ev olarak kodlanmış.

    – Abi ben niye hiç duymadım bu olayı bilmiyorum ki.

    – İnan ben de nasıl bu kadar detaylı bildiğimi bilmiyorum ama sanki tüm olay ezberimde. Küçüklüğümden beri severim böyle mistik olayları.

    – Abla olan kadın şimdi orada mı peki?

    – Orada bekliyorum, arabadayım demiş. Kırmızı bir Crossland’miş arabası.

    Yol iyice bozulmuş araba çamura saplanma riskiyle zar zor ilerlemekteydi. Az ileride mezarlığın, en gamsız adamların bile içine oturacak, kasvetli görüntüsü beliriyordu. İki polis de keyifsizce koltuklarında kımıldandılar.

    – İşte orada diye bağırdı yan koltuktaki polis. Mezarlığa bakan evi gördüm. Üst katın ışığı yanıyor gerçekten.

    Bunun üzerine diğer polis kafasını yana uzatarak görüş açısını genişletti ve o da evi gördüğünü onaylayan bir baş işareti yaptı.

    – Evet orada, mezarlığa bakan evin üst katı.

    Evin önüne geldiklerinde biraz ileri, çapraza park edilmiş kırmızı arabayı da gördüler. İki polis arabadan inerek suratlarına çarpan soğuk havaya aldırmadan arabaya doğru ilerlediler. Kapıları kitli değildi. İçerisinde de onların düşündüğü gibi bekleyen kimse yoktu. İri polis kapıyı açarak kilitli olmadığını onaylamak istercesine içeri bakıp sertçe geri kapattı.

    – Bu iyi olmadı işte.

    – İçeri mi girdi ne yaptı?

    – Bilmiyorum. Öğrenmek için tek bir yolumuz var.

    İki polis yavaşça eve doğru döndüklerinde arkalarında mezarlığın sakin görüntüsü ve onlara selam vermek istercesine iyice şişkinleşmiş olan ayın gri ışıkları yükseliyordu.

    Arabanın boş olmasıyla işin rengi biraz değişmişti. Artık acele etmeleri gerektiğinin ikisi de farkındaydı. Olayları görmezden gelmek kötü sonuçlar doğururdu her zaman. Polis olarak en kötüsünü düşünmek zorundaydılar. Büyük ahşap kapıya geldiklerinde aslında binanın bir apartman değil, üç katlı eski tip bir malikane olduğunu anladılar. Polis yuvarlak topuzu yavaşça çevirdiğinde kapı sessizce açıldı. İkisi de kapıyı çalıp, varlıklarını hissettirmek istememişlerdi. Yine de kapının açık olmasını beklemiyorlarmış gibi kısa bir an birbirlerine baktılar.

    Kendilerini, beklediklerinin aksine küçük sayılabilecek bir hol karşılamıştı. Oldukça karanlık olan giriş, kapıdan gelen ayın ışıkları ile biraz aydınlansa da iki polis de cep telefonlarını çıkartarak ışıklarını açtılar. Kapıyı yine aynı sessizlikle kapattıktan sonra yavaş adımlarla yürümeye başladılar. Ev en az dışarısı kadar soğuktu. Her adımlarında tedirgin halde etrafa bakıyorlardı. Arkalarında birinin, onları takip ettiği hissiyle ufak yürüyüşlerle ilerlediler. Sanki her an bastıkları bir tahta gıcırdayacaktı ya da bir şey yere düşüp büyük bir ses çıkartacaktı. Sırt sırta verip etraflarında bir tur döndükten sonra sadece bir mutfak ve yine kapısı tahta olan bir odadan başka bir şey olmadığı anladılar. Yerdeki eski halı, küçük sehpalar ve sehpaların üzerlerindeki paslanmış metalden süs eşyaları dışında giriş kısmı boştu. Gayri ihtiyari ikisi de tahta kapıya yöneldiler. Hemen üst kata çıkmak isteseler de polislik iç güdüleri küçük bir araştırma yapmanın zararı olmayacağı konusunda büyük bir dürtü uyandırıyordu. Merdivene yaklaşıp, üst katı dinleyerek herhangi bir ses olmadığından emin olduktan sonra tahta kapının yine yuvarlak kolunu çevirip kapının sonuna kadar açılmasına izin verdiler.

    En kötüsüne hazırlıklıydılar. Arabada olmayan kadının yerde kanlar içinde yatan ölü bedeni görmeleri bu senaryolardan bir tanesi olabilirdi. Ancak karşılarına çıkan, bundan daha fazla rahatsızlık vericiydi. İkisi de nefeslerini tutarak içeri bir adım attılar. Duvarın biri büyük bir örtüyle kaplanmıştı. Nefti yeşil örtünün üzerinde kan olma ihtimali yüksek olan kırmızı damlalar vardı. Ortada duran ve yüksekliği normal boyutlardaki bir insanın diz hizasını geçmeyecek olan koyu renk bir masa vardı. Masadaki büyük bir tepsinin içinde dili dışarı çıkmış iri bir inek kafası gözleri açık yeşil örtüye bakıyordu. Odaya tuttukları ışığın titremesi o kadar çok artmıştı ki bu birbirlerinin gerginliklerinin çok arttığını anlamaları için aralarındaki gizli bir işaretleşme gibiydi. İri polis elini, soğuktan uyuşmuş çıplak kafasında gezdirdikten sonra tabancasının kılıfı çözerek bir elini metal kabzaya yerleştirdi. Diğeri ise ışığı divan tipi bordo örtülü koltuklardan yavaşça karşılarındaki duvara kaldırdı. Sonra da ışığı başrol oyuncusunun üzerine tutup ödül töreni konuşmasını yapması için beklermişçesine hiç kımıldamadan duvardaki resim üzerinde kaldı.

    – Abi resme bak Allah aşkına

    Diğer polis, duvara tutulan ışığın hızıyla yarışırcasına kafasını kaldırarak gözlerini resme dikti. Polisin iri göz bebeklerinin her saniye daha da küçülüp mavi gözlerini ortaya çıkarttığını fark etmişçesine onlara bakan kadını gördüler. Resim bu odada çekilmişti ancak yerdeki masa yoktu ve kadın yere oturup sırtını divana dayamıştı. Bayram ziyaretinde elini öptüğünüz anneannenizin evinin duvarında asılı duran resimlere hiç benzemiyordu. Kadının baş örtüsü oldukça özensiz bağlanmış beyaz saçları bir tarafından dışarı çıkmıştı. Sanki diz kapakları yokmuşçasına iki ayağını da ileri uzatmış, bilinçli bir ifadeyle resmi çekene bakıyordu kadın. Ellerini dizlerinin üzerine koymuş, gözlerini olanca gücüyle açmıştı.

    – Bu nasıl bir resim? Hangi kadın böyle anlamsız bir fotoğraf çektirip de duvara asar.

    Bu söz üzerine ikisi de geriye dönüp masadaki hayvan kafasına bakıp, tiksinmiş ifadeyle tekrar resme döndüler.

    – Abi kadının başörtüsü de tuhaf. Normalde çiçek filan olur başörtüsünde. Bununkinde insan suratları var.

    Bunun üzerine silahının kabzasını tutmayı bırakmadan görev arkadaşı da başörtüyü incelemek için uzandı. Biraz rahatlamak istercesine gülümseyerek konuşmaya başladı.

    – Baksana resimdekilerden biri kel. Keller karizma olur oğlum zevkli kadınmış.

    Ufak tefek polis elini saçlarının arasında gezdirdikten sonra üst kata çıkmayı işaret eden bir baş hareketi yaptıktan sonra fısıldadı.

    – Kadın senindir abi o zaman. Önden sen yürü.

    Yavaş adımlarla merdivende yürümeye başladıklarında öndeki polis silahını artık çıkarmış, aynı anda diğer elindeki telefonundaki ışıkla birlikte nişan alır pozisyonunda ilerliyordu. Peşindeki ise sanki hiç silahı olmamış gibi iki eliyle sıkı sıkı telefonuna sarılmış sürekli etrafı aydınlatmaya çalışıyordu. Bir üst kata vardıklarında artık en üst katın ışığı varlığını hissettirmeye başlamıştı. İkinci katın bomboş olması şaşkınlık vericiydi. Yerde halı dahi yoktu. Duvarlar dökülüyordu. Alt katı görmeseler buranın bir inşaat olduğuna yemin edebilirlerdi. İnce uzun odanın sonunda sadece bir tanesi çerçevesi kırık bir pencere duruyordu. Odanın en sonundan bile mezarlık kendini gösteriyordu. Sanki pencere değil de çerçevelenmiş bir mezarlık tablosuydu karşılarında duran. Oyalanmadan üst kata çıktılarında ikisi de çığlık atmamak için zor tuttular kendilerini. Hani tam uykuya dalmak üzereyken biri kulağınıza kadar yaklaşıp adınızı fısıldasa nasıl çığlık atarak yataktan fırlarsanız işte tam da öyle bir andı. Resimdeki kadın yine aynı şekilde oturmuş gözünü bile kırpmadan kendilerine bakıyordu. Bir tek farkla bu sefer başörtüsü çok muntazam bağlanmıştı. Kısa polis huzursuzca geri geri yürüyerek odanın dışına çıktı ve çığlık atarak aşağı koşmaya başladı. Her saniye biraz daha azalan çığlık seslerini dinledikten sonra silahını kadına doğrultan polis bağırdı.

    – Kadın nerede?

    Bu bağırtı yerdeki kadını hiç etkilememiş gibi lanetli bir gülümsemeyle iki elini havaya kaldırdı aniden. Polis bir an bile tereddüt etmeden tetiğe basmaya başladı. Gürültüyle birlikte patlayan ışık aydınlık odanın loş havasına güç katıyordu. Mermisi bittikten sonra yüzüne gelen korkunç güçlü ışığa dayanmak istercesine gözlerini kıstıktan sonra elini havaya kaldırdı. Karşısında ciddi ifade ile duran kendinden rütbece oldukça üst bir kadın polis elinde tuttuğu kask ile ona bakıyordu. Gözlerini ışığa alıştırmak için birkaç kez kırptıktan sonra, önce odaya sonra yan platformdan kendisine bakan diğer polise çevirdi.

    – Abi ben çok fena kaldım yine sınavdan. Devriye polis görevi yattı benim.

    Bu kez kel polis karşısındaki kadın polise gözlerini dikerek açıklama bekledi. Sınava ilk girişiniz olmasına rağmen oldukça iyi bir performans sergilediniz. Mezarlık görevi psikolojik sınavlar içinde en zorudur sevgili genç meslektaşım. Elindeki düğmeye basıp karşısında havada beliren sanal tablodaki sonuçları polise gösterdi amiri. Psikoloji, çeviklik, cesaret, dikkat, ekip ruhu gibi pek çok kriter alt alta sınırlanmış hepsinin karşısında aldıkları puanlar yazılıydı. O sırada kaçtığı için sınavı erken biten diğer polis puanlarını öğrendiği için hemen lafa girdi.

    – Yalnız abi başörtüsüne nasıl dikkat ettim. Bizmişiz örtüdeki suratlar. Tam puan aldım dikkatten.

    İri polis hala ne diyeceğini bilmeden duruyordu. Kadın polis düz bir tonda açıklamayı yapmayı sürdürdü.

    – Kadını öldürdüğünüz için tekrar sınava girmeniz gerekiyor.

    Daha sonra bilgisayar odasına seslenerek sanal gerçeklik kaskını tekrar polisin kafasına geçirdi.

    – Sıradaki sınav “Kan Bebekleri.” Bakalım eşinin amiriyle beraber olduğunu düşününce sinirlerine ne kadar hakim olabileceksin?


    Alperhan Benlioğlu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü ve Anadolu Üniversitesi İktisat Bölümleri’nden mezun olduktan sonra kariyerine Hacettepe Üniversitesi’nde MBA ile devam etti. Aselsan’da 12 yıl Proje Yöneticisi olarak görev yaptıktan sonra, kariyerini Prowin Danışmanlık’ta Genel Müdür Yardımcısı olarak sürdürüyor. Sinema ve edebiyat ile yakından ilgileniyor. “Sihirli Maceralar Kitabı”, “Bal Porsuğu Uzaylılara Karşı” ve “Hindistan Cevizine Ne Oldu?” isimli üç çocuk kitabı bulunuyor. Bugüne kadar şiir ve hikayeleri 10’un üzerinde farklı kolektif kitapta yer alırken, yazmaya devam ediyor.

    YAzarın diğer yazılar
    SuareMag – Arşiv
    Alperhan Benlioğlu suaremag yazar

    Related Posts

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026 Manşet

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Çocukların çok sevdiği Julia Donaldson’dan kitap seçkileri

    Aralık 23, 2023 Betül Çakıroğlu

    KAPI

    Ocak 1, 2026 Saliha Demir

    Belle and Sebastian’dan yeni tekli: “What Happened to You, Son?”

    Mayıs 17, 2024 Müzik
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.