Tuba Ayşe Özgür

Düşmüşüm, dizim çizilmiş, kanıyor. Akan kan az ama dizimin üzerinde tenimin acısı çok. Ne yapacağımı bilmiyorum “Anne” demek geliyor içimden sesim çıkmıyor. Etrafıma bakınıyorum kimse yok. Düştüğüm yerde sarı bir çiçek. Tozu dizimin üzerinde kalmış. Altın sarısı. Yok değil, yumurta sarısı. Ben yumurta hiç sevmem. Kokusu değdi burnuma. İçim bulandı.
Annem haşlanmış yumurtayı beslenme sepetime koydu. Çantamı açtım tüm koku sınıfa yayıldı. Göz göz olmuş yumurtanın çatlakları hepsi üzerime döndü. Annem yok.
O bahçeye girdiğimde oysa tek isteğim bir kırmızı elmaydı. Çalı çırpı bürümüş arsanın ortasındaydı ağaç. Her dalında kırmızı elmalar. Koştum. Düştüm. Koştum. Dizimi tutup kalkıyorum. Sarı çiçeğin tozu bulanıyor ellerime. Sıvı bir tabaka ellerimin arasında. Yağ gibi. Acı diniyor. Kan yok. Annem yok.
Tahta masalarda oturmuşuz. Ağlamaya başlıyorum. Öğretmen geliyor, saçlarımı okşuyor. Elleri yumurtalı, kafam yumurta kokuyor. Sarı, altın sarısı yumurtanın kokusu. Bir daha istemiyorum beslenme çantası taşımak. Sadece elma. Kırmızı sulu bir elma.
Yine aynı tahta masadayım beslenme çantamı açıyorum içinden kırmızı sulu elma çıkıyor. Bu sefer diğer masalarda yumurta. Kokusu tahtalara, tebeşire siniyor. Öğretmen tahtaya kaldırıyor. “Hadi yaz bakalım,” diyor. Elimde sarı tebeşir “Anne,” yazıyorum.
Ellerim tebeşire bulanıyor. Sarıya dönüyor. Yüzüm gözüm ellerim her yerim sarı. On yedisine yeni girmişim, tahtanın önünde duruyorum herkes bana bakıyor. “Sarılık olmuş bu,” diyorlar. “Çocukken çok yumurta yemiş,” diyorlar. “Yumurta kokuyor,” diyorlar.
Elimi ceplerime sokuyorum. Cebimde bir elma. Kırmızı sulu elmayı çıkarıyorum hepsinin gözünün içine baka baka ısırıyorum. Yediğim en güzel elma. Tadına doyamadan ısırmaya devam ediyorum. Isırdıkça elmanın içi sarı, açık sarı. Dizim acıyor o esnada. Eğilip eteğimi kaldırıp dizime bakıyorum çizilmiş. Kanı kurumuş üzerinde. Acısını hissediyorum. Elimle öteliyorum kanın pıhtısını.
Elmanın dallarından bir gölge. Gölgenin yüzü yok. Bahçede koşuyorum, çıkmaya çalışıyorum. Ardımdan ayak sesleri. Ceplerimde elmalar bir bir dökülüyorlar yere. Bir tanesini sıkıca tutuyorum. Tam yola çıkacağım, toprakla taş yolun arasında bir sarı çiçek. Ellerim altın sarısı çiçeğin tozuna bulanıyor. Yağlı bir tortu avuçlarımda. İki elimi birbirine sürttüm, yağı her yanıma bulaşıyor.
Yolun kenarında oturan falcı kadın. Kucağında ipek rengarenk bir bez parçası. Baklaları fırlatıp tutuyor. Bir bakıyorum avuçlarım avuçlarında. Gözlerinde yıldız sarısı. Işıl ışıl.
Taşın üzerine oturuyorum falcı kadının yanına. Aramızda sarı bir çiçek. “Kantaron çiçeği,” diyor. “Yılın en uzun günlerinde açar. Sanki güneş toprağa biraz fazla yaklaşmış da, onun ateşinden sarı kıvılcımlar düşmüş gibi.” Baklaları savuruyor havaya. Gözlerim baklalarla yukarı çıktığında güneşin ışığı yakalıyor beni. Işıktan kararıyor her yer. Ama sarıdan kırmızıya. Ellerini açıyor içinden kantaron çıkıyor. Avuçları toprak olmuş. Çatlak çatlak kuru.
Baklalar hala havada, “Çiçeğine yakından bakarsan,” diyor, “sarının içinde ince bir ışık dolaşır. Yapraklarını güneşe tutarsan, içinden geçen küçük noktalar belirir. Gördüğü tüm acıları içine almış, sonra da onları delip dışarı bırakmış gibi.” Çiçeğin içine düşüyorum.
Kantaron, yarayı tanıdı. Toprağın yarasını, bedenin yarasını, içimdeki görünmez çizikleri. Topladım yavaş yavaş çiçeklerinin tozlarını yağa yatırdım. Rengi ağır ağır kırmızıya döndü. Sanki içinde sakladığı güneş çözüldü kana çevrildi. Toprağın kanı oldu. Yaralarıma bastırdım içim serinledi.
Kantaron tarlayla yolun arasında. Kenarda. Güneşle gölgenin arasında. Kendimi kaldırdım yattığım yerden. Uykuyla uyanıklık arası yerde damağımda hissettim yağın tadını. Kokusu genzimde. Ben annemi görmek için yatmıştım uykuya. Ne dünyaya ait ne düşe ait o zamanın içinde. Ayaklarımı indirdim yataktan yere. O sırada düştü elma. Kantaron damağımda, elma avucumda. Sulu sulu, göz göz yumurta. Annem düştü içimden.

Tuba Ayşe Özgür, 1993’te İngiliz CAS Akademi’de yaratıcı yazarlık eğitimi, 1994-1998 yılları arasında Çisenti ve Postüla adlı tiyatro gruplarında oyunculuk ve oyun yazarlığı eğitimi aldı. Halen Amerikan ANU üniversitesinde Psikoloji ve Sosyoloji okumakta. Kurucusu olduğu Komite Reklam Ajansı’nın yanı sıra çeşitli ajanslarda reklam yazarlığı yaptı. Bu süreç boyunca çeşitli dergilerde de görev aldı. İçerik yazarlığı, yazı işleri müdürlüğü, yayın koordinatörlüğü gibi pozisyonlarda, yazıları yayınlandı. Kurucusu olduğu Atölye Bütünsel Edebiyat’ta koordinatörlük yapıyor. Büyü Bozumu, Benim Kalbim Dikdörtgen, Kedi Uykusu adlı roman, İçime Karga Uçuştu öykü Büyülü Gerçekçilik Kaleydoskop’tan Dünya adlı deneme kitaplarının yazarı.

