Burak Soyer
“Tarihin Manzarası”, tarihin yalnızca “ne olduğu”yla değil, “nasıl bilindiği”ni merak edenler için önemli bir kaynaktır. Karmakarışık bir geçmişten anlama bürünmüş bir hikâye çıkarmanın zorluklarını anlatan John Lewis Gaddis, tarihin ezbere dayalı, bir yığın rakam ve olaydan ibaret olmadığına ısrarla dikkat çekerek, kimine göre hayli zorlu bir alana akıl ve mantıkla bakarak onun üzerindeki tozu alır.

Tarih, sadece bilgiden ibaret değildir. Zaman, mekân, kişiler, olaylar tarihin, tıpkı bir roman kahramanları gibi “karakterleri”dir. Nasıl ki bir yazar, tamamen kurgu da olsa, gerçek hikâyeye dayanan bir roman da yazsa, ortaya çıkan şey her zaman bir bakış açısına, subjektif bir perspektife sahiptir. Tarihin “tarafsız” olması, “bilgi” açısından elbette şarttır ancak kalan kısmını enine boyuna değerlendirmek, tarihçinin meseleyi nasıl ele aldığına kalır. Tarih denince akla gelen ilk isimlerden olan, Pulitzer Ödülü sahibi John Lewis Gaddis’in, Say Yayınları’ndan Ayşe H. Köksal etiketiyle yayımlanan “Tarihin Manzarası” adlı eseri, tüm bu saydıklarımın anıtı niteliğindedir. İsmini Caspar David Friedrich’in ünlü “Bulutların Üzerinde Yolculuk” tablosundan alan “Tarihin Manzarası”, alışılagelmiş bir tarih kitabının kalıplarını yıkarak, tarihçiyi, tıpkı bir zanaatkâr gibi görüp, elindeki “malzemeyi” buna göre nasıl işlediğini ele alan, tarihin yalnızca “geçmişten” ibaret olmadığını pek çok argümanla okura sunan farklı bir tarih kitabı.

“Tarihin Manzarası”nda John Lewis Gaddis, tarihi sosyal bilimleri baştan yorumlayarak masaya yatırır. Zira Gaddis’e göre tarih, doğrusal bir düzlemde ilerlemez. Ufacık bir olay yeri yerinden oynatacak başka olaylar doğurabilir. Dolayısıyla fizik kanunları burada geçerli değildir. Tarihi bir deneye tabi tutmanın mümkün olmadığını belirten Gaddis, birçok faktörü olan bu bilimin, bir yapboz gibi işlediğini, tarihçilerin görevinin de çok parçalı tarihi birbirine eklemleyerek ortaya geniş açılı bir porte çıkarması gerektiğini savunur. Gaddisbunlara istinaden, tarihçilerin ellerindeki verilerle geçmişin bir “versiyonunu” kurarak bunları anlatma becerilerine sahip olmalarının önemine dikkat çeker. Neden-sonuç ilişkisini en tepeye yerleştirerek yolun buradan başladığını ifade eden Gaddis, tarihçisinin tarafsız olmasının mümkün olamayacağını söyleyerek önemli olanın dürüstlük olduğunu ifade eder.
Nihayetinde, “Tarihin Manzarası”, tarihin yalnızca “ne olduğu”yla değil, “nasıl bilindiği”ni merak edenler için önemli bir kaynaktır. Karmakarışık bir geçmişten anlama bürünmüş bir hikâye çıkarmanın zorluklarını anlatan John Lewis Gaddis, tarihin ezbere dayalı, bir yığın rakam ve olaydan ibaret olmadığına ısrarla dikkat çekerek, kimine göre hayli zorlu bir alana akıl ve mantıkla bakarak onun üzerindeki tozu alır.

Burak Soyer
Gazeteciliğe 2005 yılında Radikal Gazetesi Kültür Sanat Servisi ve Kitap Eki’nde başladı. Şimdiye kadar Milliyet, Hürriyet, Hürriyet Kitap Sanat, BirGün, BirGün Pazar, BirGünKitap, Taraf, Cumhuriyet Pazar, T24, Gazete Duvar, sendika.org, solhaber.org’a, siyaset, edebiyat, müzik, sinema, tiyatro yazıları yazdı. Halen Gazete Pencere, Bianet, Gazete İkinci Yüzyıl ve OT dergisine kültür sanat, K24, Edebiyathaber.net, Oggito, Ne Okuyorum?, Ajandakolik, Mahal Dergi, Romanoku internet sitelerine de edebiyat yazıları yazıyor. 2017 yılında ilk kitabı Zıvana Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı. Zıvana’nın devamı olanBuji de 2019 yılında aynı yayınevinden çıktı. Son romanı Ring ise, geçtiğimiz Eylül ayında Karakarga Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olan Burak Soyer, halen Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Sanat Tarihi bölümündeki eğitimine devam etmektedir.


