Ebru Eren
Sokağa çıkıyorum. Maskemi yüzüme geçiriyorum. Nefesim yüzüme geri dönüyor. Terli. Vıcık vıcık. Lastiklerin kulağıma denk gelen kısımları kaşındırıyor. İçimde kapalıyım. Dışarısının büyüklüğü beni sıkıştırıyor. İnsan bazen korunurken kayboluyor.
Herkes yanımdan akıyor. Hepsi aynı yönde aynı hızla nereye gidiyor? Sadece gözler ortada. Kimse kimseye bakmadan aynı doğrultuda aynı ritimle ilerliyor. Sanki görünmeyen bir ip hepsini çekiyor. Ben durursam ip kopacakmış gibi. İp pamuk mu. Keten mi kenevir mi bilmiyorum. Ama biliyorum ki ip koparsa dağılıp içlerine karışacağım.
Maskemin içinde nefes alamıyorum. Kendime maruz kalıyorum. Kendime itaat etmek zorunda hissediyorum.
O ip sadece dışarıdan çekilmiyor. İçimde bir ucu var. Göğsümün ucundan bağlamış beni. Herkesi aynı anda geriyor. Aynı anda gevşetiyor. Bu benimle ilgisi olmayan bir durum. Ama yine de uyuyorum. Uymak zorunda hissediyorum.
İp bayağı ince. Misina olabilir mi? Göremiyorum ama kestiğini hissediyorum. Elimle yoklamak istiyorum. Yoklayınca kabul etmek öğrendiğimiz bir şey.
Elim havada kalıyor. Dokunursam gerçek olacak. Belki bu rüya çünkü aksini düşünürsem gerçek olacak. Tam olarak bilmiyorum. Çünkü gerçek olanı bilince daha çok bağlanırsın diye korkuyorum.
“Elim neredesin?”
“Buradayım”
“İpin üstünde misin?”
“Tam olarak öyle.”
“Acıyor mu?”
“Hayır ama geçmiyor.”
“Kesiyor musun?”
“Yavaş yavaş. Ama korkma. İz bırakmıyorum.”
Tekrar elimi hissediyorum.
“Çekebilir misin?”
“Tamam çektim. Kızma.”
El susuyor.
Kalabalık akmaya devam ediyor. Omuzlar birbirine çarpıyor. Yine aynı hız aynı yön. Ama benim içimde bir şeyler oynadı.
Elimi tekrar hissediyorum. Orada ama bana ait değilmiş gibi. İnce, saydam, kemiklerim lif lif.
Sanki içi boşaltılmış bir hayvan gibi. Şöminenin üzerine asılmış. Doluyum ama kendimde değil. Gerginim ama nedeni belli değil.
Belki de nedeni belliydi ama ben adını koymuyordum.
İtaat.
İnsanın kendine söylediğinde bile kabul etmesi en zor kelime. Yakıştıramadığı. Reddettiği. Bir şeyi yaparken değil yapmamayı seçerken söylediği.
Dururken.
Beklerken.
Susarken.
Susuyorum.
İp mi gevşedi? Rahatlıyorum.
Bu rahatlık da şaibeli.
Çünkü kalbimin bir yeri hala sıkışık. Güvensiz bir ortamda rahatlıyor gibiyim. Bedenim rahatlamış gevşemiş ama beynimin bir lobu hala ipin gerginliğinde.
İsyan orada olabilir mi?
Bedenin uyuduğu, ruhun gerildiği yerde.
Elim şimdi ağır. Bana ait. Sanki bir şey olacak. Kötü mü iyi mi bilmiyorum. Ama bir şey olacak.
Bir şey olmak zorunda. İpler bu kadar gerildiyse bir şey olmak zorunda.
Kalabalık aynı.
Şehir aynı.
Ben aynı değilim.
Bu fark o kadar küçük ki çıplak gözle görmek zor.
İtaat artık pürüzsüz değil. Eskiden kendiliğinden olan şeyler şimdi düşünceye çarpıyor. Takılmış, gecikmiş, zorlanmış.
İp hala çekiyor.
Artık aramızda bir mesafe var.
Görünmez.
Hissedilir.
Tekinsiz.
Tehlikeli.
Ayarsız.
Orada ne yapacağımı tam kestiremiyorum.
İtaat etmeyi biliyorum. Tanıdık.
İsyan etmeyi biliyorum. Tanıdık.
Ama bu ikisinin arasında olan bölge yabancı. Benlik değil. Benlikten çok uzak.
İkisine de uymayan bir yer.
Orada duruyorum.
Kısa bir an.
Sadece duruyorum.
İp geriliyor.
Ne tamamen uyuyorum ne de tamamen teslimim.
Karşı da gelmiyorum. Bu çok dengesiz.
Denge olsa rahatlayacaktım.
Yok.
Olmuyor.
İp beni gersin gersin.
İnce bir çizikle ayırsın tuttuğu yerden kabulüm.
Ama denge olmadan mümkün değil. Biliyorum.
İspatlamak güç de olsa ben gerçeği biliyorum.
Gerçek her zaman ispat mı ister? Sadece içeride bir yerde oturur.
Sessizce.
Yerinden kalkmaz.
İp gergin. Ben daha gerginim.
İkisi aynı şey değil.
Bu bir gerilim.
Denge değil.
Çaresizlik mi? Değil.
İtaat hiç değil.
İp gergin. Ben daha da geriliyorum.
Çünkü ipi koparmaya cesaretim yok ama itaat etmeye de.

Ebru Eren İstanbul’da doğdu. Üniversite eğitimini Trakya Üniversitesi Turizm Otelcilik Bölümü’nde tamamladı. Yedi yıl telekomünikasyon sektöründe çalıştı. Uzun yıllardır Türkiye’de önde gelen yaratıcı yazarlık akademilerinde değerli yazar eğitimcilerden eğitim aldı. Daha önce kolektif kitaplar ve dergilerde yayımlanmış öykülerine yenilerini de ekleyerek çok yakında kitabını çıkarmaya hazırlanıyor. Edebiyat dışında resim de bir diğer tutkusu ve bu alanda da kendini geliştirmeye devam ediyor


