Fatma Maksude Kılınç
İlk gün…
Bugün mutfakta ters dönmüş, kendini düzeltmeye çalışan kocaman bir böcek gördüm. Kocamandı. Bir pipet alıp düzelttim, sonra merak ettim onu öyle bırakmadım. Annemin boş bir saklama kabının içine koydum. Artık benim o. Kabın kapağı şeffaf, böceğin her hareketini rahatça izleyebiliyorum. Önce kabın her tarafına saldırdı, bir çıkış bulur muyum diye. Hahaaa, bulamaz ki bulamaz ki… Burası senin evin artık akıllım. Kocaman hamam böcekleri ne yer diye internete baktım. Ohooo her şeyi yermiş bu. Mesele yok o zaman, benim yediklerimden veririm olur biter. Suyu bilemedim ama. Nasıl yapsam. Bir çay tabağına koysam mı? Ama arada kabı sallayıp onu sarhoş yapmak istersem. E o zaman tabağı dışarı çıkarırım. Bakalım, canım başka şeyler de isteyebilir. Ohhooo, nasıl da koşturuyor. İyi ki büyük kap almışım. Yoksa hareketsiz kalır tombulacık olurdu benim gibi. Hiç istemem doğrusu tombul hayvan. Babam artık beni dolaba kapatamıyor mesela. Sığmıyorum çünkü. Belki yakında başka bir yer bulur. İyi geceler büyük hamam böceği, ben yatıyorum, uslu dur, sakın kutuyu açıp kaçma emi.
İkinci gün…
Bu sabah böceğimi çok sersem gördüm. Yavaş hareket ediyor. Kabı salladım ama yok hızlı hareket edemiyor. Hasta mı acaba? Anneme sorsam mı? Yok ya, çakar iki tane. Hem kabımı da elimden alır. Adı ne olsa bunun acaba? Abime, bir hamam böceğine verilecek en güzel isim ne olur diye sordum, Gregor dedi. Garip bir isim ama olsun, beğendim, koydum gitti. Su verdim azıcık canlandı. Biraz sallasam mı, canım çekti ama ya o zaman daha çok hastalanırsa. Yok sallamayacağım. Böyle kalsın, bugün ellemeyeyim. Çok yeni ya daha, misafir. Annem de ilk defa gelen misafire tabak falan kaldırtmaz, sen bugün misafirsin der, bir daha gelirsen o zaman yardım edersin, der. Yok ama bak Gregor sen misafir falan olamazsın, benim evcil hayvanım oldun sen. Seninle çok oynayacağız. Ne güzel değil mi?
…
Yatmadan önce Gregor’a baktım hâlâ yavaş hareket ediyordu. Artık dayanamayacağım, kabı güzelce salladım. Gregor, oraya buraya saldırdı. Aaa hareket ediyormuş da bana numara yapıyormuş. Hımm Gregor çok üç kağıtçı demek. Babam da bana öyle der hep. Gel bakayım buraya üç kağıtçı seniii, bugün yine yaramazlık yapmışsın, annen söyledi. Bu annem de ne müzevir. Uykum geldi, yatayım sabah yine Gregor’la oynarım. İyi geceler Gregooor…
Üçüncü gün…
Bugün okul var. Acaba okula Gregor’u da götürsem mi? Ne havam olur ama, arkadaşlarım kaçar, biz de Gregor’la onları kovalarız. Hele kızlar hahaha, çok havam olur, benimle arkadaş olmak ister hepsi. Bir daha beni hiç itip kakmazlar. Ama öğretmen var, onu unuttum. Kızar bana, o da babam gibi ceza verir. Hele babam duyarsa, kesin büyük bir olay olur. Yok götürmeyeyim okula. Gregor, uslu uslu otur emi, öğlen gelince oynarız. Sana ilginçlikler öğreteceğim.
…
Gregor yine yavaş hareket ediyor. Mutfaktan marul aşırdım verdim ama hiç ilgilenmedi. Bir sinek yakalasam yer mi acaba? Gregooor, uyan ama ya. Bu kadar yavaş hareket etmek bir hamam böceğine hiç yakışmıyor. Dur bi azıcık sallayayım. Hahaaa iyice sersemledi. Aa kanadının biri açık kalıyor. Kırıldı mı acaba? Koparıp alayım o kanadı bence, yürümesini zorlaştırıyor çünkü. İşte şöyle. Artık daha rahat hareket eder. Naz yapma ama Gregor, ben yemek yiyeceğim, annem çağırıyor. Sana da getiririm merak etme.
…
Gregor yanına hemen gelemedim, çünkü babam akşam yemekte ceza verdi. Bu kez küçük tuvalete kapadı beni. Ne yapsam yaranamıyorum. Hep ceza hep ceza. Annem yine şikayet etmiş, babam da tuttu beni tuvalete kapadı. Işığı da açmadılar. Alacakaranlıkta bir akrabanı gördüm sanki. Sana getirecektim ama yakalayamadım. Tuvaletin içine kaçtı gitti. Bir dahakine yakalarsam kesinlikle yanına getireceğim. Belki moralin düzelir, arkadaşlık yaparsınız. Merak etme ben ikinize de bakarım. Hem kabı salladığımda daha güzel olur, öyle değil mi? Çarpışan arabalara binmiş gibi olursunuz, çok eğleniriz. Ne dersin? Işığı kapatıp yatmam lazım artık. Babam kızar çünkü. Hadi yarın görüşürüz, iyi geceler Gregor.
Dördüncü gün…
Gregor geç kaldım çarçabuk okula gitmem lazım. Öğretmen kızar. Öğlen görüşürüz.
…
Merhaba Gregor, bugün biraz daha yavaş yürüyorsun galiba. Eee, öteki kanadın da sallanıyor senin. Onu da koparsam mı acaba? Belki o zaman ağırlık kalkar daha hızlı yürürsün ne dersin? Hem dengede olursun. Babam göbeğim yüzünden dengede olamadığımı söylüyor. Demek ki ağırlık bir yerde olmamalı. Eve gelince küçük tuvalete gittim senin için. Belki yeni bir böcek görürüm diye ama yoktu. Ara ara gidip bakacağım. Sana bir arkadaş bulmak şart oldu çünkü. Aaaa belki bir kız böcek bulurum ne dersin? Aşna fişne olur belki aranızda, babaannem öyle diyor hep. Sakın kızlara bulaşma aranızda aşna fişne olmasın. Ben Esra’yı beğeniyorum ama daha bir şey yapmadık. Çünkü o da Berk’i seviyor. Of çok karışık bu işler. Ben bilmiyorum ki aşna fişne nedir? Yapmak da istemiyorum. Annem güzel oğlum yapmaz öyle şeyler diyor. Babamı sorma. Onunla aramız iyi değil. Hep küsüyor bana. Ceza veriyor. Ben küsmüyorum ama hiç. Olsun babalar hep böyleymiş. Ben de senin baban sayılır mıyım? Eğer öyleyse sana rahatça ceza verebilirim değil mi? Abime seni söylesem mi? Ama elimden alır o şimdi seni. Yok yok söylemeyeceğim. Bir de gider babama söylerse çok dayak yerim. Ama bıktım ben dayak yemekten, kapatılmaktan. Bunun sonu da yok. Bu yüzden sen de özgür olamazsın, o kadar işte. Ben yatıyorum sana da iyi geceler demiyorum.
Beşinci gün…
Aaaa kanadın iyice yerlerde sürünüyor. Yazık ama sana. Dur bi koparıp alayım da rahat hareket et. Bak, şimdi rahatsın işte gördün mü? Ben de göbeğimi koparıp atabilsem de mi? Babam belki o zaman uğraşmaz benimle. Kendi göbeğine baksa sorun olmayacak ama hep benim göbeğime bakıyor. Dur bi tuvalete gidip geleyim mi, belki sana bir arkadaş bulurum. Olur mu?
…
Gregor bak ne getirdim sana, yine mutfakta buldum. Annem tam üzerine basıp çöpe atacakken, kurtardım. Bak bu daha minik ama hamam böceğiymiş bu da. Anneme balkondan atacağım deyip de aldım, yoksa hayatta izin vermezdi. Aaaaa ama senden kaçıyor bu. Neden Gregor, ne dedin ona? Korkutma ama onu. Yoksa sen de onun babası mısın? Ha, söyle bana, babası mısın sen? Balkondan atayım mı şimdi sizi, söyle bana. Yook, atmayayım, şişşşt çok ses çıkarmayın çıkır çıkır, babam duymasın. Bu küçüğe de isim koymak lazım ama abime sormayacağım bu kez, belki yarın ablama sorarım.
Hadi iyi geceler, ben yatmak zorundayım. Siz de yatın, uslu durun ama emi.
Altıncı gün…
Aaaa Gregor ölmüş galiba. Ters gelmiş, ayakları da hareket etmiyor. Hey küçük böcek, sen mi öldürdün yoksa benim arkadaşımı, söyle bana? Şişşt Gregor kalk bakayım. Yok hareket etmiyor. Eee gömecek miyim yoksa çöpe mi atacağım şimdi ben bunu? Kimseye de soramam. Ama insan arkadaşını gömer sanırım. Öyle çöpe atmak güzel olmayacak. Bir kere o Gregor 1. O zaman senin adın da Gregor olsun küçük böcek, Gregor 2… Nasıl ama, çok havalı oldu..
…
Annemden gizli bahçeye gömdüm onu Gregor. Hiç hareket etmiyordu. Ölmüştür değil mi? Benim dolapta nefessiz kalmam gibi olmaz değil mi? Söyle bana Gregor, ölmüştür değil mi? Aaaa ne o öyle kanadının biri yerde sürünüyor. Gel bakayım buraya…

Fatma Maksude Kılınç, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Ana Sanat Dalı mezunudur. Daha çok senarist olma hedefiyle okurken, on iki eylül karanlığında, reklam yazarlığına mecbur kaldı. İzmir Reklamcılar Derneği’nin ilk ve tek kadın başkanı oldu. Kitvak kurucularındandır. İlk yazarlık yıllarında iki çocuk radyo oyunu TRT’de yayımlandı. Atilla İlhan’ın şiirlerini beğenmesiyle Sanat Olayı’nda şiirleri yayımlandı. İki şiir dosyası var ama yayınlatmaya korkuyor. İzmir’de çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Son dönemde kadın yazarlardan oluşan bir grupla üç öykü seçkisinde yer aldı. Distopya dergisi editörlerinden. Bir kızı ve iki minik oğlan torunu var.


