Duygu Görücü
İlk kez nefes aldım.
İşyerimdeki zorlu günlerden biriydi. İki yıldır kendimi ispatlamaya çalışıyordum. İş arkadaşlarımla aramdaki ilişkiler iyiydi ama yine de onlarla eksik olan bir şey vardı ilişkimde. Bir projenin zorlu zamanlarında birinde gece mesaisine kalmıştım. Geceye devam edebilmek için kahve almaya koridora çıktım. Asansörün önündeydi. Beni görünce şaşkınlıkla yüzüme baktı ve “Sen daha çıkmadın mı?” dedi. Başımı iki yana sallayıp, “Bitirmeden çıkmak istemedim. Az bir işim kaldı zaten,” diye cevapladım. Asansörün kapısı açıldığında içeriye doğru değil bana doğru yürüyordu. “Hadi gel, yardımcı olabileceğim bir şey varsa bakalım,” diyerek itirazıma rağmen benimle geldi. Birlikte çalışırken nazikti. Görmediğim kısımları görmeme, anlamama yardımcı oldu. Dediği gibi kısa sürede sonuca varıp, işi bitirmiştim. Binadan çıktığımızda, “Acıkmışsındır, bir şeyler yiyelim mi?” diye teklif ettiğinde benim için yaptığından sonra onu geri çevirmek istemedim. Birlikte hem yedik hem de sohbet ettik. Benden çok daha önce başlamıştı işyerinde çalışmaya ve sevilen birisiydi. İnsanlara karşı mesafeli durduğu için hep soğuk olduğunu düşünürdüm ama o akşam bana bunun aksini kanıtladı. O geceden sonra birkaç kez daha mesai sonrası bana eşlik etti. İş yerinde karşılaştığımızda selamlaşmalarımız, sohbetlerimiz sıklaşmıştı. Aradan geçen zamanda ilişkimiz ilerlemişti.
Bir gün birlikte çalıştığım bir arkadaşım çekinerek yaklaştı ve “Aslıcım, bence Bora beye karşı dikkatli ol. Görünüşüne aldanma,” dediğinde anlamsızca yüzüne baksam da başımla onayladım. Savunmaya geçmedim çünkü daha önce ne zaman kendimi savunsam hiç inandıramamıştım. Ayrıca Bora bana onunla ilgili beni uyaracaklarını da söylemişti. Tam da dediği gibi olmuştu.
Anlamadan geçen ayların sonunda ilişkimizi taçlandırıp, birlikte yaşama kararı aldık. Çok mutluyduk. Evimizi düzenlerken birlikte yaptığımız seçimlerle hayallerimizdeki yuvaya kavuşmuştuk. Evimizdeki ilk akşam yakın arkadaşlarımızı çağırıp, mini bir kutlama yaptık. İşe beraber gidiyor, hafta sonları birlikte eğleniyorduk. Lise arkadaşımın nikâhına gideceğimiz gün bir şeylerin değişmeye başladığını hissettim. Evden çıkarken keyifsizdi. Yolda, “Çok durmayalım, olur mu?” diye sorduğunda yorgunluğuna verdim ve “Olur,” dedim. Eski arkadaşlarımla buluşup, sohbet ederken zamanı anlamadım. Bakışları ile karşılaştığımda aklıma geldi yorgun olduğu ve müsaade isteyip ayrıldık. Eve girdiğimizde yüzü gülüyordu. Onun mutlu olduğunu görünce benimde endişelerim kayboldu.
Tatildeydik. Eğleniyorduk. Üç çift olarak gelmiştik ve birlikte vakit geçirmek, işin stresinden uzaklaşmak hepimize iyi gelmişti. Otele gelişimizin dördüncü günüydü ve sabah kahvaltıdan sonra odaya çıktığımızda, “Eşyaları topla, dönüyoruz,” dedi. Yanlış duyduğumu sanıp yüzüne baktım ve “Dönüyor muyuz? Neden ki? Daha üç gün var tatilin bitmesine,” dedim. Suratındaki sert ifadenin gidip yumuşaması saniyeler aldı. Elimi tutup, “Hayatım, bence yeterli, evimizde baş başa bitirmek istiyorum,” dediğinde, “Canım, zaten hep birlikteyiz. Ne güzel eğleniyoruz. Bitirip hep beraber dönelim,” dedim. Bakışlarındaki donukluk içimi üşüttü. “Madem istiyorsun, kalalım o zaman,” dediğinde sevindim. Sonraki günlerde yaptıkları ile keşke kabul edip ayrılsaydım diyeceğimi bilememiştim.
Kapının açılmasını beklerken sabırsızdım. Zili birkaç kez daha çaldım ve açıldığında Berna’yı görür görmez sarıldım. “Canım, ne oldu? Titriyorsun, tamam gel, içeriye geçelim, anlat bana,” dediğinde arkadaşımla birlikte salona geçtim. Gözlerimden akan yaşları durduramıyordum. Berna bir süre sessizce bekledi. Hıçkırıklarım dinmeye başlayınca, “Ben… ben…” diye başladım ama devamını getiremedim. Derin bir soluk alıp, “Boğuluyorum Berna, ne ara oldu böyle hiç anlamadım,” dediğimde anlayışlı arkadaşım, “Bora mı?” dedi sadece ve “Belki de hep böyleydi, olamaz mı?” diye noktayı koydu. Yüzüne baktım. O nazik, anlayışlı adam neredeydi? Beni kollayan, gözeten, güvendiğim… “Nasıl yani?” diyebildim sadece. Berna kalkıp kahve yaptı ve karşıma oturdu. “Bak canım, seninle ben en son ne zaman görüştük? Ya da şöyle sorayım, Bora ile ilişkin başladıktan sonra eskilerden kimlerle görüştün? Hiç,” dediğinde “Olur mu, kaç kez görüştük, birlikte…” dedim ve kaldım. Evet, buluşuyorduk ama kısa süreli oluyordu. Bora’nın keyfi kaçıyor, yorgun oluyordu ve uzun süre kalamıyorduk. “Bu adamın neden senin arkadaşlarının yanında keyfinin kaçtığını düşünmedin mi hiç?” dedi. Berna’ ya baktım. “Bir yıldır kafestesin Aslıcım, hepimiz görüyoruz bunu,” başımı kaldırdım, “Neden bana bir şey demediniz?” dedim. Arkadaşım buruk bir gülümseme ile bana baktı. Hatırladım. Kaç kere ima etmişlerdi aslında ama ben çok mutluydum. Beni kıskandıklarını, Bora’yı sevmediklerini düşünüp hepsini terslemiştim. İş yerindeki o kızın dediği de aklıma geldi. Bana dikkatli olmamı söylemişti ama ben yine onun kötü düşüncesi olarak düşünmüştüm. Halbuki birçok kez bana göstermişti Bora huylarını ama ben konduramamıştım. Berna’ya baktım. Tam ağzımı açacakken, “Peki ne oldu da fark ettin güzelim?” diye sordu. Arkama dayandım ve “Son zamanlarda ne desem haksız olduğumu söylemeye başladı. Söylediğim şeyleri söylemediğimi, yaptıklarımı unuttuğumu daha buna benzer birçok şey… Başlarda inandım ama sonra dedim ki bu kadar da unutkan olamam. Kendimce notlar aldım. Onunla konuşurken telefona kaydettim konuşmalarımızı. Ve fark ettim ki sorun bende değilmiş. Onun istemediği bir şey söylediğimde ve yaptığımda bu tepkileri veriyormuş,” dedim bir solukta sonra kahvemden bir yudum aldım. Berna, “Şimdi ne yapacaksın?” diye sorduğunda, “Bilmiyorum. Ama bir daha onunla aynı ortama girmeyeceğim,” dedim. Kahveleri tazelemek için kalktı. Geri geldiğinde, “Peki iş yerinde?” dediğinde “İstifa ettim. Başka bir iş bulup, hayatıma devam edeceğim. Birikimim beni bir süre idare eder,” diye cevapladım. “Burada istediğin kadar kalabilirsin,” dediğinde bakışlarımız buluştu.
Bu gün yeni evimde ilk günüm. Berna kalabilirsin dese de hayatıma devam etmeliydim. İş bulma sürecim korktuğum kadar sancılı olmadı neyse ki. İşyerimdeki ilk günlerim biraz tedirgin geçse de çabuk alıştım. Orada düzenimi tuttuktan sonra artık kendi evime taşınmam gerektiğine karar verdim. Bora, bu süreçte peşimi bırakmadı. Yalvardı. Değişeceğini söyledi. Öyle ki inandırıcı bile oldu. Denemek için olumlu bakmaya başlamıştım ki bir hareketi ile aslında her şeyin aynı olduğu gösterdi bana. Sonrasında resti çektim. Arada mesaj atıp şansını zorladı ama görmezden gelmeyi öğrendim. Şimdilerde peşimi bıraktı. Kapıdan girdiğimde büyük pencerelerden giren aydınlık karşıladı beni yeni evimde. Odanın ortasında durdum ve etrafıma baktım. Balkona çıktım ve ilk kez nefes aldım.

Duygu Görücü, Balıkesir’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Balıkesir’de, liseyi yatılı olarak İzmir’de Maliye Okulu’nda okudu. 1996 yılında başladığı memuriyet hayatı devam ederken, öğrendiği günden bu yana okumayı, ortaokuldan bu yana da yazmayı seviyor. İki kolektif kitapta öyküleriyle yer aldı. Halen kızı ve kedisiyle Balıkesir’de yaşıyor ve yazmaya devam ediyor.

