FİLMEKİMİ SEÇKİSİNDEN: LANCE OPPENHEIM’IN PRIMETIME FİLMİ ÜZERİNE
Emel Seçen
Yönetmen Lance Oppenheim’ın gerçek olaylardan esinlenen Primetime filmi, gazeteci Chris Hansen’ın çocuk istismarcılarını ifşa eden televizyon programının perde arkasına odaklanıyor. Robert Pattinson’ın başrolünde olduğu yapım, suçluları ortaya çıkarma iddiasıyla yola çıkan bir gazetecinin mesleki hırslarını, kişisel zaaflarını ve reyting uğruna aşınan etik sınırlarını sorguluyor. Filmekimi gösterişinin ardından vizyona giren film, avcı ile kurban rollerinin giderek belirsizleştiği hikâyesiyle, adalet arayışının ne zaman bir gösteriye dönüştüğünü düşündürüyor.

“Önce sen soyunacaksın,
Sonra ben soyunacağım.”
Önündeki kâğıtlardan sözleri tekrarlayarak prova yaptıktan sonra perdeyi açan NBC muhabiri… Aktif kalmak uğruna yeni geliştirdiği projesini kanala kabul ettirmek için “Küçük kızınıza asılan bir yetişkini engellemek…” diyor. Ve kendisini kariyer basamaklarında yükseltecek gerçeklerin peşine düşüyor.
Primetime filminde Robert Pattinson, yakın zamanda izlediğimiz Odyssey filmindeki “tahta geçmek için her yolu mubah gören” Antinous rolünün ardından, 2000’li yıllarda Emmy’den Ulusal Basın Kulübü Ödülü’ne, Associated Press’e kadar pek çok ödülün sahibi olan Christopher Edward Hansen’ınki gibi bir başarıya göz dikmiş durumda.
Bana kalırsa kariyerindeki bir eşik niteliğinde olan bu rol ile son derece başarılı Pattinson. Oyunculuğunun olgunluğunu, birçok seçkideki ürkek, üflesen uçacak hâlinden sıyrılarak, duygu durumlarını son derece iyi kotarıp karşımızda hırslı ve zaafları olan, evli bir basın mensubunun varoluş hikâyesini sunarak gösteriyor.
MİLENYUM ÇAĞI
Ahlak bir bütündür. Ve bir kez dağıldı mı, toparlanması zordur.
Film, 2006’da California’da açılır. Florida ve Texas’ta nihayete kavuşacak olaylar zincirinde gerçek ve kurgu iç içe geçmiş hâlde gözükür.
Reyting yapmak uğruna, tıpkı bizim ülkemizdeki Biri Bizi Gözetliyor gibi aksiyonlarla, giderek eve kapanan, kapanmaları ve tüketimleri artarken gelişimleri azalan insanların karşısına çıkan sistemin dayatmalarını gösterir. Öncelikle kurgusal olarak bir “oyuncu”, kendisi ile internet üzerinde tanıştığı biri ile beraber olmak için plan yapar. Tüm yazışmalar kayıt altında… Sahne hazırlanır ve perde açılır.
Kahraman Hansen’dır. Peki, Hansen özünde ne kadar temizdir?
Statülerin, sınıfsal farklılıkların bile değiştiremediği yegâne olgu, insanın “ahlak ve etik” değerleridir.
Çürümeye yüz tutan dünya düzeninin geçmişten beri var olduğu gerçeğini Hindistan’da anlatılan “doğaüstü” güçlere bağlamak istese de bu kısım seyircinin inisiyatifine bırakılmış.
Oyuncu olmak için onca yolu kat eden yeni yemin (kurban-oyuncu) şaşkınlığı, bu yola baş koyanların açmazlarını güzel bir oyunculukla sunmakta.
Dolayısıyla Hintli küçük bir kız çocuğunun bileziği pek çok şeyi anlatmakta. Filmde üç kez, giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinde, zaten spot tutmakta. Ülkemizde de katili bulunamayan ve olası hayalî varoluşlar üzerinden aklanmaya çalıştırılan ahlaksızları hatırlatması gibi… Diğer taraftan anlatıcı kısmı da muallakta.
Belki de bunun için, eğer içimiz kaldırırsa asıl belgeseli (2025, Predators) izlemek lazım.
Adalet savunucularının bile adaletsizlikleri, filmin hemen başında ifade etmiş olduğum gibi, her bir bireyin kendi “etik ve ahlak anlayışı” üzerinden şekilleniyor.
HERKES POTANSİYEL BİR KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ
Bugün altmış yedi yaşındaki Hansen’ın ekranlara taşıdığı olaylar, sadece küçük çocuklara yönelik cinsel istismarın izlerini sunmuyor. Genişletildiğinde çocuk işçilikten, yeri geldiğinde kendi hırsı uğruna uyuyan çocuklarını uyandırıp kendi şovunda/programında iç çamaşırını kurbana doğru indiriveren bir hasta ruhluyu izletebilmesine kadar uzanıyor.
Gerçekten de eşini aldatırken filmdeki gibi dürüst müydü?
“Bana karşı yaptığın suçlamaların hepsi doğru. Özür dilerim. Ama sana âşık olmadığım, sevmediğim kısmı yalan. Seni seviyorum. Ve söz, her şeyi düzelteceğim. Primetime’dayız!”
Şov dünyasında sahte ışıklar kimin gözünü kamaştırmamış, yoldan çıkarmamıştır ki? İstisnalar hariç!
Film, bu yönüyle Amerika’ya damga vurmuş sansasyonel gerçekleri sunmakla kalmıyor. İyi bir oyuncu olmak için çabalayan gençlerin neleri yapabilmek zorunda bırakıldığını da vermekte.
Herkesin her yerde kurt olduğu ve hepimizin bildiği Kırmızı Başlıklı Kız masalında kız, oyalanmaması gereken ormanda fazla kaldığı ve tanımadığı kimselerle konuştuğu için cezalandırılır. Burada oyalanma karşılıklıdır. Buna teşne olup izleyenler ve suça meyledenler…
Sürekli kurt ile Kırmızı Başlıklı Kız’ın yer değiştirdiği bir filmdir biraz da bu, Primetime.
TV sahibi, program sunan Hansen’ın program saatini primetime’a alırken kurt; Hansen, Kırmızı Başlıklı Kız.
Hansen ise yeni oyuncu, piyon, kurban karşısında kurt.
Kandırma gerçeği ise basit bir kurabiye.
Finale kadar herkes tilkilik peşinde. Ama o hep bilinen, “hiçbirinin kuyruğunun birbirine değdirilmemeye çalışıldığı” bu yirmi yıl önceki serüven, bizim ülkemizde yabancı uyrukluların bile yaşadıklarına kadar pek çok şeyi hatırlatıyor.
Yıllar önce sosyal esirgeme kurumlarındaki evlatlarımızı…
Ve elbette siyah-beyaz zamanlardan, 1972’lerden, Arena’ya kadar, henüz kameralar gizli ve bu kadar teknoloji yokken…
Araştırmacı gazeteci Uğur Dündar’ın Soğukoluk baskını gibi.
Nereden baksanız sarsan…
Resmen dünyanın çivisinin çıktığı bir düzende kıyamet ne zaman kopacak? Böyle insanlık aymazlığa devam ederse ve yetinmeyi bilmediği her konuda azgınlığına kulaç atarsa… Pek yakında olduğunun göstergesi olarak.
Kesinlikle kaçırılmaması gereken bir seçki olarak vizyondaki yerini almaya hazırlanıyor. İlk olarak İKSV Filmekimi seçkisinde izleyici ile buluşan Primetime, 23 Ekim itibarıyla Türkiye’de vizyona girdi.

FİLMİN KÜNYESİ
Orijinal adı: Primetime
Yönetmen: Lance Oppenheim
Senaryo: Ajon Singh
Oyuncular: Robert Pattinson, Merritt Wever, Skyler Gisondo, Phoebe Bridgers, Matthew Maher, Bokeem Woodbine
Tür: Biyografik dram, suç, gerilim
Yapım: ABD, 2026
Süre: 109 dakika
Türkiye vizyon tarihi: 23 Ekim 2026
Konusu: Gerçek olaylardan esinlenen Primetime, 2006 yılında NBC muhabiri Chris Hansen’ın, internet üzerinden çocukları istismar etmek amacıyla buluşma ayarlayan yetişkinleri gizli kameralarla ifşa ettiği To Catch a Predatorprogramının perde arkasını anlatıyor. Robert Pattinson’ın canlandırdığı Hansen, programın kazandığı büyük ilgiyle birlikte mesleki hırsları, reyting baskısı ve gazetecilik etiği arasında sıkışır. Bir operasyonun trajik sonuçları, suçluları teşhir ederek adalet sağlama iddiasını sorgulatırken film, hakikatin ne zaman bir televizyon gösterisine dönüştüğünü tartışmaya açıyor.


