Serpil Günday
Çok sıkı kilitli bir çekmecem var. Neler saklamıyorum ki orada!
İlkokul birinci sınıfta, 23 Nisan töreninde çiçek kız olmuştum. Kabarık eteğim, yaprak gibi dikilmiş şemsiyem, başımda tacım, asla tören bitmesin istiyorum, öyle mutluyum. Tören bitiminde annemin beni eve götürmek istemesine nasıl ağlamıştım anlatamam. Hüzünlü gibi ama şimdi hatırladığımda beni gülümseten bu anıyı kilitli çekmecemde muhafaza ediyorum.
Lisede fizik sınavında kâğıttan uçağa sorunun cevabını yazıp arkadaki arkadaşıma kopya verdiğimi de hatırlıyorum. Hem de okul üçüncüsüyüm. Hocam bir yakalasa rezil olmak işten bile değil ama yakalanmadık. Ve bu hocamla yıllar sonra görüştüğümüzde, itiraf edince yüzündeki gülümsemesini de hâlâ çekmecemde saklıyorum.
Liseden mezun olduğumda annemin bana hediye aldığı küpeleri de hâlâ saklıyorum. Yaşadığım mutluluğu da sakladığım gibi.
35 yaşından önce evlenmeyeceğim derken, 24 yaşında “Anne ben evlenmeye karar verdim,” dediğimdeki, annemin şaşkın ama mutlu yüzünü çok kıymetli bir tablo gibi saklıyorum çekmecemde. Evlenirken, babamın bana, “Çok mutlu ol inşallah kızım,” derken, bir yandan da gidiyorum diye duyduğu hüznün yüzüne yansımış ifadesi dün gibi aklımda. Onu da saklıyorum.
Hele iki çocuğumun da doğduktan sonra kucağıma verildiklerindeki duygularım o kadar şahaneydi ki asla unutulmaz. Sevinç, mutluluk, şefkat, gurur… İnsan aynı anda bu kadar çok duyguyu bir arada yaşayabilirmiş, onu öğrendim.
Öğretmenler Günü’nde, ikisinin beraber heyecanla gelip beraber yaptıkları resmi ve bir demet çiçeği bana vermelerini nasıl unuturum. İkisinin de yüzlerindeki “Bunu, biz uğraştık senin için yaptık, mutlaka beğenirsin,” bakışı gözümün önünde. Anneler günlerindeki kutlamalarından hissettiğim mutlu anlar da hep çekmecemde.
Nihayet, oğlum evlenirken “Ben sadece başka bir eve taşınıyorum annem, asla ayrılmıyoruz,” demesi hâlâ kulaklarımda.
Kızımın nişanından sonra “Anne biliyorum evlenince, sen sık sık gidip rahatsız etmeyeyim dersin ama odan hazır olacak, gelmeni hatta kalmanı istiyorum,” demesini de kilitli çekmecemde saklıyorum.
Hele torunlarımın doğumları, şimdi anneanne ve babaanne diye boynuma sarılmaları nasıl büyük mutluluk anlatamam. Bu duyguyu da çekmeceme koydum.
Ara sıra yeri gelince bütün bunları, çekmecemden çıkarıp anıyorum, mutlu mutlu gülümsüyorum.
Aslında her şeye dertlenmek yerine, kendi kendimizi mutlu etmeye çalışmak çok daha kolay. Siz de bir düşünün bakalım, sizin çekmecelerinizde ne güzellikler var…


