Kategori: İsmail Akman

İsmail Akman Sık sık bir şeyleri rendeleme ihtiyacı duyuyordum o sıralar. Sabun, mum, şarap mantarı, Tom Waits’in Bone Machine plağı,…

İsmail Akman Oradalardı. Keyifle gülüyorlardı. Bazısının elinde balon, macun, kiminde pamuk şeker, külahta çekirdek. Karavanın önünde dizildiler. Eskiden kalma neşeleri,…

İsmail Akman Mukaddes tombul parmaklarının arasında fincanı sağa sola çevirirken, Gökçe her zamanki gibi meraksız, mecbur, anasının belli belirsiz kımıldayan…

İsmail Akman Kapıyı pencereyi hiç açmıyorum ki içeriden bir şey kaçmasın. Kaçmasın, kaçmasın! Dışarıdan gelenler bir şekilde içeri giriyor nasılsa. Zaten odada…

İsmail Akman Bir gün kendi içine çöküverdi koskoca ev. Köstebeklerden bildiler. Vadinin gün yamacındaki düzlükte, devasa bir çukur kaldı evden,…

İsmail Akman Bir zamanlar çok olan şeyler artık çok olmayalı çok zaman oldu. Çok, azar azar azaldı. Adı hala çoktu…

İsmail Akman Bazı bazı düşünürüm, üçü kim buldu ilk? Okumuştum. Eski zamanlarda, insanlar şimdiki gibi sayı saymayı falan bilmezmiş. Bir varmış, iki varmış… Tamam. Sonrası yokmuş.…

İsmail Akman Ayrı eve çıkalı on beş gün olmuştu. O sabah iyice hissettim karnımdaki şişliği. Benim gibi şişman biri için…

İsmail Akman Sen, içindekileri öldüre öldüre ölümsüzlük arayan caanım insan! Bugün nasılsın bakalım? Nasıl gidiyor arayış? May the force be with…

İsmail Akman Bizler, kurulmuş mekanizmalarız. Üst düzey zihinsel faaliyetlere gücümüz yok. Girdi alır, çıktı üretiriz sadece. Estetik bir bakış açısı beklenmez…