Ahmet Kayhan Bozdoğan
Aşağıdan yukarı doğru uzanan bir çatlak vardı duvarda. İnce, kararsız bir çizgi gibi başlamış; tavana yaklaştıkça kalınlaşmış, sanki evin içinde bir şeyler yukarı tırmanmaya çalışmıştı. Komiser Cem, gözünü o çatlaktan alamadı. Cinayet mahalleri genelde kanla konuşurdu ama bu ev, sessizce fısıldıyordu.
Ömer Kalkan, elli iki yaşında, emekli muhasebeci. Başına tek kurşun. Zorlanma yok, kapı kilitli. İntihar süsü verilmişti ama Cem bu oyunu çok görmüştü. Silah sağ elindeydi, Ömer solaktı. Klasik hata.
Evin salonunda dolaşırken her şey aşırı düzenliydi. Koltuk örtüleri bile simetrikti. Cem düzenin, çoğu zaman bir şeyleri saklamak için kullanıldığını bilirdi. Mutfak kapısının yanındaki çatlak ise bu kusursuzluğa aykırıydı. Parmaklarıyla yokladı; alçı yeni tamir edilmişti ama boya aceleyle sürülmüştü.
“Bu çatlak eski mi?” diye sordu genç polis memuru Eda’ya.
“Komşuya sordum komiserim,” dedi Eda. “Üç ay önce şiddetli bir kavga olmuş. Bağırışlar, sonra bir gürültü. Ertesi gün çatlak ortaya çıkmış.”
Cem başını salladı. Gürültü duvara değil, bir hayata çarpmış olabilirdi.
Çatlağın olduğu yeri kazdırdı. Alçının altından küçük bir metal kapak çıktı. Kapak açıldığında içeride bir flaş bellek duruyordu. Üzerinde tek kelime yazıyordu: “Defter”.
Bilirkişi incelemesi uzun sürmedi. Bellekte yıllara yayılan kayıtlar vardı. Sahte faturalar, offshore hesaplar, isimler… Hepsi el yazısıyla tutulmuş bir muhasebe defterinin dijital kopyasıydı. Ömer Kalkan’ın değil; ortağı ve aynı zamanda en yakın arkadaşı olan Nihat Yücel’in kayıtları.
Nihat ilk sorguda çöktü. Sesindeki çatlak, duvardakinden daha derindi.
“Beni şantajla tehdit ediyordu,” dedi. “O defteri savcılığa verecekti. Hayatım biterdi.”
“Hayatı biten o oldu,” dedi Cem.
Nihat susarken Cem yeniden o eve döndü. Çatlak hâlâ oradaydı. Onarılmış, boyanmış ama yok edilememişti. Cem düşündü: İnsanlar suçlarını kapatmak için duvarları, defterleri, hatta insanları bile yok edebiliyordu. Ama çatlaklar kalıyordu. Bazen duvarda, bazen seste, bazen de vicdanda.
Dosyayı kapatırken Cem son notunu düştü:
“Cinayet, bir anda işlenir. Ama çatlaklar, zamanla oluşur.”


