Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazartesi, Temmuz 6
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » Delikli ilişkiler ve çare olma çabamız üzerine bir arayış romanı
    Beril Bozdoğan

    Delikli ilişkiler ve çare olma çabamız üzerine bir arayış romanı

    YAZAR BERİL BOZDOĞAN İLE İLK ROMANI ÜZERİNE RÖPORTAJ
    Ekim 19, 2023Yorum yapılmamış8 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    İlk romanı romanı “Blöf – Aşkın Aşınmış Hali” ile okur karşısına çıkan Beril Bozdoğan, merkezine aşkı almış gibi görünse de tüm ilişkilerimizi ortaya seriyor. Blöf, sadece aşkın yanlış anlaşılmalarını, kaygılarını değil, tüm ikili ilişkilerimizdeki iletişimsizliğimiz ile bizi yüzleştiriyor. Arka kapağında dediği gibi; “Delikli ilişkiler ve birbirimize çare olma çabamız üzerine bir arayış romanı” olarak su gibi akan Blöf, okurunu da sarsıyor.

    NİLGÜN KARATAŞ

    Suare Dergi’nin sevgili yazarı Beril Bozdoğan, ilk romanı “Blöf – Aşkın Aşınmış Hali” romanı ile kısa bir süre önce okur karşısına çıktı. Roman elime ulaşır ulaşmaz hemen her kitapta yaptığım gibi okumaya arka kapaktan başladım. Ruh halimizin, davranışlarımıza olan yansımasını, kararlarımıza olan etkisini aşk üzerinden anlatacağını vadeden Blöf, günümüz insanının aşkını; özlem, takıntı, intikam, merhamet gibi temalarla ele alıyor.

    Karakarga Yayınları’ndan çıkan kitabın arka kapağında yer alan ve beni çok etkileyen cümleyi ise aynen buraya taşımak isterim: “Blöf, niyetlendiği empati duygusuyla Delikli ilişkilerin yaşandığı dünyamızda birbirimize çare olma arayışımızı dillendiriyor.”

    Daha ilk sayfalardan Dora’nın yıllar sonra ortaya çıkan Ilgaz’a olan zaafı, yakın arkadaşı Desen’e olan güveni ve hayatına yeni girmiş biri olarak Çağrı’ya olan tutumu hem merak duygumu tetikledi hem de sanki, gruba katılan yeni arkadaş gibi, olayların içine çekiverdi. Blöf su gibi akarken, bizi de minik minik dürten ve sarsan bir roman. Kitabı daha bitirmeden, kafamda bir sürü soru oluştu bile. Belki de bitirdiğimde, bu soruların cevabını almış olacağım, ancak  meraklı ve sabırsız bir okur olarak, Blöf’ün yazarı Beril Bozdoğan’a sormaya karar verdim. Beril’in hem MasterWriter Yazarlık Atölyesi’nden arkadaşım hem de Suare Dergi’nin yazarlarından biri olmasının avantajını değerlendirdim diyebiliriz.

    Yazarın bizzat kendisinden aldığım bu tüyolar eşliğinde çok daha keyifli bir okuma yapacağımızı düşünerek, Beril Bozdoğan ile yaptığım röportajı paylaşıyorum.

    Blöf’ü yazdıran neydi, nasıl bir itki ile “Aşkın Yıpranmış Hali’ni yazmaya başladın?

    Blöf’ü yazma itkim üzerine çok düşündüm… Ana odağım, ikili ilişkilerdeki iletişim tarzlarının sonuçlarını irdelemekti. Ana karakterimiz Dora’nın başta sergilediğine benzer pasif agresif, edilgen iletişimlerin hiç beklenmedik hüzünlere mahal verebileceğini; diğer karakterlerimiz Ilgaz, Çağrı ve Desen’in ara ara denediği tamamen açık ve dürüst iletişimin ise gerçekliği kabullenmekte -ironik olsa da- yarattığı güvensizliği ve zorluğu aktarmaya niyetlendim.

    İletişim demişken, bir iletişimci olarak şunu da sormak istiyorum: Romanın ana kahramanı Dora’dan yola çıkarak Blöf, iletişim kurma konusundaki beceriksizliklerimizin de altını çiziyor sanki.  Okuduğum bölümlerde Dora, Ilgaz’a ne demesi gerektiğini bilemiyor, cümlelerini önceden kafasında kurmaya çalışıyor. Bir yerde, “kısa sürede tanıdığı halde tüm hayatını anlatacak kadar” yakın hissediyor ama tabii ki bunu ona hissettirmemesi gerektiğini düşünüyor. Blöf, günümüz insanının iletişim problemine, kendini ifade edememe hallerine nasıl yaklaşıyor?

    Öncelikle harika bir soru; çok teşekkür ederim. İletişim, tüm zamanlarda eminim ki diğer her şey gibi değişmiştir, fakat günümüzde gelinen noktada artık bir matematik hesabına dönüştüğüne inanıyorum. Yalnızca gönül ilişkileri üzerinden ele almamak lazım bu savımı. Biz, “kol kırılır yen içinde kalır”, “babana bile güvenme”, “kız evi naz evidir” benzeri kalıplaşmış inançlarla büyütülmüş bir nesiliz. Öyle ki, aile ilişkilerimizde bile iç sesimizin önüne geçen öğretilmişliklerimiz var. Sınırlar burada çok kilit bir kelime; güven duygusunun oluşmasını beklemeden sınırsızca döküldüklerimizle veya güvenemediğimiz için de dökülemediklerimizle doluyuz. Hayatta bazen öyle noktalara taşınıyoruz ki, ilişkilerimizi gerçekten de matematik hesabı yapar gibi adım adım çözmek, şirket yönetir gibi davranışlarımızı planlamak durumunda kalıyoruz. Refleksi tepkilerimizin ve tetiklendiğimiz anlardaki bilinçdışımızdan fırlayan sözlerimizle yakın ilişkiler hırpalamıyor muyuz?

    Özellikle psikoloji biliminin geldiği noktada, araştırmalar sonucu elde edilen istatistikler de artık dijital ortamlarda kolaylıkla ulaşılabilir bilgiler haline geldi. Durum böyleyken, çocuk yetiştirmek bile sözlerini beş kere tartıp dört kere yutarak ancak mümkün olur hâle geldi. İlişkiler ve iletişim anlamında zor bir dönemden geçtiğimize inanıyorum; zincir kıranlar ve zinciri aktaranlar arasında gidip geliyoruz. Bilgi çokluğu bazen faydadan çok zarar getiriyor mu; sanmam, fakat beraberinde büyük bir zorluk getirdiğine inanıyorum çünkü aslında çoğumuz doğru olanı yapmaya, doğru şekilde davranmaya ve doğru davranışlar sergilemeye çalışıyoruz. 

    Öte yandan uzun yıllar kadın dergilerinde ilişki taktikleri verildi; hatırlayanlar olacaktır. “İstediğiniz erkeği peşinizden koşturmanın 10 yolu” desem mesela, bu dergileri okumuş her bir kişi gülümsemeye başlar. Dora’da da bunu gözlemliyoruz. İç sesini dışarı yansıtmaya ihtiyacı var fakat dış gözle de kendisini görmeye çalıştıkça bocalıyor. Gerçeği tüm çıplaklığıyla bilmeli mi? Bilirse hakkımda ne düşünür? En nihayetinde terkedilen olmak hiçbir zaman hiçbir cinsiyet ve karakter için kolay değil…

    Blöf, sadece aşk ilişkisini değil de tüm ilişkilerimizi mi irdelemek istiyor?

    Evet. Blöf’te aile ilişkilerimizde olsun, ikili ilişkilerimizde olsun dengeyi bulamadığımız, rollerin birbirine karıştığı iletişim ağı içerisinde yolunu bulmaya çalışan modern insanın sancılarını; baş etme mekanizmalarımızın lehimize çalışmamaya başladığı fakat iyileşmenin de değnek değmişçesine bir anda olmadığını gösteren, iki ileri bir geri süreçleri anlatmak istedim.

    Blöf karakterleri, duygularımız, kararlarımız ve davranışlarımızla yüzleşmemiz için bize bir ayna tutuyor olabilir mi?

    Umarım öyledir. Kalemim ve kelimelerim yettiğince bunu denedim. Herkesin kendisine benzeteceği veya benzemek isteyeceği karakterler olmalarını diledim tabii. Aşk, ahlâk, dostluk anlayışlarımızın sınırlarını, ne kadar esnetilebileceğini, duyguların bu sınırlara olan etkisini, ilişkilerdeki hatalı kararların nelere mâl oldukları ve bu sonuçlarla nasıl baş edildiğini veya edilemediğini işlemeye çalıştığım bir roman Blöf.

    Blöf karakterlerinin yaptıkları hataları da bizimle paylaşıyorsun. Burada hayatın gerçeklerini mi görüyoruz?

    Hiçbir karakterimin kusursuz olmaması, hepsinin kendisine ait büyüklü küçüklü hatalara sahip olması ve yeri geldikçe bu hataların sonuçların sorumluluğunu kabullenecek cesarette olmaları beni tüm karakterlerimle gerçekçi bir bağ ile bağladı. Desen üzerinden, aslında başkasının travmasının kendi birincil travmamıza dönüşebileceğini, Ilgaz üzerinden bir işin profesyoneli olsak da konu kendi içsel duygu dünyamıza geldiğinde tutulup kaldığımızı, belki de her şeyi tamamen yanlış analiz ettiğimizi görüyoruz.

    Blöf’ü isteyen okur tamamen aşk üzerine bir roman gibi okuyabilir. Ama ben sanki biraz daha ötesinde bir şeyler olduğunu hissediyorum. Yazar olarak birinci ağızdan duymak istersek; Blöf’ü sen nasıl kategorize edersin?

    Bir aşk romanı olarak görülebilecek Aşkın Aşınmış Hâli – Blöf, aslen aşk kadar güçlü bir ilişki üzerinden iletişimi şekillerini irdeleyen bir psikolojik gerilim bile sayılabilir; kurgunun kendisi alt metni güçlendiren bir araç bana göre… Dora, bugünkü aklı olsaydı kitabın sonu elimizde tuttuğumuz şekilde biter miydi, Ilgaz kendisini daha net ve objektif ortaya koyabilir miydi, Çağrı yaptığı seçimin arkasında durur muydu; bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz fakat yazıldığı zamanki yazarın iç dünyası göz önünde bulundurulduğunda tüm karakterler yine aynı şekilde kendilerini var ederlerdi gibi hissediyorum.

    Blöf, okurla paylaştığın ilk roman. Aynı zamanda yazdığın ilk roman da Blöf mü? Seni tetikleyen ne oldu da, yazar olarak nereden beslendin de Blöf’ü ilk romanın olarak okura sundun?

    Blöf, yayınlanan ilk romanım fakat kurguladığım ikinci romanım. İlkinin henüz zamanının gelmediğini düşünüyorum. Yazmak, zaman ayırmak demek. Birinci plana kurguyu ve karakterleri almak; aynı zamanda fikren de yazma eylemine hazır olmak demek. İlk kurguladığım romanımın tüm iskeleti hazır; ilk oğluma hamileliğim boyunca yazmıştım. Ardından peş peşe gelen iki oğlum uzun süre odak noktam oldular; pandemi ise doğası ve getirdiği kayıplar gereği çok hüzünlü bir dönem olmakla birlikte, zaman genişlemesi gibi bir olaydı; sanki hepimizin bir anda bolca vakti doğdu. O dönemde ailevi ilişkiler üzerine çok kafa yoruyor, bolca çocuk psikolojisi ve psikanaliz kitapları okuyordum ve yazmaya hazırladığım ilk romanın taslağını gelecek zamanlarda yeniden işlenmek üzere rafa kaldırdım ve sıfırdan, daha durağan, hafif bir kurguyla, ağır bir ilişki sorgulaması yazmaya başladım. Aşk ilişkileri üzerinden bu sorgulamayı yapmak ise daha cazip geldi. Çocukları uyutur uyutmaz ilk yaptığım şey romana oturmak ve yorgun düşene kadar yazmaktı. Blöf böyle doğdu.

    Özellikle ilk romanlarda yazar kendi hikayesini yazar, derler. Elbette yazar tüm hikayelerinin içinde yaşadıkları, hissettikleri, biriktirdikleri ile vardır. Yine de meraklı okurlar adına sormak isterim; Blöf birinin ya da birilerinin hikayesi mi?

    Çıkış noktası tanıdığım birinin bana yıllar öncesinde kurduğu bir cümleden geliyor, evet. “Ben aklımdaki sevgilimle mutluyum.” Cümle buydu. Bu tek cümlenin içerdiği yalnızlık ve bende uyandırdığı merak yıllarca aklımdan çıkmadı. Bahsettiğim süre aşağı yukarı on beş yıl. Fakat Blöf benim yaşadığım ya da birinden duyduğum bir hikaye değil. “O akıldaki sevgili geri dönseydi ne olurdu?” sorusunun devamında gelen ve hiç beklemediğim yerlere giden bir kurgu oldu bu. Diyebiliriz ki, kurguyu bir araç olarak kullanarak yakın ilişkiler üzerine çokça kafa yorduğum bir dönemimde anne-çocuk, baba-çocuk, kardeş, dost, ikili ilişkiler gibi tüm ilişki ağlarına ve bu ilişkilerde önceliklendirmelerin, rollerin nasıl olması gerektiklerine; yanlış giden ilişkilerdeki baş etme mekanizmalarının neler olabileceğine dair kafamda dolanan sorgulamaları Dora’nın aşkı üzerinden kendim de bir cevap bulma ihtiyacıyla yazdım. Tabii ki içindeki duyguların çoğu hayatımın bir döneminde elbet hissedilmiştir; olaylar rahatlıkla kurgulanabilir fakat hissedilenler, duyu organlarımızın algıladıkları, mekânlar… Bunlar romancının kendi hayatından alarak kullandığı materyaller gibi geliyor bana.

    Ertesi gün Kayseri Kitap Fuarı için yolculuğa çıkacakken ve henüz bavulunu hazırlamamışken sorularıma vakit ayırdığın için çok teşekkür ederim. Senin de, Blöf’ün de yolunuz açık, okurunuz bol olsun.

    Bu harika sorular ve samimi sohbet için yürekten teşekkür ediyorum.

    Blöf üzerinden Beril Bozdoğan ile yaptığım, röportaj şimdilik bu kadar. Romanı okumayı bitirdiğimde yeni sorularımı sorma ve izlenimlerimi teyid etme hakkımı saklı tutuyorum. Bu arada okurlarından gelen soruları da yazarımıza ulaştırmak ve yanıtlarını almak isterim. Lütfen sorularınız varsa, siz de iletin.

    İletişim kurabildiğimiz güçlü ilişkiler dileğimle Blöf’ü tüm edebiyat severlere tavsiye ediyorum. İyi okumalar.

    Beril Bozdoğan

    Sabancı Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra ilk çocuğunun doğumuna kadar aktif olarak teknolojik danışmanlık ve eğitim sektörlerinde çalışmaya devam etti. Üniversite ve iş hayatı boyunca asıl ilgi alanı olan sanat tarihi, çizim ve yaratıcı yazma eğitimlerini sürdürdü. Anne olduktan sonra ise çocukluk hayallerinin peşinden giderek, edebiyata ve resim sanatına ağırlık verdi. “Blöf – Aşkın Aşınmış Hali” adlı romanın yazarı olar Beril Bozdoğan, eşi, çocukları Burç ve Boran ile İstanbul’da yaşıyor.

    YAZARIN TÜM YAZILARI

    H. Nilgün Karataş

    Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden “gazetecilik yapmayacağım” diyerek mezun oldum ve yıllarca Milliyet, Dünya, Günaydın, Akşam, BusinessWeek Dergisi, Para Dergisi ve Hürriyet Gazetesi’nde “çok severek” çalıştım. Uzmanlık alanım ekonomi gazeteciliği olmasına karşın kitaplar ve filmler beni her zaman büyüledi, hayatı onlar üzerinden çözümlemeyi sevdim. Hep yazdım, çok yazdım; ilk yayımlanan romanım Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar oldu, Halen Suare Dergi, Bianet, Distopya ve Yeni Sinema Dergisi için yazarken öykü, roman ve senaryo çalışmalarımı da sürdürüyorum. Bu arada ikinci üniversite olarak İstanbul Üniversitesi’nde Felsefe Bölümü öğrencisiyim.

    YAZARIN TÜM YAZILARI
    röportaj

    Related Posts

    Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

    Temmuz 1, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

    Temmuz 1, 2026 Ayın Kitapları

    Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

    Haziran 30, 2026 BURAK SOYER

    Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

    Haziran 29, 2026 Edebiyat
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Gran Turismo filminin ilk fragmanı yayınlandı

    Mayıs 7, 2023 Film

    Sisu aksiyon severler için 30 Haziran’da sinemalarda

    Haziran 20, 2023 KÜLTÜR - SANAT

    ‘Atom bombasının babası’ Oppenheimer, Nolan ile sinemada

    Temmuz 23, 2023 Film
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.