Tahsin Dayanç
Belediyenin on beş yıllık sendikalı otobüs şoförüydü. İşini hiçbir gün aksatmadan yapan biriydi. Çalışma arkadaşları tarafından sessiz, sakin biri olarak tanınırdı. Onun bu sessizliği ve sakinliği her ne kadar dışarıdan güzel bir özellik gibi gözükse de içinde fırtınalar koparıyordu. Sıkılmıştı artık kilometrelerce yol gitmekten. İnsanlardan da sıkılmıştı. İşe ilk başladığı zamanlar aslında bu kadar sessiz değildi. Otobüsüne binen insanlara “Hoş geldiniz, iyi günler,’’ gibi medeni sözler söyleyip karşılık alamamaya başladığı günden itibaren sessiz olmak için ilk adımını atmıştı. Günler, haftalar ve aylar geçtikçe bu sessizlik onun bir organı gibi oldu. Artık sadece işini yapıyordu. Bütün gün yola bakıyor ve otobüsü kullanıyordu.
Gel zaman git zaman dönüştüğü kişilikten rahatsız olmaya başladı. Otobüs şoförlüğü onu başka biri yapmıştı. İlk aşamada işten ayrılmayı düşünse de bu alınması son derece zor ve güç bir karardı. Gözünü açtığından beri otobüs şoförlüğü yapıyordu. Başka bir iş bulmak onun için zor olacaktı. Birkaç arkadaşına durumu anlattı ama onlar da aynı sorunları yaşadıklarını, yakında seçim olacağını ve belediye başkanı değişince her şeyin düzeleceğine inanıyorlardı. O, böyle düşünmüyordu. Onun yaşadığı problem sadece belediye başkanının değişmesiyle olacak iş değildi. Hayatını yaşayamadığından ya da artık bu toplumun insanına ayak uyduramadığından şikâyetçiydi. Oysa o yarını nasıl hatırlamak istediği için bugünü olabildiğince güzel yaşamaya inanmış biriydi.
Bir sabah işe gitmek için hava aydınlanmadan kalktı ve o anda aklına bir şey geldi. İnsanları dinleyerek onların hayallerini öğrenecekti. Bir psikolog ya da psikiyatr gibi değil. Daha samimi daha insancıl bir şekilde çünkü insanların artık bir merhaba sözüne karşılık vermeyecek duruma gelmesi normal değildi. Bunun sonunda ne mi olacaktı? O da henüz bilmiyordu ama yataktan kalkınca aklına gelen ilk fikri yapmak istediğindeki o hissiyatı yaşıyordu. Bunu denemek istedi ve işe gittiğinde yakın olduğu bir iş arkadaşına durumu anlattı. İş arkadaşı güldü, geçti. O, bu konuda ciddi olduğunu hatta ona hayalini anlatmasını istedi. İş arkadaşı, “Tamam,’’ dedi ve hayalini ona anlattı. Biraz baştan savma anlatsa da konuştukça konuşmaya başladı. Uzun bir süre hayalinden bahsetti. Sessiz bir şekilde arkadaşının hayalini anlatmasını bitirmesini bekledi. Sonra ayrıldılar ve otobüsüne giderek işine başladı. Otobüsü kullanırken bütün gün hayal dinleme işi ve arkadaşının hayalini anlatması üzerine düşündü. Bu işi yapabileceğine inandı ama bu iş için daha fazla kişiyi dinlemesi gerekiyordu. Bir sorun daha vardı; bütün dinlediği hayalleri aklında tutamayacaktı, peki bu hayalleri nerede saklayacaktı?
Eve gittiğinde yatağının başucundaki çekmeceyi açarken, çekmece yerinden çıktı. Çekmecenin bağlı olduğu yer kopmuştu. Yerine takamayacağını anladığında, insanlardan dinlediği hayalleri kâğıtlara yazıp bu çekmecede saklamaya karar verdi. Adına da ilk aklına gelen ismi koydu: “Hayal Çekmecesi’’
Kendini artık bu isimle tanıtacaktı. Kendi ismini kullanmasına gerek kalmamıştı. “Hayallerinizi dinliyor ve hayallerinizi hayal çekmecesinde diğer hayallerle buluşturuyorum,’’ diye de bir deyiş oluşturdu kendine. Müşteri bulabilir, artık daha fazla kişiyle tanışıp onların hayallerini dinleyebilirdi, fakat yine bir sorun vardı. Bu işi yaparken nasıl para kazanacaktı? İnsanlar hayallerini anlatırken ona neden para vereceklerdi? Bu konuda da düşünmesi gerektiğinin farkına vardı, otobüs şoförü gömleğini çıkartırken. Kendini duşa attı ve soğuk suyun altında gözlerini kapatarak düşünmeye başladı. Düşünceler sağlı sollu her yerden geliyordu. Bir tanesi bir anda beynine saplanmış gibi onu kendine getirdi. Hayal çekmecesi işini yapacaksa işinden ayrılması gerekecekti ve bu on beş yıllık emeği çöpe atmak anlamına geliyordu. İçi burkuldu, tarifsiz bir durgunluk üstüne çöktü. Bir ara işi gizli yapacağını düşünse de bu fikir kafasına yatmadı. Duştan çıktıktan sonra bütün düşünceleri bir kenara bırakarak uyumaya karar verdi. Yarın bu konuda adımlar atacak ve son kararını verecekti. Yatağa yatarken yerinden çıkmış olan çekmece ona iyi geceler dercesine olduğu yerde onun karşısında duruyordu.
Sabah kalktı. İşe gittiğinde ilk iş olarak baş şoför ile konuşup istifasını sundu. Ona ne yapacağını ve hatta ilk müşterilerinden olmasını istediğini söyledi. Baş şoför dalga geçercesine bir tebessümle hayal dinleyip para kazanmanın imkânsız olduğunu söyledi ama onu kırmamak için ona hayalini anlatacağını da sözlerine ekledi. Yeni işinin ilk gününde eski çalıştığı yerden baş şoför arkadaşıyla randevusu vardı. Büyük bir mutlulukla eski çalıştığı yere gitti. Önce baş şoför arkadaşının hayallerini dinledi. Baş şoför hayalinin yazıldığı kâğıda bir miktar para taktı ve hayal çekmecesi ilk hayalini ve ilk parasını kazandı. Onu gören diğer şoför arkadaşları da ona hayallerini anlattı. Onlar da tıpkı baş şoförün yaptığı gibi hayallerinin yazıldığı kâğıda para koydu ve üstünde “Hayal Çekmecesi’’ yazan çekmeceye attılar.
Dolu dolu ve hiç ummadığı kadar yoğun bir gün geçirdi. Sonraki günlerde daha fazla kişiye ulaşmak için sokaklara çıktı. Sokaklarda “Hayalleriniz dinlenir, Hayal Çekmecesi ayağınıza geldi!’’ diye bağırarak dolaştı. Farklı insanlarla tanıştı, onların hayallerini dinledi. Hayal çekmecesi kâğıtlarla, hayallerle doldu taştı. Bir gün belki hayaller gerçek olur diye…



2 yorum
Güzel hikaye. Silivri’ den sevgiler
Saklı kalan duygular sonunda çekmeceden çıkıyor, Yazar’ın muhteşem yönlendirmesiyle..
“ Hayal çekmecesi kâğıtlarla, hayallerle doldu taştı. Bir gün belki hayaller gerçek olur diye”