Burak Soyer
İngiliz yazar G. K. Chesterton’ın en ünlü iki kitabından öykü seçkilerinin yer aldığı “Dünyanın En Kötü Suçu – Peder Brown Öyküleri”, en klişe haliyle “Katil kim?”(whodunit) sorusunu işleyen polisiyenin haricinde, farklı konulara eğilen kitaplar okumak istemeyen, suçun felsefi ve insani tarafına da kafa yormak isteyen, suçu toplumsal ve psikolojik bir zemin üzerinde tartışmak isteyen okurlar için polisiye edebiyatın standart kalıplarının dışına çıkıyor.

1874 yılında Londra’da doğan G. K. Chesterton, önce İngiliz sonrasındaysa dünya edebiyatına kazandırdığı romanları, öyküleri, denemeleri ve eleştiri yazılarıyla tanınan bir yazar. Chesterton’ın, 1926 yılında yayımlanan“The Incredulity of Father Brown ve ertesi yıl 1927 yılında yayımlanan “The Secret of FatherBrown”daki öykülerinin bir seçkisinden oluşan “Dünyanın En Kötü Suçu & Peder Brown Öyküleri” adlı kitabı kısa süre önce Ketebe Yayınları’ndan Burcu Çelik Gökçen çevirisiyle okuyucuyla buluştu..
“Dünyanın En Kötü Suçu – Peder Brown Öyküleri”, alışılageldik polisiye türünü suçun “fotoğrafını” bilimsel olarak değil, geleneksel sınırlar dışına çıkıp ters yüz ederek bu anatomiyi psikolojik ve felsefi bir bağlamda ele alan bir başyapıt. Klasik dedektif prototipinden çok uzakta bir profil ortaya koyan Peder Brown, okura suçun yalnızca bir “bulmaca” değil, insan ruhunun en karanlık yerlerinden süzülen bir yansıma olduğunu anlatmaya çalışır.
Örneğin aynı dönemin polisiye edebiyatın öncülerinden Sir Arthur Conan Doyle’un yarattığı dünyaca ünlü dedektif Sherlock Holmes, olayları büyüteçle, kimyasal tespit ve mantık ölçüsünde çözer. Chesterton’ın kahramanı Peder Brown ise bu materyalist tavra karşı açık seçik meydan okur. Uzun yıllar boyunca dinine bağlı olanları ve suçluları dinleyen Katolik bir rahip olan Peder Brown, insani beşeriyetinin temelden kayan şirazesini, rezil rüsva hallerini, en karanlık köşelerine bizzat tanıklık etmiştir. İnsan ruhunun en kötü vaziyetini gören Peder Brown bir suçu çözmek için ipuçlarının peşine gitmek yerine kendini katil olarak tahayyül eder ve “Ben o suçu işleseydim nasıl işlerdim?” sorusunun peşine düşer. Elde ettiği bulguları, okuyucularıyla paylaşmaktan asla çekinmeyen Peder Brown, tüm ipuçlarını okurun önüne serse de onun asıl derdi manevi gözünü açarak suçu bu yanıyla göstermektir.

“Dünyanın En Kötü Suçu”nun isim babası olan aynı adlı öykü, kitabın felsefi temelini oluşturur. Bir avukatın, oğlunun “dünyanın en kötü suçunu” işlediğini söylemesi üzerine Peder Brown’dan yardım isteyişini ve olaylar geliştikçe, babanın asıl derdinin başka olduğu anlaşılmasını konu eder. Öykü boyunca okuyucu cinayet, ihanet ya da büyük bir hırsızlık bekler ancak burada Chesterton’ın edebi ustalığı devreye girer ve suç olgusu bambaşka bir çizgiye taşınır. Tıpkı kitaptaki diğer öykülerin de aynı atmosferde kusursuzca ilerleyen cinayetlerde, dışarıdan bakıldığında kusursuz görünen insanın kibrini, hırsını ve bunları besleyen zayıflıklarını ortaya çıkarır.
G. K. Chesterton, “Dünyanın En Kötü Suçu – Peder Brown Öyküler”nde, en klişe haliyle “Katil kim?” (whodunit) sorusunu işleyen polisiyenin haricinde, farklı konulara eğilen kitaplar okumak istemeyen, suçun felsefi ve insani tarafına da kafa yormak isteyen, suçu toplumsal ve psikolojik bir zemin üzerinde tartışmak isteyen okurlar için polisiye edebiyatın standart kalıplarının dışına çıkar ve edebi değeri olan eserlerini okurlarıyla buluşturur.

Burak Soyer
Gazeteciliğe 2005 yılında Radikal Gazetesi Kültür Sanat Servisi ve Kitap Eki’nde başladı. Şimdiye kadar Milliyet, Hürriyet, Hürriyet Kitap Sanat, BirGün, BirGün Pazar, BirGünKitap, Taraf, Cumhuriyet Pazar, T24, Gazete Duvar, sendika.org, solhaber.org’a, siyaset, edebiyat, müzik, sinema, tiyatro yazıları yazdı. Halen Gazete Pencere, Bianet, Gazete İkinci Yüzyıl ve OT dergisine kültür sanat, K24, Edebiyathaber.net, Oggito, Ne Okuyorum?, Ajandakolik, Mahal Dergi, Romanoku internet sitelerine de edebiyat yazıları yazıyor. 2017 yılında ilk kitabı Zıvana Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı. Zıvana’nın devamı olanBuji de 2019 yılında aynı yayınevinden çıktı. Son romanı Ring ise, geçtiğimiz Eylül ayında Karakarga Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olan Burak Soyer, halen Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Sanat Tarihi bölümündeki eğitimine devam etmektedir.


