Kategori: kabuk

Ümit Ahmet Duman Adım Can. Bu şehirde doğdum, bu şehirde büyüdüm ve bu şehrin beton duvarları ardında öleceğimi sanıyordum. “Bana…

Başak Bıyıklı Aynanın karşısına geçerken, haylidir uzun uzun bakmadığım yüzümü inceleyip, sevdiği erkeği kaybetmiş bir kadının gözlerini aramaktı niyetim. Gözlerindeki ifadeden…

Belgin Ulutay Başlangıçta yalnızca taş yığınları vardı; rüzgârın el değmemiş yüzeyleri, toprağın karanlık derinliklerinde bekleyen unutulmuş tohumlar… Henüz bir yapı yükselmemişti;…

İlknur İşcan Kaya Şu çetin kabuğu kırdığım zaman ulaşacağım yemişin lezzeti, çektiğim tüm sıkıntılara bedel. Çok değil, birkaç ay öncesine kadar, yaşanan dondan…

Mutlu Gözüküçük Kapının önünde donmuştu. Tokmağın soğuk metali hâlâ parmaklarının arasında, içi dışına sığmaz bir çarpıntıyla boğazına dayanan kalbiyle bekliyordu.…

Mahinur Çenetoğlu Üç basamaklı merdivenin en altında dururdu, geniş güvenli omuzları vardı. Ben en üstteki merdivende hazır olurdum, böylece onun omuzlarına yetişebilirdim. Babamın omuzlarına… …

Osman Akçay Hüseyin Dede, köyün en sakin köşesindeki taş evde, yılların yorgunluğunu taş duvarlara sığdırmış bir adamdı. Eşi Ayşe Nine’yle…

Arin Sera Eylül’ün sonlarıydı. Pamuk hasadının başladığı, tarlaların bir telaşla dolup taştığı zamanlar… Mevsimler birbirine karışmış gibiydi; yazın sıcak nefesi…