Kategori: kabuk

Ümit Ahmet Duman Adım Can. Bu şehirde doğdum, bu şehirde büyüdüm ve bu şehrin beton duvarları ardında öleceğimi sanıyordum. “Bana…

Başak Bıyıklı Aynanın karşısına geçerken, haylidir uzun uzun bakmadığım yüzümü inceleyip, sevdiği erkeği kaybetmiş bir kadının gözlerini aramaktı niyetim. Gözlerindeki ifadeden…

Belgin Ulutay Başlangıçta yalnızca taş yığınları vardı; rüzgârın el değmemiş yüzeyleri, toprağın karanlık derinliklerinde bekleyen unutulmuş tohumlar… Henüz bir yapı yükselmemişti;…

İlknur İşcan Kaya Şu çetin kabuğu kırdığım zaman ulaşacağım yemişin lezzeti, çektiğim tüm sıkıntılara bedel. Çok değil, birkaç ay öncesine kadar, yaşanan dondan…

Osman Akçay Hüseyin Dede, köyün en sakin köşesindeki taş evde, yılların yorgunluğunu taş duvarlara sığdırmış bir adamdı. Eşi Ayşe Nine’yle…

Arin Sera Eylül’ün sonlarıydı. Pamuk hasadının başladığı, tarlaların bir telaşla dolup taştığı zamanlar… Mevsimler birbirine karışmış gibiydi; yazın sıcak nefesi…

Semira Nur Bilir “Çatlamış ayaklarının kabuğu, toprağın sertliğini içeri alırken umudunu dışarı sızdırmıyordu.” Yola çıkarken taşıdığım en ağır şey, birkaç…

Habibe Şenol “Çay olmadı mı daha saatlerdir ne yapıyorsun be kadın?” Evet, hayatının yarısı otuz beş yaşına tekabül ediyorsa, tam hayatının yarısındaydı. Bir gün olsun rica kelimeleri ile kendisine seslenilmemiş, dünyaya birilerine hizmet etmek için gelmiş bir varlıkmışçasına muamele edilmişti.  Zeynep, beş çocuk annesi,…