Close Menu
    Son Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Nisan 30
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      1 KAVRAM 10 DÜŞÜNÜR: Varoluşun On Yüzü

      Ağustos 2, 2025

      Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

      Temmuz 12, 2025

      Institut français, Fransız yazar, felsefeci ve filolog Barbara Cassin’i ağırlıyor

      Şubat 25, 2025

      Sade Yaşamın Gücü: Epikür ve Tao’nun izinde sadeleşmek

      Aralık 7, 2024

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Yeni Eril: Dr. Nil Keskin’den kapsamlı bir dönüşüm rehberi

      Mart 4, 2025

      Cansel Oruç’un ‘Başarmaktan Korkma’ kitabı okuyucuyla buluştu

      Aralık 26, 2024

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      “Bir ‘teselli’ ver…”

      Nisan 20, 2026

      Sandviç Kuşağı: Arada Kalmışlık

      Nisan 19, 2026

      Var ol! Kelime büyücüsü çok yaşa!

      Nisan 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026

      Filiz Çiçek’ten adalet ve intikam romanı: Kayıp Ada ve Şeytanları

      Nisan 22, 2026

      Adını Sen Koy: İki farklı zaman, iki farklı kadın ve benzer bir hikaye

      Nisan 21, 2026

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Ayın Şarkıları: MART AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mart 8, 2026

      İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar konserleri devam ediyor

      Ocak 15, 2026

      AYIN ŞARKILARI: OCAK AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Ocak 1, 2026

      Sanatın özgür ruhlu bilgesi Patti Smith İstanbul’a geliyor

      Aralık 14, 2025

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

      Mart 16, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lll

      Mart 16, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Río Sur, Pera Müzesi’nde

      Ekim 16, 2025

      Dalí’nin Tavşan Deliği: Bir romanın resme dönüşen rüyası

      Haziran 12, 2025

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ücretsiz sergi turları

      Şubat 20, 2026

      Isabel Muñoz’un Göbeklitepe fotoğrafları Berlin’de

      Şubat 10, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Palu Ailesi skandalı belgesel oldu

      Nisan 10, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan’da sinemaseverlerle buluşuyor

      Mart 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

      Mart 19, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

      Nisan 29, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      Ebru Karaayvaz’dan ağlarken güldüren kitap: Reçeteye Mizah Ekledim

      Mart 9, 2026

      Bozkurt: Yeni nesil yayıncı Toros, kitabı sadece basılı ürün gibi görmüyor!

      Mart 2, 2026

      “Gençler Nereye?” kitabının yazarı Tuğçe Tatari: Türkiye gençlerini duymuyor ve görmüyor

      Şubat 27, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Pablo Neruda: Aşkın, kavganın ve sessiz coğrafyaların şairi

      Temmuz 12, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » KABUK TOPLUMU
    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    KABUK TOPLUMU

    Kasım 1, 2025Yorum yapılmamış6 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Ümit Ahmet Duman

    Adım Can. Bu şehirde doğdum, bu şehirde büyüdüm ve bu şehrin beton duvarları ardında öleceğimi sanıyordum.

    “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!”

    “Her koyun kendi bacağından asılır!”

    “Kafayı kuma gömmek…”

    Çocukluğumdan beri bu sözleri dinledim. Bu sözler, kabuğumuzun harcı, duvarlarımızın tuğlasıydı. Ben de bu kabuğun içindeydim. Öyle sağlam örmüştük ki, dışarıdan gelen bir ses bile içeriye sızamıyordu. Sanki bunlar, hayatın temel kurallarıydı. Herkes kendi küçük, görünmez kabuğunun içinde yaşıyordu. Apartman daireleri, araba camları, sosyal medya profilleri… Her biri bizi birbirimizden ayırıyor, ama aynı zamanda birbirimizin yaşamını izleme imkânı veriyordu. Oysa bakmakla görmek farklıydı. Hepimiz, kendi dünyamızın mahkûmlarıydık. Dışarıda bir fırtına koptuğunda, kapımı sıkıca kapatıp, “Bana ne?” derdim. Kendimi güvende sanıyordum. Kabuğum beni koruyor, dış dünyanın kirliliğinden, acısından, çirkinliğinden arındırıyordu.

    Gün geldi, kabuğumun içinde bir sızı başladı. Önce hafif bir kaşıntı, sonra derin bir yara. Kabuğum kalınlaştıkça, altındaki acı da büyüdü. Ne kadar görmezden gelirsem, o kadar çok zonkluyordu. Bir gün, dayanamadım. Bıçak gibi bir acıyla kabuğum çatladı ve içinden, o yıllardır sakladığım cerahat aktı. Yüzümün, ellerimin, ruhumun üzerine yayıldı. Utanç vericiydi, çirkindi, iğrençti. Ama bir o kadar da rahatlatıcı.

    Yalnız değildim. O ana dek kimsenin görmediği, konuşmadığı yaralar, şimdi ortadaydı. Sızılar paylaşıldıkça hafifliyordu. Kabuklarımız çatladıkça, birbirimize dokunmaya, birbirimize inanmaya başladık. Artık yılanlar bize dokunuyordu, çünkü her yılanın bin yıl yaşaması, bizim yaşamımızın bir parçasıydı. Kafamızı kumdan çıkardık ve suyun temizlenmesi için uğraştık.

    Gördüm ki, çevremdeki herkesin kabuğundan akan benzer acıları vardı. Kimi korkusunu, kimi nefretini, kimi yalnızlığını saklamış. Akıntıyla karışan bu acı denizinde, birbirimizin hikâyelerini fark ettik. Başkalarının yaralarını gördükçe, kendi yaralarımız o kadar da korkutucu gelmedi.

    Kabuklarımız bir koruma kalkanı değil, bir hapishane olmuştu. O hapishaneden çıktığımızda, yara izlerimizle, acılarımızla, ama en önemlisi birbirimizleydik. Kabuklarımız bizi iyileştiremedi, asıl iyileşme onları kırmakta, içindekileri dışarıya vurmaktaydı. Belki yara izleri kalacaktı, ama bu izler, bize kabukların altında saklı kalan acıların, görünür olduğunda ne kadar hafiflediğini hatırlatacaktı. Bu izler, artık sadece bizim değil, toplumsal hafızamızın bir parçası olacaktı. Ve o hafıza, daha fazla kabuklaşmayı engelleyecekti.

    En yakın arkadaşım Ali, bir zamanlar en neşeli insanlardan biriydi. Yüzü hep güler, her şeye hevesle atılırdı. Ama çalıştığı yerde bir haksızlığa uğradı ve kimse ona destek olmadı. Hatta bazıları, “Ne karışıyorsun el âlemin işine?” diye ona sırtını döndü. O günden sonra Ali, kabuğuna çekildi. Sadece kendi işini yapmaya, kimseye bulaşmamaya başladı. Neşe dolu kahkahalarının yerini sessiz, kısık bir gülümseme aldı.

    Diğer arkadaşım Deniz, toplumun en duyarlı insanlarından biriydi. Sokağa çıkıp evsizlere battaniye dağıtır, hayvan hakları için eylemlere katılırdı. Ta ki bir gün, bir sokak hayvanı için yardım istediğinde, “Nehirleri kurtarmakla, açları doyurmakla sen mi uğraşacaksın?” gibi acımasız yorumlarla karşılaştı. “Zaten elinden bir şey gelmez, boşuna yoruyorsun kendini” dediler. O günden sonra Deniz de kendi kabuğuna çekildi ve sadece kendi evinin önündeki kedilere mama vermeye başladı.

    Bir akşam, şehrin kalabalık caddelerinden birinde buluştuk. Hava her zamankinden daha ağır, boğucuydu. Egzoz dumanı gibi, insanlık dumanı da havayı kirletiyordu. Sanki, herkesin içinde birikmiş bir öfke, bir hayal kırıklığı vardı.

    “Bu toplum kirleniyor,” dedim fısıltıyla.

    Ali başını salladı. “Hep kirlidir. Biz sadece görmeyi tercih etmiyoruz.”

    “Ne yapsak boş. Bir insan, bütün bir toplumu değiştiremez,” diye ekledi Deniz..

    İşte tam o an, içimde bir isyan ateşi yandı. Bu laflar, beni kabuğumun içinde boğuyordu. “Peki ya bu kirlilik hepimizi zehirlerse? O zaman da mı kafamızı kuma gömeceğiz?” Sesim titriyordu. Ali ve Deniz bana şaşkınlıkla baktı. Yıllardır kimse böyle bir şey söylememişti.

    Bu konuşmadan sonra, şehrin içinde yeni bir düşünce tohumu filizlenmeye başladı. Geceleri gizlice buluşuyor, sosyal medyanın sanal duvarlarını, evlerin gerçek duvarlarını konuşuyorduk. Herkesin kabuğu vardı ve bu kabuklar, bizleri birbirimize yabancılaştırıyordu. Birbirimize ulaşmak imkansızdı. İnsanlar, kendi dünyalarında mutlu gibi görünürken, kabuklarının altında biriken acılarla yaşıyorlardı. İşsiz kalan komşuya, hastalanan yaşlıya, zor durumdaki esnafa kimse el uzatmıyordu. Çünkü herkes, kendi kabuğunda yaşıyordu.

    “Bize bir sinyal lazım,” dedi Deniz bir gece. “Bir işaret. Hepimizin anlayacağı bir dil. Birbirimize aslında yalnız olmadığımızı, başkalarının da benzer acılar yaşadığını gösterecek bir şey.”

    Ali, “Haksızlıklara karşı sessiz kalmayalım,” diye önerdi. “Sesimizi yükseltelim. Birlikte, belki birileri fark eder.”

    Ama sesini yükseltmekten korkan insanlar için bu çok zordu. Ben de, “Küçük iyilik hareketleri başlatalım. Belki bu hareketler, bir dalga yaratır ve diğer kabuklara çarparak onları sarsar,” dedim.

    Bu fikir, en cüretkâr fikirdi. İşe koyulduk. İlk başta beceremedik. Yaptığımız iyilikler, adeta görünmez oluyordu. Kapısına yemek bıraktığımız yaşlı teyze, “Kimden geldi bu?” diye şüpheyle bakıyor, sokak hayvanları için yaptığımız yardımları, “Ne lüzumsuz işler” diye eleştiriyorlardı. Ama yılmadık. Her hafta, şehrin en unutulmuş köşelerinde buluşuyor ve küçük iyilikler yapıyorduk.

    Bir hafta sonra, küçük bir titreşim yarattık. Mahallemizdeki fırıncı, bizim yaptığımız iyiliklerden etkilenerek, ihtiyaç sahiplerine bedava ekmek vermeye başladı. Bir ay sonra, bu titreşim büyüdü. Ve üç ay sonra, şehrin bir ucundan diğerine ulaşan bir iyilik dalgası oluşturabildik.

    Diğer insanlar şaşkınlıkla bize baktılar. Bazıları korktu, kendi kabuklarına daha çok çekildi. Bazıları ise merakla, bu hareketin kaynağına doğru gelmeye başladı. İlk gelenlerden biri, mahallemizin en içine kapanık insanı, Emine Teyze’ydi. Kabuğu o kadar kalındı ki, etrafındakilere adeta bir duvar örüyordu. “Ne yapıyorsunuz siz?” diye sordu kısık bir sesle.

    “Toplumdaki acıları ve yalnızlığı hissediyor musunuz Emine Teyze?” diye sordum. Emine Teyze acı bir ifadeyle gülümsedi. “Hissediyorum, evladım. Ama hissetmemek için kabuğumu kalınlaştırdım. O zaman acı hissetmiyorsun.”

    “Ama hissetmemek, iyileşmek değil ki!” diye çıkıştım. “Kabuğunuzun altında yaralar birikiyor. Bu yaralar, sizi yavaş yavaş öldürüyor.”

    Emine Teyze’nin gözleri doldu. Belki de ilk defa birisi ona bu kadar cesurca gerçekleri söylüyordu. O günden sonra, Emine Teyze de bize katıldı. Önce küçük yardımlarla başladı, sonra çevresindeki insanlara yardım etmeye, konuşmaya, güler yüz göstermeye başladı. Onun katılımıyla, dalgamız daha da güçlendi.

    Bu dalga, artık bir isyanın, bir uyanışın sesiydi. Önce tek tek, sonra gruplar halinde insanlar bize katıldı. Hayal kırıklığına uğramışlar, umutsuzluğa kapılmışlar, yalnız kalmışlar… Hepimiz, o dalganın içinde birleşiyorduk. Artık kimse “bana ne” demiyordu. Çünkü birinin acısı, aslında hepimizin acısıydı.

    Sonunda, o büyük gün geldi. Şehrin üzerindeki o görünmez kabuk, o kalın duvar çatlamaya başladı. Küçük bir yardımlaşma, büyük bir dayanışmaya dönüştü. Bir mahallede başlayan hareket, tüm şehre yayıldı. İnsanlar, kendi kabuklarından çıkarak birbirlerinin acılarına ortak oldu, sevinçlerini paylaştı.

    Dışarıdan bir ses duyduk. Bir gazeteci, “Şehirdeki bu dayanışma hareketinin kaynağı ne?” diye soruyordu. İşte o an anladık, dış dünya bizi görüyordu. Kabuklarımızı kırmak, birbirimize bir sinyal vermekti. Onların da bize yardım etmesini sağlayacak bir sinyal.

    En sonunda, o kalın, görünmez kabuk büyük bir gürültüyle çatladı. İnsanlar bir araya gelmeye başladı. Panik içinde değil, umut içinde bir araya geliyorlardı. Eskiden görmezden geldikleri, duymazdan geldikleri acıları konuşuyorlardı. Birbirlerine destek oluyor, yaralarını sarıyorlardı.

    Bazı insanlar kabuklarını kırmayı reddetti. Onlar, o kirli ortamda kalmayı, eski acılarına tutunmayı seçtiler. Bense, Ali, Deniz ve diğerleri, yeni hayatımıza başladık. Kabuklarımızı kırmış, acılarımızı serbest bırakmıştık. Yara izlerimiz vardı, ama bu izler bizi korkutmuyordu. Aksine, o izler bize, o kabukların altında saklı kalan acıların, birlikte yürüdüğümüz yolda ne kadar hafiflediğini hatırlatıyordu. Kabuklar, bizi korumak için değil, bizi hapsetmek için vardı. Gerçek özgürlük, o hapishaneden çıkmaktı.

    Artık biliyorduk ki, bir insan bütün bir toplumu değiştiremezdi, ama tüm insanlar birleşirse, bütün bir toplumu değiştirebilirdi. Bu, sadece bir başlangıçtı. Hikâyemiz, kabukların ötesindeki hayatın hikâyesiydi.


    kabuk öykü suare öyküler ümit ahmet duman

    Related Posts

    İsmi olmayan hikayeler – lV

    Nisan 12, 2026 Edebiyat

    SuareMag Nisan 2026

    Nisan 7, 2026 Manşet

    SÜSÜ AKMIŞ

    Nisan 1, 2026 Hakan Akdoğan

    HAKİKAT SANDIĞIN BİR DÜŞSE

    Nisan 1, 2026 Arzu Kurt
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026 Sanat

    Dolunay Kocabağ, New York’taki oyunculuk kariyerine yeni başarılar eklemeye devam ediyor. Sahne adıyla Luna Vintner…

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026

    Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

    Nisan 27, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    ŞEKER KAVANOZU

    Ocak 1, 2026 Gaye Aybar

    2018’in izlenmesi gereken 10 belgesel filmi

    Aralık 12, 2018 Belgesel

    Çocuklarla Dünya Sanat Günü’nü kutlamak: Özel kitap seçkisi

    Nisan 11, 2025 Betül Çakıroğlu
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.