Betül Çakıroğlu
Uyanmak için bazen sabahı beklemez horozun sesini bekleriz. Bazen dalgayı görmez martıyı duyarız. Şiiri okumadığımız, şarkıyı dinlediğimiz gibi. İşte Pesgerde de herkes sesin peşindedir. Onu bekler. Kalemle yazılmış her eser o adada sese bürünür önce. Şiir, şarkı, tekerleme, öykü hepsi. Yazıldığı anda çarpar Pesgerde adasının kayalıklarına.
Sarp bir kayalık adadır burası. Üzerinde bir elin parmakları kadar ev vardır. En hırçın dalga nazlı kayalıklara vurduğunda beklediler. Bir ses duyulmadı. En nazlı dalga hırçın kayalıklara vurduğunda da bir ses gelmedi. Dünyada ne oluyordu?
Uzun süredir gelmeyen sesleri beklemek Pesgerdelileri yormuştu. Ne bir şarkı vardı ne bir tekerleme. Ne de bir şiir. Seslerin yankılandığı adada uzun süredir yeni bir şey duymamışlardı. Böyle olunca martıların gülünç çığlıkları kulaklarını tırmalıyordu.
Günler birbirinin peşine teneke bağlamış kovalarken Yaven bu işten sıkıldı. Balık avlamak değil, ses avlamaktı onu doyuran. Anasının alnını öptü ve sandalına atlayıp gitti.
Artık Pesgerdeliler sesleri değil Yaven’i bekler olmuştu. En çok da anası Alve. İşte o günlerden birinde tepenin en kuzeyindeki çatının altındaki iki komşu hiçbir şey yapmadı. Alve ağladı. Sadek dinledi.
“Tüm Pesgerde için dedi. Sesleri aramalıyım dedi. Öylece gitti. Ne seslerden haber var ne oğlumdan.”
Oğlumda derken göğsünü yumruklamıştı. Alve ağlıyor muydu, söyleniyor muydu? Bazen ayırt etmek zorlaşıyordu. Başı ağrıyor diye şakaklarına doladığı yemeni düştükçe düzeltmeyi de ağlaması arasında ihmal etmiyordu. Alve’nin ela gözleri gözyaşlarından parlak ela olmuş, burnu ise silmekten kıpkırmızıydı.
Sadek ben olsam dizime vururdum diye düşündü Alve göğsüne vurdukça.
“Hepinize daha iyi bir hayat düşlüyorum ve o yüzden gidiyorum,” demişti.
Sadek çocuğu yaşıtı olan tek kız Nela ile evlenmeye zorlamasınız gitmezdi diye geçirdi içinden. Bu cümleyi asla dillendiremezdi. Çünkü Pesgerde de böyle olmak zorundaydı. Hepi topu kaç kişiydiler ki. Bu Nela ile Yaven için doğduklarından beri belli olan bir durumdu. Sadek dinliyordu. Bir acıya ortak olunamayacağını kocası kayalıkları geçmeye çalışırken ölünce anlamıştı. Etrafındaki kalabalık ne kadar da boş gelmişti ona. Konuşan kuklalardı. Sadek o zaman seslere küsmüştü. Sesler kayalara çarpsa belki kocasını kurtarabilirdi. Pesgerde de seslerin güçleri vardı. O anda biri “Yavaş” yazmış olsa kesin kurtulurdu. Ama sesler gelmemiş Sadek küsmüştü. Belki sesler de Pesgerde’ye küsmüştü. Sessiz olan ada ona iyi geliyordu. Yaven’in de kocası gibi öldüğünden emindi. Alve’nin yakarışları içinde bunu düşünmekten utandı. Kesin sandalı da kendi de parçalandı. Aynı kocam gibi. Düşüncesi buydu. Böyle, böyle günler bitti, aylar geçti. Bir gün sahile kocaman bir sandal yanaştı.
Yaven’di gelen. Yanında güzel bir kız. Ellerinde çuvallar tüm Pesgerde’yi adımlayıp, en kuzeydeki eve ulaştı. Merhabalara sadece “Merhaba,” dedi. Arayıştan sesle değil eşle dönmüştü. Evine girdi. Kapı kapandı. Fısıltılar kapının kapanmasıyla arttı. Tüm Pesgerde merak içindeydi. Ama hepsinden fazla Sadek öğrenme arzusu içindeydi. Hem giderken hepiniz için demişti Yaven. O çuvallarda ne vardı? Sesler neredeydi? Sadek dayanamadı. Yan yana olan kapılardan kendisinin olmayanı çaldı. Kapının açılmasını beklemeden;
-Komşu komşu huuu oğlun geldi mi?
-Görmedin mi? Geldi.
-Ne getirdi?
-Pesgerde için yararlı şeyler dedi. Daha tam konuşamadık.
-Buyur etmeyecek misin komşu?
-Sabah birlikte ıhlamur içeriz Sadek. Biz bir konuşamadık daha.
-Tamam tamam. Öyle yaparız.
Yan evde Dünya’nın savaşlarından ve Ese’nin babasının zalimliğinden açılan ve kapanan konular vardı. Sesler sorusuna Yaven hiç cevap vermedi. Sadek sabahı sabah etti. Ihlamuru kaynattı, komşuyu tıklattı. Alve buyur etmeden daldı içeri. Yaven’e sarıldı.
-Ne getirdin, diye dün akşamki sorusunu yineledi. Ama bu sefer muhatabına sorduğu için cevap alacağından emindi.
-Bu Ese Sadek Teyze. Karım, dedi Yaven. Önce buna açıklık getirmesi gerektiğini düşünerek.
-Sadece kendine mi hediye Yaven? Seslere ne oldu?
– Hiç olur mu? Sadek Teyze dedi Yaven. Sonra getirdiği özel gübreden, tohumlardan, fidelerden ve balıkçılık aletlerinden bahsetti. Seslerden haber yoktu.
Sadek’e fenalık gelmişti bile. Bir tarafı gidip bu haberi Nela’ya söylemek için sabırsızlanırken, bir tarafı biraz daha oturayım belki bana özel de bir şey vardır diyordu. Dayanamadı.
-Kime kime bunlar?
-Sana bana herkese.
-Başka başka?
-Sana bir inci kolye getirdim.
-Ay ne zahmet ettin dedi Sadek. Ama hırsla kaptığında Yaven’in elinden bunun ne kadar samimiyetsiz bir cümle olduğunu herkes anladı. Basit bir kadındı Sadek. Mutlu olmuştu.
-Başka kime, diye sorgusuna devam etmeyi bırakmadı.
-Nela’ya kara bir kedi aldım. Umarım beni affeder.
Pesgerde de kara kedinin uğur getirdiğine inanılırdı.
-Kara kedi nerede? Göremedim de. İncecik alınmış kaşlarını havaya kaldırarak etrafa bakındı.
Bu soru üzerine kara kediyi aramaya başladılar. Evde yoktu. Dışarı çıktılar. Bir komşu şu ağacın tepesinde gördüm dedi.
-Ağaç nerede, dediler hep bir ağızdan.
Tepenin ucundaki ıhlamur ağacını gösterdi adam. Yaven kara kedinin ağacın en tepesinde çok ince bir dalda yattığını gördü.
-Balta nerede, dedi Sadek. Alıp baltayı Yaven’e verdi. O dalı keserken dal, kedi ve balta hepsi birden suya düştü. Yaven saniyeler süren bu düşüşü ağacın tepsinde izlerken, gözü ufuktaki karaltıya takıldı. Bir donanmaydı bu. Bir sürü gemiden oluşan donanma kayalıkları aşmış Pesgerde’ye geliyordu. Bu Prenses Ese’nin babasıydı.
-Yandı bitti kül oldu dedi Yaven. Aşağıdakiler bir anlam veremediler. Ese’nin gözündeki yaşa da Yave’nin dediklerine de. Kaçabilecekleri bir İda Dağı yoktu.
Alve bu koşturmadan yorulmuştu. Geceden beri kaç defa sorduğu soruyu tekrarladı.
-Sesler nerede Yaven?
-İçimizde anacığım.

Betül Çakıroğlu, Gelibolu’da doğdu. Mimarlık eğitimi için geldiği İstanbul’da kızıyla birlikte yaşıyor. Mimarlık bir yana edebiyat sevgisi bir yana diyen yazar her zaman çantasında taşıdığı kitaplarından vazgeçmiyor. Çocuk kitapları yazma, çocuk kitapları editörlüğü, çocuk ve gençlik edebiyatı başlıklı çeşitli atölyelere katıldı. Yazarın ilk kitabı Kumdan Hayaller olsa da kollektif kitaplarda öyküleri ile ve editörlük yaptığı kitaplarla da okuyucu ile buluştu.

