Arzu Kurt
Beklemek bir eylem midir? Yoksa anlam üretmeye zorlanan bir varoluş çabası mı? Anlam arayışı peşindeki birey boşuna mı koşuyordur?
Bir şeyleri bekliyor olmak, eylemsizlik değil; zamana karşı büyük bir çaba, başkaldırıdır. Gelmeyecek olanın bir ihtimale tutunmuş umudu, zamanı kandırır.
Buzatti’nin Tatar Çölü’de beklenen düşman, gelmesine gelmiştir ama artık çok geçtir. Hayat çoktan geçmiştir. Doğrusal zaman bozulmuş, parçalanmış, askıya alınmış, yavaşlamıştır. Zaman ölçülemez hale geldiğinde de insan eylemden kopmuştur. Godot’yu Beklerken’de zamanın donması gibi. Birbirinin aynı günler, tekrar eden benzer eylemler. Zaman akmıyor gibidir, şimdiki anın kaçınılmaz tekrarı. Tekrarın bitmeyen devinimi…
Arayışın kendisi bilgidir. Birey bu bilgiyle, varlığını, eylemlerini açıklayabilmek için bir çerçeve bulmaya çalışır. Amaç “bulma” değildir. Arayışın kendisi; o süregelen devinim bir amaçtır. Bir yerlerde verili, hazır bir anlam yoktur. Sürekli sorguladığımız, hep peşinde koştuğumuz ütopyadır. Varoluşçu filozoflar anlamı bulmaz, yaratır. Anlam hep peşinden koşulan bir amaç olmalıdır. Hep bir adım ötede durmalı, yaklaşılmalı ama ulaşılamamalıdır. Kavuşamayınca aşk olur, değil mi?
Arayış bir hedef değil, upuzun bir süreçtir. Aramak bulmaktan önemli olmalıdır. Modern insan bu en önemli ihtiyacı yüzünden çıkmaza girer.
İnsan kendini ararken kendinden kaçtığını fark eder mi, bilinmez. Ama eninde sonunda yakalanacaktır. Ölüm beklenen kaçınılmaz sondur. Ölümü beklemek, ölümün farkında yaşamak başlı başına bir varoluş sorunsalıdır. Beklemek ve arayış arasında bir sarkaç salınır.
Tam da Martin Heidegger’in Sein zum Tode’sidir. Ölüme doğru varlık: Heidegger’e göre insan (Dasein) ölümünü bilen tek varlıktır. Ölüm gelecekte olacak bir olay değil; insanın şimdi varoluşunu şekillendir. Ölümü beklemek pasif bir bekleyiş değildir. Ölüme doğru yaşamak yaşamı ciddiye almak demektir. Böylece insan herkes gibi (Das man) olmaktan çıkar. Ölüm bilinci, zamanı dönüştürür. Gelecek kurulmalıdır. Şimdi ertelemenin değil, seçimin zamanıdır. Böylece zaman harcanmaz, değerinde yaşanır. Ölüm yaşamı gerçek kılar.
Arayan birey de bekleyen birey de aktif bir edim yerine getirir.
Bekliyorum, öyle bir havada gel ki; vazgeçmek, mümkün olmasın.

Arzu Kurt, Karabük doğumlu, evli, iki çocuk annesi. İstanbul’da yaşıyor. Denize ve kitaplara aşık. Uludağ Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunu. Bir kamu bankasında şube müdürü olarak rakamlarla geçen yılların ardından emekli olup kelimelere yöneldi. Yaratıcı yazarlık atölyelerinde başladığı ikinci kariyerinde kolektif kitaplarda altı öyküsü ve iki dergi yazısı yayımlandı. Yazı yolculuğuna Suaremag’da devam ediyor.

