Yusuf Ziya Beyzadeoğlu
Kimi zaman suyun zemininde kimi zaman içinde ilerlerim.
Kimi zaman ılık, kimi zaman soğuk, bazen karanlık bazen mavi suyumda.
Dokunduğum her şeyi hissederim. Bütün hücrelerimle anlarım aslını. Bunun adı empati değil. Bu benim isteyerek yaptığım bir şey değil. Dokunduğum şeyi öyle derin hissederim ki, bende kendisini görür.
Yürüyüşümün ahengine bakarlar. Deli derler, uzaylı derler benim için. Yüzebiliyorsan neden yürüyorsun sorguları atarlar gözleriyle. Farklılık nedir bilmiyorlar çünkü. Ben biliyorum.
Bütün bedenime yayılmıştır zihnim. Tek bir yerden yönetilmesinler diye. Herkes kendi kendine karar verebilir. Bu ahengin, uyumun güzelliğinin kanıtıdır varlığım.
Başım büyük diye dalga geçerler görünüşümle. Düşünmekten böyle oldu derler. Benim düşüncelerim her yerimde, kollarım sizin sandığınızdan daha anlamlı. Sadece rakamlardan ibaret olduğunuz için çok kolumun olması sizin gözünüzde değerini düşürüyor. Ama kollarıma o kadar değer ve özgürlük veririm ki, her biri tek başına bendir.
Hakkımda duygusal diye konuşursunuz. Üç kalbi olduğu için böyle davranıyor dersiniz. Ben kalbimle değil, kollarımdaki beyinlerimle hissederim. Sizin çevrenizdekileri anlama özrünüz beni sizden farklı yaptı ve yine sadece sayılara baktığınız için ve az olan ben olduğum için, hakikat sizin seçtiğiniz oldu. Hani sayısı çok olanın değeri azalırdı? Hepiniz aynı şeyi düşünürken nasıl böyle değerli hissedebilirsiniz kendinizi?
Beni değişmekle suçladınız yıllarca. Yaranmakla tutunduklarıma. Çünkü hissettim. Böyle yaratılmışım. Hissetmek ve anlamak üzerine yaratılmışım. Bir mercana dokunduğumda ne yaşadığını ne hissettiğini anlıyorum. Hemen o oluyorum. Rengini desenini alıyorum. Ona ait oluyorum. Onun bir parçası oluyorum. Artık onun bildiği her şeyi biliyorum. Mercanın haklı ya da haksız olmasının önemi yok. Varlığını ve yaşam savaşını biliyorum. Kuma dokunsam bu sefer de onu hissediyorum. Kum oluyorum. Dokunduğum her şeyi anlıyorum. Benim onları anlamamın yolu onlara dönüşmek. Zihnim çok çalıştığı için merak ediyorum. Farklı şeyleri merak ediyorum diye de suçlanıyorum.
Vantuzlarım yapıştığı için bağlandıklarımdan ayrılamadığımı düşünüyorsunuz. Halbuki ben onların her birini kontrol edebiliyorum. Dokunduğumu derinlemesine anlamak için orada o kadar uzun süre kalıyorum. Ben dokunduğum her şeyin tadını alıyorum. Her bir vantuzum özgür tutup tutmamakta. Her birinin deneyimi öyle biricik ki benim için… Getirdikleri her tat, beni dönüştürdükleri her renk, her doku… Bağlanmakla alakalı değil, değerini bilmenin bedeli bu yavaşlık.
Değişmekle suçlanıyorum. Hile yapmakla. Ben olmazsam mercanı kuma, taşı yosuna kim anlatacak? Sizin döneklik dediğiniz şey bana verilen en büyük hediye. Sizin döneklik dediğiniz şey hakikatin anlaşılmasındaki en büyük araç. Sizin hile dediğiniz şey, çok fedakârlık içeren bir uyum çabasından başka bir şey değil. Ben yapabildiğim, siz yapamadığınız için, sayınız benden çok olduğu için kendi kendinize haklı oldunuz.
İçinde ne var bunun diye saldırmıştınız. “Sürekli değişiyor, bunun aslı yok,” demiştiniz. Sizden kaçmak için her yeri mürekkebe boyamıştım. Bu seferde mürekkeple zihinleri boyuyorum diye suçlanmıştım. Yine sizin saldırınız suçsuz, benim varlığım, savunma mekanizmam suçlu olmuştu. Acaba suyun üzerinde de çaresiz kaldığı için mürekkebine başvuran herkes suçlu mu?
Canını yakalım, bizden birisi olmadığını görsün diye toplandığınızda. İçimdekini bulup yok etmek için öfkeyle geldiğinizde kollarıma ve başıma dişlerinizle zarar verdiğinizde görmüştünüz. İçimde, sizin gündüz umut diye tutunduğunuz, güneşin tadını içinde çıkarttığınız maviden başka bir şey yoktu.
Bir hata yaptığınızı anlarsınız diye düşünmüştüm. En azından maviye saygınız olur diye düşünmüştüm.
Nafile.
Farklı olmanın faturasını kestiniz yine. Mavi kanım, vantuzlarım, mürekkebim, kollarım… Kabiliyetlerine bakmadan, sizden farklı olan her şeyimi yok ettiniz.
Beni canlı canlı yerken denizin içinde, ağzınızın içinde dilinizin rengini aldı kollarım. Sizi anlamamaya gücüm yetseydi, yapardım.

Yusuf Ziya Beyzadeoğlu, 2013 yılında Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliği’nden mezun oldu. 12 yıldır Türkiye’de otomotiv sektöründe Ar-Ge çatıları altında çalışmaktadır. Son iki yıldır yöneticilik başlığı altında insana dokunmanın mutluluğu içindedir. 2022 yılında evde yaptığı müziğini dijital müzik platformları aracılığıyla paylaşmaya başlamıştır. Halen şarkı sözü yazar, besteler. Tiyatro ile ilgilenir. Kapadokya Edebiyat Buluşmaları’nda yaptığı denemelerin ardından yazmaya niyetlenmiştir.

