Şule Şentarlı
Arkeolog ve Gazeteci Hatice İkinci, dinler tarihinin en büyük kırılma noktasını “Avram’ın Yolculuğu” isimli bir romana dönüştürerek okurlarına sundu.

Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan “Avram’ın Yolculuğu”, Mezopotamya’nın çöken düzenine karşı yükselen bir çocuğun başkaldırısının, insanlık tarihini nasıl kökten değiştirdiğini felsefi ve arkeolojik bir derinlikle gözler önüne seriyor. Hatice İkinci, sorularımızı şöyle yanıtladı:
- Neden dört bin yıl öncesine, Avram’ın peşine düştünüz?
Kariyerime arkeolog olarak başladım, ardından uzun yıllar gazetecilik yaptım. Günlük koşturmadan uzaklaşınca dinler tarihine yöneldim. Dinler tarihiyle ilgilenen birinin Mezopotamya’ya ve İbrahim Peygamber’in, yani orijinal adıyla Avram’ın hikayesine kayıtsız kalması düşünülemezdi. Avram, çok tanrıcılıktan tek tanrıcılığa geçişin sembolüdür.
- Avram’ın hikayesini bu kaynaklarla yeniden kurgulama fikri nasıl doğdu?
Romanda, Mezopotamya’dan Anadolu’ya, oradan da bugünün Filistin topraklarına uzanan bir yolculuk anlatılıyor. Merkezinde, insanlık tarihini kökten değiştiren bir figür olan Avram var. Bu, sarsılmaz sanılan bir düzene karşı bir çocuğun zihninde başlayan sorgulamanın, bugün dünya nüfusunun yarısından fazlasının inancını şekillendiren büyük bir dönüşüme evrilme hikayesidir bir bakıma. Avram elinde kılıçla savaşmadı; zaman zaman susarak, çoğu zaman sorgulayarak ve isyan ederek bir devrim gerçekleştirdi. Bir çocuğun duyduğu o ilk şüphe, insanlık tarihinin seyrini kökten değiştirdi.

- Romandaki kadim Mezopotamya atmosferinin etkileyicibir gerçekçiliğe sahip olmasında mesleğinizin nasıl bir katkısı oldu?Arkeolog olmam neyi, nasıl araştıracağımı bilmemi sağladı. İki yıllık araştırma sürecinde çivi yazılı tablet çevirileri, destanlar, büyü ve fal metinleri okudum. Sadece sofradaki yemekler için bile yüzlerce sayfa okumuşumdur. Gılgamışlardan Zerdüştlere, Yunuslardan Eyüplere kadar uzanan bu dünyadaki neredeyse her karakterin ve anlatının Sümer, Asur, Babil tabletlerinde veya kutsal anlatılarda bir kaydı var. Bu sebeple aslında kendimi bir romancıdan ziyade, binlerce yıl öncesinden seslenen halkların, kralların ve tanrıların bugünün insanına aktarmak istediklerinin aracısı gibi hissediyorum.
- Avram’ın Yolculuğu” özellikle hangi okur kitlesine hitap ediyor?
Eğer mitolojiye, ezoterizme, tarihe veya insan düşüncesinin evrimine biraz bile ilginiz varsa; sayfaları çevirirken, bugün bizi ‘biz’ yapan inançların, geleneklerin ve insan düşüncesinin kökenine dair kendinizden çok şey bulacağınız bir roman oldu. Okur, Avram’ın hikayesini takip ederken dinlerin ve bugün bizi biz yapan geleneklerin, değerlerin ve inançların kökenine dair çok şey bulacak.
Tanıtım Bülteninden…
Tarihin, mitin ve insanın iç içe geçtiği bir anlatının kapısını aralıyor Avram’ın Yolculuğu. Mezopotamya’nın kadim topraklarında, tanrıların gölgesinde büyüyen bir çocuğun hikâyesi bu; ama aynı zamanda inancın, kuşkunun ve hakikatin peşine düşmenin hikâyesi…
Avram, tanrıları elleriyle şekillendiren bir dünyanın içinde, onların gerçekliğini sorgulamaya cesaret eden bir çocuk. Çamurdan yapılan kutsalların arasında büyürken, kendi yolunu arayan bir zihnin ve kalbin uyanışına tanıklık ediyoruz. Bereket nehirlerinin aktığı, pazarların uğultuyla dolduğu, insanların tanrılarla pazarlık ettiği bu eski dünyada, Avram’ın içindeki soru giderek büyüyor: Gerçek olan nedir?
—


