Kategori: Eda Büyükçapar
Eda Büyükçapar Mavi porselen cezvenin gülümsediği bir eylül sabahında, sonbaharın yaprakları gibi kahvenin köpüğü kaynadı; içindeki duygular da fokur fokur…
Eda Büyükçapar Bir aşığın gözyaşları, sanki gecenin bütün sessizliğini yararak cam bilyeler gibi dökülüyor, parkelerin üzerine saçılıp kendi küçük yörüngelerinde…
Eda Büyükçapar Bazı yolculuklar atılan ilk adımla değil, insanın kendine sormaya cesaret ettiği ilk soruyla başlar. İzleriyse korku ile cesaret…
Eda Büyükçapar Bazı kareler fotoğraflarda kalmak zorunda kalıyordu. Yine de. Deniz çekiliyordu. Işık değişiyordu. İnsan, bir zamanlar içinde yaşadığı mevsimden…
Eda Büyükçapar Tutkunun dili gözlerinden okunuyordu; sanki bakışlarıyla akıyor, kelimeleri suya karışıyordu. Bir iç deniz monoloğu yankılanıyordu. Gecikmiş bir yaranın…
Eda Büyükçapar İtaat ile isyan arasında sallanan bir dünyanın, köklerinden koparılan hafızası üzerine… Bahar, papatyaların sarı ışığıyla toprağa ince bir…
Eda Büyükçapar İlkbaharın ince ışığı, pencerenin pervazına usulca konmuştu; sanki zaman, sabahın omzuna dokunup şöyle demişti: “Biraz dur. On dakika…
Eda Büyükçapar Bir akasya kokusunun hafızası vardır. İnsan unutur; koku unutmaz. Ve belki de bütün hikâye burada başlar: Doğa, kadının…
Eda Büyükçapar “Yalnızlığın üstüne böyle şiir kanatlanmamıştır…” Burası kuşlar için gökyüzü… Kalbimden başka sınırı yok. Düşmenin bile özgür olduğu yer,…
Eda Büyükçapar “Avalon’un Sisleri” arasından beyaz benekli mavi bir kelebek belirdi. Bir kanadında resimli desenli güzel bir dünya diğer kanadında…
