Close Menu
    Son Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Nisan 30
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      1 KAVRAM 10 DÜŞÜNÜR: Varoluşun On Yüzü

      Ağustos 2, 2025

      Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

      Temmuz 12, 2025

      Institut français, Fransız yazar, felsefeci ve filolog Barbara Cassin’i ağırlıyor

      Şubat 25, 2025

      Sade Yaşamın Gücü: Epikür ve Tao’nun izinde sadeleşmek

      Aralık 7, 2024

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Yeni Eril: Dr. Nil Keskin’den kapsamlı bir dönüşüm rehberi

      Mart 4, 2025

      Cansel Oruç’un ‘Başarmaktan Korkma’ kitabı okuyucuyla buluştu

      Aralık 26, 2024

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      “Bir ‘teselli’ ver…”

      Nisan 20, 2026

      Sandviç Kuşağı: Arada Kalmışlık

      Nisan 19, 2026

      Var ol! Kelime büyücüsü çok yaşa!

      Nisan 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026

      Filiz Çiçek’ten adalet ve intikam romanı: Kayıp Ada ve Şeytanları

      Nisan 22, 2026

      Adını Sen Koy: İki farklı zaman, iki farklı kadın ve benzer bir hikaye

      Nisan 21, 2026

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Ayın Şarkıları: MART AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mart 8, 2026

      İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar konserleri devam ediyor

      Ocak 15, 2026

      AYIN ŞARKILARI: OCAK AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Ocak 1, 2026

      Sanatın özgür ruhlu bilgesi Patti Smith İstanbul’a geliyor

      Aralık 14, 2025

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

      Mart 16, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lll

      Mart 16, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Río Sur, Pera Müzesi’nde

      Ekim 16, 2025

      Dalí’nin Tavşan Deliği: Bir romanın resme dönüşen rüyası

      Haziran 12, 2025

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ücretsiz sergi turları

      Şubat 20, 2026

      Isabel Muñoz’un Göbeklitepe fotoğrafları Berlin’de

      Şubat 10, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Palu Ailesi skandalı belgesel oldu

      Nisan 10, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan’da sinemaseverlerle buluşuyor

      Mart 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

      Mart 19, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

      Nisan 29, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      Ebru Karaayvaz’dan ağlarken güldüren kitap: Reçeteye Mizah Ekledim

      Mart 9, 2026

      Bozkurt: Yeni nesil yayıncı Toros, kitabı sadece basılı ürün gibi görmüyor!

      Mart 2, 2026

      “Gençler Nereye?” kitabının yazarı Tuğçe Tatari: Türkiye gençlerini duymuyor ve görmüyor

      Şubat 27, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Pablo Neruda: Aşkın, kavganın ve sessiz coğrafyaların şairi

      Temmuz 12, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » KOKUSUZ VE SABİT
    Ebru Eren

    KOKUSUZ VE SABİT

    Mart 8, 2026Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Ebru Eren

    Turna Gagası – Yabani Ruh Serisi ©Nihal GÜNDÜZ

    Sardunyanın yapraklarına dokunuyorum. Hafif pütürlü. Kırmızı. Bu kadar kırmızı olup neden hiçbir sıcaklık vermiyor parmaklarıma? Kalp kırmızı atar bildiğim. Nar kıpkırmızı dağılır beyaz tezgâhta. Birinin adını duyduğunda yüzün kızarabilir. Gariptir ki artık kırmızı da bana aynı hisleri çağrıştırmıyor. Renklerin de yaşları var.

    Sardunya siyah seramik bir saksının içinde. Altında beyaz porselen bir tabak var. Tabağın orada olması aslında çok basit bir sebepten. Fazla suyu tutmak için. Sınır koymak için. Çiçeği suladığında toprağın ememediği fazlalığı muhafaza ederek yerin kirlenmesini engelliyor. Ama ben beyaz olan zeminleri, tezgâhları, kıyafetleri artık sevmiyorum. Üzerindeki en ufacık lekenin hastalık, tehlike, kusur, suç, geç kalmışlık kabul edildiği bu zeminler bana kusursuz ölümü çağrıştırıyor.

    Oysa kimse lekesiz yaşamıyor. Sadece bazı yüzeyler, bazı aynalar, bazı ekranlar gerçeği daha net gösteriyor. Beyaz tabağı sevmeyerek onu gerektiği kadar anlayamadığımı düşünüyorum.

    Tabakla biraz konuşmam gerek ama kapı çalıyor.

    “Gönderi kodunuzu alabilir miyim?”

    Kodu bulmakta zorlanıyorum.

    Gözlerimi ekranda uzaklaştırarak bakmaya çalışıyorum. Göremiyorum. Şu yakın gözlüğü işini artık halletmeliyim.

    Parmaklarım hep beceriksiz. Hayır beceriksiz olan parmaklarım değil, gözlerim. Reddediyorum ne zamandır ama öyle. Aslında gözlerim de beceriksiz değil. Onların bebeğindeki kusurları fark edip yok saymaya çalışan beynimde bencillik.

    Her şeyi görüyorum çoğu zaman ama düzeltmeye çalışmıyorum.

    Gözlerimi kısarak ve zorlanarak okuyorum.

    “Yirmi sekiz altmış yedi sıfır sıfır dokuz.”

    Kargo poşetini yanıma alıp balkona geri dönüyorum. Pimapenle kapanmış balkon camının dibine dayayıp, yarısı kapalı olarak sığdırdığım küçük masaya koyuyorum. Masanın üzerindeki örtünün üzerinde beyaz benekler olan daireler. Tam ortasına denk gelen yerde uzun zamandır duran sigara yanığı hatırası deliğe bakıyorum.

    Gözlerimi yine kırmızı sardunyaya dikiyorum.  Beş yıldır aynı saksıda aynı yerde. Ne kadar kararlı duruyor. Bense sanki konulduğu yeri hiçbir zaman beğenmemiş, bir türlü çiçeklenmemiş, büyük marketlerin çıkış kapılarında kasa arkasından alınmış sıradan bir bitki gibiyim. Sıradan birinin sıradan birine alışveriş sonrasında son anda öylesine aldığı bir bitki. Ucuz plastik bir saksıda. Solmaya başlamış.

    Balkondan aşağı bakıyorum. Telefonumda yeni çıkan müziklerle, doksanlar, iki bin başı, sonu, yerli yabancı iç içe geçmiş müzik listesi. Sarmaşıklara benziyor. Beynim gibi.  Radiohead “Fake Plastik Tree” yi bitirirken, Sagopa Kajmer “Ve Bebekler de Ölür” diyor.

    Kurtuluş’un Bozkurt mahallesindeki bu sokak yirmi yıldır gözümün önünde ağır ağır değişti. O yüzden İstanbul’un eski bir semtinin, tersanesinin ya da boğazının yıllar öncesiyle şimdiki fotoğraflarının yan yana asıldığı duvara bakan lokanta müşterisi gibi bakamıyorum bu sokağa.

    Sokak hala dar. Ama eskisinden daha kalabalık. Ev boş. On yıl önce üç kişiydik. Üç yıl önce iki. Şimdiyse ben. Balkona çıkınca bazen çok kişi oluyorum. Bazen saksıdakiyle iki. Çoğu zaman da saksıyı hiç görmüyorum. Bugün gördüğüm bir akşam üzerine ait.

    Sokağın başına yeni nesil kahvecilerden biri açıldı geçen yıl. İsmi kapı girişinin üzerindeki tik tabelaya neon ışıklarla hafif kalın ve yumuşak geçişli bir yazı karakteriyle yazılmış. “Barista Coffe.” Önünden geçtiğimde bazen Frank Sinatra şarkıları duyuyorum. Yeni açıldığı saatlerde içerisi henüz boşken rap şarkıları duyduğum oluyor. Çalışanlar son dakikalarını değerlendiriyor olabilir. Günün ağır demir önlüklerini üzerlerine geçirmeden hemen öncesinde.

    Kafenin hemen yanında biz buraya taşındığımızdan beri var olan eski manav var. Eşref Amca öldükten sonra oğlu Tahsin geçti başına. Kasadaki sebzeler genelde hep taze ve yeni. Tabelası eski.

    Bu evde bu kadar uzun zaman yaşamak bir yere ait olabildiğimin bir kanıtı mı? Sardunyanın siyah saksıda büyüyüp yıl içinde hazır olduğu zamanlarda çiçek açması, sonra kışın beyaz porselen tabağa yorgunluğunu kuru yapraklarıyla salması gibi. Eğer öyleyse ben de bir yere ait miyim? Bu ev bana ait ve ben de ona mı? Kapı zilinin üzerinde hala babamın adının yazması yoksa bu evin hiçbir zaman bana ait olmadığını her çaldığında yüzüme mi vuruyor? Ya da bu evde artık sadece benim yaşamam bu çıkarımı yüzde elli geçersiz mi kalıyor? Ben yarı yarıya mı buraya aitim, ya da ben yarım mıyım?

    Evde sessizce hareket etmeye çalışırım. Dizileri izlerken sesini kısarım. Alt yazı okumayı daha çok seviyorum. Hoşuma gidenleri de kullanmazsam bir daha almayacağım dediğim lacivert deri kaplı, sayfa uçları yaldızlı ajandaya not alırım. 2021. Bir daha ajanda almadım. Şimdi içleri birçok filmin, dizinin sevdiğim diyaloglarıyla dolu. İzlediklerimi unutmayayım kayıtlarda da kalsın da kalsın diye.  

    Unutmakla ilgili beynimden ve yüreğimden sarsan en etkileyici cümle  Lorge Louis Borges’in “Elogio de la sombra ((Türkçede genellikle Gölgeye Övgü / Gölgeye Övgü ve Diğer Şiirler olarak yayımlanır) kitabındaki “Fragmentos de un evangelio apócrifo” (Apokrif Bir İncil’den Parçalar) bölümünde yer alır. İspanyolca özgün hali:
    “El olvido es la única venganza y el único perdón.”
    (“Unutmak, tek intikam ve tek bağışlamadır.”)

    Bu cümleyi defterin ilk sayfalarına yazmışım. O zamanlar affetmeyi boyumdan ne kadar kısa sanmışım.

    Annemin de babamın da hatırlarının bir kısmı kasıtlı olarak bu evde. Babamın üzerinde her sabah gazetesini okuduğu köşeleri yıpranmış yeşil berjeri aynı yerde. Annemin Singer dikiş makinesi de. Dokunmadım çünkü bazı eşyaların yerlerini değiştirmek onların ait olduğu zamanı da yerinden oynatacakmış gibi. Sanki annemin mutfak çekmecesindeki bakır cezvesini kaldırırsam o yılların sesi tamamen kısılacak. Kullanmıyorum çünkü tek kişilik elektrikli bir kahve makinem var.

    Şimdi kırk sekiz yaşındayım. Evde dolaşırken zaman katmanları birbirine karışıyor. Odamda sessizliğimin ve bir kardeş isteyişimin tül perdesi asılı kalmış. Alt kenarında geniş güpür bordür. O güpür evdeki memuriyet havasını biraz kırmaya çalışıyor gibiydi. Salonda da onların odasında da.

    Yanlarında uzanan fon perdeler de kahverengi. Onları da değiştirmedim. Bu perdelerin bana hissettirdikleri içeri giren ışığı tamamen kesmeyip yumuşatarak içeri sızdırması. Güvende olmak gibi. Dışarıdaki hayat sanki ince bir hatıranın arkasından izleniyor.

    Belki bu evde hatırları korumaya çalışmakla görevli bir muhafızım. Bu yüzden terk edemiyorum Sardunya. O, bütün bu hatıraların arasında en yeni olanı. Ama bana bazen eskiymiş gibi bakıyor. Belki de yaşamak böyle bir şey. Zamanın içinden geçerken bazı şeylerin senden daha kalıcı olacağını fark etmek. Sanat gibi. Belki bir sanatçı olabilseydim ardımdan kalanlar eşyalar değil anlamlar olabilirdi.

    İnsanlar gidiyor. İsimler kapı zillerinde de belli bir süre kalabilecek. Bir çiçek, bir sigara yanığı, bir masa da o hatıraları belli bir süre yaşatabilecek. Sanat öyle mi?

    Arada eski aşklarım aklıma geliyor. Telefonda adımı söylerken çıkardıkları seslerin farklılıklarını anımsıyorum. Kulağım her birininkini kasti olarak mı tonlara ayrıştırıyor yoksa hepsi birbirinden çok uzak sesler miydi? Omzuma değen ellerin ağırlıkları? Yaraladıklarında kullandıkları aletler, çok sevdiklerinde boğazımda biriken düğümler. İnsan birini unuturken önce yüzünü kaybediyor sonra sesini. Kokuysa kalıyor.

    Sardunya nasıl kokuyor? Neden bunu daha önce merak etmemişim? Burnumu sardunyaya yaklaştırıyorum. Beklediğim gibi bir çiçek kokusu gelmiyor. Ezilmiş yaprakların çıkardığı, keskin, yeşil, toprakla karışmış bir koku. Ne egzotik ne romantik. Ne tanıdık ne de yabancı. Çocukken boş arsalarda oynadığımız yaz akşamüzerleri gibi.

    İşte bu yüzden bu çiçek kafamı karıştırıyor. Sardunyanın kırmızılığı. Kırmızı böyle kokar mı? Hele kırmızı bir sardunya böyle kokar mı? Kokusu bu kadar sade olur mu?

    İnsan da böyle mi? İnsan da böyle değil mi? Dışarıdan en çok dikkat çeken taraflarının arkasında kimseye göstermedikleri daha sade bir tarafları oluyor. Ham işlenmemiş bir demir gibi. Sert ama paslanabilme ihtimali var. Yont, cilala, boya bir an geldiğinde o ham yüzey bir yerden kendini belli ediyor.

    İçimde böyle bir katman var. Bir çekirdek. Parmak boğumlarıma bakıyorum. Kurumuş çizgiler, ince çatlaklar. Yıllardır ezberlediği hareketleri tekrar etmekten kalınlaşmış küçük sertlikler. Ellerim balkonun serin demirine değiyor. Uzaktan gelen araba kornaları, rüzgârın art arda hissettirdiği egzoz kokusu ve saksıdaki toprağın nemi birbirine karışıyor. Kurtuluş biraz böyle kokuyor.

    Rüzgâr sardunyanın yapraklarını hafifçe sallıyor. Çok güçlü değil sadece hafifçe kendini hatırlatıyor. Siyah saksının altındaki beyaz tabakta biriken toz çizgileri gün boyu buraya konup uçamayan düşüncelerimin kalıntısı gibi. Balkonda karşımda unutulmuş duran sandalye, duvara yaslanmış şarjlı süpürge, pencere arasından sızan loş ışık. Her şey yerli yerinde ama canlı değil. Bir tek sardunyayla biz canlıyız. Rüzgâr estikçe o sallanıyor ben sabit kalıyorum. O köklerini toprağın içinde ne kadar saklıyorsa ben de beni içimde öyle taşıyorum.

    Belki de uzun zamandır yer değiştirmeden yaşamanın beni getirdiği yer tam da burası. İçli yorgun bir reverans. Kokusuz, sabit. Kırmızı.

    Elimi sardunyanın yapraklarına uzatıyorum, dokunmuyorum. Orada olduğunu bilmek yeterli. Hayatta bazı anlar da böyle geçiyor. Büyük kararlar almadan, hiçbir şeyi değiştirmeye zorlamadan, sadece nefes aldığını fark ederek.

    Bir süre daha balkonda durmaya devam ediyorum. Hiçbir yere gitmeden. Bazen hayatın ağırlığı, yalnızca aynı yerde kalmaya devam etmekten ibaret oluyor. O yüzden içimden diyorum ki şimdilik buradayım.


    Ebru Eren İstanbul’da doğdu. Üniversite eğitimini Trakya Üniversitesi Turizm Otelcilik Bölümü’nde tamamladı. Yedi yıl telekomünikasyon sektöründe çalıştı. Uzun yıllardır Türkiye’de önde gelen yaratıcı yazarlık akademilerinde değerli yazar eğitimcilerden eğitim aldı. Daha önce kolektif kitaplar ve dergilerde yayımlanmış öykülerine yenilerini de ekleyerek çok yakında kitabını çıkarmaya hazırlanıyor. Edebiyat dışında resim de bir diğer tutkusu ve bu alanda da kendini geliştirmeye devam ediyor

    Yazarın diğer yazıları
    ebru eren suaremag yazar

    Related Posts

    BEYAZ LEKE

    Nisan 3, 2026 SUAREMAG

    SÜSÜ AKMIŞ

    Nisan 1, 2026 Hakan Akdoğan

    ADALARDAN BİR YAR GELİR BİZLERE 

    Nisan 1, 2026 Gönül Yasemin Ölmez

    SON DANS

    Nisan 1, 2026 SUAREMAG
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026 Sanat

    Dolunay Kocabağ, New York’taki oyunculuk kariyerine yeni başarılar eklemeye devam ediyor. Sahne adıyla Luna Vintner…

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026

    Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

    Nisan 27, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    BAKTIĞIN BEN, GÖRDÜĞÜN SEN

    Ekim 1, 2025 Alperhan Benlioğlu

    Shoukran’ın ilk albümü “İhtimal” yayında

    Şubat 3, 2025 KÜLTÜR - SANAT

    Değişen Toplumda Aile ve Çocuk yeni baskısı raflarda

    Mayıs 5, 2023 Kitap
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.