Fatma Maksude Kılınç
Haluk, işe alındığının ilk gününde hemen eğitime girdi. Bir tam gün eğitime katıldıktan sonra hemen o gece ilk vardiyasına başlayacaktı. İki yüz on altı konuttan oluşan koca bir sitenin güvenlik kameralarını sabaha kadar dikkatlice takip edecek, sabah görevlisi geldiğinde işi bırakacaktı. İş tanımına uygun biriydi. Dikkatliydi, az uykuyla yaşardı, akıllıydı. Eğitimini başarıyla bitirdi. Tek başına, yardım almadan sabaha kadar görev başında duracak kadar hazırdı ve kendine güveniyordu. Tüm ekiple tanıştı. Ekip başının gözü tutmuştu Haluk’u. O da ilk gece için hazırdı. Vardiyası saat 24.00’te başlayacaktı. Hafif bir yemek yedi. Gece boyu ona eşlik etsin diye fıstık ve kabak çekirdeği aldı. Kontrol odasına tam vaktinde girdi. Akşam vardiyasındaki Hülya ile selamlaştı. Kabaca üstünden bir kez daha geçtiler kameraların. Sonra Hülya servise yetişmek üzere koşarak çıktı odadan.
İlk geceyi sorunsuz geçirmek için hazırdı Haluk. Tüm ekranları taradı. Asayiş berkemal, dedi kendi kendine. Ekranlarda gece boyunca kediler, kuşlar, bahçe güvenlik görevlileri derken her an bir hareket olabiliyordu. Ekranlara bakıp kabak çekirdeği yerken 12/B blok kapısında bir hareket fark etti. Genç bir kız, tasmasından çekiştirdiği minik bir köpekle birlikte kapıdan çıkıyordu. Belli ki köpeğini gezdirecekti. Tasmanın ipi ayaklarına takıldı ve kız boylu boyunca yere devrildi. Haluk aynı anda ayağa kalktı. Yerinden ayrılamazdı ama telsizle o taraftaki güvenliğe haber verebilirdi yardım etmesi için. Ama kız hızla yerden kalktı köpeğiyle yürüyerek ekrandan çıktı. Diğer tüm ekranları sıkı sıkıya takip etmesine karşın kızı göremedi Haluk. Bir an içi sıkıldı. O tarafın güvenliğine bakan orta yaştaki adamı hiç sevmemişti. Neydi adı, hah Necdet… Kameralarda ne kız görünüyordu ne de Necdet. Endişelendi. Tam telsizle anons yapacakken kızı kapısında gördü. Köpeğiyle eve dönüyordu kız. İçi rahatladı. Kızla tanışmayı gönülden diledi. Sonra sabaha kadar her şey normal gitti. Sabah vardiyası Nevin geldiğindeyse görevi teslim etti, çıktı.
Sonraki gecelerde de her şey yolunda gitti. O kızı özellikle takip ediyordu artık. Her gece aynı saatte köpeğiyle çıkıyor, on beş, yirmi dakika sonra dönüyordu. Hiç aksamayan bir rutindi bu. Bazen Necdet’le karşılaşıyor, selamlaşıyor, farklı yönlerde yürüyüp gidiyorlardı. Haluk bir süre sonra takmıştı kıza. Birkaç dakika geç kalsın, endişeleniyor, merakla bekliyordu. Ne yazık ki yerinden ayrılması yasaktı. Eğer izin olsa her gece kızın karşısına bir şekilde çıkacaktı ama yasaktı işte.
Bir gece kız kameraya baktı, gülümsedi ve o anda büyü bozuldu. Demek ki kız her şeyin farkındaydı; izlendiğinin, sıkı sıkıya takip edildiğinin… Haluk için durum karıştı. Hem takip edenin kendisi olması sebebiyle gururlandı hem de kızdan daha çok hoşlandı. Belki de kız takip edilmek istiyordu da onun için gecenin o saati çıkıyordu dışarı. Haluk iyice üzerine alındı bu konuda. Kız onu takip ediyordu ve hatta Haluk’u da tanıyordu. Haluk şöyle bir gerindi koltuğunda. Kollarını başının arkasına koyup uzun uzun gerindi. Rahatlamıştı, hoşuna gitmişti bu durum.
Bu arada pek çok daire sakinini tanımış, tavırlarından, evlerine taşıdıklarından davranış ve kimlik tespitine başlamıştı. Kim ailesine bağlı, kim vaktinde geliyor, kim daha zengin, kimin arabası daha güzel… Haluk tuttuğu site sakinlerinin çetelesinden insanları tanımaya çalışıyor, takip ettiği kızın ailesinin kim olduğunu anlamaya çalışıyordu. Sonunda kızın ailesini keşfettiğinde annesinin de kızı gibi görünmeye, takip edilmeye meraklı bir kadın olduğunu anladı. Baba ise pısırık, daima önüne bakarak yürüyen, öne çıkmaktan, dikkat edilmekten çekinen bir adam olduğunu tespit etti. Bu bilgiler ne işe yarayacaktı bilmiyordu ama hoşuna gidiyordu Haluk’un bunları bilmek.
Yine de herkesin onu tanımasını isterdi. “Sizi ben izliyorum. Güvenliğiniz benim ellerimde…” Haluk’u bir süre sonra bu duygu iyice sardı. Kendini göstermek, varlığından herkesi haberdar etmek istedi. Özellikle kızı yakından görmek, tanışmak, köpeğini başını okşayarak, seni de okşamak isterim mesajı vermek istedi. Bir süre sonra tutku halini alan bu istekle ne yapacağını bilemiyordu Haluk. Gecenin o saatinde yerini bırakıp kızın yanına gidemezdi. Giderse işinden olur, bu kez kızı hiç göremezdi.
Aklına gelen tek fikir akşamcı Hülya’ya rica etmekti, o da öyle yaptı. Anlaştılar. Hülya iki saat daha kalmayı kabul etti. Bu konunun derin bir aşk konusu olduğunu öğrenmesi onu daha da hevesli yapınca Haluk da iki saatliğine özgürlüğüne kavuştu.
12/B’nin kapısında kızı beklerken çok heyecanlıydı Haluk. Kız tam vaktinde cümle kapısından dışarı çıktı ve ilk işi direkteki kameraya bakmak oldu. Haluk tam o anda konuştu “buradayım.” Kız önce korktu, Haluk’u fark edince dikkatle baktı. “Her gece seni takip ediyordum. Sen de beni fark ediyordun her defasında.” Kızın bakışları değişti. Yanlış anlaşılmış olmaktan korkarak Haluk’a baktı “düşündüğün gibi değil, seninle ilgilenmiyorum ben.” Haluk duraladı. “Peki neden her gece kameraya bakıyordun?” “Ne bileyim ben kameraya baktığımın farkında bile değilim. Her şeyi yanlış anlamışsın sen. Bence görevinin başına git. Hadi, hadi…” Kızın tepeden bakarak konuşması Haluk’u sinirlendirdi. Yalan söylüyordu. Bal gibi onunla ilgileniyordu. O sırada köpek huysuzlandı ve Haluk’a havlamaya başladı. Haluk daha da sinirlendi. Öyle sinirlenmişti ki içinden kıpkırmızı bir duygu taştı. Kıza doğru yeltenirken, köpek Haluk’un paçalarını dişledi, çekiştirmeye başladı. Gürültüye görevli Necdet geldi. Haluk’u o saatte orada görmek şaşırttı Necdet’i. Kız şikayetçi olmak üzereydi ama Haluk’un bakışlarını fark edince ürktü ve geri adım attı. Köpeğini gezdirmekten vazgeçip evine geri döndü.
Haluk kızı korkutmuş ve kaçırmış olmaktan mutsuz, Necdet’in müdahalesine kızgın geri dönüp kontrol odasına yürüdü. Kız hakkında yanılmış olmaktan da üzgündü. Kızı kaçırmıştı, artık geri dönüşü olmazdı bu ilişkinin. Kız korkmuştu bir kere. Başındaki site armalı kasketi çıkardı, eline hızla vurarak odaya girdi. Hülya olayları izlemiş, onu bekliyordu. “İlk yanılan sen değilsin. Senden önceki delikanlı işi büyüttü de ondan kovuldu. Kızın huyu bu, izlenmekten, dikkat çekmekten çok hoşlanıyor. Düpedüz teşhirci bence. Boş ver Haluk o kızı, sakın üzerine düşme, işinden olursun.”
Haluk derin bir hayal kırıklığı ile mesaisine devam etti.

Fatma Maksude Kılınç, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Ana Sanat Dalı mezunudur. Daha çok senarist olma hedefiyle okurken, on iki eylül karanlığında, reklam yazarlığına mecbur kaldı. İzmir Reklamcılar Derneği’nin ilk ve tek kadın başkanı oldu. Kitvak kurucularındandır. İlk yazarlık yıllarında iki çocuk radyo oyunu TRT’de yayımlandı. Atilla İlhan’ın şiirlerini beğenmesiyle Sanat Olayı’nda şiirleri yayımlandı. İki şiir dosyası var ama yayınlatmaya korkuyor. İzmir’de çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Son dönemde kadın yazarlardan oluşan bir grupla üç öykü seçkisinde yer aldı. Distopya dergisi editörlerinden. Bir kızı ve iki minik oğlan torunu var.


