Close Menu
    Son Eklenenler

    Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

    Ekim 11, 2026

    Arjantin sinemasından Lütfi Ö. Akad’a: Sinematek’in yeni sezonunda neler var?

    Ekim 9, 2026

    2026 Uluslararası Booker Ödülü’nün Kazananı “Tayvan Seyahatnamesi” Türkçede!

    Ekim 9, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazartesi, Ekim 12
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      2026 Nobel Edebiyat Ödülü Anne Carson’a verildi

      Ekim 8, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      2026 Emmy Ödülleri’nde Rekorlar Gecesi: Televizyonun Ezberleri Bozuldu

      Eylül 16, 2026

      ÇYDD’nin 2026-2027 burs başvuruları başladı

      Eylül 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      2026 Uluslararası Booker Ödülü’nün Kazananı “Tayvan Seyahatnamesi” Türkçede!

      Ekim 9, 2026

      Sıradan insanın bir “derbeder” olarak portresi

      Ekim 7, 2026

      Celal Kadri Kınoğlu’nun yeni romanı “Provalar” raflarda

      Ekim 3, 2026

      Kıraathane Kitap Şenliği 8. yaşında

      Ekim 2, 2026

      Tutu Aydınoğlu’ndan Mirzayev’e yeni bir yorum: “Hafızanın Kontrpuanı” albümü çıktı

      Eylül 29, 2026

      Klasik Müziğin çağdaş yorumcularından Janoska Ensemble Bodrum’da

      Ağustos 7, 2026

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      İsmi olmayan hikâyeler – VIII

      Ağustos 30, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – VII

      Temmuz 25, 2026

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Pera Müzesi’nde İki Yeni Sergi: Cumhuriyetin Kamera Arkası ve Frank Bowling

      Eylül 30, 2026

      ‘1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar’ sergisi RHM’de

      Eylül 23, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Arjantin sinemasından Lütfi Ö. Akad’a: Sinematek’in yeni sezonunda neler var?

      Ekim 9, 2026

      Cennete 9 Tapınak: İnanç, aile ve ölüm arasında 9 durak

      Ekim 5, 2026

      Yalnızlar Rıhtımı restore edilmiş kopyasıyla beyazperdede

      Ekim 2, 2026

      İki Dünyanın Prometheus’ları: Ateşin, Bilginin ve Isdırabın Sinematik Silsilesi

      Eylül 18, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kaş Tiyatro Günleri Likya’nın izinde beşinci kez perde açıyor

      Ekim 6, 2026

      14 yıl sonra yeniden perde: Muammer Karaca Tiyatrosu bağımsız tiyatrolara açılıyor

      Eylül 27, 2026

      Tiyatroda “VR” deneyimi: “35 Mayıs” yeniden sahnede

      Eylül 22, 2026

      Sait Faik ile Orhan Kemal “Düş Payı”nda buluşuyor

      Eylül 1, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Arjantin sinemasından Lütfi Ö. Akad’a: Sinematek’in yeni sezonunda neler var?

      Ekim 9, 2026

      2026 Uluslararası Booker Ödülü’nün Kazananı “Tayvan Seyahatnamesi” Türkçede!

      Ekim 9, 2026

      “Miras alanlarını rant projesine dönüştürmeden kentin ortak yaşamının parçası haline getirmek meselemiz”

      Ekim 7, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Küçük bir kâğıtta koca bir hayat: Hasip Pektaş ve ekslibrisin hafızası

      Eylül 25, 2026

      ÖZLEM GÜLLER ÜNAL RÖPORTAJLARI

      Eylül 13, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Karanlığın değişen yüzü: Gotik edebiyatın tarihsel gelişimi

      Eylül 15, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      “Miras alanlarını rant projesine dönüştürmeden kentin ortak yaşamının parçası haline getirmek meselemiz”

      Ekim 7, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      ÜST GEÇİT

      Ekim 1, 2026

      BİR REPLİKANTLA HAYATIN ANLAMINI ARAMAK

      Ekim 1, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » SEÇİMLERİMİZİN İLK SAHİBİ
    Güzin Arar

    SEÇİMLERİMİZİN İLK SAHİBİ

    Temmuz 1, 2026Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Güzin Arar

    Ne bizler kuşlar kadar özgürüz
    Ne de kuşlar sandığımız kadar

    O sabah Jefferson’un Marshall Kasabası’nda çok ilginç bir dava görülüyordu. Kasabanın tek mahkeme salonu o güne kadar hiç olmadığı kadar doluydu. Neredeyse bütün Marshall ahalisi, öldürülen avukat Jeremy Nicholson’ın Boston’dan gelen akrabaları, meslektaşları ve avukatı da oradalardı. 

    Kötü bir tahta sandalyede oturan sanık Samuel, pamuk toplamaktan nasır tutmuş elleri önden bağlı, hiç kıpırdamadan çıplak ayaklarına bakıyordu. Aslında hiçbir yere bakmıyordu. Son birkaç haftadır yaşadığı heyecan, korku ve dehşetten öne düşmüş başını kaldıramaz haldeydi sadece.

    “Bugün burada Jeremy Nicholson’ın katil zanlısı Samuel’in yargılanması için bulunuyoruz,” dedi Yargıç John ve devam etti. “Donald Williams’ın eski kölesi Samuel Williams 24 Mayıs 1866 tarihinde, kendisi için Boston’dan gelen avukat Jeremy Nicholson’ı öldürmekle suçlanmaktadır. Savcı Derek! Jüri yerini almıştır duruşmayı başlatabiliriz.”

    “Teşekkür ederim Sayın Hakim. Dava sonuçlanıncaya kadar, öldürülen Jeremy Nicholson’ın Bostan’dan gelen ortağı avukat Tim Collins yardımcım olacaktır. Öncelikle bunu bilgilerinize sunarım.”

    “Kayıtlara geçmiştir Savcı Derek, oturuma geçebiliriz”

    “Sayın Hakim, öldürülen Jeremy Nicholson bir abolisyonistti. Birkaç ay önce, Jefferson’da bulunan kendisi gibi aktivist bir grubun ihbarıyla Samuel’in hikayesini öğrenmiş ve onu içinde bulunduğu kötü koşullardan kurtarmak ve Boston’a götürerek özgürleştirmek istemişti. Zira, Jeremy’nin aldığı ihbara göre Samuel doğduğundan beri yaşadığı çiftlikte, sahibi olan Donald Williams tarafından ağır sömürü ve işkence altındaydı. Williams, köleliğin yasayla kaldırıldığını kasıtlı olarak saklayarak Samuel’i pamuk tarlalarında ve çiftlikte ölesiye çalıştırmaya devam ediyordu. Hatta, Jeremy Samuel’i ilk kez çiftlikte görmeye gittiğinde, onu kırbaç yaraları sonucu yarı baygın ahırda yatarken bulmuştu.”

    “Aman Tanrım, Samuel, Samuel!!! Beni duyuyor musun? İki üç adım atabilirsen araba burada. Ben Jeremy, seni pansiyonuma götürmek istiyorum. Sam duyuyor musun?” Samuel gözlerini birkaç saniyeliğine açıyor, sonra tekrar içi geçiyordu.

    Sonraki birkaç hafta Jeremy kaldığı pansiyonda Sam’e bakmış, yasal işlemlerden önce yaralarının iyileşmesini ve kendisine gelmesini beklemişti. O kadar derindi ki yaraları, günlerce uyur uyanık halde yataktan kalkamamıştı.

    Bir ayın sonunda Sam artık kendi yemeğini yiyebiliyordu. Fakat Jeremy’nin bütün çabasına rağmen onunla konuşmayı reddediyor, adeta ondan korkuyordu. Köleliğin yasayla kaldırıldığını, artık özgür bir insan olduğunu, kendisini Boston’a götürerek himaye etmek istediğini ve yepyeni bir yaşama başlayabileceğini anlattıkça Sam’in kafası iyice karışıyor, endişeli ama boş gözlerle Jeremy’nin anlattıklarını dinlemekten başka bir şey yapmıyordu. Jeremy pes etmedi, özgürlüğün kavranması bu insanlar için çok zordu; bunu biliyordu. Hele tüm yaşamını Donald Williams gibi zalim bir adamın elinde geçiren birinin kolay kolay bir beyaza güvenmemesi şaşılacak bir şey değildi.

    Boston’a gönderdiği telgrafların birinde şöyle diyordu Jeremy: “Çorbasını önüne verirken hâlâ kollarıyla kafasını sakınıyor. O kızıl gözlerinde öyle derin bir çaresizlik ve yalnızlık var ki korkudan kurtulmak için ölmek istediğini düşünüyor insan.”

    “Sayın Hakim, maktul cinayet günü kendisiyle birlikte Boston’a dönmesi için ikna etmek üzere, Donald Williams’ın çiftliğine kaçan Sam’in peşinden gitmiş ve orada Williams’la karşılaşmıştır. Elindeki belgeleri göstermesine rağmen Williams Sam’i göndermeyi reddetmiştir. Tartışmanın büyümesi üzerine paniğe kapılan Sam, elindeki kürekle arkadan Jeremy’nin kafasına vurmuştur. Ancak Sayın Hakim, olayın gelişme şekli, Jeremy’nin mektup ve telgrafları ve yanımda oturan ortağı avukat Tim Collins’in değerlendirmeleri ile Savcılık makamı olarak Sam’in bu cinayeti isteyerek ve bilinçli işlemediği ve Jeremy Nicholson’ın ölümüne dolaylı olarak Donald Williams’ın sebep olduğu sonucuna vardık. Bu noktada, Jüri’nin de Sam’in yıllardır gördüğü eziyet ve kötü muamelenin onun muhakeme yeteneğini tamamen elinden aldığını görmelerini rica ediyorum…”

    Sam tanıdığı celladını, hiç tanımadığı Jeremy’e tercih etmişti. Gerçekten bir seçim mi yapmıştı? Yoksa hayatının hiçbir zerresini kontrol etme hakkı tanınmamış insanlardaki ‘öğrenilmiş çaresizlik’le mi hareket etmişti? Kesin olan, dürtüsel bir korkunun benliğini tamamen ele geçirdiğiydi.

    ‘Esaretin Bedeli’ (The Shawshank Redemption) filminde Brooks Hatlen karakteri elli yıl cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakılmasının ardından kendini asmıştı. Ne olmuştu Hatlen’a?  Özgürlüğün ölüm getirdiği çok dramatik bir paradoks sunulmuştu seyirciye. Aslında üstüne biraz düşünüldüğünde bu çelişki çok da şaşırtıcı olmayan bir gerçeğe ulaştırıyordu insanı.  Seçme şansı verilmeden geçirilen elli yılın öngörülebilir ortamından, her şeyin ona yabancı ve öngörülemez olduğu ‘özgür’ yaşama geçmek Hatlen’a müthiş bir güvensizlik ve derin bir yalnızlık getirmişti. Yıllarca dayatma ve tahakkümle ezilen ruhu artık seçim hakkını kullanmak istemiyordu. Kendisi için herhangi bir şey seçmek artık onun kaldırabileceği bir yük değildi.

    Kölelikle veya esaretle felç edilmiş ruhların bireysel yanlış seçimlerinden toplumsal yanlış seçimlere doğru bir geçiş yapacak olursak insan ruhunun nerede bittiği toplumsal bilincin nerede başladığı çok kafa karıştırıcı olabilir.

    Bireylerin, onlara  ‘kendilerinden biri’ olarak yaklaşanlardan ziyade üstten bakanlara daha çok saygı duymaları yalnızca otoriteye duyulan saygıyla açıklanamaz. Bu daha çok, içselleştirilmiş bir aşağılık kompleksi sonucu kendi gibi olanı küçümsemekle ilgilidir. Fakat aynı yaklaşım bir toplumun bakış açısına dönüşürse farklı türlerdeki faşizm kaçınılmazdır. Bunun en trajik örneği 2. Dünya Savaşı öncesindeki Alman toplumunda ortaya çıkmıştır.

    Ancak, bir toplumun ‘üstenci bakışı’ ödüllendirmesinin ya da seçmesinin arka planındaki nedenler bireylerdeki içselleştirilmiş aşağılık kompleksinden çok daha karmaşık ve katmanlıdır. Öyle olmasa, disiplinli, kültürel ve felsefi gelişimini büyük ölçüde tamamlamış, eğitim seviyesi Avrupa’nın en yükseği olan bir toplum paradoksal biçimde faşizmi ya da Hitler’i seçerken, 1. Dünya Savaşının yenilgisini Almanya ile birlikte paylaşan ama kültür ve eğitim seviyesinde Almanya’nın tam tersi bir profil çizen Türk toplumunun neden Mustafa Kemal Atatürk’ü ve cumhuriyeti seçtiğini anlamak mümkün olmazdı.

    Burada kişilerdeki aşağılık karmaşasının tam tersini gözlemleyebiliriz. Yenilgiyi kabul edemeyen, kendini üstün ve zirvede bir toplum olarak gören bir anlayışa tanık oluyoruz.  İnsanlar demokratik bir seçimde bilinçli bir tercih yaptıklarını düşünürken onları böylesi bir akıl tutulmasına düşüren, yoksa bu hırs ve üstünlük algısı mıydı? Belki kısmen evet. Ama bir çeşit toplumsal Narsisizm’den Nazizm’e evrilen süreç bu kadar büyük bir yıkımı ve yanlış seçimi tek başına açıklayamaz.

    Sadece sosyolojiyi ve tarihsel süreçleri dikkate alsaydık Kant’ı, Nietzsche’yi, Marks’ı yetiştirmiş bir toplumun dünyada eşi benzeri görülmemiş bir dehşetin öznesi olduğu gerçeğini kabul etmek neredeyse imkânsız olurdu.  İşte tam bu çıkmazda, toplumların nüvesinde yaşanmış kırılmalar, tarihin en eski dehlizlerinde alınan yaralar akla geliyor. Bir kolektif bilinç ve hatta kolektif bilinçdışı alan, bize ait olduğunu düşündüğümüz seçimlerin ilk sahipleri belki de… Ya da acaba, doğumumuzdan başlayarak zihnimizde şaklayan toplumsal bir kırbacın dayatmalarını kendi seçimlerimiz mi sanıyoruz?

    Olayın bir diğer yüzü de, başka bir toplumun seçimlerini, esinlenmenin ötesine geçerek kendi seçimimiz gibi bire bir sahiplenmeye kalkmak! Belki de tüm bu aldanma ve yanılsamalar arasında en zavallısı bu. Üstümüze bol gelen sakil bir elbise ya da ayağımıza dar gelen bir ayakkabı gibi…

    Sonra sahneye bütün ışıltısı ve haşmetiyle ‘demokrasi’ çıktı. Dedi ki: “Özgür iradenle istediğini seçebilir, istediğin gibi konuşabilir, istediğine itiraz edebilirsin.” İstediğini, istediğini, istediğini… Ve bugün istemediklerimiz demokrasiyle tüm dayatmalarını önümüze seriyor. Bunu yaparken de kendi aralarında şöyle konuşuyorlar:

    “Yularını gevşek bırak ki kendini özgür sansın.”

    Bütün bunlardan sonra seçimlerimizin ‘mutlak bir şahsi seçim’ olmadığını bilsek de uyanışımıza, sırtımızda şaklayan geçmişin kırbaçlarını ya da yularımızı tutanları fark ederek başlayabiliriz. Gerçek ve doğru seçimlere ise sadece eğitilmiş akıllarımızla değil vicdanımız ve kalbimizi de katarak yaklaşabiliriz.


    Güzin Arar, Ankara’da doğdu. Lisans ve yüksek lisans eğitimini ODTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. 1993-2007 yılları arasında, büyük bölümü Çevre Bakanlığı’nda olmak üzere, çevre diplomasisi, uluslararası çevre politikaları ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında görev yaptı. İlk öykülerini üniversite yıllarında kaleme aldı. 1999-2000 yılları arasında Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nda (UM-AG) Yaratıcı Yazarlık Eğitimi’ni tamamladı. Ardından Ankara’da kurulan Sokak Yazarları Grubu’na katıldı. Bu grubun yayımladığı çeşitli dergi ve kolektif kitaplarda öyküleri yer aldı.2008-2020 yılları arasında, eşinin görevi nedeniyle bulunduğu farklı coğrafyalarda resmî temsil görevlerinin yanı sıra çeşitli kadın ve sanat kuruluşlarında gönüllü çalışmalar yürüttü. İlk öykü kitabı Saçlarıma Yağan Can Taneleri, 2015 yılında, Deneme türündeki ikinci kitabı Ben de Denedim ise 2022 yılında okurla buluştu. Farklı türlerde yazmayı sevse de kendisini öncelikle bir öykücü olarak tanımlamayı tercih ediyor. Yaşamını İstanbul’da sürdüren Arar, evli ve bir çocuk annesidir.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    güzin arar suaremag yazar

    Related Posts

    Ayın Filmleri: EKİM AYINDA NE İZLEYELİM?

    Ekim 1, 2026 Ayın Filmleri

    Ayın Şarkıları: EKİM AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Ekim 1, 2026 Ayın Şarkıları

    Ayın Kitapları: EKİM AYINDA NE OKUYALIM?

    Ekim 1, 2026 Ayın Kitapları

    SuareMag Ekim 2026

    Ekim 1, 2026 Manşet
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

    Ekim 11, 2026 Edebiyat

    Yazar Tuba Ayşe Özgür’ün, fotoğraf sanatçısı Nihal Gündüz’ün fotoğraflarıyla yer aldığı yeni kitabı Kırık Yansımalar üzerine İstanbul…

    Arjantin sinemasından Lütfi Ö. Akad’a: Sinematek’in yeni sezonunda neler var?

    Ekim 9, 2026

    2026 Uluslararası Booker Ödülü’nün Kazananı “Tayvan Seyahatnamesi” Türkçede!

    Ekim 9, 2026

    2026 Nobel Edebiyat Ödülü Anne Carson’a verildi

    Ekim 8, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Ayın kitapları: Temmuz’da ne okuyalım?

    Temmuz 1, 2025 SUAREMAG

    Arter’de müzik festivalinden yönetmen Béla Tarr film gösterimine

    Ocak 13, 2026 Etkinlik

    BİR ŞEY

    Temmuz 1, 2026 Elif Özge Karakaya
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

    Ekim 11, 2026

    Arjantin sinemasından Lütfi Ö. Akad’a: Sinematek’in yeni sezonunda neler var?

    Ekim 9, 2026

    2026 Uluslararası Booker Ödülü’nün Kazananı “Tayvan Seyahatnamesi” Türkçede!

    Ekim 9, 2026

    Haber Bülteni

    Haber Bültenimize Abone Olun

    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.