KARANLIĞIN ŞİMDİ IŞILTISI SERGİSİ: GÖNÜLDEN TUVALE ÂŞIK VEYSEL
Emel Seçen
Âşık Veysel’in 132. doğum günü dolayısıyla İstanbul’da düzenlenen etkinlikler, büyük ozanın sanatını ve kültürel mirasını yeniden gündeme taşıdı. İstanbul Modern Sinema’nın “Yeniden Perdede” programında Metin Erksan’ın Karanlık Dünya (Âşık Veysel’in Hayatı) filmi izleyiciyle buluşurken, Âşık Veysel Vakfı öncülüğünde ressam Haydar Özay’ın eserlerinden oluşan “Gönülden Tuvale Âşık Veysel” sergisi açıldı. Ozanın torunu ve Âşık Veysel Vakfı Başkanı Çiğdem Özer’in de katıldığı sergi, 39 Kalamış Marina Otel’in 39 Laundry adlı sanat galerisinde 27 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek.

Beni hor görme
Sen altınsın ben tunç muyum?
Aynı vardan var olmuşuz
Sen gümüşsün, ben sac mıyım?
Aşık Veysel
İstanbul Modern Sinema’nın 22 Ekim tarihinde başlattığı “Yeniden Perdede” programında (22-27 Ekim 2026), 1952 yapımı, Metin Erksan’ın yönettiği “Karanlık Dünya” filmini izledik. Aynı seçkide, yıllar sonra yeniden izleyiciyle buluşan “Kara Kafa” filminin yönetmeni Korhan Yurtsever de vardı. Dostlarım Yurtsever ailesi ve yönetmen Korhan Yurtsever ile birlikteydik.
Âşık Veysel’in hayatını anlatan filmin ardından, göçü uluslararası boyuta taşıyan bir sanat filmi olan “Kara Kafa” da seçkide yer alıyordu.
Bir filmin bütünlüğünün, arşivlik nitelik taşıyor olmasından öte, özünde insana dokunan yanı, bizi bağlayan, gerekirse kördüğüm ediveren gerçek unsurlar…
Köyün yoksunluğu… Henüz küçük yaşta gördüğü ama kendi gözü ile göremediği gerçeklikler… Yeni kurulmuş bir Cumhuriyet. Her şeyi sırtlanmış bir ozanın gönül gözü, onun nağmelerindeki seslenişte gizli.
Sanata ve sanatçıya, özellikle kadınlara yönelik çalışmaları ile uzun yıllardır tanıdığım 39 Kalamış Marina Hotel’in kurucusu ve 39 Laundry CEO’su Münteha Adalı’nın, Idecon Idea&Congress Kurucusu ve Ajans Başkanı sevgili Yaprak Yapsan ve ekibinin güzel iş birliği ile gerçekleştirdikleri bu güzel organizasyonla Aşık Veysel’in 132. doğumgününde bir araya geldik.
Adalı’nın bir zamanlar hayalini kurduğu sanat galerisi 39 Laundry artık hayatta. Hep “öteki” dediğin kim? Bunun Üzerinde duran çalışkan bir iş insanı Adalı. Dur durak bilmeden koşturan, yüreği zengin bir kadın. Onu tanımış olmaktan son derece mutluyum. Sanat adına, kadın iş birliği ve gücü adına ortaya koydukları gerçekten alkışı da övgüyü de hak ediyor.

Aşık Veysel Vakfı öncülüğünde, sanatçı Haydar Özay’ın eserleriyle hazırlanan ‘Gönülden Tuvale Aşık Veysel’ başlıklı resim sergisinin açılışına katılan Aşık Veysel Vakfı Başkanı ve ozanın torunu Çiğdem Özer ise dedesinin 132. doğum gününü kutlamanın mutluluğunu yaşadıklarını söylüyor.
Yıllarca kendi karanlığının yoksunluğunu sevgiyle yırtan ışıltısını, biz karanlıktan gelen bir ses gibi algıladık. Hüzünlü bir yakarıştı ama bu doğum günü anmasında Özer’in konuşması sırasında, ışıl ışıl yosun yeşilinden, bozkırın yeşiline, kurak ve ayaz yemiş tüm genlerin toplamından, pasparlak bir varoluş, duruş gördüm. Hem büyük büyük babasından devraldığı bir gönül gözü hem de “Bu mirasa sahip çıkıyorum. Ben buradayım” diyen bir sonsuz ışıltı var gözbebeklerinde. Âşık Veysel Vakfı, ozanın manevi mirasını yaşatmak, insan sevgisini ve felsefesini yeni nesillere aktarmak amacıyla çalışmalar yürütüyor. Anadolu’nun ne denli kıymetli insanlar çıkardığını ispatlarcasına.
Ve 1973 yılında, Erzincan’dan İstanbul’a göçerken çekilen fotoğraf…
O zamanlar fotoğraflar aile olarak çekilirmiş. 1940’larda Erzincan-Malatya hattından genler taşıyan bir yanımın bana ulaştırdığı karelerden de bildiğim gibi bu fotoğrafla gelen.
Ve bugün burada bulunmamızın mimarlarından biri olan ressam Haydar Özay’ın eserleri. Babası diyor ki sohbetimiz sırasında; “Binlerce Nâzım Hikmet resmi var. Bir dolu Âşık Veysel.”
İşte o fotoğraflar bugün burada bulunmanın temeli. Bugün günlerden 25 Ekim ve Âşık Veysel’in 132. doğum günü. Taş taş dizilmiş nice emek ve gönül birliğinin uzantıları, salonda. Renkler içinde özgür ve gülümseyen. Anlaşılmış olmanın ve dostları ile birlikte olabilmenin mutluluğunda, bir Âşık Veysel türküsü var, yankılan sessizce yüreklerimizde.
Serginin adı: Gönülden Tuvale Âşık Veysel
Ressam: Haydar Özay
Vakfın ödül takdiminde eser sahibi ressam Haydar Özay, ailesini de yanına davet ediyor. Sonrasında Kubat topluluk arasında. Âşık Veysel Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve ozanın torunu Çiğdem Özer, mikrofonu “Bir şeyler söylemek ister misiniz?” diye uzattığında Kubat, “Ben mikrofonu alırsam türkü söylerim” diyor. Birden sanatçı ve tüm kalabalık salon “Uzun ince bir yoldayım” türküsünü seslendiriliyor.
Cumhuriyet Bayramı’mıza sayılı günler kala hem yolculuğumuzu hem bir yürekli ve gönül gözü açık ozanımızın, halk şairinin, bilgenin yüreğinden gelen sevgiyle yeniden çoğalıyoruz.
Hayatta gerçekte bu değil midir?
“Dostlar beni hatırlasın!” demişti büyük ozan. Dostça, dostlukla, öyle de oldu.
Her yüreğinin yarenliğinin tılsımı ile emeği geçen herkese sonsuz saygıyla.


