Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazartesi, Temmuz 6
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » Kırmızı Pazartesi: İşleneceğini herkesin bildiği bir cinayetin öyküsü 
    Edebiyat

    Kırmızı Pazartesi: İşleneceğini herkesin bildiği bir cinayetin öyküsü 

    SUARE KİTAP KULÜBÜ
    Eylül 24, 2023Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Yeni hayata geçen Kitap Kulübü’müzün bu ayki gündeminde Kırmızı Pazartesi vardı. Nobel ödüllü Kolombiyalı usta yazar Gabriel Garcia Marquez’in unutulmaz eserlerinden biri olan Kırmızı Pazartesi, “İşleneceğini herkesin bildiği bir cinayetin Öyküsü”nü anlatır. Konuyu farklı yönleriyle ele alan kulüp üyelerimiz, ortak saptamaların yanı sıra birbirinden farklı detaylara dikkat çektiler. Bakalım sizin düşündüklerinizle örtüşüyor mu?

    Nobel ödüllü Kolombiyalı büyük yazar Gabriel Garcia Marquez’in (1927-2014) yedinci romanı olarak 1981’de yayımlanan Kırmızı Pazartesi, bugün hala en çok okunan kitaplardan biri. İlk buluşmasını eylül ayında yapan Kitap Kulübü de, ilk kitap olarak bu romanı seçerken, katılımcılarımız ortak saptamaların yanı sıra kitabın detaylarında saklı olan bazı yönlerini de irdeledi. Öncelikle, kitap hakkında bilinen ve hemen herkesin hemfikir olduğu bazı yönler şöyle:

    • Orijinali “Crónica de una muerte anunciada”, İngilizcesi “Chronicle of a Death Foretold”, Türkçe çevirisiyle adı “Önceden Bildirilen Bir Ölümün Tarihi” olan kitap, dünyanın en çok satılan romanlarından biri. Ülkemizde “Kırmızı Pazartesi” adıyla okura sunulsa da, roman işleneceğini herkesin bildiği bir cinayetin öyküsünü aktarıyor.
    • Novella (kısa roman) türünün en iyi örneklerinden biri olarak gösterilen bu eser, Santiago Nasar’ın öldürüldüğü günü konu alıyor. “Santiago Nasar, onu öldürecekleri gün, piskoposun geleceği gemiyi karşılamak için sabah saat 05.30’da kalkmıştı” diye başlayan romanda, yazar, kimin öldürüleceğini en başında söylüyor, hemen ardından kimler tarafından öldürüleceğini belirtiyor. Buna karşın birbirinin tekrarı gibi gelen ahenkli cümleleriyle, okuru sonuna kadar “neden, nasıl” sorularının peşinde koşturuyor. Üstelik sadece okur değil, olayın geçtiği kasabadaki herkes, kimin, ne zaman, niçin ve nasıl öldürüleceğini biliyor.
    • Bu kitaba ilişkin bilinen gerçeklerden biri şu; bu cinayet Marquez’in çocukluğunun geçtiği kasabada işlenmiş ve yazarın aile fertleri dışındaki isimler değiştirilmiş. Yazar, annesine söz verdiği için bu olayı yazmak için, yıllarca olaya karışan çoğu kişinin ölmesini beklemiş.
    • Bir büyülü gerçeklik ustası olan Marquez, bu sanatını bu eserinde de sergiliyor. Yazar kendi tanıklık ettiği bir olay olmasına karşın, bir anlatıcı üzerinden okura aktardığı 107 sayfalık romanda, okuru 60’a yakın karakterle tanıştırıyor. Bu karakterlerin çoğu bir cümle ya da gözlemle katılıyor romana ve böylece ana karakterlerin, aynı anları defalarca anlatılıyor.
    • Özünde, “bir namus cinayeti hikayesi” gibi algılansa da eser, aslında daha büyük bir hikayeyi anlatıyor. Bu kitabı pek seven sanatçı Zülfü Livaneli’nin dediği gibi; roman sıradan bir namus cinayetini anlatmıyor, evrensel bir olguya dikkat çekiyor. Romanda,  gelenekler yüzünden bu cinayeti işlemeye mecbur olan katillerin aslında durdurulmayı istediği, ancak toplumun üzerine düşeni yapmamasını gayet net bir şekilde okuruna gösteriliyor.

    Bu ortak saptamaların yanı sıra Kitap Kulübü katılımcılarımız, bazı saptamaları ile birbirlerini şaşırtmayı da başardı. Bu buluşmaya katılamayan kulüp üyelerinin yanı sıra kitabı okuyanlara ve okumayı düşünenlere farklı bakış açıları sunan bu saptamaların bazıları şöyle:

    BERİL BOZDOĞAN:
    OLAYIN AKTARICILARI GÜVENİLMEZ!

    Kırmızı Pazartesi’de güvenilir bir aktarıcı bulmak çok zor. Kitabın ana anlatıcısına, olayı aktaranların subjektif bakış açılarına sahip olduğunu gözlemliyoruz. Bu savımın en büyük kanıtı; kitap boyunca her bir aktarıcının hava durumuna ilişkin farklı bilgiler vermesi. Kimisi o sabah yağmur yağdığını iddia ederken, kimisi havanın tam olarak nasıl olduğunu hatırlamıyor. Bazıları ise havanın o mevsime göre olmaması gerektiği kadar sıcak ve güneşli olduğunu söylüyor.

    Aynı günün aynı saatinde, tek bir kasabanın hava durumunun bu kadar değişken olması elbette mümkün değil. Buradan yola çıkarak, aynı günün, aynı havasının nasıl olduğunu aktardıkları gibi, Santiago Nasar’ın ölümüne giden süreci de algılama, hatırlama ve aktarmalarında da farklılıklar olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz.

    NİLGÜN KARATAŞ:
    TOPLUMUN SUÇU BİREYLERİ AKLAR MI?

    Marquez’in gazetecilik ile edebiyat arasında müthiş bir bağ kurarak kaleme aldığı bu kitapta, asıl suçlunun toplum olduğu konusunda hemfikiriz. Kiminde sonu cinayette olsa geleneklere olan bağlılık, kiminde ise “yapabileceklerine inanmadım, biri nasılsa engellerdi” gibi boş vermişlik hali olarak ortaya çıkan toplumsal zaaflar bu kitap üzerinden çok güzel sorgulanıyor. Ancak, Santiago Nasar’ın ölümüne engel olabilecekken, bilerek ve isteyerek olmayanların da ayrıca ele alınması gerekiyor.

    “Toplumun suçu bireyleri aklar mı?” sorusunu ortaya atmama neden olan karakterlerden en belirgini Nasar ailesinin aşçısı olan Victoria Guzmán. Santiago Nasar’dan hiç hoşlanmıyor. Bu konuda haklı bir gerekçesi de var; zengin bir züppe gibi davranan Santiago’nun kızını taciz etmesi. Bu konudaki endişesinin altında yatan neden ise; vakti zamanında baba İbrahim Nasar ile bir ilişkisi olması. Olay sırasında hayatta olmayan Baba İbrahim’in Santiago’nun annesi Plácida Linero ile evlenmesinden sonra evde çalışmaya başlayan Victoria Guzmán, sanıldığı gibi sessiz, ezik bir kadın profili çizmiyor. İşvereni konumundaki Santiago’ya “Ben yaşadığım sürece o sudan içemeyeceksin” diye meydan okuyabilen Victoria, öldürüleceğini bilmesine karşın Santiago’yu bilerek ve isteyerek uyarmıyor. Çünkü kızı Divina’nın da dediği gibi “kalbinin derinliklerinde onun öldürülmesini istiyordu.” Bunu intikam duygusuna bağlıyor ve her ne olursa olsun 21 yaşındaki bir gencin ölümüne engel olmayanların da suçun iştirakçisi olduğunu savunuyorum.

    YÜCEL CÜRE:
    İSA’NIN ÇARMIHA GERİLMESİNE ATIF YAPILMIŞ

    Marquez’in Arap asıllı Santiago Nasar’ın trajik ölümünü anlatırken, İsa’nın çarmıha gerilmesine atıfta bulunduğunu düşünüyorum. Santiago’nun Nasar adı bilinçli bir seçim; İsa’nın doğduğu yer Nasıra’ya gönderme yapıyor.

    FATMA CANİK
    MEKTUPLAR AŞKIN DEĞİL, SUÇLULUĞUN İŞARETİ

    Hikayenin ana karakterlerinden biri olan Angela Vicario, evlendiği ancak bakire olmadığı için kendisini babasının evine gönderen Bayardo San Roman’a yıllarca aşk mektubu yazıyor. Bunu gerçek bir aşk olarak okuyamayız diye düşünüyorum.  Tam 17 yıl boyunca süren bu takıntılı ritüeli; San Roman’a olan aşkının işareti olarak değil de Angela’nın suçluluk duygusunun bir dışavurumu olarak ele alabiliriz.

    FEYZA ÖZDİNÇ:
    KADER VE KABULLEŞİNİ ÇOK GÜZEL ANLATIYOR

    Tüm kasabanın cinayeti bilmesi, ancak engellemek için bir şey yapmaması insanların kadere olan inançlarını da yansıtıyor. Karakterlerin çoğu kadere boyun eğmiş bir şekilde, bir cinayet işlenecekse onun gerçekleşmesini bekliyor. Hatta Santiago Nasar öldürüleceğini bir süre sonra duymasına rağmen, buna engel olmak adına hiç çaba harcamıyor. Karakterin aptalca kibrini de yansıtan bu davranış, kadere inancının simgesi olarak da değerlendirilebilir.

    DEYYAN ALTINSOY:
    AKRONİK ZAMAN, ANLATIMI GÜÇLENDİRİYOR

    Romanda zaman, kronolojik olarak değil de geçmiş ve geleceği de kapsayan bir şekilde akronik olarak akıyor. Olayın geçtiği tek bir gün ele alınmasına karşın, anlatacı ve aktarıcıların söyledikleri farklı zaman kipleri ile okura ulaşıyor. Numaralandırılmadan beş farklı bölümde anlatılan hikaye, doğrusal değil de dairesel olarak ilerliyor ve başladığı yerde bitiyor.

    FARAH NASSER
    İNSAN OLMANIN TRAJEDİSİNİ SORGULATIYOR

    Gabriel García Márquez ‘in, okurken zaman zaman kafanızın yanacağı, zaman zaman da insan olmayı sorgulayacağınız nefis kitabı; işleneceğini herkesin bildiği bir cinayeti konu ediyor. Hatta okurların bile daha kitabın en başında cinayetten ve kimin işleyeceğinden haberdar olması, aslında hikayeden çok insan olmanın trajedisini sorgulamamızı sağlıyor. Márquez, hikayede karakterleri ve zaman kavramını ustalıkla kurgulamış. Akronik zaman tekniğinin en güzel örneklerinden. Kurgulanan zaman dilimi, tek değil; karaktere, karakterin konumuna, Santiago Nasar ile olan ilişkisine göre göreceli işlenmiş. Tek gün, tek cinayet. Ancak onlarca karakterden, aynı olayın onlarca farklı anlatımı.

    Márquez, Santiago’nun masum olup olmadığıyla ilgili sonucu açık bırakıyor.  Her okurun eminim buna bir cevabı, yorumu olacaktır. Bana göre hiçbir önemi yok. Yargılanmadı bile. İnsan olmayı zorlaştıran, vahşileştiren önyargı, kuşku, korku ve atıllık onun ölümüne sebep oldu. Vicario kardeşler durdurulmak istese de bu atıllık altında gizlenmiş önyargı, korku ve kuşku, onları bu cinayeti işlemelerine mecbur kıldı.

    SANTİAGO MASUM MUYDU, SUÇLU MU?

    Eser aynı adla Chronicle of a Death Foretold olarak sinemaya uyarlandı. Yönetmenliğini Francesco Rosi’nin yaptığı 1987 tarihli filmin başrollerini Anthony  Delon, Ornella Muti ve Rupet Everett paylaştı.

    Farah’ın da değindiği gibi romanda ucu açık bırakıldığı için belki de en çok merak edilen soru; Santiago’nun masum olup olmadığı. Santiago Nassar’ın, kendisine atfedilen ve ikizler tarafından öldürülmesine neden olan “suçu” işleyip işlemediği konusu Kitap Kulübü’nde de tartışıldı. Santiago’nun Angela ile birlikte olup olmadığı konusunda tüm ipuçlarını değerlendiren Kitap Kulübü üyeleri, bu konuda farklı görüşler dile getirdi. Gerçeği sadece Angela Vicario biliyor olsa da, belli ki okurları “Santiago masum muydu?” sorusuna yanıt aramaya devam edecek.

    Gabriel Garcia Marquez kitap kulübü kırmızı pazartesi marquez yazar

    Related Posts

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan

    Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

    Temmuz 1, 2026 KÜLTÜR - SANAT
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Kumru ve Kikiça / Hoşçakal, Merhaba: Bir dostluk ve göç hikayesi

    Mayıs 24, 2024 Betül Çakıroğlu

    Maestro, Bradley Cooper’a Oscar getirir mi?

    Eylül 4, 2023 Film

    1984’den günümüze 6 serilik bir baş yapıt: Terminatör

    Temmuz 29, 2023 Film
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.