Close Menu
    Son Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Nisan 30
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      1 KAVRAM 10 DÜŞÜNÜR: Varoluşun On Yüzü

      Ağustos 2, 2025

      Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

      Temmuz 12, 2025

      Institut français, Fransız yazar, felsefeci ve filolog Barbara Cassin’i ağırlıyor

      Şubat 25, 2025

      Sade Yaşamın Gücü: Epikür ve Tao’nun izinde sadeleşmek

      Aralık 7, 2024

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Yeni Eril: Dr. Nil Keskin’den kapsamlı bir dönüşüm rehberi

      Mart 4, 2025

      Cansel Oruç’un ‘Başarmaktan Korkma’ kitabı okuyucuyla buluştu

      Aralık 26, 2024

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      “Bir ‘teselli’ ver…”

      Nisan 20, 2026

      Sandviç Kuşağı: Arada Kalmışlık

      Nisan 19, 2026

      Var ol! Kelime büyücüsü çok yaşa!

      Nisan 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026

      Filiz Çiçek’ten adalet ve intikam romanı: Kayıp Ada ve Şeytanları

      Nisan 22, 2026

      Adını Sen Koy: İki farklı zaman, iki farklı kadın ve benzer bir hikaye

      Nisan 21, 2026

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Ayın Şarkıları: MART AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mart 8, 2026

      İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar konserleri devam ediyor

      Ocak 15, 2026

      AYIN ŞARKILARI: OCAK AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Ocak 1, 2026

      Sanatın özgür ruhlu bilgesi Patti Smith İstanbul’a geliyor

      Aralık 14, 2025

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

      Mart 16, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lll

      Mart 16, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Río Sur, Pera Müzesi’nde

      Ekim 16, 2025

      Dalí’nin Tavşan Deliği: Bir romanın resme dönüşen rüyası

      Haziran 12, 2025

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ücretsiz sergi turları

      Şubat 20, 2026

      Isabel Muñoz’un Göbeklitepe fotoğrafları Berlin’de

      Şubat 10, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Palu Ailesi skandalı belgesel oldu

      Nisan 10, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan’da sinemaseverlerle buluşuyor

      Mart 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

      Mart 19, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

      Nisan 29, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      Ebru Karaayvaz’dan ağlarken güldüren kitap: Reçeteye Mizah Ekledim

      Mart 9, 2026

      Bozkurt: Yeni nesil yayıncı Toros, kitabı sadece basılı ürün gibi görmüyor!

      Mart 2, 2026

      “Gençler Nereye?” kitabının yazarı Tuğçe Tatari: Türkiye gençlerini duymuyor ve görmüyor

      Şubat 27, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Pablo Neruda: Aşkın, kavganın ve sessiz coğrafyaların şairi

      Temmuz 12, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » BABAANNEMİN ÇEKMECESİ
    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    BABAANNEMİN ÇEKMECESİ

    Ocak 1, 2026Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Semiha Çetin

    Toprak yolda ilerleyen arabamız, zamanı geriye doğru sarıyormuşçasına uyarak yavaşladı ve nihayet durdu. Arabanın kapısını, içinde hem tereddüt hem merak barındıran bir hareketle açtım. Köşe başlarından yükselen tanıdık bir ses, hatırlayamadığım bir geçmişi çağırıyor, içimde yumuşak bir sızı bırakıyordu.

    “Müdire Hanım, göstereceğim son arazi de burası. Köye daha yakın; çocuklar için daha uygun ama… Buranın varislerine ulaşmak zaman alabilir,” dedi ilçe tarafından bana refakatçi olarak yetkilendirilmiş bir görevli ceketinin önünü ilikleyerek.

    Söylediklerini duyuyordum ama o sanki bana değil, zamana konuşuyormuş gibiydi. Sanki ben, yılların bir başka kıyısında sessizce dolaşıyordum.

    Bu his… Deja vu muydu, yoksa zihnimin kıyısına ilişip duran bir hülya mı? Bilmiyordum. Kifayetsiz sözcüklerin esir aldığı zihnim, çoktan zamanın köşe başlarına sığınmıştı.

    “Arazinin içinde eski bir ahşap ev de var efendim. Görmek ister misiniz?”

    İşaret ettiği tarafa doğru başımı çevirdim. İşte tam oradaydı.

    Kabul etmeliyim ki biraz değişmişti; kırık camları, yer yer çürüyüp çökmüş ahşap sütunları, yamulmuş kiremitleri… Zaman, tıpkı insanlara olduğu gibi ona da hiç acımamıştı. Sükût-u hayale uğramış, nemli gözlerle bakan, sarılmaya hazır eski bir dost gibi güçlükle ayakta duruyordu.

    İncitmemeye çalışır gibi, bir dal kadar kırılgan merdivenlerini yavaşça adımladım. Çürümeye yüz tutmuş kilidi açılıp da paslanmış menteşelerinden çıkan gıcırtıyla, geçmiş bir film sahnesi gibi canlanmaya başladı gözlerimin önünde.

    “Annemin eski bir eşyayı kapısının önüne bırakması gibiydi benim bu kapının önüne bırakılışım. Önce babasını kaybetmiş, sonra da annesinin yeni evliliğinde ‘yük’ olarak görülen; odadan odaya sürüklenen, varlığı unutulmuş, yeni eve götürülmeyecek kadar değersiz görülen bir eşya…”

    İşte böyle bırakılmıştım bu eşik önüne. Elinde süt dolu bakır bakracıyla iki büklüm merdivenleri tırmanan, belindeki ipe bağlı kilidi bugün olduğu gibi açan o kadının kolları değil, yüreği açılmıştı bana.

    “Benim kızım gelmiş,” derken, sesiyle birlikte tüm ağırlığım hafiflemişti sanki.

    Eve ilk girdiğimde, tam karşımda duran ceviz oyma dolabın çekmecesine takılıp kalmıştı gözlerim. Üzerine eski elbiselerden kestiği parçalarla diktiği örtüyü sermiş, demir divana yaslanmış hâliyle beni seyretti bir süre.

    Sonra dizindeki ağrıya rağmen doğrulup çekmecenin önüne geldi.

    “Gel bakalım… Sen bu boncukları mı merak ettin?” dedi, çekmecenin kulpuna bağlanmış renkli boncukları sallayarak. Başımı önüme eğip öylece kalakaldım. Çünkü o boncuklar, sanıyordum ki sadece süstü… Oysa benim için açılacak bir kaderin ilk işaretiydi…

    Ağır çekmeceyi güçlükle çekerken yüzünün aldığı şekli görünce belki de ilk defa böylesine içten gülümsemiştim. Çekmece açılıp içinden aldığı lokumu iki bisküvinin arasına sıkıştırıp elime tutuşturmuştu.

    Küçücük hayatını önemsiz bir nesne olarak geçirmiş bir çocuk için bisküvili lokum, dünyanın en güzel hediyelerinden bile daha değerliydi. Daha ilk görüşte içim ısınmıştı ufak tefek, tombul yanaklı ve güleç yüzlü bu kadına.

    Babaannem ilerlemiş yaşına göre hayata kalpten bağlı bir kadındı. Onu gün içinde hiç otururken ya da yatarken görmemiştim. Bir karınca gibi sürekli çalışırdı. Bir gün elinde çanta ve önlükle çıkageldiğinde de onu böyle gayretle hayatta tutan şeyin ben olduğumu anladım.

    Ama maalesef o zamanlar hayat şartları babaannemin hayalleri kadar umut vadetmiyordu. Yaşadığımız yer, imkânların çoğu zaman can çekiştiği; insanların hayallerini bile bu yoksunluğun gölgesinde kurduğu, mahcup ve mahzun bir yerdi. Ama babaannem… O karanlıkta, herkesin yolunu kaybettiği anda bile parlayan bir yıldızdı; imkânsızlığın içinden umudu ince ince dokuyan.

    “Sadık, köyün çocuklarını toplayıp götürecekmiş ama çok para istiyor,” dedi sesi buğulanarak.

    Boynumu bükmüş gözlerimi çok uzaklara dalıp gittiğimi görünce kıyamadı bana ve ertesi gün, erkenden kaldırdı beni. İki yandan ayırdığı lülülerimi sıvazladı usulca. Geceden hazırladığı önlüğümü de giydirdikten sonra elimden tutup beni bir sanatçının eserini tamamladıktan sonra hayranlıkla izlediği gibi izledi. Ellerini uzattı ve o boncuklu çekmeceye boncukları şıngırdata şıngırdata açtı. İçinden çıkardığı bir keseyi açtı ve içinden biraz para aldı. Sonra tekrar kapattı çekmeceyi. Çekmece adeta boncukları harekete geçiren bir mekanizma gibiydi. Sarısı, mavisi ve kırmızısı birer balerin gibi bir ritme ayak uydurmuşlardı. Ben boncukların coşku ile dans edişlerini izlerken babaannem keseden aldığı parayı çoktan fistanının içine diktiği kesenin içine koymuştu bile.

    “Kuzum okula gitmeye hazır mısın?”

    “Ama Sadık çok para istiyor demiştin?”

    Yüzümü avuçlarının içine alarak alnımdan öptü.

    “Ayaklarımız ne güne duruyor? Yürürüz biz de.”

    “Ama çok uzak, ben yorulurum.”

    “Babaannenin sırtına binersin. Sen okuyacaksın kuzum, karşında ceketini ilikleyecekler.” Babaannem bana inanmıştı. Ben de onun yüzünü hiç kara çıkarmadım hep çok başarılı oldum.

    Babaannemin yanında yıllar benim için çocuk ruhumda tatlı birer hatıra bırakarak geçip gitti. Ben büyüyordum o ise yaşlanıyordu. O yıl, babaannem bir başka çökmüştü sanki öksürük krizleri giderek artmış, beti benzi solmuş ve oldukça zayıflamıştı. Gündüz vakti oturduğunu bile neredeyse hiç görmediğim babaannem artık neredeyse tüm günü yatarak geçiriyordu. Bir gün benden köyün muhtarı Osman amcayı çağırmamı istedi.

    Osman amca, kirli sakallarını elleriyle sıvazlayıp bir süre düşündükten sonra ayağa kalktı, yüzü asılmış, keyfi kaçmıştı. İsteksizce koltuğunun arkasına astığı ceketini giydi ve benimle beraber yola koyuldu. Evin basamaklarını çıkarken arkadan uzun uzun izledim onu. İstemsizce basamakları çıktı. Omzunda dünyayı taşıyor gibi zorlanıyordu. Eve girdi ve kapıyı kapattı.

    Bir süre içeride kaldıktan sonra hızla kapıyı açtı, basamakları koşar adımlarla indi. Bana göz ucuyla bir bakış attı ama hiç konuşmadan öylece gitti.

    O akşam, evimiz köylü kadınlarla doldu. Beni Osman amcanın kızı, Elif abla kendi evlerine götürdü. Bir şeyler değişiyordu ve sırf çocuk olduğum için insanlar bunu benden gizliyordu ama bilmiyorlardı ki ben bunları daha önce; babam, gittiğinde de yaşamıştım. Onlara hiçbir şey sormadım, bilmiyormuş gibi davranmak daha kolay gelmişti o zamanlar.

    Bir hafta sonra Osman amca ve Elif abla beni elimden tutarak babaannemin evine getirdi. Elif abla kıyafetlerimi bir çantaya doldururken Osman amca babaannemin boncuklu çekmecesini açtı. Boncuklar artık dans etmiyordu. Onlar da durmuşlardı. Tıpkı benim gibi…

    Osman amca çekmeceden babaannemin para kesesini çıkararak, avuçlarının içinde sıktı. Gözleri kapalı bir süre öylece bekledi. Sonra keseyi cebine koydu. Elif ablanın hazırladığı çantayı aldı. Elimden tuttu ve evden çıktık. Babaannemin evini de boncuklu çekmecesini de bir daha hiç görmedim.

    Osman amca beni üzerinde “Devlet Parasız Yatılı” yazan bir okula getirdi. Burası çok büyük ve biraz da ürkütücüydü. Korkmuştum bu koca yerden babaannemin küçük evini özlemiştim.

    “Orhan bey işte kızımız Muazzez.”

    “O yüksek puanı alan kız bu mu?” dedi geniş omuzlu mavi gözlü dev gibi bir adamdı Orhan bey. Diz çökerek gözlerime baktı.

    “Ağlıyor musun sen?” diye sordu.

    “Hayır, sadece biraz burnum sızlıyor.”

    Adam şefkatle saçlarımı okşadı.

    “Babaannesi illa okuyacak diye vasiyet etti müdür bey, yoksa ben de bakardım. Belki okur da hayatı kurtulur garibin,” dedi muhtar amca, boğazında bir şey kalmış gibi sürekli yutkunarak konuşuyordu. Müdür bey ayağa kalktı ve elini muhtar amcanın omzuna koydu.

    “Okuyacak merak etmeyin,” dedi.

    Muhtar amca cebinden çıkardığı keseyi müdüre uzattı. Sultan ananın, çocuk için biriktirdiği tüm parası bu müdür bey. Yine de bir eksik kalırsa beni ara gelirim hemen,” dedi.

    O para, tüm okul hayatım boyunca hiç bitmedi. Muhtar amca, bir iki defa daha beni ziyarete geldi. Sonra duyduğuma göre o da vefat etmiş. Liseyi de İstanbul’da kazanınca ne o memlekete ne de o köye bir daha hiç gitmemiştim.

    Bakanlığın görevlendirme yazısı gelinceye kadar da hiç aklıma gelmemişti. Şimdi ise boncukları düşmüş, rutubetten şişmiş o çekmeceyi tekrar karşımda görüyordum. Sanki içinde geçmişin izlerini bulacakmışım gibi heyecanlanarak ileriye atıldım. Çekmecenin kulpunu tuttum ve çektim. Gözlerimi kapatarak bisküvi kokusunu içime çektim. Kulağımda babaannemin söylediği nameler çınladı. Elbisemin eteklerini kaldırarak parmak uçlarında dans eden o minik kız canlandı gözlerimde, tıpkı boncuklar gibi…

    “Müdüre hanım gidelim isterseniz” yüzüme şaşkınlık içinde bakan adama döndüm.

    “Okul buraya yapılacak,” dedim heyecanla.

    “A…ama varisleri bulmak zaman alır.”

    “Varisi bulundu. Burası okul olacak.”

    Çekmecenin içindeki sessiz boncuklar, yıllar sonra ilk kez usulca kıpırdadı sanki…Ve ben, babaannemin bana verdiği o ilk lokum gibi, yeniden içten bir sıcaklık hissettim.


    çekmece öykü Semiha Çetin suare öykü

    Related Posts

    İsmi olmayan hikayeler – lV

    Nisan 12, 2026 Edebiyat

    SuareMag Nisan 2026

    Nisan 7, 2026 Manşet

    Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

    Mart 16, 2026 Öykü

    İsmi olmayan hikayeler – lll

    Mart 16, 2026 Edebiyat
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026 Sanat

    Dolunay Kocabağ, New York’taki oyunculuk kariyerine yeni başarılar eklemeye devam ediyor. Sahne adıyla Luna Vintner…

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026

    Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

    Nisan 27, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Kalben’in ilk romanı ‘Eski Dünyanın Yangını’ üçüncü baskısı ile yeniden raflarda

    Kasım 23, 2023 Edebiyat

    KÂBUS

    Nisan 1, 2025 Demet Çaltepe

    9 yaş üzeri herkesin seveceği bir kitap: Boyacının Penguenleri

    Aralık 24, 2023 Çocuk
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.