Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazartesi, Temmuz 6
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » Seyfettin Araç: Biz insanoğlu ölmek için yaratılmıştık bu doğruydu ve çünkü ‘Zamanı Tanrı Yaşar’dı
    Edebiyat

    Seyfettin Araç: Biz insanoğlu ölmek için yaratılmıştık bu doğruydu ve çünkü ‘Zamanı Tanrı Yaşar’dı

    Mayıs 15, 2025Yorum yapılmamış6 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Burak Soyer

    Seyfettin Araç’ın yeni romanı “Zamanı Tanrı Yaşar”, Kırmızı Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. Ölüm konusunu birbiriyle dirsek temasında olsalar da birçok farklı yönden bir o kadar da birbirilerine uzak altı farklı karakterin ağzından anlatan roman, sırtını yasladığı aşk, dostluk, aile ve bu toprakların dinmek bilmeyen yaraları vesilesiyle modern Türk edebiyatında yeni bir kapı aralıyor. “Zamanı Tanrı Yaşar”ı, Seyfettin Araç’la konuştuk. 

    • Orhun Abidelerinden Kül Tigin anıtında geçen, Bilge Kağan tarafından kardeşi Kül Tigin için söylenen, “Zamanı Tanrı yaşar, insanoğlu hep ölmek için yaratılmıştır,” cümlesiyle, sizin kitabınız “Zamanı Tanrı Yaşar” tam olarak nerede kesişiyor? 

    Tarihin günümüzde yaşaması gibi güzel ve özel nüanslara daldığım zamanlardan birinde bu edebi sözle karşılaştım. Defalarca okuduğum bu sözü romanımın genel hatlarını oluşturan ruhuna, gövdesine, içeriğine, vermek istediği mesaja çok uygun buldum ve bu yüzden ilk sayfadan son sayfaya kadar her bölümde bu farklılığı ki aynı zamanda bu benzerliği vermeye gayret ettim. Çünkü biz insanoğlu ölmek için yaratılmıştık bu doğruydu ve çünkü “Zamanı Tanrı Yaşar”dı, bu da kesin kes netti, en azından ütopik de olsa ruh gıdıklayıcıydı. Medyada ve edebiyat cenahında Modern Çağ Edebiyatının bir temsilcisi olduğum söylenirken şunu fark ettim; uzay çağında bir ayağımız ve modern edebiyatı ayakta tutuyoruz diğer yandan hâlâ geçmişte bir ayağımız, tarihin karanlık izlerinde ve onu da kaybetmemeye çalışıyoruz. Kesişen veya benzeyen demektense yaşamak ve yaşatmak demek daha gerçekçi olacaktır. 

    • Kitabınızla ilgili yazdığım inceleme yazısının başlığını, “Tersine bir varoluş hikâyesi” diye atmıştım. Kitap özelinde katılır mısınız bu görüşüme? 

    Yazdığınız inceleme yazısı için teşekkürler, çok zariftiniz. Sizin gibi değerli insanların romanlarımı okuması ve değerlendirme yazıları yazması çok keyifli benim için. Yazdıklarınıza katıldığım ve katılmadığım bölümler oldu fakat bu detay inanın ki hiç önemli değil çünkü ben romanı bir de sizin gözünüzden okudum, size hissettirdiklerini dinledim; bu ayrıcalık benim için kâfi derecede iyiydi. Takdir edersiniz ki her göz başka bir alem başka bir derya ve biz yazarlar bu birbirinden derin gözlerin gördüklerini yorumlamak için değil dinlemek ve yanlışlarımızı, eksiklerimizi, farklılıklarımızı, artılarımızı görmek için varız, işimiz biraz da bu. Fakat yeri gelmişken farklı bir perspektiften baktığınızı söylemek isterim. Son cümle olarak “Tersine bir varoluş hikâyesi” tezinizi farklı ve bir o kadar doğru bulduğumu ifade etmek istiyorum.

    • “Zamanı Tanrı Yaşar”da, “ölüm” kavramını altı farklı karakter üzerinden farklı perspektiflerle işliyorsunuz. Bu dengeyi kurmayı nasıl başardınız. Zira tekrara düşmek gibi yüksek ihtimali var bu durumun… 

    Beni de en çok korkutan düşüncelerden biri buydu, yeri gelmişken itiraf etmek lazım. Çok düşündüm, çok irdeledim, çok çalıştım; bu çağın en farklı ve en edebi eserlerini ortaya koymaya gönüllü bir edebiyatçı olacaksam bu konuda riskler almam gerektiğini biliyordum. Edebiyata, yazı sanatına vakıf olanlar bilirler ki roman yazmak bir hayat kurmaktan daha zordur çoğu zaman; başladığınız gövde sonlara doğru yalpalamaya, çürümeye, kıpırdamaya başlarsa baştan sona yok etmeniz gerekebilir ve bu roman sanatının en büyük tehlikelerinden biri. Kaldı ki yedi yüz sayfalık bir eser için aldığım risk çok fazlaydı fakat bu konuda mütevazı olmayı kabul etmiyorum, yazdığım her kelimenin, her cümlenin altına imza attığım için gururla söyleyebilirim ki; korkuyla değil keyifle yazdım ve kafamda zerre kuşku olmadan baskıya gönderdim. Çünkü tema ölüm gibi çok iddialı bir konu bile olsa tekrara düşmeyeceğimi, çünkü son dönemin en iyi romanı olduğunu, çünkü edebiyatın hakkını teslim ettiğimi, çünkü dilin seviyesinin ortalamanın üstünde olduğunu biliyordum. Altı karakter, altı anlatıcı, altı yeni mekân, altı yeni dünya; bir okuyucu bu coğrafyanın kendi alanında ilk türünü okusun diye savaştım ve bundan gururluyum. 

    • Kitap ana hattında tek konu üzerinden ilerlese de fonda aşk, dostluk, tesadüfler ve bu toprakların yüzyıllardır süren kadim meseleleri var. Ancak tüm bunlar kitabın içinde gayet düz bir çizgide yayılıyor. Bu detayları olay örgüsüne katarken çok fazla zorlanmadığınızı düşünüyorum zira Edebiyathaber.net’teki röportajınızda belirttiğiniz gibi, romanınız “bu coğrafyanın bir aynası.” Ama diğer yandan da halı altına süpürdüğümüz meseleler. Bu konuyu bir de sizden dinlemek isterim… 

    Halı altına süpürülen meseleleri halıyı kaldırarak, belki de halıyı pencereden atarak yüzleşmemizi sağlayan taraf bizim için olmazsa olmaz taraf değil midir? Yazarlık, düşünür olmak, aydın diye düşüncelerimize başvuruluyor olması bunları doğurmuyor mu zaten? Kimsenin yazmadığını, konuşmadığını, anlatmadığını okuyucuya tepside sunmak ve en ince detayına kadar kurcalamak, nedenini, nasılını, niçinini okuyucuya kelime kelime anlatmak en hakiki görevimiz değil mi? Zorlanmadığım konusunda yine öngörülüsünüz evet, zorlanmadım çünkü o meselelerin toprağına, ana kaynağına doğduğum için irdelemek, anlatmak en kıymetli meselem benim. Ben insanların acılarını, yalnızlıklarını, pişmanlıklarını, hatalarını, kefaretlerini, yoksunluklarını, hiçliklerini, dostluklarını, aşklarını, melankolilerini, gizlediklerini anlatmaya çalışan ve bunu da içsel yolculuk tasviriyle yapmaya çalışan bir yazarım. Bir çiçeği, bir ceketi, bir insanı, bir binayı tasvir etmekten daha zor bir yola girdim; ben insan ruhunu tasvirle girdim bu edebiyat alemine ve bu konuda bir ilk yaratmaya çalışıyorum. Geçmişiyle hesaplaşamayan, dünüyle vedalaşamayan, yarını ile barışamayan insanların kendi iç hesaplaşmalarını dil, din, ırk kavgasıyla bataklığa dönen coğrafyayı da bir karakter olarak alıp okuyucuya sunmaya çalışıyorum. Edebiyat sever okuyucular farklı bir yazarın elinden hiç yazılmamış türler, el değmemiş konular, gün yüzüne çıkmamış hikâyeler, yeni nesil romanlar okuyacaklar, bunun sözünü verebilirim. 

    • “Zamanı Tanrı Yaşar”ı, bir arkadaşınızın vefatından yola çıkarak kaleme almışsınız. Yine yukarıdaki sorudaki röportajda, “Arkadaşımın ölümü romanın teknik ve duygusal tüm kavramlarını beynimde bir bir oturttu, alışılmışın dışında bir tarz benimsemem gerektiğini o bakış açısıyla çözdüm,” diyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz? 

    Bir arkadaşımı kaybettim ve cenazesi için Almanya’ya gittim. Cenazeyi defnettikten sonra o arkadaşımla ve gelişen olaylar zinciriyle ilgili, merak ettiğim çok soru olunca aileyle, çevreyle günlerce süren sohbetler yaptığımı söyleyebilirim. Her karakter ortaya çıkışında şunu fark ettim; o da kendince haklı! O zaman ne yapmalıyım diye defalarca düşündüğümü anımsıyorum; okuyucu her karakteri ayrı ayrı dinlemeli ve yaşananlara objektif bir gözle bakmalı diye kanaat getirdim. En nihayetinde avucuma konan bir roman vardı ve ben, benden önceki yazarlar gibi salt olayları yazmayı, tasvirlere başvurmayı, genel anlatıcı kalıbına sığınmayı bu romana uygun görmedim. Ayrıca okuyuculara ilk günden bir söz vermiştim; elimden geldiğinde yeni türler yaratıp o tarzda kitaplarla karşılarına çıkacaktım, bu eserde de bu yolu izledim. Ali de haklıydı, Elif de. Peki bir yazar olarak nasıl anlatacaktım bunu? İşte tam burada aklıma gelenlerle kendi türünde, roman sanatı alanında bir ilk romanla “çıraklık eserim”i yaratmış oldum.

    “Zamanı Tanrı Yaşar” gibi çok katmanlı romanların okur üzerinde bıraktığı etkinin biraz daha farklı olduğunu, düşünmeye daha fazla sevk ettiğini düşünüyorum. Katılır mısınız buna? 

    Kesinlikle katılırım, doğru bir yaklaşım, güzel bir tespit. Yazdığım, yarattığım roman tekdüze bir kitap, sıradan bir hikâye, genel geçer bir olay değil. O yüzden okuyucunun yedi yüz sayfalık bir edebi çalışmanın ona çok şey katacağını düşüncesinde birçok değişim yaratacağını bilmesini isterim. Ben sadece bir roman yazıp raflara koymak derdinde olmadım hiçbir vakit; bir eser yaratıp edebiyat çağını yeniden başlatmak gibi ütopik hayallerle girdim bu dünyaya. Bizden önceki yazarların, ustalarımız, üstatlarımızın yapmadıklarını yapmak, çalışmadıklarını çalışmak, yazmadıklarını yazmak için çabalıyorum. Çok katmanlı romanlar bu hayalin bir parçası. Okuyucu üzerinde başka etkiler bırakıp sanata geri kazandırmak için yazı sanatıyla başka sanat dallarını buluşturmak gibi ütopik hayallerim var; önümüzdeki senelerde okuyucuyu sanatın en güzel sokaklarına, caddelerine, yollarına, bağlarına, bahçelerine davet edeceğiz. Okudukça sanatın popüler kültüre karşı kazanacağını ispatlayacağız. En azından ben bunun için çok çalışıyorum, kendi okuyucularım için bu savaşı veriyorum. 

    Burak Soyer

    Gazeteciliğe 2005 yılında Radikal Gazetesi Kültür Sanat Servisi ve Kitap Eki’nde başladı. Şimdiye kadar Milliyet, Hürriyet, Hürriyet Kitap Sanat, BirGün, BirGün Pazar, BirGünKitap, Taraf, Cumhuriyet Pazar, T24, Gazete Duvar, sendika.org, solhaber.org’a, siyaset, edebiyat, müzik, sinema, tiyatro yazıları yazdı. Halen Gazete Pencere, Bianet, Gazete İkinci Yüzyıl ve OT dergisine kültür sanat, K24, Edebiyathaber.net, Oggito, Ne Okuyorum?, Ajandakolik, Mahal Dergi, Romanoku internet sitelerine de edebiyat yazıları yazıyor. 2017 yılında ilk kitabı Zıvana Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı. Zıvana’nın devamı olanBuji de 2019 yılında aynı yayınevinden çıktı. Son romanı Ring ise, geçtiğimiz Eylül ayında Karakarga Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olan Burak Soyer, halen Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Sanat Tarihi bölümündeki eğitimine devam etmektedir.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI

    Related Posts

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

    Temmuz 1, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    Ayın Filmleri: TEMMUZ AYINDA NE İZLEYELİM?

    Temmuz 1, 2026 Ayın Filmleri
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Ayın Kitapları: Ağustosta ne okuyalım?

    Ağustos 1, 2025 Ayın Kitapları

    Salon İKSV 1 ve 2 Aralık’ta Fabrizio Paterlini’yi konuk edecek

    Kasım 14, 2023 Konser

    Ayrılma Kararı: Dağlar ve okyanuslar arasında bir tutku filmi

    Mayıs 28, 2024 Alperhan Benlioğlu
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.