Semiha Öcal
Büyülü bir çekmeceye ne sığar? İşte çocukluğumda hep sorduğum ve cevabını diğer tüm çekmecelerde aradığım soru. Sizin de, “Kimin çekmecesi?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Anneannemin çekmecesi. Şu an da anneannemin evinin önünde; büyülü çekmecesi yanımda, sorumun cevabı da onun içinde, oturmuş bunu size yazıyorum. Ama öncesinde biricik masal kahramanım olan anneannemi anlatmalıyım. Pamuk gibi yumuşak kalbiyle beni saran, her gittiğimde kapıda kollarını kocaman açmış beni bekleyen, geceleri anlattığı masallara hayran kaldığım ve bu yüzden masal kahramanım dediğim, şen kahkahası evin içinde dünyanın en güzel müziğinin notaları gibi duvarlarda yankı yapan, güldüğünde gözlerinin içinde güller açan anneannem…
Çocukluğumda yaz tatillerimin büyük bir kısmını, yalnız yaşayan anneannemde kalarak geçirirdim. Dedem, ben çok küçükken vefat ettiği için onu hiç tanımadım. Ama anlatılanlara göre oldukça otoriter ve sert bir insanmış. Bu yüzden yokluğunda bile anneannem, dedemden bahsettiğinde üzerindeki otoritesi devam ediyor gibi hissedilirdi. Anneannem, çok küçük yaşta okumak istemesine rağmen izin verilmeyip dedemle evlendirilmiş bir kız çocuğuydu. Hayatı boyunca ona neyi isteyip istemediği hiç sorulmamış, sevgi gösterilmemişti. Tam da bu yüzdendir sevgisini coşkuyla gösteren ve hep neyi isteyip istemediğimi çokça soran biriydi. Yani kendisini böyle anlatırdı hep. Çocukken anlamlandıramasam da şimdi dönüp baktığımda, hayatımın iplerini elime almayı tam da bu sorularla çok küçükken öğretmişti. Özellikle geceleri anlattığı masallar derin anlamlar taşır, bana hep yeni şeyler öğretirdi. Masal anlatırken gözleri başka parlar, yüzündeki çizgiler bile mutluluktan yer değiştirir, adeta başka birine dönüşürdü. Her gece yeni bir masal anlatırdı ve bitmeyen masallarıyla anneannem büyülü bir masal kahramanı gibi gelirdi bana. Masal anlatırken büyülü olan anneannemin, bir de büyülü çekmecesi vardı. Salonda, camın önündeki tekli koltuğun yanında duran komodinin çekmecesiydi. Anneannemi, bir gece su içmek için uyandığımda loş ışığın altındaki koltukta oturmuş bir şeylerle ilgilenirken gördüm. Ancak beni görünce elindekileri telaşla çekmeceye sakladı ve kilitledi. O günden sonra çekmecenin içinde büyülü bir şeyler olduğuna inanmış ve büyüyü çözmek için çabalamaya başlamıştım. Hatta bir dönem çok soru soran taraf bile ben olmuştum. Ama anneannemin söylemeye hiç niyeti yoktu. Nerede bir çekmece görsem içine bakar, tahmin yürütmeye çalışırdım. Benim bu bitmek bilmeyen çabama dayanamayan anneannem; büyüdüğümde bu çekmecenin içini göstereceği tek kişinin ben olduğumu söyleyerek, sadece büyümeyi beklememi istedi. Ben de yıllarca büyülü çekmecenin içini görme hayaliyle büyüdüm.
Şimdi bu karlı kış gününde; gecesinde anneannemin vefatının haberini aldığım günün sabahında, ölmeden önce bana vasiyet ederek bıraktığı çekmecesi ile öylece oturuyorum. “Öğrendin mi büyülü çekmecede ne olduğunu?” diye soracaksınız elbette. Küçükken çekmecede olabilecek her ihtimali hayal etmiştim. Ancak çocuk aklımla bir hayatın bir çekmeceye sığacağını asla bilemezdim. Size soruyorum. Bir hayat bir çekmeceye sığar mı? Hem de tüm ağırlığına rağmen?
Çekmece, ilk görüşte çokluğuna şaşırdığım kâğıt yığınlarıyla doluydu. En üstünde benim için yazılmış bir not. “Biriciğim; küçükken sana anlattığım masalları çok sever, bana masal kahramanım derdin. Bir gece ‘Bu büyülü masalları kim, nasıl yazıyor?’ diye sormuştun hatırlıyor musun? İşte cevabı büyülü çekmecende. Yazmaya güç bulup başlayabilmem bile yıllarımı alan bu masalları, dünyada sadece sana anlatmaya cesaret edebildim. Şimdi, bu masalları başka çocuklara ulaştır ve onları büyüle. Masal kahramanı olma sırası sende.”
Güldüğünde gözlerinin içinde güller açan anneannemin; gözlerinin ardında saklı olan solmuş gülleri de görmeye başladım. İşte o zaman hep mutlu olduğunu sandığım, ancak derinlerine gömdüğü hüznü ve hayallerini de tanıdım. Ama gömdüğü hüznün üzerine öyle güzel çiçekler ekmişti ki dışarıdan bakan mutluluğuna hayran kalırdı. Ben de masal kahramanımın, bembeyaz karların kapladığı mezarının üzerine öyle güzel çiçekler ekeceğim ve sözünü tutacağım…


