Close Menu
    Son Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Nisan 30
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      1 KAVRAM 10 DÜŞÜNÜR: Varoluşun On Yüzü

      Ağustos 2, 2025

      Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

      Temmuz 12, 2025

      Institut français, Fransız yazar, felsefeci ve filolog Barbara Cassin’i ağırlıyor

      Şubat 25, 2025

      Sade Yaşamın Gücü: Epikür ve Tao’nun izinde sadeleşmek

      Aralık 7, 2024

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Yeni Eril: Dr. Nil Keskin’den kapsamlı bir dönüşüm rehberi

      Mart 4, 2025

      Cansel Oruç’un ‘Başarmaktan Korkma’ kitabı okuyucuyla buluştu

      Aralık 26, 2024

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      “Bir ‘teselli’ ver…”

      Nisan 20, 2026

      Sandviç Kuşağı: Arada Kalmışlık

      Nisan 19, 2026

      Var ol! Kelime büyücüsü çok yaşa!

      Nisan 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026

      Filiz Çiçek’ten adalet ve intikam romanı: Kayıp Ada ve Şeytanları

      Nisan 22, 2026

      Adını Sen Koy: İki farklı zaman, iki farklı kadın ve benzer bir hikaye

      Nisan 21, 2026

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Ayın Şarkıları: MART AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mart 8, 2026

      İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar konserleri devam ediyor

      Ocak 15, 2026

      AYIN ŞARKILARI: OCAK AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Ocak 1, 2026

      Sanatın özgür ruhlu bilgesi Patti Smith İstanbul’a geliyor

      Aralık 14, 2025

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

      Mart 16, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lll

      Mart 16, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Río Sur, Pera Müzesi’nde

      Ekim 16, 2025

      Dalí’nin Tavşan Deliği: Bir romanın resme dönüşen rüyası

      Haziran 12, 2025

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ücretsiz sergi turları

      Şubat 20, 2026

      Isabel Muñoz’un Göbeklitepe fotoğrafları Berlin’de

      Şubat 10, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Palu Ailesi skandalı belgesel oldu

      Nisan 10, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan’da sinemaseverlerle buluşuyor

      Mart 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

      Mart 19, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

      Nisan 29, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      Ebru Karaayvaz’dan ağlarken güldüren kitap: Reçeteye Mizah Ekledim

      Mart 9, 2026

      Bozkurt: Yeni nesil yayıncı Toros, kitabı sadece basılı ürün gibi görmüyor!

      Mart 2, 2026

      “Gençler Nereye?” kitabının yazarı Tuğçe Tatari: Türkiye gençlerini duymuyor ve görmüyor

      Şubat 27, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Pablo Neruda: Aşkın, kavganın ve sessiz coğrafyaların şairi

      Temmuz 12, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » BOŞ ÇEKMECE YOKTUR
    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    BOŞ ÇEKMECE YOKTUR

    Ocak 1, 2026Yorum yapılmamış8 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Kayhan Bozdoğan

    Ev, geceyi içine çekmiş, neredeyse nefes alıyormuş gibi hafifçe gıcırdıyordu. Komiser Aras, kapının önünde durup derin bir nefes aldı. Sol ceplerine sığdıramadığı sabırsızlık ve arka cebinden taşan uykusuzluk, yüzüne sanki küçük gölgeler çizmişti. Bu eve üçüncü kez geliyordu fakat bu kez bir fark vardı:

    Çekmece meselesi.

    Cinayet masasında yedinci yılı, bir dosyanın peşini bu kadar bırakmadığını gösteriyordu. Üstelik dosya sandığından daha derindi. Belki de bir çekmecenin içine sığmayacak kadar derin.

    Aras anahtarını taktı. Evin içi karanlıktı ama sahnedeki temizlik izleri hâlâ seçilebiliyordu. Her şey çok düzenli görünüyordu; fazlasıyla düzenli. Şüpheli Cem Karaca’nın eviydi burası. Adı ünlü şarkıcıyla aynı diye kendince espri yapan bir muhasebeci. Fakat geçen hafta ortadan kaybolmuştu. Ardında bıraktığı tek şey, kazara açık unutulmuş görünen bir çekmeceydi.

    Çekmece ilk bakışta sıradan görünüyordu ama içindeki izler, metal sürgülerdeki hafifçe aşınmış noktalar, halının altında bulunan mikro çizgiler Aras’ın dikkatini çekmişti. Biri o çekmeceyi çok sık açmıştı; gösterdiğinden daha sık.

    Aras el fenerini açtı, odanın içini taradı. Gözleri masanın köşesine kaydı. O meşhur çekmece hâlâ oradaydı; gri, ahşap kaplamalı, dört çekmeceli bir çalışma masası.

    Olay yeri ekibi ilk gelişte çekmecelerin boş olduğunu rapor etmişti. Ama Aras biliyordu: Boş çekmece diye bir şey yoktur. Ona boş görünen şey, çoğu zaman biri tarafından boşaltılmıştır.

    “Bugün bana bir şey söyleyeceksin,” dedi çekmeceye doğru yürürken.

    Masanın başına geçti, lastik eldivenlerini giydi ve çekmeceyi usulca çekti. Boştu, evet. Fakat köşede, sürgünün hemen altında milimetrik bir boşluk fark etti. Aras gözlerini kıstı. Tırnağıyla hafifçe yokladı. Tık. Küçük bir kapak oynadı.

    Gizli bölme.

    Aras’ın içi kıpırdadı. Parmaklarını aralığa soktu, kapağı çekti. İçeriden ince, siyah bir zarf çıktı. Üzerinde tek bir kelime vardı:

    “AÇMA.”

    Aras istemsizce güldü. “Polise zarf üzerinde talimat verilmez,” diye mırıldandı.

    Zarfı açtı. İçinden katlanmış bir kâğıt çıktı. Yazı, titrek bir elden çıkmış gibiydi.

    Bu, bir itiraf değil… bir uyarıydı.

    Aras notasını cebine koydu, odanın içinde dolanmaya başladı. Çekmecenin önünde uzunca bir süre durdu. İşte o sırada bir şey fark etti. Halının üzerinde, masanın ayaklarından birinin altında ince bir çizgi vardı. Halı yakın geçmişte kaymış gibiydi.

    Halıyı çekti.

    Altında ikinci bir iz daha.

    Ve onun yanında küçük, gümüş renkli bir vida.

    Aras masayı yokladı. Masanın bir ayağı diğerlerinden daha hafif oynuyordu. İçini çekti: “Gizli bölme… ikinci gizli bölme.”

    Masayı iki yana salladı. Ayağın altında bir boşluk sesi geldi. Aras cebinden küçük bir tornavida çıkardı. Vidayı yerine yaklaştırdı ve ayak kısmını çevirdi.

    Tık.

    Masa ayağı gövdeden ayrıldı. İçinden uzun, tüp şeklinde bir nesne çıktı. Üzerine siyah bant sarılmıştı. Aras bantları çözdü. Küçük metal bir silindir, ucunda dijital kilit.

    Bir USB kasası.

    Bu, Cem Karaca’nın kaybolmadan önce işlediği vergi usulsüzlüğü belgeleri olabilir miydi?

    Belki de kaçırıldığına dair bir kanıt.

    Kasanın üzerinde 4 haneli bir kod yeri vardı. Aras düşünmeye başladı. Bir muhasebeci… Dosyalar… Tarihler…

    Aklına nottaki kelime geldi: “AÇMA.”

    Dört harf. Tabii ki harf değil sayı lazımdı, ama belki harfleri sayıya çevirmişti.

    Telefonundaki harf-sayı eşlemesine baktı.

    A = 1, Ç = Türkçe bir harf olduğundan farklı… ama Cem’in aklı farklı çalışıyordu. Ç harfi için çoğu sistemde 2’nin ikinci basamağı sayılırdı.

    M = 4.

    A = 1.

    1-2-4-1

    Denedi.

    Ekranda yeşil yanıp söndü.

    USB kapağı açıldı.

    Tam o sırada evin içinden bir ses geldi.

    Tahta zeminin gıcırdaması.

    Aras hızla döndü. El fenerini kaldırdı.

    Ses, salonun içinden gelmişti.

    Sanki biri ağır ağır ayak sürüyordu.

    “Polis!” diye seslendi.

    Cevap yoktu.

    Elini silahına götürdü, sessiz adımlarla salona ilerledi.

    Salonda kimse yoktu.

    Ama balkona açılan kapı aralıktı.

    Aras kapıya yaklaşırken rüzgâr perdeyi hafifçe dalgalandırdı. Çıkmak üzereydi ki kulağına bir tıkırtı daha geldi.

    Bu kez ses… çekmecenin olduğu odadan.

    Aras geri döndü.

    Koridoru geçerken kalbi hızlanmıştı.

    Odaya yaklaştı, kapıyı araladı.

    Çekmece… açık değildi.

    Üstelik masa eskisinden daha düzgün görünüyordu.

    Aras’ın boğazı kurudu.

    Masaya yaklaştı. Ayağın az önce çıkardığı gizli bölüm tekrar yerine takılmıştı.

    Biri odadaydı.

    Birileri evi izliyordu.

    Ya da… çekmeceyle ilgili daha garip bir şey vardı.

    Aras cebinden telsizini çıkaracaktı ki arkasında, kapı eşiklerinde bir gölge kıpırdadı.

    Aras döndü.

    Kimse yoktu.

    Ama zeminde ayak izleri görünüyordu:

    Çıplak ayak izleri.

    Bir insanın değil…

    Bir çocuğun.

    Aras yutkundu.

    “Bu işte çocuk ne arıyor?”

    O sırada rüzgâr tekrar esti ve çekmece kendi kendine hafifçe hareket etti.

    Sanki bir şey içeriden itiyordu.

    Aras silahını çekti, yavaşça çekmeceyi açtı.

    Boştu.

    Tam kapanmak üzereyken çekmecenin alt tahta panelinin altında bir şey olduğunu fark etti. Elini uzattı, hafifçe bastırdı.

    Panel, bir kapak gibi yukarı kalktı.

    Altından, 7-8 yaşlarında görünen bir çocuğun fotoğrafı çıktı.

    Fotoğrafın arkasında bir yazı vardı:

    “O benim oğlum değil.”

    Aras’ın kanı çekildi.

    Cem’in çocuğu yoktu; en azından kayıtlar öyle söylüyordu.

    O sırada odanın kapısı hızla kapandı.

    Aras irkildi, silahını doğrulttu.

    Bir fısıltı duydu.

    “Açma dedim sana.”

    Bu ses… Cem’in sesi gibiydi.

    Ama yankılı, uzak, tuhaf bir tonda.

    Aras geri geri çekildi.

    Salona ulaşmadan önce bir şey daha fark etti:

    Çıplak ayak izleri artık sadece yerde değil…

    Duvarın üzerinde, tavana kadar uzanıyordu.

    Sanki biri ters dönmüş, baş aşağı yürümüş gibi.

    Aras nefesini tuttu.

    O sırada çekmeceden gürültülü bir çarpma sesi geldi.

    Sanki biri içeriden vuruyordu.

    Aras kararlı bir nefes aldı ve odaya geri döndü.

    Çekmecenin yanında durdu.

    Bu kez çekmecelerden birinin aralığından ince bir ışık sızıyordu.

    Aras eli titreyerek çekmeceyi açtı.

    İçeride kimse yoktu.

    Ama duvarın içine doğru giden dar bir tünel gibi görünen bir boşluk vardı.

    Aras eğildi.

    Tünele ışık tuttu.

    Tünel ileride yana doğru kıvrılıyordu.

    Orada, dizlerini karnına çekmiş hâlde biri oturuyordu.

    Cem Karaca.

    Gözleri kocamandı.

    Karanlıkta parlıyordu.

    “Çık,” dedi Aras.

    Cem başını salladı.

    “Çıkamam,” dedi.

    “Söyledim ya… çekmece seni içeri çeker.”

    Aras anlamadı.

    “Sen mi yaptın bunları?”

    Cem hüzünlü bir şekilde güldü.

    “Ben hiçbir şey yapmadım. O çekmece… yıllardır burada. Benden önce de vardı. Bir kere açtım. Sonra o çocuk geldi. Sonra sesler. Sonra izler. Sonra ben…”

    Cem gözlerini kısmaya başladı.

    “Ben artık çıkamıyorum.”

    Aras bağırdı: “Saçmalama, çık ordan!”

    Elini Cem’e uzattı.

    Cem eli titreyerek çıktı. Aras tam tutacakken elinin içinden toz gibi dağıldığını gördü.

    Cem geri çekildi.

    “Tünel seni de istiyor,” dedi.

    “Benim gibi olacaksın.”

    Aras geriye sıçradı.

    Tünel kararmaya, daralmaya başladı.

    Çekmeceyi zorluyor, açıldıkça açılıyordu.

    Aras tüm gücüyle çekmeceyi kapattı.

    Kapak kapanınca tünel bir anda yok oldu.

    Odaya sessizlik çöktü.

    Aras’ı sadece nefesinin sesi dolduruyordu.

    Ama yerdeki ayak izleri duruyordu.

    Tavanda da.

    Salona doğru uzanıyordu.

    Aras çıkmak için kapıya yöneldi.

    Elini kapı koluna attı.

    Kapı kendi kendine açıldı.

    Aras kapının ardına baktı.

    Salonun ortasında küçük bir çocuk duruyordu.

    Siyah gözlü, solgun tenli.

    Aras’ı süzüyordu.

    Çocuk fısıldadı:

    “Biri daha çekmeceye girmiş.”

    Aras geri geri yürüdü.

    Fakat çocuk bir anda yok oldu.

    Aras hızla kapıya yöneldi, evi terk etti.

    Merdivenlerde koşarken kalbi hâlâ göğsünde çarpıyordu.

    Dışarı çıktığında telefonunu açtı.

    USB kasasının kod ekranı yanıyordu.

    Bir mesaj belirdi:

    “Kod değişti: 4-4-4-4”

    Aras şaşkınlıkla ekrana baktı.

    O sırada evin içinden derin bir tıkırtı duyuldu.

    Bir çekmece kapanıyordu.

    Komiser Aras, apartmanın dış kapısını sertçe kapayıp derin bir nefes aldı. Bir an için dışarıdaki soğuk hava onu kendine getirmişti. Fakat cebindeki USB kasasının titreşim sesi yeniden başladı.

    Ekranında bir yazı belirdi:

    “KAPATTIĞINI MI SANDIN?”

    Aras ürperdi.

    Bu kez USB kapağı kendi kendine açıldı.

    İçindeki bellek kartı hafifçe dışarı çıktı.

    Aras, istemeden de olsa karta baktı.

    Kartın üzerinde siyah mürekkeple yazılmış tek bir cümle vardı:

    “İzlediğin için teşekkürler.”

    Aras’ın kaşları çatıldı.

    “Ne demek bu?”

    Tam o sırada arkasında bir kapı gıcırtısı duyuldu.

    Az önce çıktığı apartmanın kapısı kendi kendine açılmıştı.

    İçeriden, üst katlardan gelen bir uğultu yükseliyordu.

    Aras geri çekildi.

    Uğultu giderek netleşti.

    Bir cümle hâline geliyordu:

    “Son sahneye hoş geldiniz…”

    Aras başını kaldırdı.

    Apartmanın tüm pencerelerinde ışıklar bir anda yanmıştı.

    Ve her pencerede…

    biri onu izliyordu.

    Duran yüzler.

    Boş gözler.

    İnsan gibi duran ama insan olmayan,

    sanki çerçeveye yapıştırılmış fotoğraflar gibiydiler.

    Aras silahını kaldırdı.

    “Oyunu kes!” diye bağırdı.

    “Kim oynuyor bu tiyatroyu?”

    Cevap yukarıdan geldi.

    Çekmece odasının penceresi açıldı.

    Pencerede küçük çocuk duruyordu.

    Çocuk bir kumanda kaldırdı ve tuşlardan birine bastı.

    Bir anda apartmanın dış cephesi değişti.

    Beton yüzeyler titreyip metal panellere dönüştü.

    Camlar LED ekranlara…

    Pencereler dekor panellerine…

    Aras nefesini tuttu.

    Bir adım geri attı.

    Karşısında artık bir apartman yoktu.

    Kocaman bir stüdyo dekoru duruyordu.

    Üstünde yazan tabela yavaşça ışıldadı:

    “ÇEKMECE – Bir Gerilim Yapımı”

    Aras neye uğradığını anlayamadan, tüm sesler kesildi.

    Bir spot ışığı üstüne düştü.

    Kulaklarında bir ses yankılandı:

    “Komiser Aras rolünü başarıyla tamamladınız.

    Şimdi kulise geçebilirsiniz.”

    Aras gözlerini kocaman açtı.

    “T… Tiyatro mu bu?”

    Yakınından hafif bir tıkırtı geldi.

    Cebindeki USB kendi kendine titredi ve üzerinde yeni bir yazı belirdi:

    “Sen hariç herkes bir oyuncuydu.”

    Aras elleri titrerken bunu okudu.

    Sahnenin kenarından bir görevli girdi, elinde kulise çıkan kapı vardı.

    Gülümseyerek eğildi:

    “Efendim, final sahnesi harikaydı.

    Çekmeceyi açtığınız anda kameralar çıldırdı.

    Seyirci ayakta alkışlıyor.”

    Aras hiçbir şey söyleyemedi. Görevli kapıyı açtı. Aras kapıdan içeri adım attığında içerisi karanlık bir tüneldi. Az önceki tiyatro ışıltısından eser yoktu. Tünelde sadece tek bir ışık yanıyordu: Bir çekmecenin içinden gelen loş ışık. Aras’ın yüzü kireç gibi oldu.

    Kapının arkasından görevlinin sesi geldi: “Bu kez rol sırası sizde değil, komiser… Sıra çekmecede.”

    Kapı gürültüyle kapandı. Işık hızla Aras’a doğru yaklaştı. Ve çekmece onu içine çekti.


    çekmece Kayhan Bozdoğan öykü suare öykü

    Related Posts

    İsmi olmayan hikayeler – lV

    Nisan 12, 2026 Edebiyat

    SuareMag Nisan 2026

    Nisan 7, 2026 Manşet

    Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

    Mart 16, 2026 Öykü

    İsmi olmayan hikayeler – lll

    Mart 16, 2026 Edebiyat
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026 Sanat

    Dolunay Kocabağ, New York’taki oyunculuk kariyerine yeni başarılar eklemeye devam ediyor. Sahne adıyla Luna Vintner…

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026

    Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

    Nisan 27, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    SAYIM ÇINAR İLE KÜLTÜR SANAT TURU

    Temmuz 1, 2025 KÜLTÜR - SANAT

    Hamam: Türk hamam kültürüne ışık tutan kitap

    Şubat 27, 2025 Kitap

    #bibuluşma’nın konuğu Şenay Gürler ve Tuğrul Tülek

    Ocak 9, 2024 Haber
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.