Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazar, Temmuz 5
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » Bir Düşüşün Anatomisi ya da bir evliliğin yapı sökümü
    Film

    Bir Düşüşün Anatomisi ya da bir evliliğin yapı sökümü

    Şubat 26, 2024Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Altın Palmiye, Altın Küre, Cesar gibi çok prestijli ödülleri toplayarak Oscar yarışında elini güçlendiren “Anatomy of a Fall” (Bir Düşüşün Anatomisi), izleyicisine bolca soru sorduran, bolca yorum yaptıran ve buna rağmen belirsizlik içinde bırakan bir film. Yönetmen Justine Triet’in eşi Arthur Harari ile birlikte yazdığı 2023 yapımı bu filmi tanımlarken; Fransa yapımı hukuk draması, gerilim filmi diyebiliriz. Ancak izledikten sonra bu filmin; bir düşüş üzerinden bir evliliği ilmik ilmik söktüğünü göreceksiniz. Böylece izleyicisini algının sınırlarında dolaştıran film, gerçeğin belirsizliğine ve ilişkilerin her an bozulabilir dengesine işaret ediyor.

    NİLGÜN KARATAŞ

    Bir Düşüşün Anatomisi orijinal adıyla “Anatomy of a Fall” Mayıs 2023’te 76. Cannes Film Festivali’nde prömiyerini yaptığı günden beri izleme listemde olan bir film.  Ben ajandamı düzenleyene kadar film, Altın Palmiye, Altın Küre ve Cesar’da ödüllerini alıp, beş dalda aday olduğu Oscar’a emin adımlarla yürüyordu. Sevgili gazeteci-yazar arkadaşım Demet Cengiz, “Filmi izledin mi? Hadi izle, üstüne seninle konuşmamız lazım” der demez, o akşamı bu filme ayırdım. Filmi önce sadece izledim, sonra da aklıma takılan bazı sahneleri notlar alarak tekrar izledim. Üstüne de epeyce düşündüm; bir mahkeme filmi neden bu kadar beğenilir? Sıkılmamız gereken diyaloglar nasıl bu kadar anlamlı hale gelir? Gerçeği gerçekten bilmek mümkün mü? Algılarımız manipülasyona ne kadar açık! 

    Oyunculuk başarıları bir yana hikayesi ile derin düşüncelere dalmamızı sağlayan Bir Düşüşün Anatomisi’nin yönetmeni Justine Triet, kariyerine 2011 yılında bir kısa filmle başlamış. 2016’da Victoria, 2019’da Sibly ve 2023’te de Anatomy of a Fall ile çıkış yapan bir yönetmen. Hemen bu noktada yönetmenin bir kadın olması, hikâyenin merkezine kadını alması yüzünden filme bir kadın filmi diyebilir miyiz, sorusu geliyor akla. Bu soruya hem evet hem de hayır yanıtını verebilirim. Elbette film; özellikle evliliklerde kadına biçilen role vurgu yaparak, bazı mesajların altını çiziyor ancak bu filmin ana temasının sadece kadın olduğunu söylemek mümkün değil.

    Spoiler’ın hiç sakıncası yok!

    Filmi tek bir cümle ile kısaca özetleyecek olursak; bir yazar olan Sandra Voyter’in (Sandra Hüller) kocasının evlerinin çatı katından düşüp ölmesinin (atlayarak ya da itilerek) ardından masumiyetini kanıtlama sürecini anlatıyor. Birazdan filmin sonunu söyleyeceğim ve bu spoiler olmayacak. Çünkü sonunu bilmemiz ya da bilmemeniz bu filmin seyir keyfini zerre tadar etkilemiyor.

    O halde yavaş yavaş filme ilişkin düşüncelerimi yazabilirim. Önce filmin konusunu biraz açalım: Fransız Alpleri’nde bir dağ evi. Yazar Sandra, evine gelmiş genç bir kadın gazeteciyle şarap eşliğinde röportaj yapıyor. Ortamda flörtöz bir hava var. Ancak bir anda 50 Cent’in P.I.M.P.’si sohbeti bölüyor. Çünkü Sandra’nın kendisi gibi yazar olan ancak henüz bir kitap yayımlamadan, yazar tıkanması yaşayan kocası Samuel (Samuel Theis) ortamı sabote ediyor. Sandra bu normal bir durummuş gibi röportajı sürdürmeye çalışıyor ancak, şarkı bitiyor, baştan başlıyor ve röportaj bitmek zorunda kalıyor.

    Sonraki sahnede Sandra ve Samuel çiftinin, bir kaza sonucu görme yetisini neredeyse tamamen kaybetmiş oğlu Daniel’i (Milo Machado Graner), köpeği Snoop ile Alpler’in karlı tepelerinde cesurca gezerken görüyoruz. Yürüyüşten eve dönen Daniel, yerde kanlar içinde yatan babasını fark ediyor ve bağırarak annesine haber veriyor. Bu aşamadan sonra kendimizi avukat, savcı, hakim, jüri, sosyal hizmet görevlisi ile kalabalıklaşan bir davanın ortasında buluyoruz. Filmin önemli bir bölümü mahkeme salonunda geçiyor ve şüpheli bir ölümün bulunduğu her film gibi; gerçeğin peşine düşüyoruz. Yanıtı aranan soru şu: Sandra, kocasını öldürdü mü yoksa Samuel, intihar mı etti?

    Kör bir çocuğuz aslında biz de…

    Bu noktadan sonra filmi ben çiftin göremeyen oğulları Daniel’in gözünden izlediğimi söylemeliyim. Filmdeki karakterden daha fazlasını biliyoruz ama bu gerçekten, gerçeği öğrendiğimiz anlamına gelmiyor. Filmin sonunda Sandra’nın beraat etmesi bile gerçekte ne olduğunu bilmemizi sağlamıyor. Bize gösterildiği kadarıyla algılarımız şekilleniyor ve görebildiğimiz kanıtlar üzerinden kendi yorumumuzu yapabiliyoruz. Bir evliliğin, aile kavramının, ilişkilerin karmaşık labirentinde el yordamıyla ilerleyen kör bir çocuğuz aslında biz de. Gerçek; bizim kavrayabildiğimiz kadar gerçek, bizim gerçeğimiz mutlak gerçek de olmayabilir üstelik, durum bizim sandığımızdan çok daha farklı olabilir.

    Gerçekleri kendimize göre büküyor muyuz?

    Film bizi bir evliliğin çok özel anlarına dahil ediyor; kavgalar, aldatma, eşler arası rekabet, sevgisizlik, tükenmişlik, her şeye rağmen bir arada kalma çabası gibi aile olmanın zorluklarına tanıklık ediyoruz. Filmi izlerken Sandra’nın hayatının didik didik edilmesi, kocasının yaptığı ses kayıtlarının mahkemede dinlenmesi gibi durumdan gerçekten rahatsız olduğumu söylemeliyim. Evet ortada açıklığa kavuşması gereken şüpheli bir ölüm var ama özel hayatın böyle ulu orta ortalığa saçılması yine rahatsız edici değil mi? Üstelik Sandra tanınan bir yazar olduğu için medyanın da oldukça ilgi gösterdiği bir davada… Bu kırılganlıklar bir yana; filmin ama teması ilişkilerin etrafında, bize gerçeğin yanı sıra algılarımızı da sorgulatması.

    Mesela Sandra, başlangıçta eşinin intihar etmiş olmasını kabul etmezken, mahkeme sürecinde bunu ispatlamaya çalışıyor. Sandra’nın kendini aklamak için yalan söylemesini (söylüyor demiyorum ama söylemiyor da demiyorum) anlayabiliriz, ya oğlu Daniel’in? İfadesini iki kere değiştiren Daniel, gerçekleri mi anlatıyor yoksa annesini kurtarmak için yalan mı söylüyor? Ya da içinde bulunduğu durumdan dolayı algıları onu yanıltıyor, gerçeği büküyor olabilir mi? Acaba bizler de bazı durumlarda gerçeği kendimizce göre yontuyor, hafızamız bizi rahatlatacak oyunlar oynuyor mudur? Bilime göre evet…

    Dilin ve kendini ifade edebilmenin önemi

    Film bir Fransız filmi olduğu için dilinin Fransızca olması çok normal ancak öyle değil; film İngilizce – Fransızca karışık ilerliyor. Çünkü Sandra Alman kökenli, kocası Fransız olduğu için Fransa Alplerinde yaşıyorlar. Sandra mahkemede kendini Fransızca ifade etmeyi deniyor, ancak kendini yetersiz hissettiği noktalarda İngilizce (özellikle pek başarılı bulduğum Savcı Bey’in sıkıştırmaları ve uzman görüşleri sırasında) İngilizce konuşmayı tercih ediyor. Anında simultane çevirmenler devreye giriyor; İngilizce bilmeyenler kulaklıklarını takarak Sandra’nın ne anlattığını öğrenmeye çalışıyor. Ancak bu kez de devreye çeviri hataları giriyor. Bir iletişimci olarak sık sık dediğim gibi; bizim ne anlattığımızdan daha fazla önemli olan bir şey varsa karşımızdakinin ne anladığıdır. Tabii anlaşılmak istiyorsak…

    Filmde başka dil oyunları da var; çiftimiz arasındaki kavgayı kocanın aldığı kayıtlardan dinlediğimizde (aslında usulsüz delil olmalı) ve yaşananları gördüğümüzde iki farklı duruma tanıklık ediyoruz. Oysa sözcükler kelimesi kelimesi aynı! Duyularımızın bizi yanılması, bilmediğimiz bir şey değil, ancak yargı anlarında bunu çoğu kez unutuyoruz…

    Bulunduğumuz tarafa göre yorumlamak, yargılamak…

    Bulunduğumuz yerin, seçtiğimiz tarafın bakış açımızı nasıl etkilediğine yönelik bir sahneye de değineceğim. Mahkeme salonunda, Samuel’in psikiyatrisini dinliyoruz. Yine anlattıklarından, içmeyi bıraktığı ilaçlara kadar en mahrem bilgiler ortalıkta. Bir kocanın, karısı hakkında söylediklerini anlatıyor biz uzman. Doktor ve hasta arasında geçen konuşmalar bize Sandra’nın kocasını öldürmüş olabileceği savına doğru yönlendiriyor. Psikiyatrist, gayet net bir şekilde Sandra’yı suçlu gösteriyor çünkü. Ancak Sandra tam bu noktada devreye gidiyor ve şu cümleyi kuruyor: “Eğer ben de terapiye gidiyor olsaydım, benim terapistim de Samuel’i suçlardı.” Haksız mı? Yargılarımız, yorumlarımı, algılarımızla hepimiz birer güvenilmez anlatıcı değil miyiz?

    Ya Samuel ölmeseydi ne olurdu?

    Filmde üzerinde durulacak, irdelenecek çok fazla detay var, maalesef bu yazının da bir sınırı. Belki bir gün bir yerde söyleşme fırsatı bulursak, onları da konuşuruz. Şimdilik ortaya bir soru atarak; filmin zihnimizde yarattığı belirsizliğe katkıda bulunmak istiyorum. Sorum şu; Filmin adı, Bir Düşüşün Anatomisi değil de Bir Evliliğin Anatomisi olsa ne olurdu? Yani Samuel ölmeseydi hayat nasıl akardı?

    Sandra’yı kocasını öldürmeye iten ya da Samuel’in intihara sürükleyen gerekçeler ortadan kalkar mıydı? İhmalkarlığı ile oğlunun kör kalmasına neden olan Samuel, antidepresanlarını yutup romanını yazar mıydı? Böylece manipülatör bir koca olmayı bırakıp, karısını mutsuz etmekten vazgeçer miydi? Ya Sandra, biseksüel güdülerini baskılayıp mükemmel eş, ideal anne olarak mı devam ederdi hayatına? Filme gördüklerimizin gerçekliğini nasıl tam olarak bilmiyorsak, bunları da hiç bilemeyeceğiz… Sandra’nın Samuel’in terapistine söylediği gibi: “Söylediğin şey tüm durumun sadece bir parçası. Biliyorsun. Demek istediğim, bazen bir çift bir tür kaostur ve herkes kaybolur.”

    Gerçek ile kurgu arasındaki o ince çizgi

    Bu kadar bilinemezlikten sonra, bildiğimiz tek bir şey var; o da gerçek ile kurgu arasındaki ince çizginin giderek flulaştığı. Sandra’nın yazdığı romanlar gibi… Samuel’in yazmak isteyip de yazamadığı romanlar gibi… Ya da başrol oyuncuları ile filmdeki karakterlerinin aynı isimleri taşıması gibi…

    Öyle ya hayat da bir kurgudan ibaret, her gün yeniden kurguladığımız bir kurgu… Üstelik aynen bu filmdeki gibi belirsiz, spekülasyona ve öngörülemeyen gelişmelere açık…

    Bu kadar yorumdan sonra, bana yöneltilecek soruyu biliyorum: “Sence Sandra katil mi yoksa masum mu?”

    Bilmem… Belki masumdur, ki gerçekten masum olmasını dilerim, çünkü gerçek her neyse onunla ve oğluyla yaşamaya devam edecek. Belki de katildir; 2 saat 32 dakikalık film boyunca sevimli ve şefkatli hallerine çok az tanık olduğumuz Sandra, kocasının baskısından bunalmış ve bir kavga anında onu itivermiş olabilir. Ya da Schrödinger’in Kedisi misali biz gözlem yapmadıkça, olmakta olan olmaya devam edecektir…

    H. Nilgün Karataş

    Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden “gazetecilik yapmayacağım” diyerek mezun oldum ve yıllarca Milliyet, Dünya, Günaydın, Akşam, BusinessWeek Dergisi, Para Dergisi ve Hürriyet Gazetesi’nde “çok severek” çalıştım. Uzmanlık alanım ekonomi gazeteciliği olmasına karşın kitaplar ve filmler beni her zaman büyüledi, hayatı onlar üzerinden çözümlemeyi sevdim. Hep yazdım, çok yazdım; ilk yayımlanan romanım Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar oldu, Halen Suare Dergi, Bianet, Distopya ve Yeni Sinema Dergisi için yazarken öykü, roman ve senaryo çalışmalarımı da sürdürüyorum. Bu arada ikinci üniversite olarak İstanbul Üniversitesi’nde Felsefe Bölümü öğrencisiyim.

    YAZARIN TÜM YAZILARI
    yazar

    Related Posts

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan

    Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

    Temmuz 1, 2026 KÜLTÜR - SANAT
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Çevre katliamları yıllar içinde çok pahalıya mal oluyor

    Şubat 28, 2022 Uncategorized

    DOPAMİN AKBABALARI

    Ağustos 1, 2025 Hakan Akdoğan

    6 kadın sanatçımız Los Angeles’ta LACMA’da

    Mayıs 6, 2023 Uncategorized
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.