Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazartesi, Temmuz 6
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » DOMATES BİBER PATLICAN
    SUAREMAG

    DOMATES BİBER PATLICAN

    Ağustos 1, 2025Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Betül Çakıroğlu

    Harman zamanı çiftlik demek çocuklar için eğlenceli olsa da çalışanlar için bir savaş meydanıydı. Bostandaki ilk mahsul, buğday hasadının ilk günü için toplanmıştı. Toplandığı yerde de közlenmişti. Var olmak için o kadar çabadan sonra yanıvermişti işte. Ateşin başında patlıcanları közlerken düşünce kıvılcımları kafasındaydı.

    Bu kayalıklar bahçenin tam sınırıydı. Uçsuz bucaksız tarım arazisinde değişik, doğal bir sınır oluşturan tek yerdi burası. Buğday başakları ağırlaşan başlarını bükmüş harman için bekliyordu. Toprağın altında çatlıyor ve büyüyorlardı. Var oldukları, belki de ilk kez buğday oldukları anda biçiliyorlardı. Hasat yıkım gibi gözükse de toprak için yeni bir başlangıçtı. 

    “Kesinlikle toprak fırını buraya yapmalıyız. Bu sene ekimden başlayan kompost gübre, atalık tohum ve bahçeyi oluşturma curcunasından ona sıra gelmedi ama elzemdi. Şu Kastamonu’dan getirttiğimiz siyez buğdayı çıksaydı, ne güzel ekmek yapardık. Çıkmadı. Buraya uygun değilmiş.”

    Maysa elinde eski model döküm çaydanlık, ayağında şalvar söylenerek geldi. Neye söylendiğini sormaya hiç yeltenmedi. Patlıcanların ateşte büzülmelerini seyrediyordu. Maysa sırığa çaydanlığı geçirdi. 

    “Maysa fasulye bilmiyormuş. O sırıkların en ucundan çıkacak zannediyormuş. Sıktığım; kara basması için olan ilaçtan çıkmadılar zannediyormuş. Diplerine hiç bakmamış. Duygu geldi de bana tercüme etti. İkisi beraber koca bir leğen topladılar. Maysa nasıl da şaşkın şaşkın bakıyordu. Duygu ona fasulye pişirmesini de anlattı. Çiftlik ahalisi buna çok sevinecek. Semizotu kızartması mı olur diye söylenerek binip gitmişlerdi traktöre öğle sıcağında. Harman beklemezdi.”

    Çocuklara seslendi. Boşlukta yankılanan ses evin duvarına çarpıp, geri döndü. Akbaşlar havlama ile bu sese eşlik etti. Zaten onlarda havlamak için bahane arıyorlardı. Sırtı eve dönüktü. Aşağı inen ayak seslerini duydu. 

    Közlenmiş patlıcan kabuğunu soymaktan kararmış, doğradığı sarımsaktan bir güzel de kokmuş ellerini sallayarak onları çağırdı.

    “Damlama sulama çalışmıyor. Alt tarafı göletten vanayı mı açmamışlar. O kadar basitmiş. Hay canına yandığım. Kimsenin de aklına gelmemiş, şuncağızlara su tutmak. Açalım da domateslerin dibine aksın. Toprak el kesiyor. Salatalıklar acıyacak.”

    Bunları da kendi kendine söylemişti. 

    Demir kapıdan ses gelince dizlerinin üzerinde oraya döndü.

    Harmandan dönen biçerdöver bir yorgun savaşçıya benziyordu. Bir koca kâse çoban salata, patlıcan salatası, menemen, yoğurtlu semizotu ve çocukların isteği makarna bostanın içinde kurduğu sofranın üstündekiler bunlardı. Makarnaya Maysa kendi yaptığı mayasız peynirden ufaladı. Akbaşlar hariç kim varsa çiftlikte ateşin başına geçmişti. Yemekler yenildikten sonra ateşin içi geçmemişken Burcu sordu: “Size bir masal anlatayım mı?” 

    Kimse hayır demedi. Zaten diyemezlerdi. Aslında bu bir soru değildi. Burcu yavaşça ayağa kalktı. Kafasında bir mikrofon olsa Ted konuşması yapacak zannedilebilirdi. Ellerindeki toprağı silkeledi. Bütün gün kendi kendine konuşmuştu. Gırtlağını temizledi. Ve başladı.

    Bir varmış; iki yokmuş. Burası kupkuru toprak ve cansız bir yermiş. Zaman hiç söylenmemiş, bilinmeyecek kadar eskiymiş. Develer tellal, pireler berber değilmiş; çünkü onlar ve hiçbir canlı daha var bile olmamışken. Söylencesi nasıl geldi bilen yok. Ama anlatan var. Dinleyen çok. Şimdi bunu dinleyenler kulak versin. Günün birinde belki siz de anlatırsınız. Sorarlarsa size bu masalın adını; Dünyanın canlanması demeyi unutmayın.

    Şeyler bir yıkımdan kurtulup Dünya’ya düşmüşler. İlk duydukları ses “Kalkın” olmuş. Cansız topraktan parçalar ayaklanmış. O kadar çoktular ki alttaki toprak görünmüyormuş. Şekilsizmişler. Kimi büyük, kimi küçükmüş. Sarı olan varmış, kızıl olan varmış. Hepsi birbirinden farklıymış. Şeyler şaşkınmış. O büyük yıkımdan kurtulmak mutluluk verse de burada ne olacaklarını bulmalılarmış. Toprak onlara “Yürüyün yavrularım. Yürüyün ve kaderinizi bulun” demiş. Hepsi toprak anayı dinlemiş. Yürümeye başlamışlar.

    Bir süre sonra parça parça ayrılmışlar. Toprak ana seslendikçe bölünmüşler. Ağaçlar demiş ve bir kısmı gitmiş. Sebzeler dediğinde Kara önderliğinde bir bölüm daha böylece ayrılmış.

    Arka sıralardan küçük bir şey seslenmiş lidere.

    “Kara biz nereye gidiyoruz?”

    “Toprak ana bize yol gösterecek. Bir de içimizdeki ses. Şimdilik varoluşumuza yürüyelim.”

    Başka biri seslenmiş.

    “Adımız sebze mi bizim?”

    “Sanırım,” demiş Kara. 

    Aslında o da çok merak ediyormuş. Yıkımdan çıkmış ve var olmaya çalışıyormuş. Ne olacağını bilmemek çok zormuş. Yanına yemyeşil ve yeşile çalan sarıda iki şey daha gelmiş. 

    “Yanında yürüyebilir miyiz?”

    “Tabi ki.”

    “Herkes çok şey merak ediyor.”

    “Ben de ediyorum. Sebze olacağımız belli olsa da nasıl bir sebze olacağımıza biz karar vereceğiz. Yıkımdan kurtulmak için kaçtık. Var olmak için de yürümeliyiz.”

    Böylece yürümüşler. Kara arkasına baktığında toprak parçalarından birkaç tanesinin iyice beyazladığını görmüş. Soğuktan oda üşümüş. Ama rengi değişmemiş. O sırada arkadan bir ses duymuş.

    “Ben çok üşüdüm. Daha fazla yürüyemeyeceğim.” 

    Birden şey bembeyaz yusyuvarlak olmuş. Toprağa oturmuş. Konuşmasına yeni şekli ile devam etmiş. 

    “Kardeşlerim size iyi yolcuklar. Benim yolculuğum burada bitti. Adım lahana. Hepiniz kendi güzel adlarınızı bulacaksınız. Ve yine bir gün hep beraber olacağız.” 

    Kara, lahanaya ve ayaktaki şekilsiz şeylere bakmış. Birçoğunun şekli değişmeye başlamış ama kendisi hep aynıymış. Çok geçmeden biri daha yuvarlak olup toprağa oturmuş 

    “Adım balkabağı,” demiş. 

    Şeyler yürümeye devam etmiş. Bir süre sonra kara arkada ağlama sesleri duymuş. “Annemizi özledik,” diye ağlayan şeyleri Kara nasıl teselli edeceğini bilmiyormuş. O kadar çok ağlamışlar ki yumuşayan toprak onları içine çekmiş. Havuç, pırasa, yer elması ve pancar da böylece ayrılmış. El ele gezen arkadaşlardan ikisi de biz soğuğu sevdik diyerek ayrılmış. Bunlar brokoli ve karnabaharmış. Yürüyüş devam etmiş.

    Dört şey, hararetli tartıştıkları için yeniden durmak zorunda kalmışlar. Kara yanlarına gitmiş. İkisi soğan, ikisi sarımsakmış. “İsimlerimiz nasıl olurda aynı olur,” diyerek tartışıyorlarmış. Kara onlara en baştan beri dediğini tekrarlamış. 

    “İçinizi dinleyin.”

    Daha yeşil olanı, “Anladım. Biz yazın yetişeceğiz, siz kışın,” demiş.

    Yuvarlak ve beyaz olan soğan ile sarımsak toprağın içine girerek, gözden kaybolmuşlar. 

    Kara, kendi ile ilgili içinde bir şey görememiş. Küçük yeşil soğan varlığını kavramış ama önderleri olan Kara hâlâ anlayamamış. Artan endişesi ile yürümeye devam etmiş.

    Ya yıkımdan sonra var olmazsa…

    Havalar ısınmaya başladığında kimse ile konuşmayan kendi ile konuşanlara da cevap vermeyen bir şey yemyeşil olup ayrılmış. Yanına gittiklerinde dikenden başka bir şey görememişler. 

    “Ben enginar,” demiş sadece.  

    Zıplayarak yürüyen bir şey bağırmış.

    “Bunun gibi burnu havada değilim. Ben her yerde olmak istiyorum. Herkes beni görsün. Dokunsun. Ben semizotu.”

    Yürüyüş devam etmiş. Kara’nın yanında yürüyen yemyeşil arkadaşı kıpkırmızı olmuş. 

    Arkada bir gürültü olunca durmuşlar. 

    “Ne oluyor burada,” diye sormuş lider.

    Yeşil ince gövdesinin üzerinde geniş yaprakları olan şey konuşmuş. 

    “Hangimiz daha güzel kokuyoruz onu konuşuyorduk.”

    “Şekilleriniz oluşmuş, neden ayrılmadınız? Toprağa kök salmadınız?”

    “Bir jüri oluşturalım. Hangimiz daha güzel kokuyoruz onu bulalım. Yoksa ayrılamayız.”

    “Varlığınızı bulmuşsunuz. Daha ne istiyorsunuz?”

    “Bu sorunu çözmeliyiz.”

    “Bu bir sorun değil. Hepiniz güzel kokuyorsunuz.” 

    Ne dediyse onlara dinletememiş. Kara, şimdiki kırmızı ve yeşile çalan sarı jüri olmuşlar. Yarışmacıların isimlerini saymış. 

    Roka, biberiye, adaçayı, nane, maydanoz, tere ve salatalık. 

    Jürinin kararını vermiş. Kazanan salatalık olmuş. Süslüler sınıfı grubu terk edip, annelerine kök salmış. Ama salatalığa ve onu seçen jüriye hep kızgın kalmışlar. 

    Kendilerine biz kardeşiz diyen ve diğer sebzeleri aralarına almayan üç kız kardeş de bu olaydan sonra ayrılmış. İsimleri; mısır, kabak, fasulye imiş.

    Ayrı ayrı hikayeler ile sebzeler teker, teker ayrılırken yeşile çalan sarı, “Adım biber,” diye bağırmış. Az kalan gruptaki bibere hayran tombul şey de “Ben de dolmalık biber,” demiş.

    Yavrularını korumak için kabuk içinde sakladıklarını söyleyen isimleri bezelye, bakla ve barbunya olanlar da ayrılmış.

    Kara ve kırmızı yürüyüşlerine devam ediyormuş. Birden çok güzel bir koku havayı sarmış. Salatalıktan bile güzel. Kırmızı bir yuvarlağa dönüşürken, tam ortasındaki sapından çıkan yaprakları efsunluymuşçasına görüntüsü ve kokusuyla baş döndürüyormuş.  “Adım domates,” demiş ve orada kök salmış. 

    Kara tek başına beş adımdan fazla atmamıştı ki gövdesi karadan mora, mordan karaya renk değiştirmeye başlamış. Şekli salatalığa benzemiş ama daha yumuşakmış. Adı şey ya da sebzelerin yürüyüş lideri “Kara” değilmiş artık. Toprak Ana’nın ona ismini fısıldamış. “Patlıcan.”  

    Anne bu masalı şimdi mi uydurdun?

    Bu kadar patlıcanı tek başıma ayıklarsam olacağı budur, dedi.

    Çiftlik hasat zamanı gülüşme sesleri ile doldu. Hasat bir yıkım değil, varoluşun en başıydı.


    Betül Çakıroğlu, Gelibolu’da doğdu. Mimarlık eğitimi için geldiği İstanbul’da kızıyla birlikte yaşıyor. Mimarlık bir yana edebiyat sevgisi bir yana diyen yazar her zaman çantasında taşıdığı kitaplarından vazgeçmiyor. Çocuk kitapları yazma, çocuk kitapları editörlüğü, çocuk ve gençlik edebiyatı başlıklı çeşitli atölyelere katıldı. Yazarın ilk kitabı Kumdan Hayaller olsa da kollektif kitaplarda öyküleri ile ve editörlük yaptığı kitaplarla da okuyucu ile buluştu. 

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    SuareMag – Temmuz 2025

    SuareMag – Arşiv

    ağustos Betül Çakıroğlu suaremag yazar

    Related Posts

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026 Manşet

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Solunum Derneği TÜSAD: Maskeler takılmalı, ek aşılar yapılmalı

    Aralık 28, 2021 Uncategorized

    Acayip Müzenin Oyunları

    Ocak 23, 2026 Çocuk

    Yeni insanlarla tanışma korkusu bir hastalık mıdır?

    Ağustos 12, 2022 Uncategorized
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.