Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazartesi, Temmuz 6
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » Eray Pekcan ile Ezilenlerin Tiyatrosu üzerine
    Manşet 2

    Eray Pekcan ile Ezilenlerin Tiyatrosu üzerine

    Şubat 23, 2026Yorum yapılmamış8 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    ÖZLEM GÜLLER ÜNAL

    Ezilenlerin Tiyatrosu, sahnede olup bitenden çok daha fazlasını önerir: Görmeyi, durmayı, müdahale etmeyi ve sorumluluk almayı. Seyirciyi koltuğunda güvenle oturan bir izleyici olmaktan çıkarır; hikâyenin içine, hayatın tam ortasına çağırır. Bu çağrı bazen rahatsız edicidir, bazen umut verici ama her zaman dönüştürücüdür.

    Tiyatro sanatçısı, yönetmen ve eğitmen Eray Pekcan, Ezilenlerin Tiyatrosu’nu yalnızca bir yöntem olarak değil, insanla kurulan canlı bir iletişim olarak ele alıyor. Sahneyi, ezilme hâllerinin görünür olduğu; sözün, bedenin ve cesaretin yan yana durabildiği bir karşılaşma mekânına dönüştürüyor.

    Bu röportajda Eray Pekcan’la Ezilenlerin Tiyatrosu’nun hayatına nasıl girdiğini, sahnede ve atölyelerde yaşanan kırılgan ama güçlü anları, seyircinin oyuncuya dönüştüğü o eşik anlarını ve tüm bunların insan olma hâline dair ne söylediğini konuştuk. 

    Bazen asıl dönüşüm, soruyu birlikte taşımaya cesaret ettiğimizde başlıyor.

    • Eray bey öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? 

    Ben Eray Abdullah Pekcan. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Oyunculuk Bölümü mezunuyum. Oyuncu, yönetmen ve eğitmenim. İBB’de oyunculuk üzerine dersler veriyorum Monologlar Müzesi Duo’da Krem Pilavcı’nın yazıp yönettiği Kızıl Ateş oyununda oynuyorum. Şu aralar başka tatlı heyecanlarım da var, kendi oyun stüdyomunu açıyorum. Böyle..

    • Ezilenlerin Tiyatrosu nedir? Bize bu kuramı ve temsilcilerini anlatabilir misiniz? Hayatınıza ne zaman ve nasıl girdi? “Tamam, bu benim meselem” dediğiniz bir an oldu mu?

    Ezilenlerin Tiyatrosu Brezilyalı tiyatro kuramcısı ve uygulayıcısı Augusto Boal tarafından geliştirilen, tiyatroyu sadece bir sanat formu değil, özgürleşme ve toplumsal dönüşüm aracı olarak gören bir yöntemdir.

    Augusto Boal ( 1931 – 2009)

    Hayatıma giriş hikayesi, ilginç bir hikaye aslında. Oyunculuk okumaya karar verdiğimde okumak istediğim bir konservatuvar vardı. Kazandım ve okumaya başladım. Birinci sınıfta okurken 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde tiyatro bildirisini sınıfın en küçüğü olarak benim okumam istendi. O sene evrensel bildiriyi Agusto Boal yazmıştı. Bildiriyi okuyacağım gün dışarıdan gelen bir hoca metni getirmemi istedi, eline aldı kalemi metni sansürlemeye başladı. “Buraları okumayacaksın” dedi. Ben ne yaptım peki, sahnede hepsini okudum. Çok sinirlendi okuldan atmakla tehdit etti. Bunun üzerine ben de okulu bırakma kararı aldım ve o sene tekrar sınava girdim ve Anadolu Üniversitesi Devlet konservatuvarını kazandım. Anadolu Üniversitesi’ndeki hocalarımdan Prof. Dr. Ebru Gökdağ, Boal’in Amerika’da asistanlığını ve dünyada çeşitli ülkelerde yöntemin uygulayıcılığını yapmıştı. Ben de bir yıl boyunca yöntemi öğrenmek adına hocayı ikna etmek için sürekli ısrar ettim. İkinci yılımda hocam yöntemi bana öğretmeye karar verdi ve o gün bugün ezilenlerin tiyatrosu hep hayatımda oldu.

    • Ezilenlerin Tiyatrosu’nda seyirci de pasif kalmıyor. Ezilenlerin Tiyatrosu’yla temas eden birinin hayata bakışında sizce ilk ne değişiyor?

    Evet, yöntem çok güçlü, insanın pasif kalmaktan kurtulmasının yollarını anlatıyor. Ama günün sonunda her şey de olduğu gibi seçimler devreye giriyor. Asıl bizi biz yapan şey seçimlerimiz. Bazen insanlar pasif kalmayı da seçebiliyor. Öyle biriyle karşılaşınca emin olun hiçbir yöntem yeterli olmuyor. İnsanın önce o dönüşümü kabul etmesi gerekiyor. Yoksa kimse kimse için hiçbir şey yapamaz. 

    Kişilerin hayata bakışında değişkenlik gösteren şeyler oluyor ama çoğunlukla duyduğum şey şu oluyor. ‘’Ben çok ezilmişim Hocam’’. Belki de bunu söyleyebilme gücüne erişmemiz dönüşümü başlatan şey olabilir. Farketmek, kabul etmek ve mücadele etmek gerekiyor. İşte o zaman dönüşüm başlıyor.

    • Çalışmalarınızda sahneye taşınan hikâyeler genellikle çok gerçek ve kırılgan oluyor. Bu kırılganlıkla bir sanatı olarak nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?

    Direkt gerçek hikayeler üzerine çalışıyoruz. Bu sınırları doğru ve sağlıklı çizmeyi gerektiriyor. Bazen öyle hikayeler dinliyoruz ki normalde insanın kanı çekilir. Ama doğru ve sağlıklı mesafeler oluşturunca bu durum bir engel taşımıyor. 

    Sanat konusunda hala öğrenciyim diyebilirim, sanatçı olarak görmeniz mutlu eder. Büyünce sanatçı olacağım umarım 🙂

    Ezilenlerin tiyatrosu çalışırken sanatçı kimliği çok çalışma alanımıza girmiyor. Orada daha eşit bir düzlemde oluyoruz. Ben sistemin uygulayıcı temsilci olarak pozisyon alıyorum. Dolayısı ile hikayelere geniş bir açıdan bakıp etraflıca görmek gerekiyor. Duygusal bağ kurmaya kalkmam hem ihlal olur hem de içinde kaybolmama sebep olur. O yüzden doğru çizilmiş sınırlar her zaman doğru ilişkilenmeyi beraberinde getiriyor.

    • Atölyelerde ya da oyunlarda “işte tam da bunun için yapıyorum” dediğiniz anlar oluyor mu?

    Çok sık olmuyor. Çünkü insanların özellikle bu çağda tam olarak neyi istediklerine odaklanabildiğini düşünmüyorum. Nadir de olsa etkileyici anlara tanık oluyorum. Mesela çalışmalar esnasında ısrarla ezildiğini düşünen bir katılımcının çalışmanın ilerleyen aşamalarında kendinin ezen olduğunu farkedip bununla yüzleştiği bir an olmuştu. İşte bizim etkileyici anlarımız böyle şeyler oluyor. Ya da hayatı boyunca başarısız olduğunu düşünen birinin başarabildiğini gördüğü ve adalet duygusunun tamir olduğu anı görmek insana bunun için yapıyorum demesek bile bir umut veriyor.

    • Sizce insanlar Ezilenlerin Tiyatrosu’ndan çıktıklarında yanlarında ne götürüyorlar?

    Ezme faaliyeti ‘’birey’’ kavramını ortadan kaldırdığı için insanın üzerlerindeki baskı atölye süresinde bir nebze bile hafiflese, baskının azaldığı yerden insanın kendisi çıkıyor. Duruşu daha dik ve gözleri daha canlı bakarak ayrılıyorlar.

    • Bu tiyatro kuramı / biçimi sizin hayata, insanlara bakışınızı nasıl değiştirdi?

    Ciddi oranda dönüşümler geçirdim ve devam da ediyor. Bu oldu bitti denebilecek bir şey değil. İnsan yaşamı bence dönüşümler üzerine kurulu, sürekliliği hep devam eden dönüşümler silsilesi…

    İnsanı türünü çok abartmamız gerektiğini fark ettim mesela. İnsan olmadan doğa döngüsüne devam edebiliyor. Ama doğanın bileşenlerinden en küçük canlıyı en önemsiz görüneni çıkarın bakın sistem nasıl çöküyor. İşte bence en önemli değişimim bu oldu belki de insan merkezci bakış açısından kurtulup canlılık ve doğa merkezli bakış açısına taşındım.

    • Türkiye’de bu yöntemle çalışmak size neler hissettiriyor; zorlayan ama aynı zamanda umut veren tarafları neler? Sizce umut sahnede mi başlıyor, yoksa sahneden çıktıktan sonra mı?

    Türkiye bu yöntem için maalesef hazine gibi. O kadar çok çalışılacak konu var ki. Tabi ki yetişmemize imkan yok. Zorlayan yanları çok var ama belki de bizi insan olarak yoran şeylerin başında yer alan ‘’çok şey biliyorum’’ yanılgısı en çok zorlayan şey olabilir. Sen oraya çağırılmış, bir yöntem üzerine çalışıyorsun ama katılımcılar içinden muhakkak çok şey bilen biri çıkıyor ve burada konuşmanın özgürlüğünü hissedince sazı ele alıp bir başlıyor, sen önce ona her şeyi bilemeyizi anlatmak için uğraşıyorsun sonra da orada olma amacının sadece yöntemi bilen ve uygulayan kişi olduğunu anlatmak oluyor.

    Umut biterse yaşam boşlukta savrulur. Ben en imkansız durumlarda bile umudumu kaybetmeyen biriyimdir. Ama öyle kuru kuru umut değil, bir şey yapabiliriz ama ne sorusuna akılla verilmiş cevaplardan bahsediyorum. Mücadele umudu, mücadeleyi diri tutuyor.

    Her ikisinin umut şekli farklı. Ama birbirlerini tamamlıyorlar diyebilirim. Bugünlerde daha çok umudu sahneden alıyorum, sokaklarımız kendi içinde daralmış bir alanda yer bulamayan insanlarla dolu, sahne hem seyirciye hem bize yer açıyor, umudumuzun filizlenmesine daha demokratik alanlar oluşturuyor.

    • Ezilenlerin Tiyatrosu’yla tanışmak isteyen ama çekinen birine ne söylersiniz?

    Çekinmekte o kadar ezildik ki hangi biriyle uğraşacağız demek geliyor içimden. Ezilenlerin tiyatrosu ile tanıştım ve hayatım mükemmel oldu diyen biri var mıdır bilemiyorum. Ama hayatında o küçücük, minnacık dönüşümü tadan birinin bu tattan pek vazgeçmeye niyeti olmuyor. Maalesef yüzleşmek o kadar değil ama yok sayarak yaşayacak kadar uzun ömrü olan bir tür de değiliz. Çekindiğimiz her şeyin toplamı bir ömür etmeden harekete geçmek gerekiyor. Bunun için yöntemin ne olacağı kişinin kendine kalmış.

    • Bugün dönüp baktığınızda, bu yolculuk size en çok ne öğretti? Kendinize dönüp tek bir cümle söyleyecek olsanız, bu ne olurdu?

    Ne kadar insan varsa o kadar çok dert var. Her halde öğrendim dediğim yegane şey budur. 

    Oruç Aruoba’nın bir sözü var ‘’yolu yürüyen bilir’’ her anlamıyla o kadar doğru ki. Herkesin işi çok zor ama çözüme odaklı yaşamak işleri bir nebze olsun kolaylaştırıyor. Kendime söyleyeceğim şey belli aslında, hep söylüyorum. Ben kahraman değilim 🙂

    • “Sizce insan ne zaman gerçekten özgürleşmeye başlıyor?”

    Özgürleşmek kafada başlıyor. Orayı çözmeden hayatta çözülmüyor. Çünkü bu bir kavram ve farketmek gerekiyor. Bence farketmek özgürleştirmek için iyi bir başlangıç şekli.

    • Oynadığınız tiyatro oyunlarından bahseder misiniz? Şimdi ve gelecekte neler var? 

    Şu an oynadığım bir oyun var. Umarım dediğiniz gibi olur oyunlar oyunlar olur 🙂

    Ahmet Sami Özbudak’ın vizyonuyla kurulmuş olan Monologlar Müzesinde, Monologlar Müzesi Duo serisinde Kerem Pilavcı’nın yazıp yönettiği ve Aybanu Aykut ile beraber Kızıl Ateş oyununda oynuyorum.

    Monologlar Müzesi tiyatroya ve oyunculara yeni bir soluk getirmesi açısından ve diğer birçok açıdan çok kıymetli bir tiyatro. Kısacık, 20 dakikalık oyunları ard arda oynuyoruz, gelip seyretmek lazım anlatarak aktarmak çok mümkün değil. Ancak bu coğrafyada tiyatromuzun köklenmesi için büyük bir oluşum olduğunu düşünüyorum. Bu topraklarda tiyatro hep vardı hep de var olacak ama kök salabilmesi için bu toprağa ait olması da gerekiyor. O yüzden Monologlar Müzesi’nin bu coğrafyanın iz düşümü olduğunu düşünüyorum. Oynanan tüm hikayeler daha güçlü kökler oluşturmamıza sebep oluyor. Bizim oynadığımız hikaye de köklenememiş iki insanın hayatla kurdukları pamuk ipliğiyle bağlı bir hikaye. Oyunun çok ayrıntısına giremiyorum gelip seyretmek isteyenleri düşünerek ve keşif hakkını gaspetmemek için, ama kısaca şöyle diyebilirim ‘’açlığın olduğu yerde ahlak nerede kalır? ‘’ İşte buralarda geziniyoruz bu oyunda.

    Onun dışında yönettiğim bir oyun ve iki tane yönetilmeyi bekleyen oyunum var. Ayrıca oynamayı bekleyen çok arzu ettiğim de bir oyun var, oyunun yazarı öyle harika bir metin oluşturmuş ki oyuncuyu iştahlandırıyor. En çok istediğim şey bir provaya girip kendimi sahneye, yazara, yönetmene teslim etmek diyebilirim. Prova demek oyun başlıyor demek ve oyunun en keyif aldığım kısmı keşif süreci, seyirci ile buluştuğunda da kaymağı seyirciyle paylaşmak inanılmaz bir keyif.

    Bir de bir süredir hayalini kurduğum bir Pasaj projem var, o yavaş yavaş hayata geçiyor, o yüzden heyecanlı, pimpirikli ve çok da yoğun bir dönemden geçiyorum.


    Ezilenler Tiyaro

    Related Posts

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

    Temmuz 1, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    Ayın Filmleri: TEMMUZ AYINDA NE İZLEYELİM?

    Temmuz 1, 2026 Ayın Filmleri

    Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

    Temmuz 1, 2026 Ayın Kitapları
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    AH KEŞKE

    Haziran 5, 2025 Kadir Horzum

    Kartal Köpek Balığına Karşı: Hem komik hem de melankolik bir film

    Kasım 13, 2024 Alperhan Benlioğlu

    ARAYIŞLAR – İLK SAYFASI

    Ocak 2, 2026 Kitap
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.