Talha Karaboğa
Bir fotoğrafın izinden çıktım bu yola. Aklımdaki soruların, kalbimdeki o çukur gibi yalnızlığın cevapları bu yolda saklı. Annemin yakın arkadaşı Aynur Teyze’de. Sormak isteyip soramadığım soruların, konuşulmadık konuların cevapları hep onda. Fotoğrafa tekrar bakıyorum. Aynur Teyze, genç yüzü güleç bir adam ve annem. Yabancı olduğum annem. Yüzü gülen annem. Oysa annemi ben hiç yüzü gülerken görmedim.
Hep somurturdu o. Babamla ben her şeyi konuşup gülerken o buz gibi bakışlar ile bize bakardı. Babam ve ben çabaladık onun için. Yüzünü biraz olsun güldürmek için. Ama o yüzündeki maskeyi bir an olsun indirmedi.
Otobüsün bir yılan misali tıslayıp İzmir terminaline varması ile ayak basıyorum annemin memleketine. Çocukluğuna, gençliğine…
Terminalde sarı saçlı, yeşil gözlü tombulca bir kadın etrafına bakınıyor. Annemin fotoğrafındaki kadına çok benziyor. Aynur Teyze.
Ona doğru ilerleyip karşısında dikiliyorum.
“Aynur Teyze?”
Aynur Teyze şaşkınlık ile bakıyor bana.
“Asya? Sen misin kızım?”
Başımı sallıyorum. Sıkıca sarılıyor bana. Gözümde yolculuk boyu tuttuğum inciler dökülüyor yüzümden.
Aynur Teyze fısıldıyor kulağıma.
“Tamam kuzum… Geçti… Tamam annem…”
Annem… Bu sözü ondan duymak daha da duygulandırıyor beni. Ah be anne… Bana niye böyle seslenmedin?
“Asya aç mısın kızım?”
Başımı sallıyorum gözyaşlarımı silerek.
“Yakında bildiğim çok güzel gözleme yapan bir yer var. Oraya gidelim mi? Sonra geçeriz bana. Olur mu kızım?”
“Tamam…” diyorum gülümseyerek. Yürüyerek gözlemeciye varıyoruz. İki patatesli gözleme söylüyor Aynur Teyze.
Masaya oturduğumuz zaman Aynur Teyze dikkatlice bakıyor bana.
“Ah be Asyacım. Ne kadar da benziyorsun Nilgünüme. Ah canım ahretlik Nilgünüm ah…”
Yaşlı, damarlı elleri elimi kavrıyor.
“Kızım… Başın sağ olsun…”
“Allah razı olsun Aynur Teyze… Aynur Teyzem ben aslında buraya bir şey öğrenmeye geldim…”
“Tabii kızım… Buyur.”
Çantamdaki fotoğrafı çıkarıp ona veriyorum.
“Aynur Teyze… Bu adam kim?”
Aynur Teyze fotoğrafa baktığı zaman bembeyaz oluyor suratı.
“Kızım sen bu fotoğrafı nereden buldun?”
“Aynur Teyze… Annem ölünce hatıralarına bakmak istedim. Ve masasındaki çekmecede gizli bir bölmede bu fotoğrafı buldum.”
Aynur Teyzenin gözleri inciler ile doldu bir anda.
“Anlat bana Aynur Teyze. Lütfen… Annemin yüzünü güldüren bu adam kim? Ben onu oldum olası hiç gülerken görmedim…”
Aynur Teyze yüzünde biriken incileri silip derin bir nefes aldı. Tam söze başlayacakken garson gözleme ve çayları getirdi. Garson gittikten sonra yüzüme bakarak:
“Sen onun hikâyesini bilsen anlarsın niye öyle olduğunu…”
“Ben de onun için buradayım… Hikâyesini öğrenmek için.”
Aynur Teyze derin bir nefes aldı. Gözlemesinden yiyip çayından bir yudum alarak söze başladı.
“Yavrum… Yıllar öncesinin hikayesi bu. Lise zamanımıza dayanır. Biz çok yakın arkadaştık. Annen, ben ve Ahmet. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmedi. Aynı mahallede büyüdük. Aynı sokakta dolaştık. Aynı dava için savaştık.”
Aynur Teyze bir bana bir de tabağıma baktı.
“E hadi kızım sen de hem ye hem dinle. Soğudu çayın da gözlemen de…”
Tabaktan bir dilim gözleme alıp yedim. Ardından çayımı içerek Aynur Teyzeye baktım. Elimle devam et diye işaret ettim. Aynur Teyze anlamsız bir şekilde bakıyordu yüzüme. Devamını anlatmaya korkuyor gibiydi gözleri… Kaçırıyordu benden.
“Aynur Teyze devam et…”
“Ha… Ha şey… Nerede kalmıştık…”
“Aynı dava için savaştınız…”
“Ha evet… Aynı dava için savaştık… Annen çok seviyordu Ahmet’i. Ahmet de onu… Ama o elim gece… Ah o elim gece… Ayırdı Nilgünüm ile Ahmet’i.”
Aynur Teyzenin gözünden dökülen bir inci elindeki çaya karıştı.
“O elim gecede polisler aldılar götürdüler Ahmet’i. Annen günlerce aylarca bekledi. Bir haber bir ses… Ama sesi değil de haberi geldi…”
Aynur Teyze hıçkırarak ağlamaya başladı. Masada bulunan peçetelerden verdim ona. Gözünü yüzünü silip damarlı tombik elleri ile elimi tuttu.
“Canlı çıkmadı hapisten Ahmet. Cenazesini çıkardılar. Annen çığlıklar ata ata, karnını tuta tuta ağladı. Asya… Ahmet senin…”
Devamını kulağımın çınlaması ile zar zor duydum. Ba-ban. AHMET SENİN BABAN! Benim babam Rüştü Ovalı değildi. Benim babam Ahmet Dağlıydı. Annemin kızlık günahı. Sevdası. Mazisi. Hatırlamak istemediği hatırası.
Şimdi anlıyorum anne. Beni niye sevmedin.
Şimdi görüyorum anne. Suratın niye buzdan. Şimdi biliyorum anne. Senin o gizli hikayeni.


