Rachid Benzine’nin çarpıcı romanı “Gazze’nin Son Kitapçısı”, savaşın ortasında ayakta kalmaya çalışan bir halkın, yıkıntılar arasında kitaplara tutunan yaşlı bir kitapçının ve onunla yolu kesişen bir yabancının hikâyesini anlatıyor. Gazze’nin Son Kitapçısı Beyaz Baykuş Yayınları etiketiyle raflarda.

Gerçeği insanın yüzüne çarpan eser, dramatik fotoğraf karelerinin ötesine geçerek okuru Gazze’nin sokaklarına, tozuna, sessizliğine ve direncine götürüyor.
Roman, uluslararası bir fotoğrafçının Gazze’de geçirdiği sıradan bir günün, onu beklenmedik bir karşılaşmaya sürüklemesiyle başlıyor. Enkazların, yıkılmış binaların ve hayatla ölüm arasına sıkışmış bir şehrin içinde anlatıcı, küçük bir sahaf dükkânının önünde kitaplarına gömülmüş yaşlı bir adamla karşılaşıyor: Nebil El Cebir.
Onun sakin, vakur ama derinlikli varlığı, romanın kalbini oluşturuyor. Nebil, kitapları yalnızca satan değil, onları bir nefes alanı, bir direnme biçimi, bir onur parçası olarak gören bir karakter.
Hikâye ilerledikçe roman, fotoğrafçının objektifinden Gazze’nin yıkımını, sıradan insanların direncini, çocukların oyunlarına karışan ölüm sessizliğini ve Nebil’in kişisel tarihini iç içe geçiriyor. Balad el-Şeyh katliamı, ailesinin yaşadığı acılar, mültecilik yılları, kamp hayatı ve sözcüklerin insanı yeniden kuran gücü, Nebil’in hayat hikâyesinde birer iz olarak beliriyor.
Benzine’nin anlatımı, savaşın siyasetini değil, savaşın insanda bıraktığı derin yarayı merkeze alırken, anlatılanlar, istatistiklerin ve haber başlıklarının çok ötesinde, insan kalabilmenin bedeline dair bir iç hesaplaşma niteliği taşıyor.
Arka Kapak Yazısı
Kitaplar hâlâ bizim en büyük kurtuluşumuzdur: Kaçmak için değil, yaşamak için.
Gazze’nin dumanı tüten harabelerinde, sararmış kitap sayfalarının arasında yaşlı bir adam, birinin nihayet durup onu görmesini bekler. Çünkü elindeki kitaplar yalnızca kâğıt ve mürekkepten ibaret değildir. Onlar, bölünmüş bir hayatın izlerini, yok sayılmış bir halkın belleğini, bastırılan bir sesin yükünü taşır.
Genç bir Fransız fotoğrafçı objektifini bu adama çevirdiğinde, tek bir fotoğraf karesi yakaladığını sanır. Oysa gördüğü şey bambaşkadır: Gerçeğe, direnişe ve unutulmayanlara açılan bir kapı.
“Her bakışın ardında bir hikâye saklıdır…” der kitapçı. “Bazen bir insanın, bazen de bir halkın.”
Ve böylece başlar anlatı.
Yıkıntıların arasında büyüyen çocuklar, yarım kalmış cümleler, kayıplarla örülü bir yaşam…
Ve bütün bu sessiz enkazın ortasında, bir adam ağır ağır bir sayfa çevirir.
O an anlarsınız:
Bir sayfa çevirmek, bir devrim başlatmaktır.


