Close Menu
    Son Eklenenler

    Editörden: KIYIYA VURAN KELİMELER

    Ekim 15, 2026

    ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

    Ekim 15, 2026

    DALGALAR

    Ekim 15, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Ekim 15
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      2026 Nobel Edebiyat Ödülü Anne Carson’a verildi

      Ekim 8, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      2026 Emmy Ödülleri’nde Rekorlar Gecesi: Televizyonun Ezberleri Bozuldu

      Eylül 16, 2026

      ÇYDD’nin 2026-2027 burs başvuruları başladı

      Eylül 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Polat Özlüoğlu ile “Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar” romanı üzerine

      Ekim 13, 2026

      2026 Uluslararası Booker Ödülü’nün Kazananı “Tayvan Seyahatnamesi” Türkçede!

      Ekim 9, 2026

      Sıradan insanın bir “derbeder” olarak portresi

      Ekim 7, 2026

      Celal Kadri Kınoğlu’nun yeni romanı “Provalar” raflarda

      Ekim 3, 2026

      Tutu Aydınoğlu’ndan Mirzayev’e yeni bir yorum: “Hafızanın Kontrpuanı” albümü çıktı

      Eylül 29, 2026

      Klasik Müziğin çağdaş yorumcularından Janoska Ensemble Bodrum’da

      Ağustos 7, 2026

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

      Ekim 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikâyeler – IX

      Ekim 14, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      İsmi olmayan hikâyeler – VIII

      Ağustos 30, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Pera Müzesi’nde İki Yeni Sergi: Cumhuriyetin Kamera Arkası ve Frank Bowling

      Eylül 30, 2026

      ‘1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar’ sergisi RHM’de

      Eylül 23, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Bağdat Kavşağı: Savaş, Vicdan ve Kefaret

      Ekim 14, 2026

      37. Ankara Film Festivali’nde Ulusal Kısa Film Yarışması jürisi açıklandı

      Ekim 12, 2026

      Arjantin sinemasından Lütfi Ö. Akad’a: Sinematek’in yeni sezonunda neler var?

      Ekim 9, 2026

      Cennete 9 Tapınak: İnanç, aile ve ölüm arasında 9 durak

      Ekim 5, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kaş Tiyatro Günleri Likya’nın izinde beşinci kez perde açıyor

      Ekim 6, 2026

      14 yıl sonra yeniden perde: Muammer Karaca Tiyatrosu bağımsız tiyatrolara açılıyor

      Eylül 27, 2026

      Tiyatroda “VR” deneyimi: “35 Mayıs” yeniden sahnede

      Eylül 22, 2026

      Sait Faik ile Orhan Kemal “Düş Payı”nda buluşuyor

      Eylül 1, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Editörden: KIYIYA VURAN KELİMELER

      Ekim 15, 2026

      ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

      Ekim 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikâyeler – IX

      Ekim 14, 2026

      Bağdat Kavşağı: Savaş, Vicdan ve Kefaret

      Ekim 14, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Küçük bir kâğıtta koca bir hayat: Hasip Pektaş ve ekslibrisin hafızası

      Eylül 25, 2026

      ÖZLEM GÜLLER ÜNAL RÖPORTAJLARI

      Eylül 13, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Karanlığın değişen yüzü: Gotik edebiyatın tarihsel gelişimi

      Eylül 15, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Polat Özlüoğlu ile “Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar” romanı üzerine

      Ekim 13, 2026

      “Miras alanlarını rant projesine dönüştürmeden kentin ortak yaşamının parçası haline getirmek meselemiz”

      Ekim 7, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      ÜST GEÇİT

      Ekim 1, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » GÖLGE
    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    GÖLGE

    Ekim 15, 2026Yorum yapılmamış8 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Bilge Akay Çalışır

    Feride, omzundaki plaj çantasıyla sokağın bitimine vardı. Araç girişinin yasak olduğu yerin ötesi, tekneye giden yoldu. Birkaç metre yürüyünce “Gölge” yazılı tekneyi gördü. İskele merdivenine adımını attı. Bir el omzuna dokundu. Kadının yüzünde zoraki bir gülümseme var gibiydi.

    “Feride! Seni beklemiyordum. Dur, çantanı alayım!”

    “Gerek yok. Taşıyabilirim,” dedi Feride ama Eda çantayı kolundan çekercesine aldı. İskele merdivenini tırmanıp sandalyenin üzerine bıraktı. Hareketlerini, atletik vücudunu göz önüne sermek için özellikle ayarlıyor gibiydi. Karnı içe çekik, göğsü dışarıda, sırtı korkuluk gibi dimdikti.

    Feride, kadının uzanan elini geri çeviremeyince tutmak zorunda kaldı. İskele merdiveninin korkulukları yokmuş gibi. Bir şeye tutunması gerekseydi bu korkulukları tutmayı tercih ederdi. Teknenin iç kısmına bir çuvalı çekiyordu sanki kadın. İşini bitirince ellerini birbirine çırpıp görevini layıkıyla yapmış biri gibi gururlu göründü.

    “Sen rahatına bak! Ben kızları karşılarım,” diye seslenince Feride cevap vermeden ön güverteye doğru yürümeyi sürdürdü; uzaklaştığı için duymamış gibi görünmek istedi. Ön kısımda küçük bir sedir vardı; oturup küpeşteye yaslandı, manzaranın tadını çıkarmak istiyordu. Açıkta bir iki tekne süzülüyordu. Yarım saat öncesinin görünümleri kaybolmuş gibiydi. Ufuk çizgisi, gökyüzü ile denizin arasındaki belirsizliğini yitirmişti. Çırpınan dalgalar tekneyi hafifçe sarsıyordu.

    Sarsıntı birden çoğaldı. Feride’nin küpeştede serbest duran elleri demirleri kavradı. Diğer konuklar sözleşmiş gibi aynı anda gelmişler, iskele merdiveninden attıkları her adım sarsıntıyı tetiklemişti. Tüm konuklar tekneye geçince Eda da binip oturacakları masaları gösterdi. Eda, konukları dümene yakın karşılıklı iki masaya yerleştirdi. Kendisi de kalan son sandalyeye oturdu. Az önce tenha olan tekne şimdi seslerin birbirine karıştığı, kahkahaların duyulduğu bir yer olmuştu.

    Kadınlardan birinin sorusu ayırt edildi:

    “Adriana nerede?”

    Eda, uçuşan şifon elbisesini çıkartıyordu.

    “Aradı, gelemeyecekmiş. Oğlan gece ateşlenmiş.”

    Elbiseden kurtulup bikinisiyle kaldı.

    “Ah! Çok yazık, yazın sıcağında ateşli hastalık!”

    İnce uzun paketten aldığı sigarasını rüzgâr çakmağıyla yaktı. Eda’nın üçgen model bikinisi dimdik durmasına rağmen ikide bir askılarını düzeltiyordu.

    “Ya, sorma! Neyse ki biz sıramızı savdık.”

    Feride ön güvertede kaptanın camından doğru, teknenin iç tarafını, kadınların gövdeleri arasından arkaya kadar uzanan bölümü görebiliyordu. Miçonun kafası görüş alanına girdi. Yirmi beş yaşlarında olmalıydı, çenesindeki ufak kıl yumağı, yanaklarına doğru incelerek seyrekleşen kirli sakalı seçilebiliyordu. Kaptan gelmeden önce son hazırlıklarını yapıyor gibiydi.

    İskele merdiveninde cılız ama çevik görünen kaptan belirdi. Hızlı adımlarla tekneye bindi; kadınları selamlayıp dümene geçti. Miço, koçboynuzundaki halatın ucunu gevşetti; karadaki babaya bağlı halat kayar kaymaz suya düşürmeden hızla çekip güverteye topladı. Ahşap yolcu merdivenini yukarı çekti. Elini kaldırıp kaptana “gidebiliriz” işareti verince tekne limandan ağır ağır çıktı; liman ağzını geçince motorun sesi yükseldi.

    Şimdi rüzgâr Feride’nin başındaki bandananın açıkta kalan uçlarını dalgalandırmaya başlamıştı. Gözlerini kapatıp güneşe, denize ve iyot kokusuna teslim oldu. Motorun gürültüsü kadınların sesini bastırmış, zihnindeki son görüntü kırıntıları da silinmiş, yok olmuştu. Gözleri kapalıyken hareket eden ışıltıların altında uçsuz bucaksız boşluğun ortasındaydı; bir anlığına sadece kendi varlığını duyumsadı. Tekne ilk koya varana değin bu şekilde kaldığını sonradan anladı. Ön güvertedeki kapak kaldırılmış, ağır demir gürültüyle denize fırlatılmış; demirin peşinden kalın zincirler denize akmıştı.

    Zincirin gürültüsü kesildi; demir, zemine ulaşmış olmalıydı. Feride’nin göz kapakları aralandı. Kıyıdaki ağaçların yeşil yaprakları arasında, kemikli ve kırışık bir elin parmakları gibi duran dalları gördü. Farklı tanrılara inanan inançlı eller gibi ya da aynı tanrıya inanan farklı eller gibi açılmışlardı. Daha dikkatli bakınca dallardaki karartıların keçiboynuzu olduğunu anladı. Ağaçların diplerinde, kumların üzerinde bir yığın keçiboynuzu vardı.

    Çantasından telefonunu almak için arka güverteye geçti Feride; fotoğraf çekmek istiyordu. Rüzgâr hafifti ama tekne hareket etmediğinden sallantı daha fazla hissediliyordu. Kadınlar, yüzmek için merdivenin başında kuyruk olmuşlardı. Masada sadece iki kadın kalmıştı. Eda şnorkelini takıp teknenin kenarından kendini denize bıraktı.

    Feride, kadınların masasına göz gezdirdi; çantasını göremedi. Arka taraftaki boş masalara baktı. Çanta, Eda’nın bıraktığı sandalyede duruyordu; kadınların toplandığı masaların epey gerisinde. Açıkta, camdan yapılmışa benzeyen devasa motor yata vuran güneşin yansıması ayakta duran Feride’nin gözüne nişan alınca sandalyeye oturdu. Elbisesi, desenlerin çoğaldığı yerde koyudan açığa, açıktan koyuya dalga dalga morlar, pembeler cümbüşüydü. Oturduğu yerde elbisesini çıkardı.

    Gövdenin üzerinde, boynun kafasındaki gözlerden aşağıya doğru baktı. Şişkin et yığını altında sandalye üzerinde yayılmış iki bacağı gördü. Bacaklar arasında tırnaklarının yarısı olmayan ayak parmakları vardı. Göğsünden boynuna ve başına değin alevler tırmandı. Deniz gözlüğünü takıp denize girmeliydi; çantasından havlusunu çıkartıp beline bağlayabildi. Soğuk terle beraber gelen sarsıcı bir titremeye tutuldu.

    Karşı masadaki kadınlar konuşmayı sonlandırmış, Feride’nin bedenini mekanik hareketlerle taramaya başladılar. Üzerinde gezinen bu bakışlar birer lazere dönüştü. Sert masaya uzandı; oda buz gibiydi. Kolları başının üzerinde, birbirini kesen onlarca kırmızı lazer, bedenine indirilecek bıçak darbeleri gibiydi. Başının üzerinde dönen devasa cihazın uğultusu bitince başka yerden gelen vızıltılar, vızıltılar bitince takırtılar. Kırmızı lazerler, bedenin doğru hizalanması içindi. Kadınlar da hizalamak istiyordu sanki. Uzun uzun baktılar. Biri konuşurken saçını bir o yana bir bu yana attı. Makinenin gürültüsü dindi. Sessizliğin içinde tek başına kaldı. Sert masadan kalkmak gerekiyordu; kalkmadı, biraz daha bakmak istedi boylu boyunca uzanan yığına.

    “Eda! Kuzum, gelsene,” dedi kadın.

    Eda denizden yeni çıkmış, kurulanarak yanlarına gitmişti.

    “Su şahane, neden girmiyorsunuz?” deyip yanlarına oturdu. Aslında sigara kullanmıyordu ama masadaki paketten bir tane alıp yaktı.

    “Hı, o mu? Adriana davet etmiş,” dedi Eda fısıltıyla.

    “Güneş zararlı değil mi ona?” dedi kadınlardan biri. “Gerçi tentenin altına geçebilir.”

    “Deniz tutmasın da kızı? Aman başımıza iş açılmasın denizin ortasında!”

    Açıktan geçen devasa geminin ardında bıraktığı dalgalar, “Gölge”ye yandan ulaştı. Tekne beşik gibi bir sağa bir sola sallandı. Kadınlar istemsizce çığlık atıp elleri neye uzanabildiyse tutundular. Bu anlık, gelip geçici dalga Feride’yi gülümsetti.

    Diğer koya gitmek üzere tekne seyre başladı.

    “Kaptan, müzik açsana, keyfimiz yerine gelsin,” dedi Eda.

    Hareketli bir parça çalınca hepsi birden kalkıp göbek atmaya başladılar. Müziğin sesi o kadar yüksekti ki teknenin önünden geçtiği yamaçlarda gümbürtüyle yankılanıyordu. Sert bir rüzgâr Feride’nin bandanasını başından uçurdu. Başındaki tüylerin uçuşup birbirine değdiğini hissetti. Birden tüm bedeni gevşedi. Daha önce çıkarmayı neden akıl edememişti? Eda dans ederek Feride’nin yanına geldi.

    “Gelsene kız, iki oyna, iyi gelir,” dedi.

    Oynamaya niyeti yoktu ama hâli olmadığından değil; sadece bu müzik türünü ve bu dansı sevmiyordu. İki oynayınca iyi gelecek bir şey değildi onun için. Kaptan müziği kapattı; yemek vakti geldiğini duyurdu. Miço, masalara servisleri açtı.

    Müziğin kesilmesiyle kadınların sesleri tekrar yükseldi. Feride telefonuyla koyların, yamaç paraşütü yapanların, uzaktan siluet gibi görünen başka teknelerin fotoğraflarını çekiyordu. Teknenin kıç tarafında unuttuğu terliklerini almaya giden kadın Feride’nin yanında durup kulağına eğildi. Yüzüne kondurmaya çalıştığı ifade hiç de sahici değildi.

    “Nasılsın Ferideciğim? İyi gördüm seni. Daha iyisin ya!” deyip parmaklarının ucuyla Feride’nin omuz başına dokundu. Feride’nin başı kendi omzuna doğru döndü; kadınla göz göze geldi. Küçük bir tebessümle yanıtladı:

    “İyiyim, iyiyim.”

    Kadın da tebessümle tam doğrulurken yüzü birden çöktü. Karşı masadaki arkadaşına “Ne diyeceğimi bilemiyorum,” der gibi çaresizce bakıp dudak büktü.

    Miço, tabaklara servis etmek üzere yemekleri getirdi.

    Kadınlardan biri, “Keşke ben de balık söyleseymişim,” dedi; gözleri yanındakinin tabağındaydı.

    “Tavuğun porsiyonu küçük geldi gözüme.”

    Karşı çaprazdaki kadın meze tabağına uzanırken bir dilim de ekmek aldı.

    “Ekmeği bırakmıştım ama açık havada yenmeyecek gibi değil.”

    Eda, “Benimkini verebilirim. Sabah kahvaltı yapmıştım,” dedi.

    Yemek sonrası tatlı var mıydı menüde diye sordu yanındaki kadın.

    “Meyve servisi var!” dedi Eda.

    Feride, Miço masasına servis açarken istemediğini söylemişti. Çantasından elma ve kraker çıkardı. Tekne demirleyeceği koya yaklaştı. Alçakta günlük ağaçlarının bulunduğu bir vadi, onun gerisinde kızılçamlarla kaplı dik yamaçlar vardı. Tepelerin arasında denize doğru açılan dar geçitler olmalıydı. Bir şahin havada daireler çizdi ve arkadaki yüksek tepenin ardında kayboldu.

    Meyveler servis edildi. Meyve şekerinin daha zararlı olduğuyla ilgili hararetli bir tartışma başladı.

    “Meyve sağlıklı diyoruz ama miktarı çok önemli!” dedi Eda.

    “Ve ne zaman yediğin,” diye ekledi yanındaki.

    Sanki az önce masada ne varsa silip süpürmemişler gibi şimdi iki şeker türünün metabolizma üzerindeki farklarını tartışıyorlardı.

    “Cilde de çok zararlı şeker; erken yaşlandırıyor!” deyip gözünün etrafındaki ince kırışıklıklara dokundu kadın. Masadan kalkıp Feride’nin yanına geçti.

    Sesini alçaltarak “Baksana, sana ne soracağım canım. Doktorundan memnun musun?” dedi.

    “Olumsuz bir şey yaşamadım,” diye cevapladı Feride. Ansızın denizdeki o tatlı esinti kesildi. Hava ağırlaşınca kaptan ufka baktı.

    “Bir tanıdığımın ihtiyacı oldu da,” diye devam etti kadın.

    “Telefon numarasını veririm.”

    Feride, telefon rehberine doktorun adını yazdı. Ekranda numara belirdi. Kadın, aniden esen rüzgârın yüzüne yapıştırdığı saçlarını kenara çekti.

    “Gerçi o hasta değil,” dedi. Feride’nin telefonu tutan ellerine baktı. “Pimpirikli!” Son cümleyi söylerken sesi titredi. Morarmış tırnakları görünce gözlerini kaçırdı.

    Kaptan, dağların arasından yükselen toz bulutunu izliyordu. Koyun arkasındaki dik yamaçtan uğultulu bir ses yükseldi.

    Kadının saçları geriye savruldu. Feride’nin gözlerinin içine baktı.

    “Gerçi o en iyi doktorlara gidiyor,” dedi. Sesi aceleciydi. “Sırf test yaptırmak için, düşünsene!” Cümlesini bitirince bir an duraksadı, bakışları arkadaki manzaraya kaydı.

    Dümenin orada ayakta duran Eda telefonuna bakarak güldü:

    “Buraların kaçak rüzgârı meşhurmuş, baksanıza; dağda hava soğur ve birden koya inermiş.”

    Cümlesini bitiremedi. Gökyüzü bir anda yere indi; koya doğru rüzgâr boşaldı.

    Kaptan, dümenin arkasından dışarıya doğru bağırdı:

    “Kaçak geliyor! Kalkmayın, sıkı tutunun!”

    Kadınlar ne yapacaklarını bilemez hâlde çığlık atıyorlardı. Yerlere savrulan eşyalar teknenin uzak köşelerine çarpıp duruyordu. Meyve tabakları, bardaklar kırılmış; meyve bıçakları ve çatallar oradan oraya savruluyordu.

    Kıyıdan esen rüzgâr tekneyi birden açığa doğru sürükledi. Sanki artık demire bağlı değil gibiydi. Sallantı şiddetle devam etti. Kaptan motoru çalıştırdı. “Gölge”nin dümenine asılıp çevirdi.

    “Kayaya takıldı,” dedi. “Demir, kayaya takıldı!”

    Cam kırıklarına basanların ayakları kesilmiş, masaya çarpan Eda’nın dudağı patlamıştı. Miço, ön güvertede küpeşteye sarılıyordu. Feride, oturduğu yerde masaya tutundu; dalgaların durulmasını bekledi.


    Bilge Akay Çalışır öykü

    Related Posts

    Editörden: KIYIYA VURAN KELİMELER

    Ekim 15, 2026 H. Nilgün Karataş - Suare

    BİR TABAK BAKLAVA

    Ekim 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    SAFİYE ABLANIN RADYOSU

    Ekim 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    LATİFE’NİN ŞAKASI

    Ekim 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Editörden: KIYIYA VURAN KELİMELER

    Ekim 15, 2026 H. Nilgün Karataş - Suare

    H. Nilgün Karataş Yüzeyde başlayan küçük bir titreşim, hafif bir esintiyle. Kilometrelerce ötede gerçekleşen bir…

    ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

    Ekim 15, 2026

    DALGALAR

    Ekim 15, 2026

    BENİM DALGALARIM

    Ekim 15, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    BU YAZI BURAYA GELENE KADAR

    Eylül 1, 2026 Gönül Yasemin Ölmez

    Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

    Mayıs 1, 2026 Ayın Kitapları

    SIKIŞANLAR

    Ekim 1, 2025 Betül Çakıroğlu
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Editörden: KIYIYA VURAN KELİMELER

    Ekim 15, 2026

    ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

    Ekim 15, 2026

    DALGALAR

    Ekim 15, 2026

    Haber Bülteni

    Haber Bültenimize Abone Olun

    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.